Malcolm X, Muhammed Elijah’ın gerçek yüzünü Hac yolculuğuna çıkmadan önce görmüştür. Onun sahtekârlığı, ahlaksızlığı ve helal haramı karıştırması ve siyahilerin duygularını kullanarak bir sömürü düzeni inşa ettiği ifşa olmuştu. Malcolm X, ABD’ye döndüğünde gerçek İslam’ın anlatılması çabaları ona yeni düşmanlar kazandırır. Üstelik bu düşmanlar eski kardeşleri olur. Malcolm X, Hac yolculuğundan döner dönmez yaptığı basın açıklamasıyla o meşum örgütten ayrıldığını ilan eder ve bunu şu cümlelerle dile getirir:
“Bugün ben kendi adıma konuşuyorum. Önceden, Elijah Muhammed’in öğretilerini anlatıyor, onun adına konuşuyordum. Ama şimdi, kendi düşünce ve analizlerimi anlatıyorum…”
Malcolm X, Amerika’ya döner dönmez peş peşe Muslim Mosque (Mart 1964) ve Organization of Afro-American Unity (Haziran 1964) adlı teşkilâtları kurar. Bu teşkilat vesilesiyle gerçek anlamda siyah-beyaz kardeşliğini esas alan bir toplum meydana getirmeyi amaçlar. Radyo Black(Siyah)’ın teklif ettiği canlı yayın programına konuşmalarına sansür yapılmaması kaydıyla katılır. Programdan önce bir hafta boyunca bu programın reklamı yapılır. Program günü gelince yüz binlerce insan, radyosunun başında ona kulak verir. Malcolm X, bu programda çokça şeyi konuşur. Konuştuğu her cümle Elijah, benzeri nifak yapılanmaları ve sahte Amerika rüyası üzerinde iktidarını yürütenlerin kirli düzenine sokulan bir çomak olur: “… Ben Amerikan rüyası görmüyorum. Irkçılık ve Kapitalizm insanlara kâbus dolu bir hayat yaşatmakta ve bu böyle devam ederse bu Amerika’nın sonu olur… Amerika, İslam’ı anlamaya muhtaçtır. Çünkü bu din ırk sorununu söküp atan dindir. Kapitalizme gerçek anlamda karşı olan ve onu kaldırıp atacak tek din İslam’dır. Tek çözüm vardır: O da İslam’ı kabul etmektir…”
Radyodaki bu ve benzeri cümleler, toplantılar, demeçler ve basın açıklamaları ile dost düşman, beyaz siyah herkes anlar ki Malcolm X Malik el-Şahbaz artık kendini gerçek İslam’ı yaşamaya ve anlatmaya adamıştır. Bu durum, Elijah Muhammed, diğer siyah kuruluşlar, FBA ve CIA’nın hoşuna gitmez; çünkü Elijah Muhammed cemaati içinde Malcolm X’in popülaritesi çoktur ve o tabandan çok kişi Malcolm X’e katılır. FBI ve CIA siyahilere has bir din ve yapıya çok müdahale etmez; ama Malcolm X gibi bir siyahinin beyazları da davet eksenine alması kabul edilecek bir şey değildir. Hele hele ırkçılığı bırakıp ‘ümmet’ düşüncesini yamaya çalışması şer yapıları kudurtur.
Kısa bir müddet sonra kendisine ve ailesine yönelik tehditler gelmeye başlar. Malcolm X ve ailesi için zorlu günler yeniden başlar. Çocukluğunda olduğu gibi bir gece yarısı evi molotof kokteyllerle ateşe verilip kundaklanır; ama o davet yolundadır. Evi mi yakılmış, tehditler mi alıyor? Umurunda değildi; çünkü yüreklere ve beldelere düşen ırkçılık, küfür ve Kapitalizm ateşi umutları ve nesilleri tutuşturuyordu. Büyük yangın dururken küçük yangınlar onu hedefinden döndürecek değildir. Ve o, bu kundaklamanın hemen akabinde uçakla Chicago’ya gidip Detroit’teki konferansa yetişir. Malcolm X için zaman çok değerliydi. Günlük 5 saat uyuyor, geri kalan tüm zamanını projeler üzerinde çalışmak, kitap okumak, konferanslara ve diğer toplantılara katılmakla geçiriyordu.
