Fakat insan, o sarp akabeye-yokuşa göğüs veremedi. (Beled-11)
Burada akabe yokuştur
Yokuş nedir? Aşağıdan yukarıya gittikçe yükselen eğimli yerdir. İnişin zıddıdır.
İnsanın seyrinde hep yokuşlar vardır. Hayatta mutlaka insanın önüne yokuşlar çıkıyor. Bunları aştıkça mesafe kat eder güç ve itibar kazanır.
Kur’an yokuşa “akabe” adını veriyor ama sonuca da akıbet ismini veriyor. Demek ki insanın önündeki her akabe eğer insan sabrederse buna göğüs gererse neticeye inanırsa ona güzel bir akıbet olur.
Akabe yokuştur dedik ama ilginçtir akabe aynı zamanda müennes/dişil bir lafızdır. Burada dişillik yokuştan korkulmaması gerektiğine dair çok latif bir mesajdır. Öyle ya yokuş çok sarp olduğunda ürkütücüdür. Ama buna verilen isim yani akabe dişil formdadır. İşte bu dişillik o sarp yokuşa karşı aşkla, muhabbetle, umutla katlanmayı, göğüs germeyi gerektirir.
Arap yarımadasında Akabe adını taşıyan birçok yer vardır. Medine Müslümanlarının Peygamber(sav)’e biat ettikleri yerin ismi de akabedir. Evet, bu zahirde bir yokuştur ama haddi zatında aşktır. Güzel akıbettir, şereftir. Bunun gibi insan hayatında karşılaştığı her akabeyi bu ruh, bu aşk ve imanla aşmaya çalışmalıdır. O zaman akabe kendisine güzel bir akıbet, şerefli bir kıssa olacaktır.
İnsanın hayatında karşılaştığı yokuşlar akabeler ve buna dair anahtar kelimeler
ÖZGÜRLÜK
İnsanın hayatında özgürlüğünü kısıtlayan her şey ona bir akabedir. Çünkü esir olan, rehin olan, boyunduruk altında bulunan kimse yokuşu geçemez. Bu nedenle yokuşu geçebilmek için hayatta hiçbir şeyi engel görmemek gerekir.
İnsanın hayatta sahip olduğu her şey kendisine imkân ve fırsat sunabileceği gibi kendisine yük de olabilir. Bu nedenle yokuşta yükünü hafif tutmak çok önemlidir. Yokuşta yükü en hafif olan en avantajlı olandır. Bu nedenle insanın dünyevi yük ve tasaları ne kadar az ise yükü o oranda hafif olur. Yükü ne kadar hafifse yokuşu o kadar kolay ve hızlı çıkar. Bu nedenle insanın önündeki en önemli engel esarettir. Bunu aşmak da ancak özgürlük tutkusuyla olur.
Bildin mi sen, o sarp yokuş nedir? Köle azat etmektir(Beled:12 -13)
İşte böyle insan önce kendisini azat etmelidir. İnsanlar bu ayeti hiç kendileriyle ilgili anlamazlar. Çünkü kendilerini köle görmezler oysa evvela insanın kendisi esirdir. İnsanın kendisi azat edilmeye muhtaçtır ve insan önce kendini kendi elinden azat etmelidir.
Kendini kendi elinden azat edecek. Hedefi ve muradı olacak, âşık olacak o zaman yokuşu aşma güç ve iradesini kendinde bulabilecektir.
Medineli Müslümanlar akabe biatlerinde esasen kendilerini azat ettiler. Hür oldular ve sonuç olarak azimle, imanla, aşkla Peygambere(sav) biat ettiler.
İNSAN KENDİ KENDİSİNİN REHİNESİDİR
İnsan yapıp ettiğinin rehinesidir(Müddessir:38). Bu nedenle insan önce kendini rehin olmaktan kurtarmalıdır. Güzel işler yapmalı ki kendini kendi elinden azat etsin. Aksi takdirde insan hep rehin kalır, sonra birileri onu haraç mezat satıp pula çevirir, paraya çevirir. Malum, rehinin akıbeti en sonunda açık artırmayla paraya çevrilmektir.
YÜKTE HAFİF PAHADA AĞIR
Hâsılı kelam özgürlük önce insanın kendisinden başlar. Pahada ağır yükte hafif şeyler seçmeli ki insan akabeyi-yokuşu kolay aşsın, akıbeti güzel olsun. Tersine bazıları pahada ucuz yükte ağır şeylere tenezzül eder. Bu da yolda ve yokuşta onlara eziyet olur. İşte dünyadan alınacak olan şeyler insanın güzel ameli, üretimi, ahlakı olursa bunlar yükte hafif, pahada çok ağırdır. Bu nedenle insanı yormazlar. Bilakis ona güç ve enerji olurlar. Öte yandan eğer insan sırtına çok dünyalık alır, üstelik hayır yapmaz, üretim yapmazsa bu ona ağır bir yük olarak akabeyi aşmasını zorlaştırır. Belki akıbeti de fena olur. Bu nedenle Hak Teâlâ,
Bildin mi sen, o sarp yokuş nedir? Köle azat etmek veya salgın bir kıtlık gününde yemek yedirmektir(Beled:12-13) buyurur. İşte böyle insan kazandığından verirse, yedirirse yükü hafifler, kıymeti artar. Bu da sarp yokuşu geçmesini ve güzel akıbet sahibi olmasını sağlar.
İnsan seyrinde sahip olduğu azıktan verirse yetimi, miskini beslerse bu ona güç ve enerji olur. Forma girer. Obez olmaz. Bu şekilde yokuşu kolayca aşar. Ama cimri ve bencil kişi kimseyi yedirmediği, sadece kendine olduğu için obez olur. Obezlerin de akabeyi-yokuşu aşması hiç de kolay değildir.
Kime yedirecek?
Yakınlığı olan bir yetime (Beled:15)
Neden özellikle yetim? Çünkü yetimin kalbi de kalıbı da beslenmeye muhtaçtır. İşte bu hassasiyeti gösteren kimse gösterdiği ilgi ve muhabbetin enerjisini toplar.
TOPRAKLAMA
Kime yedirecek?
Toprağa yapışmış olan miskine.(Beled:16) Enerjisi ve gücü tükenerek adeta toprağa yapışmış olana yardımcı olmak topraklama görevi görür. İnsan sahip olduğu enerjiye bir de toprak hat bağlayacak ki topraklama bir zorunluluktur, hayati tehlikesi olduğu için bir lüks değil yükümlülüktür. İşte varlıklı kimsenin vereceği şey bu manada bir topraklamadır. Onun enerjisinin dengelenmesini sağlar ve kısa devre yapmasına engel olur, enerjinin tasarruflu ve güvenilir olmasını temin eder.
İMAN
Sonra da iman edenlerden olmaktır…(Beled:17)
İman yokuşu aşmada en önemli vasıftır. Çünkü insan inanmadan, güvenmeden adım bile atamaz. Bu nedenle iman çok önemlidir. İman güven duymaktır. Kime güven duyacak insan? Elbette rabbine, kendisine güven duyacak. Yokuşu aşabilecek güç ve irade konusunda Rabbinin yardımına, kendi azmine güvenecek.
Ayrıca akıbetinin hayrı olacağına iman edecek, bu konuda kesin bir kanaate sahip olacak. Bu noktada gösterilecek en ufak gevşeme üzülme hali yokuşu aşmasına engel olur.
SABIR
…Sonra da sabrı tavsiye edenlerden olmaktır…(Beled:17)
Yokuş gibi yerlerde sabırlı olmak enerjisini korumak bunu tasarruflu kullanmak çok önemlidir. İnsan ne kadar sabırlı olursa o kadar güç ve enerji depolar. Bu da yokuşu aşmasına ve zirveye çıkmasına yardımcı olur.
Sabır dayanma gücünü kaybetmemektir.
MERHAMET
…Sonra da merhamet tavsiye edenlerden olmaktır(Beled:17)
Merhamet bu yolda ne büyük sırlardandır. Kamil kimse insanlara karşı kibirlenmek, onları ezmek için zirveye çıkmaz. Onların hallerine şahit olup onlara rahmet etmek için yokuşu aşarak zirveye çıkar. Ama bazıları büyüklük taslamak, insanları hor görmek için zirveye çıkmaya çalışır. İşte bunlar yokuşu aşamaz, aşsalar bile zirveden aşağıya yuvarlanırlar.
Abdulhakim Sonkaya
Abdulhakim Sonkaya