İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

İnsaniyetin düşmanı cehalet ve fakirlik

2020-01-01
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Câbir bin Abdullah (radıyallahu anh)’den rivayet edilmiştir. Dedi ki: Bir gazvede (savaşta) Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ile beraberdik (Sûfyân bu savaşın Mustalıkoğulları savaşı olduğu kanaatindedir.) Bu arada muhacirlerden bir adam Ensâr’dan bir kimsenin arkasına vurdu. Derken Ensarî dedi ki: “Ey Ensâr! Yetişin” muhacir de dedi ki: “Ey Muhacirler! Yetişin” Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) bunu işitti ve “Cahîlî dönemdeki çağrışmaların şimdi aramızda işi ne.” Buyurdu. Ashab: “Muhâcirlerden bir adam Ensâr’dan bir adamın arkasına vurdu” dediler. Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem), bu kokuşmuş cahîlî dönem işlerini bırakınız, dedi. Abdullah bin Übey b. Selül bunu işitti ve şöyle dedi: “Böyle mi yaptılar. Eğer Medine’ye dönersek üstün olanlar aşağılık kimseleri Medine’den çıkaracaktır.” Bunun üzerine Hz. Ömer radıyallahu anh dedi ki: “Ey Allah’ın Resulü! Şu münafığın boynunu vurayım.” Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem): “Bırak onu!” buyurdu. “İnsanlar, Muhammed arkadaşlarını öldürüyor diye konuşmasın,” Ömer’den başkaları şöyle diyor: O’nun oğlu Abdullah bin Abdullah, ona: “Vallahi kendini zelil ve Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in aziz olduğunu ikrar etmeden Medine’ye dönemezsin” dedi. O da bunu aynen yaptı. (Buhari, Müslim, Tirmizî) Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edilmiştir. Dedi ki Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Yedi (engelleyici) şey(gelme)den önce iyi işler yapmakta acele ediniz. Yoksa gerçekten siz, unutturan fakirlik, azdıran zenginlik, (her şeyi) bozup perişan eden hastalık, saçma-sapan konuşturan ihtiyarlık, ansızın geliveren ölüm, gelmesi beklenen şeylerin en şerlisi Deccâl, belâsı en müthiş ve en acı olan kıyametten başka bir şey mi beklediğinizi sanıyorsunuz?” (Tirmizî) Allah Teâlâ’nın tanınmadığı, hükümlerinin bilinmediği yer ve toplumlarda cehalet vardır. İslam’ın olmadığı, yaşanmadığı yerde cahiliyyet vardır. Cehalet ve cahiliyyetin olduğu yerlerde zulüm var, haksızlık var, huzursuzluk vardır. Bu nedenle İslam öncesi döneme cahiliyyet dönemi adı verilmiştir. Yani cehaletin hüküm sürdüğü, cahili örf ve adetlerin hâkim olduğu, kaynağı cahil kişi ve cehalet olan hükümlerin revaçta olduğu dönem demektir. Cahili toplumlarda güçlü, haklı; güçsüz ise haksızdır. Bu nedenle güçlü her fırsatta güçsüze saldırabilir, canını alabilir, malını ve namusunu talan edebilir. Cahiliyetin hüküm sürdüğü yerlerde kan davaları sürüp gitmektedir. Bu nedenle iki kabile veya iki aile arasında yıllarca çekişme ve kavga devam eder ve birçok masumun kanı heder olur. Çocuklar yetim, kadınlar dul kalır. Cahiliyetin hâkim olduğu toplumlarda çıkar ön plandadır. Bütün dostluklar ve değerler çıkar üzerine kuruludur. Bu nedenle bugün dost olan iki kişi çıkar nedeni ile yarın can düşmanı olabilirler. Baba ile oğul, kardeş ile kardeş, koca ile karı birbirini terk edebilir hatta birbirlerini öldürebilirler. Cahili