İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Hayat serüveninde insan -5-

2020-10-11
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Bismillah… Birkaç aydır başlamış olduğumuz yazı dizisinin 5. kısmına eriştik. Yine hassas mı hassas bir dönemden, 10 yaş döneminden bahsedeceğiz. Ancak bunun öncesinde kısa bir giriş yapmak ve çocuklara olan yaklaşımımıza farklı bir bakış getirmek istiyorum. İnsan sayısınca karakter/psikoloji türü vardır. Bunun nedeni yaşam koşullarının her insana göre farklılık arz etmesidir. Durum böyleyken tüm insanlara standart kurallarla yaklaşım doğru olmayacaktır. Burada yazdıklarımızsa her an gerçekleşip gerçekleşmeyeceği tartışılan bir kehanetten uzak, yalnızca bir genellemedir. Bu durumda ebeveynler adeta bir pedagog misali çocuklarını gözlemleyip orta yolu bulmalı ve çocuklarına bu doğrultuda muamele etmelidir. Konumuzla ne ilgisi var diye soracak olursanız şöyle ki; 10 yaş ve üzeri şahıslarda kişilik farklılıkları belirgin bir hal alır. Bu, yetiştiren kişilerin, ortamın, eğitim kalitesinin, ailedeki yaşam koşullarının farklılığından kaynaklanır. Bu nedenle çocuğa yaklaşırken genel prensiplerle birlikte çocuğa özel bir tutum da geliştirmelisiniz. Bu yazımızda 10 yaş, kız çocuklarda ergenlik başlangıcı olmasına rağmen ergenliği ele almayacağımızı da bilginize sunalım. Bu konuyu önümüzdeki yazılarda daha kapsamlı şekilde irdeleyeceğiz. 10-11 yaş çocuk sahibi ailelere müjde! Eğer bu yaşlarda çocuğa/çocuklara sahipseniz sevinmelisiniz. Çünkü çocuğunuzla yaşayacağınız altın çağdasınız demektir. Bu yaşlar bir nevi ebeveynlerin yorucu çocuk eğitimi maratonunda durup soluklandıkları yerdir. Çocuk bu dönemde genellikle gayet düzenli, uyumlu, öncesine nazaran daha olgundur. Erişkinliğe bir adım daha yaklaşmıştır ve tavırları bu doğrultuda değişkenlik gösterir. Evet, o artık evi dağıtan, haylazlık yapan minik çocuğunuz olmaktan çıkmaya hazır bir yetişkin aday adayıdır. Sosyal alandaki tavırları genellikle olumludur. Öğretmeni ve arkadaşlarıyla eskisinden daha samimi ilişkiler kurar. Annenin yeri biraz daha farklıdır onun için. Zaman zaman “ne kadar iyi bir annesin, çok güzel bir ailem var” şeklinde mutluluk itiraflarına şahit olabilirsiniz. Kız olsun erkek olsun çocuk için bu dönemde annesinden daha merhametli, daha becerikli, daha güzel yemek yapan bir anne daha yoktur. Baba ise kız çocuk için sığınılacak bir limandır. Baba, yolun aydınlatıcısıdır, güçlüdür ve çocuk babayı sever, saygı duyar. Erkek çocuk içinse büyüyünce benzenesi yıkılmaz kalelerden bir kale, varlığıyla gurur duyduğu kahramandır. Babasıyla yaptığı faaliyetleri insanlarla paylaşmak ona gurur verir. Bu yaştaki çocuk, duygularında ergenliğe göre daha az yoğunluk yaşar. Olaylara tarafsız bakabilir, doğru bildiğini ifade etmekten çekinmez, ani öfke patlamaları hızlı ve geçicidir. Fiziksel olarak gelişimi devam etmekle birlikte eskiye nazaran yavaşlamış, yerini zihinsel/düşünsel gelişime bırakmıştır. Artık algıları daha geniştir ve manevi olarak bundan önce izah edemediğiniz hususları anlamaya, kavramaya başlar. Namazı neden kılmamız gerektiği, ibadetlerin bedene ve ruha sağladığı faydaları, namaz rükünlerinin ne mana içerdiği, ahiret hayatının varlığı anlatıldığında yerli yerince idrak edebilir. İnanca yönelik eğilimi de bu dönemlerde çocukta görmek mümkündür. İslam inancı gereği çocuk 7 yaşına geldiğinde namaza teşvik edilir, 10 yaşındaysa kayıtsız şartsız namazı kılması istenir. Bu, çocuktaki sorumluluk bilincini geliştirmek, onu disipline etmek için hem maddi hem de manevi bir gerekliliktir. Burada ailelere küçük bir tüyo verelim: Çocuğa “kalk, namaz kıl!” dediğinizde derhal kalkıp isteğinizi yerine getirmesini lütfen ondan beklemeyin. İstisnasız, çocuk arada bir de olsa sızlanacak, dediğinizi yapmak istemeyecektir. Çocuğu ibadetlere ve güzel ahlaka teşvik ederken katı bir dil ve kızgın bakışlarla ulaşılması zor bir ebeveyn portresi çizmek; çocuğun gözünde dinin de bu denli katı, öfkeli ve dertlerimizden bir o kadar uzak olması demektir. Bununla birlikte ibadetlerde, özellikle namaz hususunda anne babanın gevşek davranması, çocukta ‘bu ameller olmasa da olur’ izlenimi bırakacaktır. Ömer Seyfettin’in “İlk Namaz” hikâyesinde anlattığı misal çok manidardır. Annesinin onu öperek, yumuşak bir üslupla namaza çağırması ve soğuk kış gününde sıcak suyla abdest aldırması Ömer Seyfettin için namaz adına bir dönüm noktası olmuştur. Yaşadığı bu güzel anı, ona kış soğuğunda sabah namazını sıcak bir anne şefkatiyle sevdirmiştir. Ya da yıllar evvel Şerife Tortop Hanımefendi’nin Anne-Baba ve Eğitimcilere 9 Anahtar kitabında okuduğum acıklı hadise gibi olup çocuk, Allah’tan tamamen uzaklaştırılabilir. Hadise şu ki: Küçük Ayşe annesiyle yemek konusunda sürekli çatışır, annesi onu sert bir üslupla ikaz edene kadar tartışma büyür. Bir gün özenle hazırladığı yemeği Ayşe’nin yemediğini gören anne kızarak: “Allah’ın nimetini beğenmiyor musun? Gör, bak Allah seni cehenneminde yakacak!” der. Küçük Ayşe koşarak ve ağlayarak odasına kapanır. Günler sonra babasına: “Babacığım, Peygamberin de cehennemi var mı?” diye sorar. Babası bunun olmadığını, yalnızca Allah’ın cehenneminin olduğunu söyler. Hatta Peygamberin, kimse cehenneme gitmesin diye uğraştığını da ilave eder. Aradan zaman geçer ve evlerine gelen bir misafir Ayşe’ye ‘en çok kimi seviyorsun’ diye sorar. Ayşe ‘Peygamberimizi…’ deyince misafir: ‘Bu işte yanlışlık olmadı mı? En çok Allah’ı sevmeliyiz Ayşeciğim.’ der. Ve Ayşe’nin dilinden bilinçli ebeveynlerin yüreğini ürpertecek şu sözler dökülür: “Hayır, ben en çok Peygamberimizi seviyorum. Çünkü onun cehennemi yok; kimseyi ateşe atıp yakmaz.” Mevzu ne kadar net öyle değil mi? Şefkat ve disiplini çocuğa birlikte sunmak… Ebeveynlere tavsiyemiz; çocuğa yetişkin gibi muamele edin fakat ondan yetişkin tavırları beklemeyin. Zira o, son çocukluk dönemini bitirmek üzere olsa da hâlâ bir çocuktur. ETKİNLİK ÖNERİSİ: 10 yaşındaki bir çocuğun küçük kas gelişimi büyük oranda gelişmiştir. Bu nedenle hem pandeminin verdiği stresi üzerinden atması hem de kendini geliştirmesi için birkaç tavsiyemiz olacak. Anneler kızlarına, kasnakta çiçek örmeyi ya da bir tığla zincir çekmeyi öğretebilir. Varsa küçük kardeşiyle ilgilenmesi istenebilir. Ondan ne şimdi ne de ilerde mükemmel işler beklemeyin. Her insanın kabiliyeti farklıdır. Ancak burada amaç çocuğun bedeninin ve duygularının fıtratına uygun bir şekilde gelişmesidir. Babalar da erkek çocuklarıyla güreş türü sporlar yapabilir ve beraber futbol oynayabilir. Bu şekilde çocuk ve baba arasında mesafe kalmayacak, fıtratın verdiği enerji yerini hem bedenen hem de ruhen dinginliğe bırakacaktır. Kız ve erkek çocuklarınıza mutfakta yer verebilirsiniz. Kahvaltıya salatalık-domates doğramalarına kontrolünüz dâhilinde izin verin. Ara ara evin bir odasını çocuğunuzdan süpürmesini isteyin. Yapabileceği kolay bir pasta seçin ve arada bir ondan yapmasını isteyin. Erkek çocuklarının mutfakta bulunmasından çekinmeyin. Bizleri nelerin beklediğini bilmediğimiz hayatta çocuklarımızı her şeye hazır şekilde yetiştirmeliyiz. Bir erkek çocuğu kendi söküğünü dikebilmeli, yemek hazırlayabilmeli, giysilerini düzenleyebilmelidir. Çocukları fıtratlarına uygun olacak şekilde ileride ihtiyaç duyacağı dünyevi ve uhrevi tüm bilgilerle donatın. Bunu yaparken yaşayarak öğretmek makul yöntemdir. Bu tavsiyeler elbette çoğaltılabilir lakin biz bu kadarıyla iktifa ediyoruz. Hayat boyu eğitimci olan anne babalara kolaylıklar dilerim… Selam ve dua ile… Mine Turhan
inzar

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS