Ocak 2012 tarihli İnzar dergisindeki yazımızla ilgili değerli okurlarımızdan bazı eleştiriler aldık. Söz konusu yazı, Hz. Aişe annemizin yaşı ile ilgiliydi. Her ne kadar konuyla alakalı düşüncemizi mesbuk yazımızda dile getirmiş olsak bile konunun yeterince anlaşılmadığı kanaatindeyiz.
Dergimizin ilk kuruluşundan itibaren sürekli olarak bize ayrılan köşede Sevgili Peygamberimizin hayatlarını bazı ders ve ibretleriyle birlikte aktarmaya çalıştık. Yazılarımızı takip eden kardeşler biliyorlar ki, biz ısrarla tarihi ihtilaflardan ziyade ders ve ibret alabileceğimiz hususları gündemimize alıp tahlil etmeye gayret göstermişiz. Rabbimize hamd olsun ki, itidal dairesinde hem geçmişimize bakmış ve hem de günümüz için aynı anlayışı muhafaza etmeye çalışmışız.
Özellikle Müslümanları gereksiz bir şekilde meşgul edecek polemik vb. söz ve anlayışlardan uzak durmuşuz. Her ne kadar ilmi alanlardaki ihtilaf Ümmet için rahmet sayılsa bile bugün İslam Ümmetinin giriftar olduğu ihtilaflar, İslam düşmanları tarafından körüklenmekte ve Müslümanların kardeşliğini bozmaktadır. Bu nedenle zaruri olmadıkça Müslümanları asli hedeflerinden sapacak ilmi tartışmalar bile zarar vermektedir. Çünkü Müslümanlar, şimdilik ihtiyaç olmadığı halde bu tür tartışmalarla zamanlarını öldürürken kâfirler onların mukaddesatlarına kast etmekte ve nesillerini saptırmaktadırlar.
Özellikle biz Türkiye’deki Müslümanlar olarak bu konuda çok sürüklenmiş ve gereksiz gündemlerle zaman ve enerjimizi kayıp etmişiz. İşte böylesi bir tehlike ve sıkıntıyı kavramış olmanın şuuruyla hep yazmaya çalıştık. Bugüne kadar da faydalı olmak için hep Rabbimizin inayetine sığındık. Şayet yazdıklarımızdan istifade edilmişse şüphesiz bu Allah (cc)’tandır. Ama olumsuzluklar olmuşsa bu da kesinlikle bendendir. Beşer olmamız hasebiyle muhakkak ki, zaaf ve yanılgılarımız çok olur. İşte müstakim bir anlayışa sahip bir okur kitlesine muhatap olmanın faydası budur. İnşallah kardeşler olarak bir birimizi hep dosdoğru yola yönlendirmede yardımcı olacağız.
Bu beyandan sonra geçmiş yazımla ilgili konuya gelince, ben yazdığımdan beri hep istifade ettiğim kaynakları yazımın sonuna eklerdim. Sürekli aynı kaynaklar olduğu için sevgili okurlarımın beslendiğim kaynakları anladıklarına kanaat getirerek artık söz konusu kaynakları dipnot olarak düşürmeyi terk ettim. Aynı şekilde bu yazıdaki kaynakları da yazmamıştım. Gerçi malumdur ki, siyer kaynakları bellidir. Siyer, İslam fıkhı gibi üzerinde fazla ihtilaf edilmemiştir. Farklı rivayetler varsa da bu zenginlik sebebi olmuştur. Biz de mümkün mertebe muteber kaynaklardan beslenmeye çalışıyoruz.
Ayrıca İslam kültür külliyatına katkıda bulunmuş ve hayatları hep İslami hizmet ve mücadeleyle geçmiş yakın tarihimizin âlimlerinin görüşlerinden de istifade ediyoruz. Biz dava olarak hiçbir İslam âlimi için ne toptan ret ne de toptan kabul taraftarı olmamışız. Bize faydalı yönde katkısı olacak her âlimin görüşlerinden istifade etmeye çalışıyoruz.
Bu baptan söz konusu yazımın ana kaynağını Hindistan’ın tanınmış âlimlerinden olan İmam Şibli Numaninin; “Peygamberimizin Risaleti ve Şahsiyeti” isimli eseri teşkil etmektedir. Bu kitap Timaş yayınları arasında çıkmış değerli bir eserdir. Eserde Hz. Peygamber(salallahu aleyhi ve sellem)’in aile hayatı ve değerli zevcelerini anlatırken Hz. Aişe annemizin yaşını da ayrı bir konu olarak işlemiştir. Delil olarak da İslam’ın sahih kaynaklarından olan Sahihi Buhari’den almıştır. “Te’liful Kur’an babından” rivayet ettiği hadisi bu konu için ana kaynak seçmiş olmakla birlikte Mişkat sahibi “El İkmal fi Esma’ir-Rical” adlı eseri de kaynak olarak göstermektedir. Yazar görüşlerini makul delillerle zikretmekle birlikte konuyla ilgili başka rivayetleri de görüşlerine destek olacak şekilde zikir etmiştir.
Söz konusu esere bakılacak olursa yazarın ne Hz. Aişe annemizin küçük yaşta evlenmesinden kaynaklanan bir “alçaklık kompleksine” kapılarak böylesi bir araştırmayı gerekli gördüğünü ne de bir art niyet beslediği görülecektir. Bilakis tamamen ilmi bir araştırma yapmış ve delilerini de sağlam kaynaklardan almıştır. Yazarın delileri, benim için ikna edici olmuştur. Onun dayandırdığı deliller İslam’ın sahih kaynaklarıdır.
Ben böylesi makul bir düşünceyi görünce İnzar’ın okurlarını da bu güzel bilgiden haberdar etmek istedim. Bunu yapınca tamamen faydalı olur kanaatini taşıdım. Nitekim istifade edildiği cihetten de müspet tepkiler aldım. Yani bunu yaparken hâşâ ne “İslam’ın sahih kaynaklarına ters düşme” düşüncesini güttük ne de başka bir amacı! Sadece daha fazla faydalı olmak için çaba gösterdik.
Sanırım bazı okurlarımın eleştirilerinin sebebi, yazıma kaynak göstermediğimden dolayı böylesine derin bir düşüncenin tamamen benim mahsulüm olduğu kanaatine varmalarıdır. İnanıyorum ki, kendileri de söz konusu eseri okumaları takdirde iyi istifade edecekler. Kardeşlerimizin meşru dairede bir birlerine ayna olmaları ve düzeltmeleri bir esas vazifedir; ancak bunu yapıcı eleştiri suretinde ve hikmetle yapmalıdırlar. Böyle olursa inşallah müstakim yolda terakki ederiz. Bizim asıl işimiz davettir. Bunun dışında bizi uğraştıracak hiçbir şeye inşallah müsaade etmeyeceğiz.
Rabbimizden bizim ellerimiz ve dillerimizle İslam’a hizmet etmeyi nasip etmesini dilerim.
M. Bahattin Temel / İnzar Dergisi - Mayıs 2012
M. Bahattin Temel