İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

İhvan Suriye’de Yeni Bir Başlangıç Yapıyor

2013-10-30
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Mısır İhvanı küresel anlamda manşetleri belirlerken, Tunus’un En-Nahda Partisi iktidarda kalmak için mücadele ederken, Suriye Müslüman Kardeşlerinin durumu hakkında bilgisi olanlar çok az. Son haftalarda grubun Suriye Ulusal Koalisyonundaki nüfuzunun azaldığına dair çokça şeyler yazıldı.
Mısır İhvanı küresel anlamda manşetleri belirlerken, Tunus’un En-Nahda Partisi iktidarda kalmak için mücadele ederken, Suriye Müslüman Kardeşlerinin durumu hakkında bilgisi olanlar çok az. Son haftalarda grubun Suriye Ulusal Koalisyonundaki nüfuzunun azaldığına dair çokça şeyler yazıldı. Buna mukabil, Kardeşlerin Suriye içindeki gerçek tesiri ve devrim için yürüttüğü strateji hakkında ise pek bir şey söylenmedi. Savaşın geldiği son aşamada ve bilhassa muhalif kademeler arasında yükselen İslami radikalizmin yükselişi hususunda hareket ne tür bir yol izleyecek?

Suriye İhvanının ileri gelen üyeleri ile ve İstanbul ve Beyrut’taki diğer muhalefet üyeleriyle yapılan bir dizi görüşme; grubun, güç merkezlerinin yarıştığı bir yer halini alan ve gittikçe parçalanan Suriye’ye intibak ettiğini ortaya koyuyor. Ancak insani yardım, politik aktivizm ve silahlı muhalefet aracılığıyla yol alıyor görünse de Suriyeli Kardeşlerin halen üstesinden gelmeleri gereken önemli iç ve dış sorunlar var.

Kardeşlik, kendisini evinde görüyor

“Önümüzdeki aylarda ve yıllarda iki büyük sorunun üstesinden gelmemiz gerekiyor” diyor Suriye İhvan Liderliğinin bir mensubu açık şekilde. “İlki, yapımızı kurmaya devam etmek ve belki de en önemlisi burada olmadığımız 30 yıl boyunca lekelenen imajımızı düzeltmek”.

Suriye’de, Temmuz 1980’de geçen bir yasayla Müslüman Kardeşler mensubu olanlar ölüm cezasıyla cezalandırılıyordu. Şubat 1982’de Hama şehrinde gerçekleşen geniş ölçekli katliam, hareketin bugün sayıları 7.000 ile 10.000 arası tahmin edilen geride kalan mensuplarının komşu ülkelere gitmesine neden oldu. “İkinci problem de ‘iç sorunlarla ilgilenmek olacak.” İhvan mensuplarının 30 yıllık sürgünü hareket içinde bölgesel ve kuşaklar arasında sorunlara neden oldu. Bir sonraki liderin seçimi gelecek yıl yapılacak ve bu durum grubun geleceği açısından bir dönüm noktası olabilir.

İhvan liderliğini ayaklanmaların başlarında ‘yerinden yönetim’ hususunda anlaşmaya iten neden de bu iç gerginliklerdi. İhvan’ın çekirdeğini oluşturan her bölgesel alt grup Suriye’ye dönmek, yerel taraftarlarını toparlamak ve devrimci çabaya katkıda bulunmak için en iyi stratejiye karar vermek durumunda idi.

Liderliğe yakın genç bir İhvan mensubu “Her eyalet kendisi için kaynak yaratmaya ve bir dereceye kadar kendi teşkilatlanmasına da başladı” diye açıklıyor. Bu ‘yerinden yönetim’ İhvan liderliğinden çok Halep ve Hama gibi bölgesel alt gruplara yakın olan Körfez’deki zengin Suriyeli iş adamlarından maddi destek aldığı için başlarda olumlu bir etki yaptı. Ancak Rakka, Lazkiye, Dera’a ve Deyr Ez-Zor gibi yerlerde az sayıda mensubun bulunması ve bu şehirlerde maddi desteğin az olmasından dolayı İhvan’ın yeniden yapılanmasına ve bağış çabalarına bazı şehirlerde diğerlerinden daha az odaklanıldı. ‘Bu bazılarımız için acı bir durum’ diyerek şikâyetini dile getiren Suriye’nin güneyinden bir İhvan mensubu, “Çünkü bu, sonuç olarak grubun hayır projelerinin ülkenin geri kalan bölümlerinde zarar içindeyken yalnızca Halep ve İdlib’te merkezlenmesi anlamına geliyor” diye ekliyor.