Tehditlerin ardı arkası kesilmez. Malcolm X, artık ölümün ensesinde olduğunu ve ölümle burun buruna geldiğini hisseder. Takip ve dinlemeler iki yönlü olur. Bir yandan Elijah, bir yandan CIA onun telefonlarını dinlemeye alır ve bir an olsun peşinden ayrılmazlar. Gazete ve dergilerde dahi onun aleyhinde tehdit içeren yazı ve söyleşiler çıkar. Bu gelişmelerden sonra Malik el- Şahbaz, şer yapıların artık varlığına bir an bile tahammül etmeyeceklerini anlar. O sıralarda kendisiyle sürekli görüşerek biyografisini yazmakta olan Alex Haley’e kitabı yayımlanmış olarak okumaya ömrünün yetmeyeceğini söyler.
…
Ve tarih, 21 Şubat 1965.
Yer, New York Harlem Bölgesi’nde Audubon Salonunda konuşma kürsüsü.
Salonda yüzlerce kişi ve kürsüde tanıdık bir sima, Malcolm X Malik el- Şahbaz. Malcolm X’in eşi ve çocukları da ön taraftaki sandalyelere oturmuş, onu dinlemekteler.
Malcolm X, takdim edildikten sonra kürsüye doğru yürür. Dinleyicileri Allah’ın selamıyla selamlar ve konuşmasına başlar:
- Değerli dostlarım, bugün belki de size son konuşmamı yapacağım. Sizlere Amerika Müslüman Hareketi’nin manifestosunu okuyacağım…
Malcolm X, henüz konuşmasını bitirmemiştir. Salonda birden bir karışıklık meydana gelir. Herkes dikkatini gürültü gelen yere verir. O esnada silahlı altı kişi ona yakın mesafeden ateş açar. Silah sesleri ile salon bir anda boşalır. Malcolm X’e tam 16 kurşun isabet eder. O, ilk kurşundan sonra yukarı kalkmış olan sağ eli derhal göğsüne düşer, dinleyicileri sakinleştirmek için öteki elini havaya kaldırır. Gelen ikinci kurşun orta parmağını koparır. Sakalından kanlar sızar ve vücudu arkaya doğru iki sandalyeyi devirerek yere düşer. Tetikçiler, yere düşen Malcolm’un son nefesini verdiğinden emin olmak için diğer 14 kurşunu da bedenine sıkıp kaçarlar. Malcolm X’in eşi çocukları bu korkunç manzarayı görmesinler diye yüzlerini kendine doğru çevirir ve onları kucaklar. Bazı dinleyiciler, kürsüye koşarlar; ama Malcolm X, artık son anlarını yaşamaktadır. En yakındaki bir hastaneye götürülürken yolda ŞEHİD olur.
Malcolm X, son nefesine kadar, yani mümin bedeni onlarca kurşunla delik deşik edildiği 21 Şubat 1965 gününe kadar, doğru İslam’ı anlatmaya gayret eder. O, hayatı, mücadelesi ve şehadetiyle “En iyi nasihat; iyi örnek olmaktır.” Sözünün pratiği olur.
Malcolm X’e şehadeti getiren ve onu yeşil kuşun kursağına uçuran suikast bir muamma olarak kalır. Ama üzerinde en çok konuşulan ihtimal bu suikastın Elijah Muhammed ve CIA iş birliğiyle ile gerçekleştirilmiş olduğudur. Bugün hala bile Malcolm X’in kimin tarafından ve neden öldürdüğü ortaya çıkartılamamış(!) ve suikast kapalı bir dosya olarak ABD Adalet Bakanlığı’nın tozlu raflarında duruyor.
Malcolm X’in cenazesi yirmi iki bin seveni tarafından defnedilir; ama Malcolm X’in medya hakkındaki tespiti ‘Medya, zalimi mazlum, mazlumu zalim yapar.’ bir kez daha gerçekleşir ve medya ertesi sabah yine kalleşlik yapar ve şu rezil manşeti atar:
MALCOLM METELİKSİZ ÖLDÜ!
Oysa zalimin iddiası ve alaycı yaklaşımının tam aksine Malcolm X, öyle onurlu, izzetli ve örnek bir hayat yaşadı ki sadece Müslümanlar değil; özgürlükçüler, insan hakları savunucuları, sosyalistler ve daha birçok grup kendilerini Malcolm X’le özdeşleştirecekleri bir yan buldular.
…
Bir insanın hayatına dair en güzel ve sağlam şahitlik o kişinin anne, baba, eş, çocuklar ve kardeşlerinin şahitliğidir. Malcolm X hakkında böyle bir şahitliği kızı İlyasa Şahbaz yapar. İlyasa, İstanbul’da katıldığı bir konferansta babası Şehid Malcolm X için şunları dile getirir:
“Babam şehid olduğunda ben henüz iki yaşındaydım. Babam, saldırıya uğradığı esnada annem beni ve kız kardeşimi mermilerden korumak ve önümüzdeki korkunç sahneyi görmemizi engellemek için kendini bütün bedeniyle bize siper etti. Annem, babamın sevgisini, değerlerini ve ahlakını bir bütün olarak ailemizin içerisinde muhafaza etti ve böylece babamızın ölümünün hemen ardından acı çekmememizi sağlamaya çalıştı. Hatırladığım kadarıyla, annem sürekli kocasının yani babamın aile içi konuşmalarımızın bir parçası olmasını sağladı. Biliyorum babam beni seviyordu. Babam kusursuz bir şekilde tutarlıydı. Büyük bir insani duyarlılığa sahipti. Müziği, şiiri, tarihi ve sanatı seviyordu. Zeki, şefkatli, sevgi dolu biriydi. Bütün davranışlarına yön veren şey, Allah'a karşı kulluk görevini yerine getirme isteğiydi. Üniversiteye başladığım zaman onun karakteri ve yaptığı çalışmalarının doğru yansıtılmadığını öğrendim. Aynı zamanda annemin kocasının mirasını sadece kendisi için değil gelecek nesillerinde Malcolm X 'i doğru bir şekilde tanıması için muhafaza ettiğini anladım. Bugün ben, annemin bana aktardığı babamın gerçek hikâyesini ve onun ABD ve dünya üzerindeki etkisini bir bütün olarak sizlerle paylaşmak için buradayım… Babam Malik el Şahbaz, daha çok bilinen adıyla Malcolm X, çok genç yaşlarda sivil toplum hareketlerine katıldı, henüz 20'li yaşlarda iken. Amerika'da o zamanlar Afrika kökenlilere insanlık dışı muamele yapılıyordu. Her alanda ayrımcılık ve eşitsizlik uygulanıyordu. Afrika kökenli insanların hakları kanun adına ellerinden alınmıştı. Kurumlar ve fertler, ortaya çıkabilecek sonuçlardan çekinmeden Afrika kökenlileri terörize ediyordu. Amerika'daki siyah insanlar korumasızdılar ve adil bir Amerika için hiçbir umutları yoktu. Allah'a tevekkül ederek Malcolm X hepimiz için ayağa kalktı ve bu yola çıktı. Malcolm ahlaktan yoksun olan Amerikan vicdanını sarstı. Orada insanlardan eşit bir adalet talebinde bulunarak karanlık ruhları tekrar diriltti. Onun, Amerika'nın herkes için özgürlük ve adalet vaadinin hayata geçirilmesi konusundaki sürekli ısrarı hepimizin dirilmesini sağladı. Malcolm, bütün Amerikalıların verilen sözlerin yerine getirilmesini talep etme noktasındaki potansiyellerini harekete geçirmek amacıyla onların özgüvenini artıracak hareket planları tasarladı. Şehadetine kadar devam eden yaşamının son 12 yılında, genç, cesaretli ve kararlı Malcolm, Amerika'daki ırkçı ve ayırımcı uygulamaların mağduru olan Afrika kökenlileri savunmak için ayağa kalktı. O, beyazların üstün olduğuna dair ortaya atılan zanlara meydan okudu. Amerika'da insan haklarını hareketlerini savunan ve bu konuyu gündeme getiren ilk kişi oldu. Diasporayı birleştirmek ve böylece özgürlük ve bağımsızlık için mücadele eden yekvücut bir uluslararası yapı oluşturmak için yorulmaksızın çalıştı…
Onun bu şahsi fedakârlıkları sadece Amerikalılar tarafından değil bütün dünya tarafından takdir edildi. Onun dünya tarihine yaptığı katkının büyüklüğü göz ardı edilemez. Malcolm X'in, bütün dünya tarafından yaşadığı çağın çok ilerisinde olan bir insan hakları stratejisti olarak görüldüğünü düşünüyorum. Onun öngörülerinin ve ortaya koyduğu stratejilerin benimsenmesindeki başarısızlık ekonomik, politik ve sosyal bölünmüşlüğü artırdığını anlamamız yerinde bir davranış olur. Malcolm X, en tanınmış Amerikalı Müslüman olarak İslam'ın Amerika'da yayılmasındaki rolüyle de tarihteki yerini aldı. Malcolm X' in biyografisi, haklı olarak 20. yüzyılın gerçek yaşam hikâyesine dayanan en önemli çalışmalarından biri olarak görülüyor. New York Times Best-seller listesinde kalmayı sürdüren eser dünya genelindeki birçok akademik kuruluşta okutuluyor. Birkaç yıl önce Allah bana, babamın günlüklerinden birini okumayı nasip etti. Bu günlükler henüz 38 yaşındayken vurulan bu çok önemli genç adamın düşüncelerini anlamak ve ortaya çıkarmak açısından tam bir hazine görevini gördü. Çok genç olmasına rağmen dünya tarihi açısından bu kadar büyük bir etki ortaya koyan bir şahsiyetten bahsediyoruz… Hayatının bu önemli döneminde Malcolm, günlüğün sayfalarında sakin ve samimi bir şekilde olayları ele alıyor. Hitabının etkileyiciliğini ve fesahatini burada deneyimleyebiliyorum. O sayfaları okurken Malcolm X'in herkes için mücadele ettiğini görebilirsiniz. İnanılmaz başarılarının herkes tarafından kabul edilmesine rağmen, Malcolm mütevazı birisi olarak kaldı. Şahbaz ismini alması da uygundu çünkü bu ismin pek çok anlamı var. Anlamlarından bir tanesi de 'kadir'dir. Bazıları için kadir kelimesi, büyüklük, dominant anlamında kullanılır. Fakat babam bu kelimeyi farklı şekilde ele aldı. Evet, güçlüydü ama tutkuluydu, merhametliydi, enerji doluydu, samimiydi. Evet, bir ikondu, hümanistti, kendini insanların refahına adamıştı. Herkes için özgürlük yolunda gayret etti. Bu sırada, liderler ve BM'deki ajanslar onun yok edilmesine karar vermişlerdi. Onun suikastından tam bir hafta önce uyuduğu odaya bir bomba atılmıştı. Hükümetin ona karşı yaptığı tehditlere karşı hiçbir şekilde taviz vermemesinden ötürü minnettarım, çünkü kendisini devlet düşmanı ilan etmişlerdi…
Babam küresel bir ilham kaynağı oldu. Hatta eski ABD Başkanı Barack Obama, kendi kimliğini araştırırken, Malcolm'u kendine örnek olarak almış. Obama diyordu ki; 'Malcolm'un kendisini oluşturma konusundaki tekrar eden faaliyetleri benle konuştu, onun sözlerindeki sert şiir ve saygı gösterme konusundaki vazgeçmezliği, disiplini ve güçlü iradesi bana ilham oldu.' Babamın günlüklerini okurken Malcolm'u daha iyi tanıdım. Onun cesaretine karşı yeni bir takdir geliştirdim. Babam her zaman benim en büyük ilham kaynağımdı. Babamızın sevgisini her zaman hissettik. Her ne kadar fiziksel olarak babam gitmiş olsa da annem, babamızın evdeki konuşmaların bir parçası olmaya devam etmesini sağladı… Baskı aslında hem zalimin hem de zulme uğrayanın gelişmesini engelleyen bir şeydir. Irk ayrımcılığı Amerika'nın erişebileceği büyüklükleri engelliyordu. Malcolm X dünyayı barışla yenileme vizyonuna sahipti. Bize verdiği en değerli hediye inanılmaz iman dersiydi. Tüm hayatıyla Allah'a inanıyordu. Ona koşulsuz hizmet etmişti...”
Kaynakça
Alex Haley, Malcolm X (trc. Abdullah Bizden – Yaşar Kayırlı), Ankara 1978; a.e. (trc. Yaşar Kaplan), İstanbul 1984.
İbrahim Dağılma
- Young, Malcolm X: Eylemin Öteki Yüzü(tcr. S. Tekin), Konya 1993.
- Breitman, Malcolm X: The Man and His Ideas, New York 1988.
- H. Mamiya, “Malcolm X”, ER, IX, 144-145.
- B. Turner, Islam in the African-American Experience, Bloomington 1997, s. 174-237.
İbrahim Dağılma