CAMİNİN YAPILIŞI
Hazreti Süleyman Camii Diyarbakır’ın İslamla şereflenişinin ardından İnanoğulları’nın hakimiyetin de bulunan Nisanoğulları döneminde inşaa edilmiştir. Merkez Sur İlçesi, Saray Kapı yanında bulunan Hazreti Süleyman Camii, Nasıriyye, Murtaza Paşa, Kale ve Hâlid b. Velid Camii isimleri ile de anılmaktadır. Minare üzerindeki kitabeye göre 555/1160 tarihinde Nisanoğulları döneminde, Cemalüddevle ünvanlı Nisanoğlu Kemaleddin Ebu’l-Kâsım Ali (1156–1179) tarafından yaptırılmıştır. Mimarı net olarak bilinmemekle beraber Nisanoğlu dönemi yapılarında adı geçen Hibetullah el-Gürgani olduğu tahmin edilmektedir. Ayrıca Evliya Çelebi caminin fetih sonrası yapılan ilk cami olduğunu söylemektedir. Diyarbakır’da bulunması ve çevresinde 27 Sahabe kabrinin bulunması sebebiyle her dönemde en çok ziyaret edilen mekanlar arasında yer alan Camiye farklı dönemlerde eklemeler yapılmıştır. Yine farklı tarihlerde tadilatlar gören cami, Osmanlı döneminde, 1631 tarihinde Silahdar Murtaza Paşa tarafından tamir ettirilmiş, cami yanına da bir çeşme ile beş tuvalet eklenmiştir. Hazreti Süleyman Camii, son olarak Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce yaklaşık iki yıl süren bir onarımdan geçirilerek 27 Ocak 2012’de ibadete yeniden açıldı.
MİMARİ ÖZELLİKLERİ
Hz. Süleyman Camisinin neredeyse tamamı taştan yapılmıştır. Yapıda ilgi çekici önemli süsleme özelliklerine rastlanmamaktadır. Yapının tarih içerisinde birçok tadilattan geçirildiği için orijinal halinde de değişiklikler olmuştur. Caminin biri batıda diğer güneyde olmak üzere iki ayrı girişi bulunmaktadır. Caminin her iki girişi de ilk olarak güneyde mihrap kuzeyde ise üç sütuna dayanan dört kubbeli abdest alma musluklarının bulunduğu özellikle yaz aylarında namaz kılınan avluya açılır. Açık alanın doğusunda yakın tarihte yapılan türbe dikkat çeker. Camiye basık kemerli bir kapıdan girilmektedir. Bu girişin üst kısmında da ikinci kat yer almaktadır. Avlunun Kuzey kısmında ise kubbeli bölüm ve şadırvan yer almaktadır. Burada camiye girişi sağlayan iki yanda bu kısma birer penceresi bulunan bir kapı daha yer almaktadır. Bu kısmın üstü beşik tonozla örtülüdür ve üste iki sütuna dayanan bir mahfili bulunmaktadır. Bu mahfile, girişin solunda yer alan merdivenle geçit sağlanmıştır. Cami, mahfilli kısımla beraber enine üç bölüme ayrılır. İlk iki kısmın büyüklükleri aşit mahfilli kısmın büyüklüğü ise diğer kısımlardan her birinin yarısı büyüklüğündedir. Bölümler ikisi duvarda, ikisi bağımsız olmak üzere dört ayağa dayanan kemerlerle ayrılmışlardır. Cami süslemeleri ilgi çekicidir.
Caminin batı duvarına bitişik olarak eklenen türbeye camiden geçitler sağlanmıştır. Caminin güney duvarı dışında mihrabın tam arkasına rastlamak üzere arkada üçgen, yanlarda birer dikdörtgen şeklinde dayanaklarla beslenmiştir. Caminin bulunduğu alanda yerin eğimi cami mimarisinde zorluklar çıkarsa da kısmi aksaklılar giderilmiş ve düzgün bir görünüme kavuşmuştur. Surlarla bitişik kısımda ikinci bir katın durumu da yer eğiminden kaynaklanmaktadır.
HARİM
Tek katlı olan cami harimi, içerden beşik dışarıda düz çatıyla örtülmüştür. Cami alanın özelliklerinde dolayı harim, enine iki ayak sırası yapıyı üçe bölmektedir. Ayakların kalın oluşu da ayrıca mihrabın bulunduğu bölümle bağlantıyı zayıflatmaktadır. Harimin güneyindeki ilk bölümü enine planlı olup kıble duvarında iki pencere ve mihrabı vardır. Batısındaki pencere hazireye, kapı ise türbeye açılır. Doğu yünde sadece bir pencere vardır. 56 metrekarelik bu alanın güneyinde 67 metrekarelik ikinci bölüm olup aralarında sadece kemerli üç kapı vardır. Yine doğuya tek penceresi, batıya bir pencere ve türbeye açılan kapısı bulunur. 30 metrekarelik üç kapılı üçüncü alan ise kuzeydedir. Bunun doğusunda merdivenle ulaşılan 15 metrekarelik bir hücre kuzey kenarında merdivenle ulaşılan 15 metrekarelik bir hücre ve kuzey kenarı doğusunda kare kesitli minare yer alır. İkinci bölümle arasında yine üç kapı vardır. Batıda burca, kuzeyde sura yaslanan kubbeli ufak türbe ve bunun doğusundaki musluklu kesim ile harim arasında ancak kesiti sağlayan ufak bir kapalı koridor olup doğuya, merdivenle ikinci kata çıkılır. İlk şeklini koruyamayan caminin ilk mescidi güneydeki mihraplı ufak alandı. Minareyle arasında avlu vardı ve bu yörenin tasarım anlayışına çok uygundu. İkinci ve üçüncü bölümler sonra eklenerek cami büyütülmüştür.
CAMİ MİNARESİ
Caminin minaresi Diyarbakır ve çevresinde başta Ulu Camii olmak üzere birçok camide olduğu gibi kare biçimindedir, enine yer yer silmeler atılarak dikey görüntüsü zayıflatılmaya çalışılmıştır. İçkale’de surlara bitişik olan bu cami Selçuklu tarzında olup minaresi ise Arap üslubunda yapılmıştır.
AVLUSU
Avlu ile türbe arasında güneye açılan merdivenli ikinci kapı vardır. Türbenin güneyinde Hz. Süleyman ve diğer şehitler meftundur.
CAMİ MİHARABI
Kıble duvarında doğuda 71, batıda 67cm taşkınlık yapan altta 3,84 metre enindeki mihrap kitlesi bugünkü döşemeden 4,12 metre yukarıda silmesiz olarak son bulur. Üstte kemerle yana devam ederek pencere girintileri oluşturur. Hz. Süleyman Camisinin mihrabının kemer dilim sayısı 3’tür. Bezemesi sade ve mihrabı badanalıdır. Mihrap eni ve yüksekliği 3,84X412’dir.
CAMİNİN DİĞER ÖZELLİKLERİ
Caminin doğusunda yer alan tek odalı medrese, batısındaki örtülü türbe ve hazire bölümü eklenti olup taş sıraları ana kitleye uydurulmaya çalışılmıştır. Helalar, abdest alma bölümü, yazlık namazlık bölümü, çevre duvarı merdivenler buna bağlı olarak kapılar ve düşeme kaplamaları yakın dönemin inşaatlarıdır. En az değişen kesim harimin kıble yününe ve doğuya bakan duvarlarıdır.
CAMİDE BULUNAN TÜRBELER
Caminin en önemli özelliklerinden bir tanesi Diyarbakır’ın fethi sırasında şehit olan ve kimi kaynaklarda 25 kimi kaynaklarda ise 27 olarak belirtilen sahabelerinin mezarlarının bulunmasıdır. Hz. Süleyman Camisinde şehit düşen sababeler dışında farklı türbeler olduğunu caminin duvarındaki manzum kitabelerden ve bunun yanında mevcut bazı kaynaklardan anlıyoruz. Bu türbelerden ilki 1631–1633 yılları arasında Diyarbakır valiliğini yapmış olan Silahtar Murtaza Paşa’ya aittir. Diğerleri ise Osmanlı döneminde farklı zamanlarda valilere aittir.
Talha Bal / İnzar Dergisi – Haziran 2012
Talha Bal