İhvan bu iki şehirde Ataa adlı bir hayır kurumunun şubelerini açmış. Grup, otuz yıldan sonra ilk kez Halep ve İdlib gibi şehirlerin ‘kurtarılmış’ bölgelerinde günlük işleri yürüten eyalet ve şehir meclislerine katılarak siyasal aktivizmle de uğraşıyor.

İhvan militanlarının yükselişi?

Suriye İhvanı resmi olarak Özgür Suriye Ordusunu (ÖSO) ve biraz da gecikmeli olarak Mart 2012’den beri Beşar el Esed’ın devrilmesi için silahlı mücadele yapılmasını destekliyor. Ama kanıtların da gösterdiği gibi hareket içindeki en azından bazı kimseler rejimin ayaklanmalara karşı cevabının şiddete dönmesinden sonra silahlı gruplarla yakınlaşmaya başladı.

Bu İhvan mensuplarının bazıları, doğduğu kent olan Humus’taki isyancı gruplara maddi anlamda ve araç gereç hususunda destek vermeye başlayan ve sonraları 2011 yazında ağır askeri kuşatmalar yapan önceki mensuplardan Haysem Rahme’nin çalışmalarına destek verdiler. Şemsiye grubu olan Sivilleri Koruma Komisyonu (SKK) Halep’teki İhvan ile yakın bağları olan ve önemli bir aktivist olan Nezir el Hekim’in yardımlarıyla kuruldu.

2012 yılı boyunca askeri mücadelenin daha da yaygınlaşmasıyla liderliğin tamamı, Humus’taki Omer el-Faruq ve Halep’teki Liwa el-Tewhid gibi kendi vasat İslami ideolojisini paylaşan dikkatle seçilmiş isyancı gruplara finans sağlamaya karar verdi. “Bu iki grup başlarda paramızı ve desteğimizi kabul etti” diyor liderliğe yakın bir Suriye İhvanı mensubu. Ancak varlık sahibi hayırseverler Suriye’deki isyancı gruplara daha aktif olarak destek vermeye başlayınca fonların kaynakları çeşitlenmeye ve bu gruplar otonomi kazanmaya başlayınca “Şimdi artık bizden bağımsız olarak kendi kararlarını vermelerine rağmen halen her iki grupla da iyi ilişkilerimiz var” diye ekliyor.


Zaman geçtikçe tüm ÖSO gruplarında yağmalama ve rejime yönelik yarma taarruzlarının yaygınlaşmasıyla İhvan’ın gidişattan memnun olmadığına ve kendi askeri milislerini kurduğuna dair söylentiler çıkmaya başladı. Bu şayiaları 2012 yazında Humus’taki ileri gelen İhvan mensuplarından olan ve liderlik tarafından azarlandıktan sonra İhvan’ın kendi askeri birliğini oluşturduğuna dair açıklama yapmadığını ileri süren Mulhem el Drubi’nin konuyla ilgili farklı anlamlara gelen bir açıklaması takip etti. Sonunda Ocak 2013’te grubun lideri Riyad el Şukfe verdiği bir röportajda ‘İslami yönelimli bazı gruplar kurulduğunu ve işbirliği için kendileriyle bağlantı kurduklarını’ dile getirdi. ‘İhvan’a güvenen’ bu ‘merkeziyetçi’ gruplar sonunda İstanbul’daki konferansa davet edildiler ve Devrim Zırhları (Duru ul-Sewre) adı altında toplandılar. Zırhlar şu an temelde İdlib ve Hama’da üslenmiş olan düzinelerce gruptan oluşuyor ve ismen Özgür Suriye Ordusu ve Başkomutanlık otoritesine bağlılar.

Ama Suriye Müslüman Kardeşleri içerisinde yaşanmakta olan son tartışmalar, Zırhların ileride daha direkt ve daha resmi biçimde Kardeşlik liderliğinde yerleşeceklerini gösteriyor. Grup içerisinde bu gruplardan en etkili ve harekete en sadık olanlarını seçme, bunlara fazladan maddi destek sağlama ve onları dava (İslam’ın mesajını yayma) hususunda eğitme ve Müslüman Kardeşler olarak adlandırma hususunda yapılan teklif değerlendirilmektedir. Başlıca sorunlarından biri 1980’lerin başlarında Baas Partisi ile giriştiği silahlı mücadeleyle karşılaşmacı bir dinamiğin başlatıcısı olarak yaftalanan ve Şubat 1982’de bir dizi rejim katliamlarıyla sonuçlanan olaylardan sonra kendi imajını yeniden oluşturması gerektiğinin farkında olan grup için bu, oldukça derin ve tartışmalı bir konu.

Kimileri bazı Suriyelileri yalnızlaştıracağından ve muhalefetin daha da parçalı hale gelmesine neden olacağı korkusundan dolayı bu açılıma karşı çıkmaktadırlar. “Zırhlar ve İhvan arasında daha direkt bir ilişki etkin biçimde ‘askeri bir kolun’ ortaya çıkması anlamına gelecek ve bu da Suriye içindeki ve dışındaki çoğu kimse için kabul edilemez” diye belirtiyor Suriyeli bir Kardeşler mensubu. “Ülkenin bazı bölümlerini yönetmeye çalışıyormuşuz gibi algılanacağız.” Ama diğer birçok kimse bilhassa isyancıların elindeki alanlarda temelde güvenlik durumunun kötüleşmesiyle ilgilenmenin imaj ve halkla ilişkilerden daha önemli bir sorun olduğunu düşünüyor.

Kardeşler liderliğinin başka bir mensubu bu durumu, “Kaos durumunda ihtiyacımız olan şey güvendiğimiz, tanıdığımız ve en beklenmedik koşullarda verdiğimiz emirlere bağlı kalacaklarını bildiğimiz bazı silahlı grupların bize olan sadakatleridir” diyerek mezhebi katliamlara ve kimyasal silahların yayılmasına gönderme yapıyor. Kardeşler sempatizanı biri bu durumu ‘Alınmaya değer bir risk’ olarak niteliyor.

İslami radikallerle karşılaşma tezgâhı

Son zamanlarda İhvan’a sadık isyancı grupların varlığını formüle etmek için yapılan konuşmaların temelinde, isyancı bölgelerdeki İslamcı radikallerin aktiviteleri hakkında artan endişeler yer almaktadır. Selefi cihatçıların son birkaç aydır ülkenin doğu bölgelerindeki parçaları ve Rakka gibi şehirleri ele geçirmesi bu tartışmaların abartılmasına neden oldu. Suriyeli bir İhvan mensubu bu durumu “Nusret Cephesi’nin rejimi devirdikten sonraki hedefi bizim teşkilatımıza mensup insanlardan ve daha geniş çerçevede düşünce okulumuzdan kurtulmaktır” diyerek hafifçe gülümsüyor ve ‘Yeterince İslami olmadığımızı düşünüyorlar” diye ekliyor.

El Nusra Cephesi ve Irak ve Suriye İslam Devleti’nin Selefi cihatçıları ile önemli bir karşılaşma içim hazırlıklar yapılıyor. İhvan liderlerinden biri bu durumu “Onlarla ilgili stratejimizin iki boyutu var. Bir taraftan, Ahrar el Şam örneği hariç- sorunları çözmek için diyalog halindeyiz ama şimdiye kadar bu hususta pek başarılı olamadık. Öte taraftan kendimizi savunmak için hazırlık yapıyoruz”. Ancak beliren karşılaşma iki nedenden dolayı henüz olmadı.

İlki pragmatik nedenler. Suriye İhvanı mensubu birçok kimse, Nusret Cephesi içinde son zamanlarda gerçekleşen ayrılıkların grubun aslında göründüğü kadar uyumlu olmadığını gösterdiğini düşünüyorlar. Yakından tanıdıkları ancak cihatçı olmadıklarını bildikleri ama yağma ve yozlaşma nedeniyle ÖSO birliklerinden ayrılan ve bunun yerine Nusret Cephesi’ne katılan ama şu an grubun radikalizminden de yılmış insanların hikâyelerini anlatıyorlar. Bunlar aşamalı olarak daha merkeziyetçi hale dönüştürülerek Kardeşler’in desteklediği gruplara çekilebilirler.

İkincisi ve belki daha da önemli neden şu ki Kardeşler erken davranarak iyi donanımlı radikallerle savaşma arzusunda değiller. “Şu an onlarla savaşma ve kazanma durumunda değiliz” diye açıklıyor bir Kardeşler mensubu. Diğer bir üye ise “Mücadeleyi kendinize karşı yürütmeyin” diyor. Ancak son aylarda ileri gelen bir ÖSO komutanının radikaller eliyle Lazkiye’de suikastla öldürülmesi Kardeşler ile bağlantılı tugayların cihatçılarla daha erken bir zamanda çarpışabileceğini gösteriyor.

Kardeşler (veya benzer ekolden gelen gruplar) ve Selefi cihatçılar arasındaki mücadele aynı zamanda politik ve ideolojik bir mücadele de olacak. Halep ve İdlib’teki sivil vilayet ve yerel konseylerde açıkça nüfuz sahibi olan Kardeşler, demokrasi kurallarıyla oynamanın hem sosyo-ekonomik hem de politik olarak Rakka’da olduğu gibi radikal İslamcıların otoriter yönetimleri altında yaşamaktan daha ödüllendirici olabileceğini göstermek zorunda kalacaklar. Bunun başarıya ulaşması için Kardeşler ve bağlıları istekli bir iletişim gündemine sahip oldukları konusunda kendilerinden eminler. Grup, Şubat ayının başlarında el Ahd adlı iki aylık bir gazete çıkardı ve planları yakın gelecekte bu gazeteyi haftalık olarak çıkarmak. Aylık 10.000 kopya olarak çıkan gazetenin isyan bölgelerindeki dağıtımı da başladı. Önümüzdeki haftalarda esasen Halep-İdlib üçgeninde haber yayını yapacak olan Masar FM adlı bir radyo istasyonu da yayına başlayacak. Grup son olarak da lakabı Waad(Söz) olan Adalet ve Anayasa Milli Partisi (AAMP) adlı siyasi bir parti kuracağını ilan etti. Amacı Kardeşliğin kendi tanımıyla ‘merkeziyetçi’ mesajını kitlelere anlatmak, grubu yeniden Suriye’nin politik sahnesine çıkarmaktır. Parti; Müslüman Kardeşler, bağımsız İslamcılar ve milli figürlere eşit oranda yer veren bir oluşum olacak. Birçoklarınca vasat(ılımlı) İslamcı olarak nitelenen Suriyeli bir İhvan mensubu olan Muhammed Welid liderliğindeki on bir üyeli platformun Majun ve Nebil Kasis adlı Suriyeli iki Hıristiyan üyesi de var.

İhvan’ın bir sonraki lideri

Ama Muhammed Welid’in AAMP başkanı olarak seçilmesi İhvan için aynı zamanda kendi birliklerine gönderilen bir mesaj içeriyor. Lazkiyeli, oldukça saygın ve mutabakat yanlısı bir kişilik olan Welid, İhvan’ın yakın tarihini tanımlayan Hama ve Halep grupları arasındaki ihtilaflara kişisel olarak katılmamıştı. Bu durum, liderliğin önceliğinin Suriye krizinde birlik olmayı önemsediğini gösteriyor. Yine bu durum, Welid için oldukça zorlu bir görev olacak, çünkü Suriye İhvanı içindeki gerginlik on yıllardır devam etmekte.

Bu gerginlikler; ağırlıklı olarak 1980’lerde ortaya çıkan şiddet kullanımına dair ortaya çıkan, aşamalı olarak bugün yaşanmakta olan ve tamamen kabilesel hale gelen ideolojik tartışmalardan kaynaklanmaktadır. 1982 yılında Hama’da gerçekleşen katliamdan sonra hayatta kalan İhvan mensuplarının çoğu, komşu ülke Irak’a kaçtı ve rejimin mezalimine karşı intikam yemini içtiler. Halep’teki üyeler Ürdün gibi ülkelere kaçabildiler, az sayıda üye de Türkiye’ye kaçarak binlerce Suriyeli İhvan mensubunun ülkeye güvenle dönüşü için rejime çağrıda bulundular. İki hizip arasındaki gerginlik, 1985 yılında yapılan ve grubun bir sonraki liderinin seçileceği iç seçimde kimin liderlik yapacağı hususunda başladı. İki grup arasında coğrafi uzaklık nedeniyle gittikçe artan gerginlikten sonra grup ikiye bölündü. Sonraları uzlaştıysalar da anlaşmazlıklar halen sürmektedir.

Suriyeli genç bir İhvan mensubu “Hama ve Halep arasındaki rekabet her iki tarafta da liderliğin ayrıcalıklılığı ile sonuçlandı” diye şikâyet ediyor. Grup içindeki diğer bloklar her biri kendince bir taraf tutarak iç mücadeleye katıldılar. Örneğin İdlib, Dera’a, Deir Ezzor ve Lazkiye’deki Suriye İhvanı mensuplarının çoğunun Hama hizbiyle bağlaşık olduğu söylenir. Yapıyı uzun süre yöneten Halep grubunun kendi adayları aleyhinde liderlik yarışından çekilmesini önleyen de işte bu koalisyondu. Adil Faris, 2010 seçimini kaybetti. Hamalı olan Riyad Şukfe de Suriye İhvanı’nın yeni lideri olarak seçildi. Her ikisi de Halepli olan önceki lider Ali Beyanuni ve önceki ideolog Zuheyr Salim geçici olarak istifa ettiler. Ama Suriye’de Arap Baharının başlaması, tüm mensupları yeniden birleşerek sorunları birlikte çözmeye zorladı. Liderlik 2012 Mart’ında yeniden yapılandırılarak kolektif bir liderlik için en önemli kararların mutabakatla alınması prensibine dayandırıldı.

Başka bazı konular daha var. İlk olarak grubun sözcüsü olan Zuheyr Salim istifasında görüldüğü gibi, Halep ve Hama fraksiyonları arasında halen gerginlikler var. Birkaç ay öncesinde liderlik içinde kalmaya devam etse de, politbüro başkanı olan Ali Beyanuni istifa etmişti. AAMP lideri Muhammed Welid, grubu bir arada tutma zorlu görevini sürdürüyor.

İkinci olarak, yeterince iddialı görülmediği için grubun lideri Riyad Şukfe hakkında da genel anlamda bir hoşnutsuzluk var. Liderliğe yakın bir İhvan mensubu bu durum için, “İhvan’ın muhalif politikada elini masaya sertçe vuramamasının nedenlerinden biri de o” diyor. İhvan’ın başlıca legal yapısı olan Şura Konseyi tarafından onu liderlikten azletmeye yönelik bir teşebbüs de oldu ancak açık bir alternatifin olmaması liderlerin bundan geri adım atmasına neden oldu. Riyad Şukfe’den daha etkili biri olarak görülen Başkan Vekili Faruk Tayfur ise geçmişte grup içerisinde tartışmacı biri olmasaydı doğal bir aday olacaktı.

Üçüncü olarak, önümüzdeki yıl yapılacak olan liderlik seçiminde kim seçilirse seçilsin yeni yönetim, liderliği genç figürler için daha ulaşılabilir kılacak hızlı ve etki alanı geniş adımlar atmalıdır. Grup liderliğini hâlihazırda otuz yıldır sorumlu olan kimseler yapmaktadır. Bu nedenle eğer İhvan Suriye’deki genç muhafazakârlarla bağlantı kurarak ciddiye alınmak istiyorsa kuşaklararası devir teslimi tamamlaması zorunludur. Liderliği canlandırmak 1980’li yıllarda yaşanan olaylara adı karışan ihtilaflı kimselerden dolayı Suriye içinde ve dışında bulunan ve İhvan liderliğinin attığı adımlar konusunda karşıt görüşlü birçok temkinli kimseye de güven verecektir.

İhvan liderliğinin iç seçimleri bir yıl içinde yapılacak gibi görünüyor ama bu seçimin sonuçları hakkında spekülasyonlar yapılmaya başlandı bile. Seçim sonucu, grubun Suriye’deki varlığının süresini belirleyecektir.

Suriye’deki muhalif gruplardan olan Suriye İhvanı’nın dünü, bugünü ve diğer gruplarla ilişkileri hakkında yazılan ve‘dışarıdan birinin gözlemleri’ nazarıyla okunmasını tavsiye ettiğimiz bu makalede kullanılan ‘extremist’ sözcüğü için Türkçe karşılık olarak ‘radikal’ kelimesi kullanılmıştır. The Ashes of Hama: The Muslim Brotherhood In Syria(Hama’nın Külleri: Suriye İhvanı) kitabının yazarı Raphaël Lefèvre tarafından yazılan bu makale, Süleyman Kaylı tarafından İnzar için tercüme edilmiştir.
 

 


İnzar / Çeviri Makaleler

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS