İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Hz. Hüseyin’i yalnız bırakan Kûfe halkı Muhtar’ın etrafında nasıl toplandı?

2020-05-05
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Konu ile ilgili değerlendirmelere geçmeden önce, olayı kısaca hatırlayalım: Hz. Hüseyin radıyallahu anh, Medine’de Yezid’in valisi tarafından biate zorlanınca harem bölgesi olan Mekke’ye geçti. Ancak burada da rahat bırakılmadı. Bu arada ısrarlı mektuplarla kendisini şehirlerine çağıran Kûfe halkının durumunu öğrenmek için amcasının oğlu Müslim bin Akil’i Kûfe’ye gönderdi. Müslim, Kûfe’de, Hz. Hüseyin adına on sekiz bin kişiden biat alıp bunu Hz. Hüseyin’e bildirdi. Bunun üzerine Hz. Hüseyin aile efradı ile birlikte yola çıktı ve Kerbela’ya kadar geldi. Burada kuzeni Müslim bin Akil’in şehid edildiğini duyup Kûfe halkının ona yaptıkları biatı bozduğunu öğrenince geri dönmek istedi ancak buna müsaade etmediler. Sonuç olarak bildiğimiz vahim olay yaşandı ve Hz. Hüseyin kahir ekseriyetiyle aile fertlerinden olan yetmiş kişi ile birlikte şehid edildi. Her açıdan yürek burkan bu olay on dört asırdır Müslümanlar arasında konuşulmakta ve tartışılmaktadır. Şüphesiz bundan birçok sonuç çıkarılmıştır. Kanaatimce bu hadisenin en önemli sonuçlarından biri de şudur: Yönetimi silah zoruyla değiştirme imkânı olsaydı, bunu Hz. Hüseyin yapardı. Çünkü Hz. Hüseyin’den sonra ortaya çıkıp Allah’ın hükmünün tam olarak uygulanmasını isteyen hiçbir Müslüman, Hz. Hüseyin kadar temiz, Hz. Hüseyin kadar âlim ve Hz. Hüseyin kadar cesur olamaz. Dolayısıyla Resulullah aleyhisselatu vesselamın vefatından elli yıl sonra onun torununun başaramadığını başka Müslümanlar hiç başaramaz. Bunun da sebebi şudur: İnsanların başındaki yöneticiler tesadüfen o makamlara gelmiş değildirler. Bilakis halkı yöneten idareciler halkın anlayışına uygun; bir yerde onlara layık kişilerdir. Resulullah aleyhisselatu vesselam “Sizler nasıl olursanız öyle de idare olunursunuz” diye buyurmuştur. Öyle ki yöneticiler halkın durumunu yansıtan aynalardır. Dolayısıyla asıl görüntü olan halk değişmeden aynadaki yansıması değişmez. Ve zaten halk da kendisi gibi olmayanın etrafında toplanmaz. Burada Hz. Hüseyin’in yalnız bırakılmasının asıl sebebi; Hz. Hüseyin’in Kûfe halkının dini ve ahlaki seviyesinin çok üzerinde bir lider olmasıdır. Çünkü onlar biliyorlardı ki Hz. Hüseyin helal haram demeden, halkın malını yağmalayarak mal biriktirmeyecek ve haliyle onlara bol bol mal dağıtmayacaktı. Yine onun ordusunda galip gelinip güçlenilse bile bu güç kullanılarak insanlar sömürülmeyecek, eski intikamlar alınmayacaktı. O halde onların anlayışına göre bu orduda bulunmanın hiçbir getirisi yoktu. Belki asıl sebebin Kûfe halkının ihaneti veya korkaklığı olduğu söylenebilir. Ama asıl sebep bu olsaydı; bu halkın birkaç yıl sonra (Hz. Hüseyin’in şehadetinden beş yıl sonra Hicri 66’da) Hz. Hüseyin’in intikamı için ortaya çıktığını söyleyen Muhtar-ı Sakafi’nin de etrafında toplanmaması gerekirdi. Oysa cennet gençlerinin efendisinin etrafında toplanmayan bu halk, yalancılığıyla şöhret bulmuş Muhtar’ın etrafında kenetlenmiş ve dönemin Kûfe valisi Ubeydullah bin Ziyad dâhil Hz. Hüseyin’in tüm katillerini öldürmüştür. Demek ki son gününde “borçlu olan aramızda savaşmasın”, “ne olursa olsun ilk oku atan biz olmayalım” diyerek ahlaki bir cihadda bulunan Hz. Hüseyin’e karşın; insanların nefislerine uygun davranan, onlara bol bol mal dağıtan ve öldürdüğü insanların malını talan eden Muhtar, Kûfe halkına daha uygun bir lider olarak görünmüştür. Sonuç olarak ahlaki yozlaşma içerisinde bulunan bir halkın arasında İslam’ın hükümleri hâkim kılınmak isteniyorsa ve bunun için de silaha başvurulacaksa ortada iki ihtimal bulunmaktadır: 1-            Hz. Hüseyin gibi dini ve ahlaki ilkelere bağlı olarak tertemiz bir cihadın verilmesi. Bu durumda halk Hz. Hüseyin’i yalnız bıraktığı gibi o insanları da yalnız bırakacaktır. Dolayısıyla başarı imkânı yoktur. 2-            Halkın nefsine uygun davranıp onları etrafında toplamak için dini ve ahlaki ilkelerden vazgeçilmesi. Bu şekilde başarıya ulaşmak mümkündür ama bu başarı, İslam adına bir başarı olmayacaktır. O halde tek yol, yönetimi değiştirme çabasından önce halkın değiştirilmesidir. Aynen aynadaki görüntüyü değiştirmenin tek yolunun aynanın önündeki görüntüyü değiştirmekten geçtiği gibi.
inzar

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS