Bundan ötesi merhum bir âlimin söz hazinesinden derlenmiştir. Hep beraber bu sözlere kulak verelim. Mesajını kavrayıp İslam’ın insanlığa hayat bahşeden o bitmez tükenmez ummanında birer damla mesabesindeki bu hikmet sözlerinden istifade etmeye çalışalım. Zaten Nebi(a.s.) buyurmuyor mu: “Hikmet mü’minin yitiğidir. Onu nerede bulursa alsın.”
“ TARTIŞMA ÜZERİNE: Kaynağı keşf edilemeyen tespit ya da yanlış tespitler havanda su dövmektir.
KARARLILIK, ÇEKİNGENLİK VE GÜVEN: Bir işe girişirken işin gerekenleri ve sorunlar görülüp hesaplanmalıdır. İşleri enine boyuna ince hesaplamak gerekir. Onun için günü birlik olmamak, uzağı görmek ve ileriyi görebilmek istikrarlı-kararlı gidişin esaslarındandır. Yetişkin birey hareketlerini İslami esaslara göre şekillendirmelidir. Halkın nefretine sebep olacak davranışlardan kaçınmalıdır.
SÜRÜKLEMEK VE SÜRÜKLENMEK ÜZERİNE: Sürüklemek idare etmek, sürüklenmek idare edilmektir. Çevreyi tanımak, şartları iyice tahlil etmek sürüklemek açısından önemlidir. Dava adamı sürüklenmemeli, sürüklemelidir. Bir mesele ile karşılaşılırken araştırmadan karar vermek sürüklenmektir. Ama meseleyi araştırmak, delilleri toplamak ve o an içinde bulunulan genel gidişatı göz önüne alarak karar vermek sürüklemektir.
Dava adamı için esas olan İslam’dan etkilenmesidir. İslam’ı temsil edenlerden etkilenme, İslam’dan ve İslami uygulamalardan etkilenme ile eş anlamlıdır. Devamlı her işte etkilenen değil, etkileyen olmaya dikkat edilmelidir.
SORUNLARI SÜRÜNCEMEDE BIRAKMAK: Sorun varsa hemen halledilmeli, sorun ile acilen ilgilenilmelidir. Beraber olmak, cem’ olmak bunu gerektirir. Müslümanların küçük veya önemsiz meseleler diye meseleleri yoktur. Fakat üzerine gidilmeyen küçük meseleler zamanla önümüze çok büyük meseleler olarak gelecektir. Bazen on gramlık bir mesele karşımıza on ton olarak çıkabilecektir.
Görülen olumsuzluklar zamanında hal yoluna gidilmelidir. Yanlışa yanlışla cevap verilmez. Çözüm; doğru tespit, zamanında karar ve iyi bir hükümdür.
DAVA ADAMI VE ÂLİMLİK: Toplumumuzun âlimlik anlayışı nedir? Dava adamı anlayışı nasıl olmalıdır? Bilmek ayrı, iman etmek ayrıdır. Allah’ın ilim sıfatından bağı koparılmış herhangi bir ilme sahip olmak cehalettir. Bilmek ve ilim sahibi olmak iman ile beraber olunca muhterem, mükerrem kalır.
Düşmanlık ve kötülük bilim ve teknikten gelirse çok tehlikelidir. Kâfirlerin teknolojisi kendileri gibi berbattır. Maddi gelişmişliğe rağmen ulvi hasletlerden çok, behimi hasletlerini ön plana çıkarır.
TARİHTE TEVHİD KAHRAMANLARI: Tarihi okursanız mücadelenin mihveri olan tevhidi ve tevhid kahramanlarını; onların karşısında kâfirlerin, müşriklerin elebaşlarını göreceksiniz. Allah’a kul olarak şeriatını yaşayanlar ile heva ve heveslerine uyan insanlar arasındaki mücadelede, her insanın mutlaka bir tarafta yer alıp mevzilendiğini kimse inkar edemez. Darb-ı mesellerde Kur’an bu konuyu kesin ve keskin bir şekilde dile getiriyor. Ve bu hususu iman edecekler derecesine çıkartıyor.
Müminlerin kâfirlerle olan mücadelesi Allah’ın nizamını yaşamaları ve tağutları reddetmeleri esasına ya da kâfirleri tevhidi kabule yönlendirmeye dayalıdır. Hiçbir zaman ekonomik ya da sosyal nedenlerden dolayı değildir ve olmamıştır. Çalışmanın temel ekseni tevhidin kabul ve reddidir. Çatışmanın yayılıp dal-budak salmasının temelinde mümin ve kâfirlerin tevhid-şirk eksenli siyasi mücadelesi vardır. Cihad farziyetinin İslam’ın temel rükünlerinden sayılması bunun en bariz delilidir.
RABBANİLİK: Biz melek değil beşeriz. Bir beşer olarak mücadele veriyoruz. Ama beşerin heva ve heveslerine göre var olan kural ve kaidelere, örf ve adetlere göre değil, Kur’an’ın kıstas olduğu bakış açısı ile hareket ederek veya o ölçüyü yakalamaya çalışmak şeklinde bir niyet ve anlayışla mücadele vermeliyiz. Dava Rabbanidir denildiği zaman kast edilen budur. Bütün yapılan işlerin temelinde bu anlayış yatmalıdır. Hedefler, ilişkiler, muamele şekli rabbanilik ölçülerini yakalamaya yönelik olmalıdır.
GÜÇ ÜZERİNE: Tesir güce bağlıdır. Sabit ağırlık güç değildir. Ancak harekete geçirilirse güce dönüşür. Birlik, kural, yöntem ve hareket güç oluşturur.
İstenen neticeye yaklaştıran strateji ve taktiklerin var olması gücün emaresidir.
Başka güçlerin karşısında gerilemeyi önleyecek İslam’ın mubah gördüğü yol ve yöntemlere başvurmak gerekir.
Atılan adımları, elde edilen kazanımları ve gelinen aşamaları koruyup geliştirmek güçtür.
Düşmanı tanımak, ona karşı uyanık olmak galibiyete sebep olacağından güçtür.
İşlerin düzenliliği güçtür.
HÜSNÜ ZAN: Sosyal ilişkiler düzeyindeki İslami kardeşliğin paratoneri hüsnü zandır. Ya da hüsn-ü zan İslam toplumunda konsensüstür. Hem kendimizi hem de davamızı yanlış anlaşılmalardan sıyırmalıyız.
HATADAN DÖNMEK FAZİLETTİR: “Yapılan yanlış kimden sadır olursa olsun yanlıştır.” demek kınanacak bir durum değildir. Aksine yanlışa doğru, doğruya yanlış demek kınanacak ve yerilecek bir durumdur.
Fikir ve amelde istikrarlı olunmalıdır. Yanlışlar bizi yolumuzdan döndürmeden kendi yanlışlarımızdan biz dönmeliyiz. Hatadan dönmenin fazilet olduğunu unutmamalıyız. ”
İslam’ın aziz önderlerinin ardında onurlu bir hayat dilekleriyle, şimdilik Wesselam…
Zülfikar Fırat / İnzar Dergisi – Aralık 2012
Zülfikar Fırat