İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Hadislere Neden İhtiyaç Duyulur

2012-10-14
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

İnsanlar, Rabbleri tarafından kendilerine elçiler vasıtasıyla gönderdiği ilahi kitaplarını tahrif edip şirke düştüklerinde bununla da başkasına değil yalnızca kendilerine zulmettiklerinde kullarına karşı rahmeti sonsuz olan Allah(c.c), onları yeniden dosdoğru yola iletmek, onları Adn Cennetleri`ne koymak için kendilerine tabi olunsun diye

İnsanlar, Rabbleri tarafından kendilerine elçiler vasıtasıyla gönderdiği ilahi kitaplarını tahrif edip şirke düştüklerinde bununla da başkasına değil yalnızca kendilerine zulmettiklerinde kullarına karşı rahmeti sonsuz olan Allah(c.c), onları yeniden dosdoğru yola iletmek, onları Adn Cennetleri’ne koymak için kendilerine tabi olunsun diye resul ve nebiler gönderir. İlk peygamberden son peygambere kadar ve kâinat ömrünü dolduruncaya dek onlara itaat etmek her Müslümanın üzerine farzdır. Onlar hakkında hiçbir zaman ve hiçbir şartta değişmeyen Allah(c.c) sünneti bu şekildedir. “Biz her peygamberi sırf, Allah’ın izniyle kendisine itaat edilmek üzere gönderdik...”(Nisa:96)

Hemen hemen herkes tarafından bilindiği üzere Allah(c.c), emirlerini, ne meleklerle ne cinlerle ne de mahiyeti bizce bilinmeyen diğer yaratılmışlarla gönderir. Bilakis yeryüzünde yaşayan diğer insanlar gibi olan bir insanla gönderir. Kur’an bunu en güzel şu şekilde belleklere kazdırır. “De ki eğer yeryüzünde yerleşmiş gezip dolaşan melekler olsaydı, elbette onlara gökten, peygamber olarak bir melek gönderirdik.”(İsra:95)Toplum, Hududullah’ı çiğneyip şirk toplumu olduklarında, bize ister bildirilmiş olsun isterse de bildirilmemiş olsun (şu ayette belirtildiği gibi “Daha önce kıssalarını Sana anlattığımız peygamberler gönderdik. Kıssalarını anlatmadığımız nice peygamberler de gönderdik” (Nisa:164)bu toplumu tevhid toplumuna dönüştüren ismet sıfatına sahip elçilerdir. Bu sıfata sahip olan resuller şirk ile tevhid arasına bir duvar ördüler. Öyle bir duvar ki tuğlaları Resulullah(s.a.v)’ın buyurduğu gibi “Biz peygamberler bir duvarın tuğlaları gibiyiz ve Ben en son tuğlayım” peygamberlerden oluşuyordu. Sontuğla da yerine konulduğuna göre artık din kemale ermiştir. Geriye sadece dini doğru olarak anlamak ve yaşamak kalmıştır. İslam’ın doğru anlaşılabilmesi ise Kur’an’a; Kur’an’ın doğru anlaşılması ise Rasulullah’ın doğru anlaşılmasına bağlıdır. Rabb Teâlâ’nın hak olan va’adiyle Kur’an koruma altına alınmış ve eksiksiz bir şekilde bize intikal etmiştir. Doğrudan koruma altına alınmayan ve ayetlerin ete kemiğe bürünmüş şekli olan Resulullah(s.a.v)’ın hadislerinde(yani sünnetinde ) ise salih nesil, kinleri sinelerinden fışkıranlar tarafından olabilecek en ufak ama en ufak bir tahribatı önlemek için sadece müslümanlara has olan hadis ilmini geliştirdiler. Kendi hevasından konuşmayan Efendimiz (s.a.v)’in sözleri elbette iki dünya saadeti için elzemdir. Sonraki nesillerde bu sözlerden faydalanmalıdır.

Hadislerin Yazımına Başlanılması

İlk dönemlerde birkaç farklı kolla gelen rivayetlerde; Resulullah(s.a.v), sözlerinin yazılmasını men etmişti. Vahiyle ilk defa muhatap olan topluluğun hadisleri ayetlere karıştırma ihtimali vardı. Ashab vahiyle terbiye edilip Rüşt’ü Ğayy’dan apaçık şekilde ayırt ettikten sonra tıpkı kabir ziyaretlerinin yasaklanmasından sonra yeniden izin verilmesinde olduğu gibi hadislerin yazılmasına da müsaade edilmiştir. Çünkü risk ortadan kalkmıştır artık.

Dikkatlerden kaçmaması gereken önemli bir noktaya değinelim önce, hadislerin yazıya geçirilip toparlanması genel olarak Ömer bin Abdülaziz(r.a) zamanında olduğu kabul edilir. Bu da yaklaşık olarak hadislerin söylenmesinden yüz yıl sonrası bir zamana tekabül ediyor. Büyük muhaddislerin ortaya çıkması ve sahihlerin yazılması o dönemde olmuştur. Fakat bütünüyle;‘ilk defa hadisler o zaman yazıldı. Daha önce ezberden ve sözlü olarak aktarıldı’ demek kanaatimizce doğru değildir. Çünkü bizzat Resulullah tarafından yazılmasını emrettikleri rivayetler var.

Ebu Hureyre (r. a)’den rivayet edildiğine göre o şöyle demiştir: “Ensar’dan bir adam Hz. Peygamber (s. a. v)’in mescidinde oturur, Hz. Peygamber (s.a.v)’den hadis dinler, (hadis dinlemek) hoşuna gider ama ezberleyemezdi. Hz. Peygamber (s.a.v)’e bu durumdan yakındı ve şöyle dedi; “Ya Resulullah! Ben sizden hadis dinliyorum, hoşuma gidiyor, fakat ezberleyemiyorum.” Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v); “Elinin yardımına müracaat et” buyurdu ve eliyle yazıyı işaret etti.” ( Tirmizi, “ilim”, 12)

Bir başka rivayette ise Abdullah ibnAmrİbniAs (r.a) anlatıyor: "Ben Resulullah(s.a.v)`tan işittiğim her şeyi yazıyordum. Kureyş bu işten beni men etti. Dediler ki: "Sen her (işittiğin) şeyi yazıyorsun, hâlbuki Resulullah(s.a.v) bir insandır, memnun ve öfkeli halde de konuşur.” Bunun üzerine yazmaktan vazgeçtim. Sonra durumu Resulullah(s.a.v)`a anlattım. Parmağı ile ağzına işaret ederek; "Yaz, nefsimi elinde tutan Zâta yemin olsun, ondan haktan başka bir şey çıkmaz" buyurdu."(Ebu Davud, İlim 3, ‘3646’)

Bu rivayetler göz önünde bulundurularak şöyle söylenilebilir: Hadislerin yazımına daha Resulullah hayattayken başlanmış ama bir araya getirilip toplanması yani kitap haline getirilmesi ise yukarıda belirtilen dönemde Ömer bin Abdülaziz (r.a)’in emriyle olmuştur.

Hadislerin Toplanması

Büyük muhaddis imamlar, Peygamber (s.a.v)’e nispet edilen her sözü hadis olarak kabul etmemişlerdir. Hadis kaydetmek için özellikle İmam Buhari oldukça titiz davranmıştır. İmamların hassasiyetlerinin seviyesini anlamamız için şu iki örnek yardımcı olacaktır. İlki en çok hadis ravilerinden Ebu Hureyre(r.a)’den. Ebu Hureyre’nin yanında onun hatırlayamadığı bir hadis nakletmiş olan tabiinin “Bunu senden işittim”demesi üzerine, Ebu Hureyre “Öyleyse o hadis benim yanımda yazılı olmalı. ” cevabını vermişti. Tabiin devamla “Beni evine götürdü ve Peygamber’in hadislerinin yazılmış olduğu birçok hadis defterini gösterdi. İhtilaf edilen hadisi orada bulduk. ” demektedir.

İkincisi ise İmam Tirmizi’den: Tirmizi (r.a) bir hadisi senedi ile rivayet ettikten sonra bu hadisteki şeyhi Abd b. Humeyd`in, Muhammed b. Fadl`ın şunu anlattığını söyler: "Yahya b. Muin ilk benim önümde oturduğu zaman bu hadisi sordu. Ben de Hammad b. Seleme bize tahdis etti (diyerek hadisi edaya başladım) Yahya dedi ki keşke defterinizden rivayet etseniz? Ben de defterimi getirmek üzere kalktım. Elbisemden tuttu ve;“Önce bana (hafızanızdan) yazdırın. (Defteri getirmeden önce) tekrar size kavuşamamaktan korkuyorum” dedi. Bunun üzerine hadisi yazdırdım, sonra çıkıp defterimi getirdim ve ona (hadisi) okudum."

Her iki rivayette de hadislerin yazılı olduğu ihtilaf durumunda metne bakılarak karışıklığın giderildiği görülüyor. Gayet tabiidir ki; bugün elimizde bulunan Kütüb-üSitte’nin içinde barındırdığı hadislerin ekseriyeti yazılı olmayabilir. Uzun sayılabilecek bir dönemden sonra toplanan bu kitaplar hazırlanırken muhaddis imamların güvenme şartları neydi kısaca hatırlarsak;

Bunların en başında metin ve senet gelir. Metin Kur’an’a ters düşecek şekilde olmamalı. İmam Şafii(r.a) “hadis metni Kur’an’a aykırı olamaz” diyerek başka söze gerek bırakmamıştır. Senet ise rivayet zincirdeki ravilerin adil, güvenilir, hafızasının sağlam olması gibi şartları muhteva eder. Bir başka kriter ise aynı zamanda aziz imamın fakihliğinin de bir resmi olan şu sözüdür. İmam Malik(r.a) , "Bu ilim (hadis ilmi) dindir. Artık dininizi kimlerden aldığınıza dikkat ediniz. Şu direklerin dibinde Resulullah (sav) şöyle buyurdu diyenlerden yetmiş zat gördüm ki her hangi birisine beytü`l-malı teslim ederseniz yine emin sayabilirsiniz. Böyle iken dahi onların hiç birisinden ahz (hadis alma) etmedim. Çünkü bu işin ehli değillerdi. Sonra memleketimize İbn-i Şihab-ı Zühri gelince hepimiz kapısına koşup üst üste yığılırdık.”Ravilerin bu işin ehli olması yeterli olması aranan başka bir özelliktir. Elbette muhaddis imamlarımız çok dikkat edeceklerdi. Çünkü sözlerini aktardıkları Allah (c.c) Resulü (s.a.v)’nün sözleriydi. Müslümanların bunlarla amel edeceklerini biliyorlardı o yüzden hem kendilerinin hem de başkalarının ahiretlerini yakmamak için yapabilecekleri herşeyi yaptılar. Allah(c.c)’ın rahmeti onların üzerine olsun.

Ashab(r.a)’ın hadis-i şeriflere yaklaşımı

Kendi hilafet döneminde Hz. Ömer(r.a), ehil olmayan sahabilerin hadis yazmalarına izin vermemişti. Ama aynı zamanda Hadisleri dinlemek için Ensar’dan olan ortağıyla anlaşmış bir gün kendisi bir günde ortağı gidip Resulullah(s.a.v)’ı dinleyecek ve o gün giden; gelip diğerine öğrendiklerini anlatacaktı. Kendisinin ve ailesinin geçimini sağlamak zorunda olan Hz. Ömer, bu ilimden uzak kalmak istememişti. Genel olarak, daha Resulullah(s.a.v) hayattayken bile sözlerine büyük ehemmiyet vermişlerdir. Konuyu farklı örneklerle zenginleştirmek mümkün olsa da çok çarpıcı bulduğumuz bir örnekle bu başlık altındaki incelememize son vereceğiz. Hariciler Kur’an’ın ayetleriyle hükmettiklerini iddia edip sapıklığa düştüklerinde onlara hak yolu göstermek için gönderdiği İbn-i Abbas’a şöyle demişti Hz. Ali: “Onlarla konuşup tartışırken Kur`an`dan örnek ve delil göstermeye çalışma, zira Kur`an`da çeşitli yorum ve ihtimallere imkan bırakan nice konular vardır, sen bir şey söylersin, onlar başka bir şey söyler -ve tartışma sonuçsuz kalır-. Bu nedenledir ki sünnetten örnek ve belge sun onlara; Resulullah (s.a.v)’ın hadis ve sözlerindeki delilleri göster, hadis ve sünnet, tevil ve yoruma yer bırakmayacak kadar net ve açıktır, bu apaçık belge ve delillerden kaçış mümkün değildir.”

Ashab’tan sonraki dönemlerde tabiinden Said b. Ey Müseyyeb İbni Ömer’in azatlısı Nafi, Muhammed b. Sirin, İbnuŞihab ez- Zuhri ve Said bin Cübeyr  gibi zatlar hadis ilminin öncülüğünü yapmışlardır.

Mutlak müçtehit imamların yaşadığı Etbau’t-Tabiin döneminde ise İmam malik, İmam Şafii gibi âlimler hadislerin etrafındaki şüpheleri gidermiş müslümanların sünnete bağlılıktaki hassasiyetlerini sağlamlaştırmışlardır. Ayrıca Süfyan-i Sevr’i, Sufyan bin Uyeyne ile Leys bin Sad hadis ilminin gelişmesine oldukça büyük katkı sağlamışlardır.

Bunlardan sonra Etbeu Etbeu’t-Tabiin döneminde hadis ilmi ile ilgili büyük tedvin hareketleri başlamıştır. Bunlardan;İmam Buhari, büyük eseri es-Sahih-i Buhari’yi derlediği 600.000 hadis arasından 16 yılda seçtiği 7275 hadis ile yazmıştır. İmam Müslim, Sahih`ini, bizzat kendisinin belirttiğine göre, 300.000 hadis arasından derlemiştir. İbn-i Mace, Ebu Davud, Tirmizi ve İmam Nesai, gibi büyük muhadisler Kütüb-ü Sitte diye nam salmış hadis eserlerini telif etmişler.

İbn-i Hacer el Askalani, İmam Nevevi, Suyuti gibi büyük muhaddisler de hem bu eserlerden hadis derlemiş hem de İmamların teliflerine yaptıkları şerhlerle hadis ilmine yeni bir boyut kazandırmışlardır.

Kamuran Yürekli / İnzar Dergisi - Ekim 2012

 


Kamuran Yürekli

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS