İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

İhtilaftaki İttifak

2013-08-17
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

İnsan ihtilafla birlikte yaşar. Nerede insan varsa orada ihtilaf da vardır. Bu insanın yaradılışının bir gereğidir. Önemli olan ihtilaftan tefrika çıkarmamaktır. Hedeflerin aynı, yolların ayrı olması bir ihtilaf olmakla birlikte, bir tefrika değildir.

İNSAN İHTİLAFLA BİRLİKTE YAŞAR. NEREDE İNSAN VARSA ORADA İHTİLAF DA VARDIR. BU İNSANIN YARADILIŞININ BİR GEREĞİDİR. ÖNEMLİ OLAN İHTİLAFTAN TEFRİKA ÇIKARMAMAKTIR. HEDEFLERİN AYNI, YOLLARIN AYRI OLMASI BİR İHTİLAF OLMAKLA BİRLİKTE, BİR TEFRİKA DEĞİLDİR.

Olumlu Yönleriyle İhtilaf:

Bir mesele hakkında farklı görüş ve fikirlerin olması ihtilaf demektir. Söz veya davranışta birinin tuttuğu yoldan farklı bir yol tutmak anlamındadır. Bir konu hakkında birden fazla doğru bulunabilir. Bazen bizler bir konu hakkında sadece bir doğru olduğu kanaatini taşırız. Oysa belirlenen konu hakkında üç hatta dört doğru olabilir. Bu da farklı doğrulardan yola çıkarak farklı yollara müracaat edilebilirliğin göstergesidir.

İslam, donuk bir bilgi yığını değildir. Eğer böyle olsaydı günün şartlarına cevap veremeyen bir din durumuna düşerdi. Bu nedenle İslam içtihadın kapısını açık tuttuğu müddetçe ilerleme kaydetmiş, bu kapıya müracaat edilmediği dönemlerde ise çağa hitap edememiştir. Çünkü zaman ilerledikçe yeni yeni sorunlar ortaya çıkmaktadır. İslam âlimleri de bu yeni sorunlar hakkında topluma cevap niteliğinde açıklamalar yapmak durumundadırlar. İslam dairesi içinde bu tür sorunlara değişik cevaplar verilebilir. Yani tezler ve antitezler ortaya çıkmalı ki sentezler oluşsun.

Bu durum Kur’an ayetleri açısından da böyledir. Zaten Kur’an’ın evrensel bir kitap olmasının temelinde ayetlerin birden fazla doğruları ifade etmesi yatmaktadır. Böyle olmazsa Kur’an 1400 yıl öncesine hitap eden ama gönümüze mesajı olmayan bir kitap haline gelirdi. Oysa bir ayetin birden fazla doğruyu işaret etmesi, zamanla yuvarlanan sorun yumağına her seferinde yeni yeni keşiflerle Kur’an’ın mucizevî yeni bir doğrusu ortaya çıkmakta ve toplumun ihtiyaçları karşılanmaktadır.

Olumsuz Yönleriyle İhtilaf:

Hani meşhur bir fil örneği vardır. Birkaç körün file dokunarak onu tarif etmeye çalışması konumuz açısından uygun bir örnektir. Filin bacaklarına dokunan, sütun gibi şey diyebilir fil için. Ancak kuyruğundan tutan ise fili kamçı gibi uzun zan eder. Kulağına dokunan ise yassı, ince ve katlanabilen bir yaratık olduğunu belirtebilir. Sırtına binebilen filin tepecik olduğunu söyler.

Hâlbuki fil hiçbirinin tarif ettiği gibi değildir. Her biri kendi cephesinden bir görüş ortaya atmışlardır. Bunlar nakıs bilgi ve dar açılarla yapılan tanımlamalardır. Oysa bir çift gören göz, filin kuyruğu veya kulağı ile ilgili değil, hayvanın tümünü kapsayıcı bir tarif getirir. İslami konular da böyledir. Konuya bütüncül bakarak meseleler tamamıyla ortaya konulup ona göre yorumlar yapılabilir. İhtilafların giderilmesi ve ittifakın sağlanabilmesi için meselelere bütüncül bakma çok çok önemli bir çözüm yolu olarak karşımızda durmaktadır.

İslami konularda fikir serdedenler Kur’an’a, Sünnete ve kendisinden önceki konu ile ilgili fikirlere bütüncül bir bakış ile bakmak durumundadırlar. Herkesin kendi bakış açısıyla konuyu değerlendirmesi körlerin fili tarif etmesine benzeyecektir. İlk bakışta herkes kendisine göre haklıdır. Konu Kur’an ve Hadis süzgecinden geçirilip âlimlerin görüşleriyle de kıyaslanınca ortaya makul bir görüş çıkar.

Ölümcül İhtilaf:

İhtilafın en yanlış hali ise Müslüman’ı küfre yaklaştıran veya sokandır. İtikadi veya siyasi ihtilaflar buna örnek olabilirler. Allah’ın varlığı ve birliği hususundaki ihtilaf kişiyi din dışı bırakacağı yönünde ittifak varken, Allah’ın iradesi, kaza ve kader gibi hususlardaki aykırı görüşler de hoş karşılanmamıştır. İslami düşüncede ehli kıblenin tekfir edilmemesi esas olmakla birlikte, özellikle akidevi aykırı görüşler sınırları zorlayıcı olarak değerlendirilmişlerdir.

Siyasi ihtilaflar ise bazen Müslüman’ı şer cephelerine ve hatta küfre yaklaştırmaktadır. En güncel örneği ise Mursi gibi halkın oylarıyla iş başına gelen ve Müslüman toplumu temsil kabiliyetine sahip bir şahsa karşı, İslami kılıklı bazı şahsiyetlerin cuntacılardan yana tavır koymalarıdır. Bunun gibi birçok örnek vardır. Bu gibi durumlara insan iki kere üzülüyor. Birincisi; Müslümanları desteklemesi gereken birinin küfür cephesini desteklemesi, ikincisi ise bunca bilgi birikimi ve İslami kültürüne rağmen kişinin şer cephesinden yana tavır almasıdır.

1990’lı yıllarda Kürt illerinde Müslümanlar açısından iman, ateşten bir gömlek gibiydi. Bölge Müslümanları her yönüyle kuşatılmış, var ile yok olma arasında gidip geliyorlardı. Ambargolar altında inim inim inleyen Müslüman çocukları ilaçsızlıktan ölüyorlardı. Ambargo altında kalan insanlara bir kutu yağ yetiştireceğim diye şehid olanları bizler biliyor ve tanıyoruz. Materyalist Kürtlerce sokak ortalarında vurulan Müslüman kardeşleri bir yanda dururken, onlara destek olmayı bırakıp, sırf ihtilaflı oldukları için küfür cephesinde saf tutanlar, Allah’a ne cevap verecekler bilmiyorum. İslam düşmanlığında aşırı gidenlere karşı izzetli bir duruş sergileyen bu mustazaflar dururken ve bunlar destek beklerken, onları bir başka küfür cephesine taraf olarak gösterip, gazeteleri vasıtasıyla onların gönüllerine bir dost hançeri saplayan insanlara ne demeli yine bilmiyorum. Ya da o zamanın konjonktürü gereği İsrail ile Türkiye’nin dost oldukları, PKK’nin Türkiye düşmanı olduğu, bölge Müslümanlarının ise PKK ile düşman olduğu ve dolayısıyla Türkiye yanlısı olduğu ve de İsrail ile dost olduğu şeklinde bir yorum ortaya koymak için IQ seviyesi açısından epey bir ileride olmak gerekiyor.

Müslümanlar açısından en mutedil yol amacın aynı ama aracın farklı olduğu ve dolayısıyla hedefin ayniliğidir. Müslüman ihtilaflı da olsa küfür cephesine karşı kardeşini desteklemek durumundadır. Yoksa yukarıdaki örneklerde olduğu gibi küfür ile aynı saflarda yer alır ki bu ömürlerin heba edilmesi anlamına gelir.

Emperyalizm Açısından İhtilaf:

İhtilaf konusu daima uluslararası istikbarın ilgi alanına girmiştir. Bu hususlar emperyalist hedefler açısından kullanılabilecek durumlardır. Maalesef tarih bize öğretmiştir ki, bu güçler ihtilaflı konulardan yararlanmış ve yararlanmaya devam etmektedirler. Örneğin Haçlı seferleri esnasında, sırf Müslüman kardeşi ile ihtilaflı olduğu veya kendi menfaati için, Müslüman devletler Haçlı barbarlarının amaçlarına hizmet etmişlerdir. Çok acı tecrübelere de vesile olsa burada tarihten ders çıkarmak gerekiyor. Çünkü günümüz dünyasının hâkim güçleri de aynı yöntemlere başvuruyorlar. Esef vericidir ki günümüz Müslümanları da geçmişten ders çıkarmıyor ve kendi çıkarları uğruna Müslümanları feda edebiliyorlar.

Emperyalistlerin İslam coğrafyasında Müslümanları birbirine düşürmek için kaşımaktan vazgeçmedikleri iki husus var.

 - Irkçılık: Özellikle 1789 Fransız İhtilalından sonra Müslüman ülkelere ihraç ettikleri ırkçılık bir virüs gibi yayıldı. Daha önce bir ailenin değişik kardeşleri gibi olan Müslümanlar, bu virüsün vücuda girmesiyle kanlı bıçaklı oldular. Kendi ırkının çıkarı uğruna Müslüman kardeşlerini emperyalistlere peşkeş çektiler.

 - Mezhepsel İhtilaf: Müslüman memleketlerin yer altı ve üstü kaynaklarını tamamen bitirmeyi hedeflerine koyanlar, mezhebi ihtilafları körüklediler. Özellikle Sii-Sünni ihtilafı olmak üzere her tür mezhepsel çatışma ortamını yarattılar.

İhtilaftaki İttifak:

İttifakın sağlanması için birden fazla görüşün olması gerekliliktir. Yani değişik görüşlerin olması gerekir ki ittifak dediğimiz olgu gerçekleşsin. Yoksa zaten aynı olan düşünceler arasında ittifaktan bahsedilemez. İşte yukarıda belirtildiği üzere esas amacın Allah rızası ve İslami hizmet olması halinde, değişik değişik yolların olması ve bu yolların tek bir yere varması, ihtilaftaki ittifaktır. Aksi durum ihtilaftan tefrika çıkartır ki bu hem dünyada hem de ukbada zelilliktir.

Mehmet Emin Özmen / İnzar Dergisi - Ağustos 2013
 


Mehmet Emin Özmen

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS