İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

İbadetlerde şevk ve heyecan

2020-02-10
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

"Ben cinleri ve insanları ancak bana ibadet etsinler diye yarattım." (Zariyat: 56) "De ki: şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm, âlemlerin Rabbı olan Allah (cc) içindir." (En'am: 162) Yukarıdaki ayet-i kerimelerin ilki, kulun yaratılış maksadının, -hiçbir şeyi ortak koşmaksızın yalnızca- Allah (cc)'a ibadet etmek olduğunu ortaya koyuyor. İkinci ayette ise, yapılacak bu ibadetin ruhunu, yani kalben yapılması gerektiğini bize öğretiyor. Yalnızca Allah (cc)'ın rızası amaç edinerek ihlası kalb ile yapılmayan bir ibadetin Allah (cc) katında bir değeri yoktur. Kıyamet günü terazide de bir ağırlığı olmayacaktır. Bu ayet-i kerime, kalpteki her çarpıntıda, hayattaki her harekette, namazda, ibadette, hayatta, ölümde, ibadet davranışlarında, pratik hayatta, ölümde ve onun ötesinde eksiksiz bir şekilde Allah (cc) için her şeyden soyutlanmadır. Kâinattaki tüm varlıkların Allah (cc)'ın kanununa teslim oldukları gibi benim de O'na teslim olmam gerekirken, sürdürmem için bana irade ve sağduyu verilmişken hayatımın bu yanı için yol gösterici bir başka rabb aramam mümkün değildir. Bu ayet, mutlak tevhitten, eksiksiz ve kusursuz bir ibadetten kaynaklanan bir tesbihtir. Allah (cc)'ı eksik sıfatlardan uzak saymadır? Namazı, ibadeti, hayatı ve ölümü birleştirip tek başına âlemlerin rabbi olan Allah (cc)'a özgü kılmadır. Tam bir teslimiyetle, gönülde ve hayatta Allah (cc)'dan başkasına ibadet adına bir şey bırakmadan... Vicdanda ve realiteler dünyasında O’na ibadet yapmaktan başka hiçbir şeye yer vermeden... Şu hâlde, ibadet, kalb ile kalıbın birlikte Allah (cc)'a Yönelmesidir. O’na ibadette hiç kimseyi ortak etmemektir. Bazı insanlara göre ibadet, kuru bir inanç kabul edilirken, bazılarına göre de sadece belirli hareketleri yapmaktan ibaret sanılmaktadır. Yine bir kısım insanlar, Allah (cc)'a ibadetin gayesini tam anlayamadıkları için, yaptıkları ibadette ya şuursuzca davranırlar ya da ibadeti dünyevi fayda açısından değerlendirirler. İbadeti, sadece dış görünümdeki şekillerde değerlendiren kimseler, ibadetlerde titiz davranmayı, ilk anda bir nevi dar görüşlülük yahut şekilcilik olarak kabul edebilirler. Ancak, daha derin ve etraflıca düşünüp araştırırlarsa, pek çok hakikatin farkına varabilirler. İbadet, Allah (cc) ile her an ilişki kurmaya bir vasıtadır. İbadet, ruhun ve bedenin ölçülü ve disiplinli bir hale getirmesini sağlar. İbadet, Güzel ahlakı yansıtan hareketleri çoğaltıp ruhun Allah (cc)'a bağlanmasının yolunu açar. Böylece kul, aşağılık bir derekeden yüce ufuklara kanat çırpar. İnsanın, ruhundaki gizli duygularını dışa vurması için, zahiri şekilleri kullanma eğilimi vardır. Bu gizli duyguları anlatmak için, zahiri şekillere başvurmadan insan, ruhi duygularını tatmin edemez. Duygularını bu şekillerle ifadelendiren insan, hissen ve ruhen bir bütünlük kazanır. Bu haliyle de rahat edip huzura kavuşur. Her bir ibadetin edasından sonra kalpte bir sükûnet, bir rahatlama meydana gelir ve içinden derin bir haz duyar. İşte İslam, bütün ibadet kurallarını bu fıtri esas üzerine bina etmiştir. Bunun için işi ne sadece içten gelen niyetlere ne de ruhi duygulara terk etmiş, aksine ibadetlere ait yönelişlerde, dış ile içi tam bir uyum içerisine sokarak huzur ve mutluluk temin etmiştir. Bu cümleden olmak üzere mü'min, namazda kıbleye yönelir, hacda belirli bir yerde ihrama girer, belli bir kıyafete bürünür, orucunu tutarken yemez, içmez... Böylece her ibadetiyle bir hareket, her hareketiyle de bir ibadet icra eder. İslam, bu yöntemiyle nefsin zahir ile batınını birleştirip, kuvvetler arasını denkleştirir. Bunun sonunda kendi mefkûresine uygun olarak insan fıtratına tam bir uyum bahşeder. Böylece ibadete alışan insan istese de onu terk edemez. Çünkü ibadet ruhun gıdasıdır, onunla ancak tatmin olur, ayakta durur. Bir kere bu duygu onun ruhuna hakim olup inanç halini alınca artık istese de ondan vazgeçemez, onu bırakamaz. Bu duygudan yoksun insanlarda ibadet çok ağır bir yük halini alır. Kur'an-ı Kerim, insanda oluşan bu ruh halini, nifakın alameti olarak değerlendirir. Çünkü ibadet münafıklara ağır gelir, üşene üşene namaza kalkarlar. İbadetlerinde insanlara gösteriş yaparlar. Verdiği infakları, sadakaları minnet ederek, başa kakarak onunla eziyet eder, cefa çektirirler. Kendilerinden bir kere olsun yardım görmüş insanları, bin bir kere pişman ettirirler. Münafıklar, verdikleri infakları hep maddi bir karşılık bekleyerek yaptıkları için, bunu göremeyince angarya konusu yaparlar. Dolayısıyla hep bir pişmanlık, ruhi bir azap, üzüntü ve hasret içinde olurlar. Kendilerince bu anlamda yaptıkları her şey boşa gitmiş, heder olmuştur. Çünkü öbür tarafa, ahirete inançları yok ki, ümitvar olsunlar; mümin gibi bunu insani bir görev bilsin ve manevi bir yatırım olarak görsünler. Müminler ise, bedeni olsun mali olsun bütün ibadetlerini "imanen ve ihtisaben" yani inanarak ve karşılığını Allah (cc)'tan bekleyerek yaptığı için mutludur, huzurludur. Her gün biraz daha bir şeyler ekleyerek bu manevi hesaplarını artırmak için daha da bir şevk ve heyecan içinde olurlar. Çünkü onlar ebedi olan Ahiret hayatını esas aldıkları için, fani olan dünyayı onun hizmetine koymuşlardır. Bu nedenle dünya hayatında bir kalb huzuru içinde yaşadıkları gibi ahirette de mutluluklar içinde olacaklardır. Bu açıklamadan sonra herhalde müminler olarak ibadetlerimizden şevk ve heyecan duymamızın nedenini, bir nebze olsun anlamış olduk. Müminin hayatı hep kazançla doludur. Hadis-i şerifin nassıyla: "müminin şaşılacak iki hali vardır: nimete nail olduğu zaman şükrederek sevap kazanır; musibete uğradığı zaman da sabrederek onun mükâfatını alır, yine kazanır." Şu ayet-i kerime ne güzel bir tabloyu çizip önümüze koyuyor: "Doğrusu onlar hayır işlerinde yarışırlar, korkarak ve umarak bize dua ederler ve gönülden bize saygı beslerler." (Enbiya: 90) Burada abit kulların üç ana vasfı veya ibadetin üç mertebesi açıklanıyor: Allah (cc)'ın azabından korkarak, O’na ibadet etmek, Allah (cc)'ın rahmetini ve mağfiretini umarak O’na ibadet etmek ve sırf Allah (cc)'ın rızasını kazanmak için gönülden O’na bağlanarak ve O’na saygı besleyerek ibadet etmektir. Fıkıh bilginleri, bu esasa dayanarak kulun ibadetini üç mertebeye ayırmışlar: 1-Terhib mertebesi: Allah (cc)'ın dünyevi mekrinden ve ikabından ve cehhennem gibi uhrevi azabından kurtulmak için yapılan ibadet, 2-Terğib mertebesi: Allah (cc)'ın nimetlerini tamah ederek onlara nail olmak ve cennet gibi uhrevi bir mükâfata kavuşmak için yapılan ibadet, 3-Huşu mertebesi: kulun Allah (cc)'a karşı duyduğu derin muhabbet ve saygıdan dolayı sırf O’nun rızasını kazanmak için yapılan ibadettir. Bunlardan Allah (cc) katında en makbul ve en sevimli ibadet, üçüncü şıktakidir. Çünkü burada herhangi bir karşılık beklemek yoktur. Burada aşk ve şevk vardır, kalpten gelen bir istek, bir arzu ve kararlılık vardır; derinden duyulan bir sevgi, bir muhabbet ve muharrik bir heyecan vardır. Tasavvuf'da buna "fenafillah" denilir. Diğer ikisinde ise, birinde tamah ve hırs var, diğerinde ise korku ve endişe vardır. Gerçi bu mertebeler de ibadette maksuddür, ama "Huşu" mertebesine yetişemezler. Hazreti Mevlana'nın dediği gibi: "Hırs nerde... Aşk nerde! Hırsın aşka yetiştiğini kim görmüş! Hırsla giden yolda kalır, Aşkla giden menzile varır." (Mevlâna) Yine hazreti Mevlana'nın dediği gibi: "Aşk adayıştır, arayış değil!" işte müminin ibadet hali adayıştır. Adayış, kulun Rabbinin rızasını kazanmak uğruna her şeyini O’nun yolunda harcamak, feda etmektir. Mümin bunu yaparken dahi ondan zevk duyar. Çünkü onun yanında rıza-i Bari'i kazanmak maksatların en büyüğü, zevklerin en ulaşılmazı ve sadakatin zirvesidir. Bu anlamda Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyrulmaktadır: "Müminler ancak Allah (cc)'a ve Resulüne iman eden, ondan sonra asla şüphe ve tereddüde düşmeyen, Allah (cc)'ın yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenlerdir. İşte onlar doğru (yolda) olanların ta kendileridirler." (Hucurat: 15) Şu hâlde doğru olanlar, Allah (cc)'a ve Resulüne yakini bir imanla inanan, nefislerini Allah (cc)'a adayarak mallarıyla, canlarıyla Allah (cc) yolunda cihad edenlerdir. Zira onların yanında Allah (cc)'a ve Resulüne kesin bir teslimiyet vardır. Kalplerinde Allah (cc)'a ulaşmanın aşkı, şevki ve heyecanı kaynamaktadır. Artık mal da can da onların değil, onları veren asıl sahibi Allah (cc)'a aittir. Çünkü onlar, Allah (cc)'ın rızasını kazanmak ve cennet karşılığında bunları Allah (cc)'a satmış bulunuyorlar. Sonuç olarak ibadetlerimizden derin bir haz alıp şevk duyanlardan olabilmemiz için yakini bir imana, katıksız bir amele ihtiyacımız var. Kendimizi hiç saymadan, Rabbimizin rızasını birinci derecede amaç edinmeden sağlıklı bir neticeye ve isabetli bir hedefe varamayız. Rabbim ibadetlerimizi, rızasına uygun olarak biz aciz kullarından kabul buyursun. AMİN.
Mehmet Şenlik

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS