Günahlardan arınmanın birinci basamağı olan tevbe günümüzde pisikiyatride bir tedavi yöntemi olarak kulanılıyor. Psikologlar hastalarına, bağışlanma duygusunun insan psikolojisine etkisi, tevbe duygusunun rahatlatıcı yönünü anlatarak ruhun daha huzurlu olmasını sağlıyor. Pişmanlık ve tevbe arasında nasıl bir ilişki vardır? Kamil bir tevbe nasıl olmalıdır? Tevbenin kabul olmasının insan psikolojisindeki yansımaları nelerdir?Tevbe eden bir kalp kendini nasıl hisseder? Tevbenin kişiliğe ve kişinin çevresine olan etkisi nelerdir? Bu ayki sayımızda tüm bu soruların cevaplarını Prof. Dr. Sefa Saygılı’dan dinledik. Tevbenin insan pisikolojisi üzerindeki rahatlatıcı etkisi olduğunu anlatan Saygılı tevbenin bir psikolojik tedavi yöntemi olduğunu söyledi.
Sizleri Prof Dr. Sefa Saygılı’yla yaptığımız söyleşiyle başbaşa bırakıyoruz.
Hocam öncelikle pişmanlık ile tevbe arasındaki ilişkiden söz edebilir misiniz?
Tevbe ve pişmanlık birbirinden ayrılmaz iki ayrı fiildir. Pişmanlık olmadan tevbe olmaz. Yani pişmanlık tevbenin ön şartıdır.
Ruhen kamil olması gereken bir tevbe nasıl olmalıdır? Örneğin ihlasın kamili; Allah’ın razılığının dışında hiçbir şeyi hesaba katmamaktır. İnsan tevbe ederken kalb hangi halde olmalı, nasıl bir halet-i ruhiye içinde olmalı ki kamil bir tevbe sayılsın ve bu şekilde tevbenin insana etkisi nasıl olur.
Tevbenin kamil olabilmesi için önce pişmanlık olması lazım. Ama samimi bir pişmanlık. Ondan sonra da tekrar aynı günahı işlemeyeceğine dair kesin bir karar olması lazım. Yani bir insan günah işlediği zaman kesinlikle ondan dolayı bir vicdan azabı bir suçluluk duygusu yani bir pişmanlık hissini yoğun olarak yaşaması lazım. İkisi birleştiği zaman yani pişmanlık ve tekrar işlememe kararına birlikte tevbe diyoruz. Ve tevbede de kişinin samimi olması lazım. İnsanın büyük bir üzüntü ve vicdan azabıyla kavrulması lazım ki, bir daha aynı büyüklükte bir acıyı çekmek istemesin. Bu kadar şiddetli ve yoğun yaşaması gerekir. Tevbe bu şekilde olursa kamil bir tevbeden söz edebiliriz. Bu tevbe de Allah’ın geri çevirmeyeceği bir tevbedir.
Tevbenin kabul edilmesinin insan üzerindeki yansımaları nelerdir? Pişmanlık ve tevbenin rahatlatıcı etkisinden söz edebilir misiniz?
Kesinlikle tevbenin insan üzerinde rahatlatıcı bir etkisi vardır. İnsan samimi bir şekilde tevbe ettiği zaman gönlünde bir ferahlık olur. İşlediği günah aklına geldikçe üzüntü de duysa artık şiddetli ve onu kavurucu bir üzüntü şeklinde olmaz ve tevbe ettiği zaman kuş gibi hafiflemişçesine bir takım duygulara kapılır.
Günah işlemek mutlak olarak olumsuzluk mudur? Örneğin Hz. Resulullah (s.a.v); “Eğer Allah (cc) sizin günah işlemeyeceğinizi bilseydi, sizi helak eder ve sizin yerinize günah işleyip kendisinden mağfiret dileyecek bir kavim getirirdi” hadisini göz önünde bulundurarak, günah ile tevbe arasında nasıl bir ilişki vardır?
Günah insanlara has bir fiildir. Çünkü dinimize göre ancak peygamberler günahsız olur. Dolayısıyla insanlar her türlü günaha düşebilirler. Ama İslam onlara çıkış kapısı göstermiştir. Bu kapı da hiç kapanmayacak olan tevbe kapısıdır. Bu yüzden insan zaaflarıyla insandır. Hayatı da zaaflarla doludur. Ve günah işlemesi de kaçınılmazdır. Ama bundan dolayı muhakkak ki tevbe de etmesi gerekir. Burada tevbenin olması bir çıkış kapısı olduğunu gösteriyor. Ama kamil tevbe için konuşuyoruz; tevbe daha önce de ifade ettiğimiz gibi tekrar aynı günahı işlememe kararlılığını da beraberinde getirdiği için, aynı günah için ikide bir bozulup tekrarlanan bir durum da değil.Öteki durumda ise tekrar günaha düşerse tekrar tevbe etmemesi gibi bir durum söz konusu değil tabi. Burada o suçluluk duygusunu, eziklik, günaha karışma üzüntüsünü tevbe ile giderir. Psikiyatride tevbe, insanı bir takım eksikliklerinden, yanlışlıklarından, yaptığı hatalı fiillerden kurtarma yolu şeklinde psikolojisini düzeltme yolu olarak da dikkatimizi çekiyor.
Hz. Ömer (r.a) “Tevbe edenlerle beraber oturun, çünkü onların kalpleri yumuşak olur.” buyuruyor. Bu söze binaen tövbenin hem tövbekara hem de tövbekarla oturup kalkana sağladığı faideler nelerdir?
Tevbenin insanı rahatlatan bir unsur olduğunu ifade etmiştik. Bir de tevbe insanın kendi yanlış ve günahlarının farkına varmasını gerektiriyor. İnsanın kendi günahlarının farkına varması onu düzeltmeye kalkması bunun için hareket etmesi de bir çabadır ve kulluk gayretidir. Bu kulluk gayreti de o insanın Allah Teâlâ’ya kul olduğunu gösteren bir işaret taşıdır. İnsan günahlarının farkına varmaz ve devamlı günah işlerse, günah çukuruna gömülürse sevapların yayılmasında olduğu gibi günahlar da yayılır. Çevresine de bulaşır. Halbuki insan hataya düştüğü zaman zaafının farkına varırsa, kul olduğunun, insan olduğunun farkına varır ve tevbe ederse, o tevbe kalbine yumuşaklık verir ve kulu Allah’a daha yakın bir kul haline getirir. Daha mütevazi, daha alçak gönüllü bir kul haline gelir. Ve bu da adeta çevresine bulaşır. Onlara da bir sıcaklık ve muhabbet verir. Tevbe eden bir kulun kendisi ve çevresindekiler üzerindeki yansıması da bu şekilde olur diye düşünüyorum. Kötülüğünün farkına varıp onu düzeltmek için ahdetmek de kul olduğunun, zaaflarıyla kul olduğunun farkına varmaktır bu da muhakka ki çevresindekilere de yansır. Yani kötülükler bulaşıcı olduğu gibi iyilikler de bulaşıcıdır.
Tevbe etme duygusunun ortadan kalkması durumunu açıklayabilir misiniz?
İnsanın kendini değerlendirmesi güzel bir şeydir. Biz buna psikolojide içgörü diyoruz. Yani insanın kendisini bir özeleştiriden, otokritikten geçirmesi gerekir. Tevbe eden insanlarda da bu olur. Yani ben Allah için ne yaptım veya ben ne gibi hatalar, günahlar işledim diye düşünür ve bunu düzelterek daha mükemmel bir kul olmaya gayret eder. Ama bunu yapmaz ve tevbe hayatında eksik kalır, günahlar sıradan hale gelirse artık kişi yanlışında ısrar eder hale gelir ve günahlar içerisinde bocalar durur. Bu anlamda kabi de katılaşır. Bu yüzden tevbe etmek kul olmanın bir merhalesidir. İnsana oldukça katkıda bulunan ve insanı daha insan haline getiren bir vasıftır.
Hocam son olarak İfade ettiğiniz gibi insan olmamız hesabıyla muhakkak ki hatalarımız yanlış ve günahlarımız vardır. Bu tür pişmanlık içerisinde olanlara tevbe ile ilgili çağrınız ne olur?
Bu durumdaki insanların samimi tevbe ettikleri takdirde Rabbimizin, kabul edeceğini bilmeleri gerekir. Çünkü bazı kişiler görüyoruz ki işledikleri günahtan dolayı şiddetli vicdan azabı çekerek kendilerini yıpratıyorlar. O kadar günahkarlık içerisine girebiliyor ve bu günah içerisinde kendilerini o kadar yıpratabiliyorlar ki ibadetleri bile aksar hale geliyor. Tabi bu patolojik bir durum. Bu yüzden samimi bir tevbe yapıldıkdan sonra Rabbimizin kabul edeceğini bilmelerini ve tekrar aynı günahlara düşmemek için de gayret etmelerini öneriyorum.
Prf. Dr. Sefa Saygılı Kimdir?
1956’da iskenderunda doğdu. İlk, orta ve lise tahsilini bu şehirde yaptıktan sonra girdiği İstanbul Tıp Fakültesi’nden 1980’de mezun olarak doktor oldu. Ardından aynı fakültenin psikiyatri kliniğinde uzmanlık eğitimi aldı ve 1984 yılında psikoloji uzmanı ünvanını aldı. 1985’te Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları hastanesinde göreve başlayan Saygılı, 1990’da psikiyatri şef muavini 1991’de de İstanbul Tıp Fakültesinde girdiği sınavla psikiyatri doçenti oldu. 1992’de psikiyatri klinik şefi olarak Vakıf Gureba Hastanesinde göreve başladı ve halen bu görevini sürdürmektedir. 2009 yılında profesörlüğe yükseldi. Profesör Saygılı 1989 yılında seçildiği Yeşilay Genel Başkan Yardımcılığı görevini de halen sürdürmektedir.
“Doktorunuz Diyor Ki”, “Annemi İstiyorum”, “Dünyayı Aldatanlar”, “Evlilikte Mutluluk Sanatı”, “Mutluluk Elinizde” Hakikatı Arayanlar” ve farklı isimlerde ondan fazla kitabı yayımlanan Saygılı’nın elliden fazla bilimsel makalesi de bulunuyor. Saygılı; evli ve iki çocuk babasıdır.
Talha Bal / İnzar Dergisi - Mart 2013
İnzar Röportaj/Söyleşi