devletlerin, milyonların huzuruna ve hayatına mal olan çekişme ve savaşlarının nedeni çıkardır. Gerek İslam âleminde olsun gerek diğer yerlerde olsun günümüzdeki bütün çekişmeler ve kan dökmelerin sebebi de emperyalist cahili devletlerin çıkarlarıdır. Cahiliyetin bulunduğu yerlerde kumar, faiz, ırkçılık, fuhuş, gasp, hırsızlık ve her türlü kötülük işlenmektedir. Bu nedenle Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Veda Hutbesi’nde: “Cahiliyyete ait her şey ayağımın altındadır.” Buyurmuştur. Birinci hadis-i şerif, biri Ensâr’dan diğeri Muhacirlerden iki gencin kavga etmesinden ve her birinin kendi yakınlarını yardıma çağırmasından bahsetmektedir. İşte Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buna cahili iş ve çağrışma adını vermiştir. Zira burada ırkçılık devreye girmiştir. İslam kardeşliği unutulmuştur. Bu ise cahilce bir davranıştır. Akıbeti düşünmemektir. Haklı haksızı bilmeden her bir taifenin kendi yakınına destek olması elbette haksızlıktır, zulümdür. Bir kişi sırf Ensar olduğu veya sırf Muhacir olduğu için haklı olamaz. Günümüzde olduğu gibi bir kişi sırf Türk olduğu için veya sırf Kürt olduğu için ya da sırf Arab olduğu için haklı görülemez. Maalesef bugün İslam tam olarak bilinmediği ve yaşanmadığı için İslam âlemi düşmanlarının ellerinde bir oyuncak haline gelmiştir. Kimisi direk düşman eli ile katledilirken kimisi de ırkçılık, mezhepçilik, suni grupçuluk ile birbirleri ile boğuşturulup birbirlerinin elleri ile öldürülüyor, malları ve namusları talan ediliyor, dünyaları gibi ahiretleri de harab ediliyor. İşte bunun baş sebebi cehalettir. Ayet-i kerimede Hz. Musa’dan (Aleyhisselam) hikayeten buyuruluyor: “Cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım.” (Bakara:67)  ve yine şöyle buyuruluyor: “Sakın cahillerden olma!” (En’am:35) İkinci hadis-i şerif ise yedi şeyden sakındırırken birinci sırada “Unutturan fakirlik”ten bahseder. Evet, fakirlik birçok şeyi unutturur. Haram-helâl sınırlarını da unutturur. İslam’dan uzaklaşmanın, bihaber kalmanın bir sebebi de fakirliktir. İslam âlemi cahil bırakıldığı gibi fakir de bırakılmıştır. İnsanı hayır yapmaktan, İslam’ı anlayıp yaşamaktan alıkoyan engellerin başında fakirlik gelmektedir. Unutturan fakirlik: açlıktan, elbisesizlikten ve rızık peşinde dolaşmaktan dolayı sahibini dehşete düşürüp taat ve ibadeti unutturan demektir. (Mirkat-ül Mefatih) İmam Şafii rahmetullahi aleyh “Şayet bir soğana (dahi) muhtaç olsaydım (hiç) bir meseleyi anlayamazdım” demiştir. (Delil-ül Falih’in) Fakirlik insana birçok maslahatı unutturur. Çünkü rızkın peşinde koşturmak sebebi ile önemli birçok işi yapmaktan meşgul eder. (Rıyad-üs Salihin şerhi) Zira fakirlik öyle bir durumdur ki onda; kızgınlık, az sabır ve ihtiyaç nedeni ile harama ya da şüpheli şeylere bulaşıp fitneden korkulur. “Fakirlik senin düşüncelerini kaybettiriyor, ibadete olan gayretini başka yere çeviriyor; acını, zayıflığını, vesveselerini ve Allah’ın hukukunda taksiratını arttırıyor. Fakirlik ki namazları eda etmeni ve sadakaları vermeni unutturuyor ve kalbine açgözlülüğü, mal sevgisini ve mal toplama arzusunu dikiyor. Dert ve kederleri celp eden şeylerden biri de borçların çokluğu ya da yıpratıp helak eden fakirliktir. Bundan dolayıdır ki Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem “Allah’ım küfürden ve fakirlikten sana sığınırım” buyurarak istiaze etmiştir. Ve “Nerdeyse fakirlik küfür olur… Allah’ım yedi göğün rabbi ve büyük arşın rabbi! Borçlarımızı öde ve bizi fakirlikten varlıklı hale getir!...” buyurmuştur. Tabi bu İbn-u Mace’nin rivayet ettiği: “Dünya ve dünyalıklardan yüz çevir, Allah seni sevsin; halkın elinde olandan yüz çevir, insanlar seni sevsin” hadisi ile çelişmiyor. Hem senedinde zayıf kişi de vardır. Ancak manası: senin yanında sana yetecek kadar mal olması, insanlardan dilenmekten ve onların yanındaki malı talep etmenden sana yetecek olmasıdır. Senin yanında yüzünü insanlardan engelleyecek kadar mal olur, şerefli ve nezih olursun. (La tahzen) Sahih hadis-i şerifte gelmiştir ki: “…Şayet sen varislerini varlıklı olarak bıraksan insanlara el açacak şekilde fakir bırakmandan daha hayırlıdır.” Bir şair izzet-i nefs hakkında şöyle diyor: Sözlerin en güzeli sana “al!..” dememdir.      Sözlerin en çirkini ise “hayır!..” ve “belki..”dir. Yani benim sana söyleyeceğim en güzel ve en çok hoşuma giden değerli sözüm sana mal vererek “Al!...” dediğim sözümdür. Hiç sevmediğim, hoşuma gitmeyen ve en çirkin sözüm  ise istediğin bir şeye “Hayır!..” demem ve engel olmam ya da “Belki..” deyip oyalamamdır. Sahih hadiste: “üstteki el alttaki elden hayırlıdır” üstteki el veren eldir, alttaki el ise alan ve isteyen eldir. “istemeyip iffetli davrandıklarından dolayı bilmeyen kişi onları varlıklı zanneder” (Bakara 273) Yani insanlara yağ çekip dalkavukluk yapıp onlardan bir rızık ve kazanç talep etme. Çünkü Allah Teâlâ rızkı üzerine almıştır. Zira imanın izzeti sağlam ve yüksektir, iman ehli olanlar şereflidirler, her zaman başları diktir, gururları ve şahsiyetleri yüksektir. İbn-ül Verdi şöyle demiştir: “Ben kesilmesi öpülmesinden daha hayırlı olan bir eli öpmek istemem. Zira bir ihtiyacımı giderirse onun kölesi olurum. İhtiyacımı gidermese de bana o utanç yeterdir. (La tahzen) Seyda Molla Halil Siirdî şöyle demiştir: “Şayet şükredecek bir zengin isen sabırla beraber olan fakirliğe ne ihtiyacın var?” Demek zenginlikle beraber şükür gerekir, fakirlikle beraber de sabır gerekir. Yoksa insan istikameti kaybeder. Bu anlatılanlardan anlaşılan şudur: Fakirlik iman, ilim ve takva ile takviye ve terbiye edilmezse birçok fenalığa ve harama bulaşmaya sebeb olur. Ancak günümüzde fakirlik durumunda bu takviyeyi yapmak çok zor olmuştur. Bu nedenle küfür âlemi bunu kullanarak birçok kişiyi İslam’a düşman hale getirebiliyor. Hz. Aişe validemizden (radıyallahu anha) rivayet edilmiştir. Dedi ki Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle dua ederdi: “… (Allah’ım) zenginlik fitnesinin şerrinden ve fakirlik fitnesinin şerrinden sana sığınırım…” (Buhari, Müslim) Biz de son olarak şöyle diyelim: Allah’ım ahir zamanın fitnesinden; bilhassa cahillerin ve cehaletin şerrinden ve fakirliğin şerrinden bizi ve tüm İslam ümmetini muhafaza eyle!... Âmîn!... Abdulkuddus YALÇIN
Abdulkuddus Yalçın

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS