İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Gençliğin Feryadı

2012-07-21
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Bir anne ve babanın maddi anlamda en büyük sermayeleri evlatları olsa gerek. Ev, iş, araba vs. diğer maddi olanaklar hep evlatların ileriye dönük huzur ve mutluluğu için temin edilmeye çalışılır. Ebeveynlerin belli bir süre sonra kendilerine yönelik pek bir kaygı ve ...

Bir anne ve babanın maddi anlamda en büyük sermayeleri evlatları olsa gerek. Ev, iş, araba vs. diğer maddi olanaklar hep evlatların ileriye dönük huzur ve mutluluğu için temin edilmeye çalışılır. Ebeveynlerin belli bir süre sonra kendilerine yönelik pek bir kaygı ve hazırlıkları olmaz. Bilakis bütün kaygı ve çırpınışları, evlatlarının maddi ve manevi geleceğiyle alakalı olur. Hesaplarını, plan ve projelerini hep bu cihette yaparlar. Öyle ki, yemezler yedirirler, giymezler giydirirler, yatmazlar yatırırlar;  üzülmesinler diye üzülür, sıkıntıya girmesinler diye bin bir sıkıntıya göğüs gererler.

Allah (cc) ve ahiret inancından yoksun ebeveynlerin çocukları hususundaki endişe ve hesapları sadece dünya yaşantısı ile alakalı iken, inançlı ve mütedeyyin aileler haklı olarak hem dünyevi hem de uhrevi, hem maddi hem de manevi olmak üzere çift yönlü bir endişe ve kaygı içerisinde olurlar.  Günümüz toplumunda ailelerin evlatları hakkındaki kaygıları yönünde sağlıklı bir araştırma ve  değerlendirme yapıldığında, inançlı-inançsız, mütedeyyin- mütedeyyin olmayan, doğulu-batılı, köylü- kentli neredeyse her ailenin evlatları hakkında sayısızca kaygıları olduğu, evlatlarının geleceği hakkında gönüllerinin hiç de rahat olmadığı bariz bir şekilde fark edilecektir. Çocukların ve gençlerin karşı karşıya bulundukları sosyal ve ekonomik  sorunlar, eğitim alanındaki problemler, sağlık sorunları, inanç, ahlak ve dini eğitim noktasındaki sıkıntılar… aileleri haklı bir endişeye sevk etmekte, hayatın tadını ve tuzunu kaçırmaktadır.

Çok eski dönemlerde insanlar evlatları hakkında daha ziyade doğal tehlike ve risklerden yana endişe duyarlardı. Söz gelimi ağaçtan düşer de bir yerini kırar, uçurumdan yuvarlanır, suda boğulur, yılan-akrep sokar, köpek ısırır…vs. Peki şimdi öyle mi? Kesinlikle hayır. Şimdiki endişeler ekseriyetle insan veya sistem kaynaklı. Art niyetli, sorunlu ve zararlı insanlardan tevellüt eden-edebilecek sorun ve endişelerdir. Aman birileri çocuğu kaçırır-kaybeder, çocuğu kandırıp başına bir çorap örer, çocuğun ahlakını ve terbiyesini bozar, çocuğu yanlış yollara sevk eder, zararlı alışkanlıklara-pisliklere bulaştırır…vesaire.

Evet, küreselleşmiş ve dolayısıyla büyükçe bir köy halini almış dünyamızda, çocuklarımız, gençlerimiz ve yarınlarımız için ciddi manada tehlike ve risk teşkil eden unsurlar da salgın bir hastalık gibi hızla yayılmakta, batı kaynaklı hastalık mikropları her yanı kasıp kavurmaktadır.  Örneğin en basitinden hastalık yuvası internet kafelere artık en ücra dağ köylerinde dahi rastlamak mümkündür. Hakeza gittiğimiz bazı köylerde uyuşturucu madde kullanan gencecik çocuklara şahit olabilmekteyiz. Gençlerin geleceğiyle alakalı mevzuyu açtığımızda, birçok anne ve babanın ahlarına, acılı söz ve izlenimlerine tanıklık etmekteyiz. Dolayısıyla yarınlarımızın göstergesi gençliğin içerisinde bulunduğu durum yüreklerimizi paralamakta, vicdanlarımızı sızlatmaktadır. Gençliğin içerisinde cayır cayır yandığı yangının boyutlarını görebilenler, boğazlarına kadar battıkları bataklığın ufunetli kokusunu burunlarının dibinde hissedebilenler ve onların manevi feryad-u fiğanlarını işitebilenler… eyvahlar çekip çaresizlik içerisinde kıvranmaktadır.

Bu vesileyle bu makalemizde genel olarak gençlerimizin ve evlatlarımızın karşı karşıya bulunduğu sorun ve problemleri farklı boyutlarıyla irdeleyip, ebeveynlerin, eğitimcilerin, toplum mimarı ve mühendisi bütün yetkililerin dikkatlerine sunmaya çalışacağız. Kendi çevremizde, izlenim ve araştırmalarımız neticesinde tespit edebildiğimiz temel sorun ve sıkıntıları şu şekilde sıralayabiliriz:

1-İtikadi Tehlikeler Ve Saplantılar: Fikir ve bilgi kirliliğinin had safhada olduğu, her türlü mesnetsiz düşüncenin itikat olarak pazara çıkarıldığı bir dönemde, gençlerimizin imanının büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu müşahede etmekteyiz. Daha ziyade duygu ve hisleriyle hareket eden, muhakeme ve mukayese yetenekleri zayıf olan gençlerin, doğru yanlış her düşünceye iç dünyalarında yer vermeye çalıştığı bir süreçte,  salim ve hakkaniyete uygun bir mefkureye ulaşmak elbette ki kolay değildir. Bu yöndeki tehlike, gençlerin daha ziyade internet vasıtasıyla girdiği rehbersiz ve karmakarışık dünyada yollarını bulamamaları ve uygunsuz arkadaş ortamına düşmeleri neticesinde sinyaller vermektedir. Yine aykırı fikir ve düşünceler, art niyetli İslam düşmanları tarafından özellikle lise ve üniversite çağlarında ideoloji ve felsefe adı altında sistematik bir şekilde aşılanmaya çalışılmakta, inancı zayıf, itikadi alt yapısı olmayan oynak düşünceli, şahsiyeti oturmamış gençler üzerinde etkisini gösterebilmektedir. Rabbini bilmeyen, Peygamberini tanımayan ve Kitabına yabancı olan bir gençlik, rehbersiz kaldığında, elbette ki manevi değerlerinden uzaklaşacak, bunlara şüpheli bir gözle bakacak, şu veya bu şekilde bir takım fikri saplantılara girecektir. Gençlerimizin tertemiz kalplerini ve dimağlarını bulandırmak için insi ve cinni şeytanların fırsat kolladığını, gençlerimizi onların çekim alanı ve ağlarından muhafaza etmenin hepimizin birinci dereceden vazifesi olduğunu unutmamak gerekir.

2- Uygunsuz Arkadaş Ortamı: Peygamber Efendimiz(sav)’in “Kişi arkadaşının dini üzerinedir,” uyarısı, arkadaşın ve arkadaş çevresinin kişinin şahsiyetinin oluşumunda  ve yolunu belirlemesi hususunda mutlak bir etkiye sahip olduğunu göstermektedir. Aynı durum gençlerin uygunsuz mecralara sürüklenmesi için de geçerlidir. Halk arasında yaygın olan “Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim” sözü de bu gerçeği teyid etmektedir. Şu bir gerçek ki, aile ortamından sonra, kişiyi şekillendiren, rengini ve karakterini belirleyen unsur arkadaş çevresidir. Anne ve babasından sonra kişinin öğretmeni, ahlak mimarı ve mühendisi arkadaşlarıdır. Çocuk kapıyı açıp dışarı çıktığında, sokağa ayak bastığında, bundan sonra hayatında belirgin rol oynayacak olanlar yine sokaktan veya okuldan arkadaşları olacaktır. Aslında bu konuda zikredeceğimiz bütün tehlike ve riskler arkadaş ortamına bağlı olarak gelişen tehlikelerdir. Dolayısıyla çocuklarımızın ve gençlerimizin arkadaş ortamına ve çevresine son derece dikkat etmek zorundayız. Çocuğumuzun kendisini ifade edebileceği ve bizzat kendisini bulacağı imanlı, ahlaklı ve faydalı gençlerden müteşekkil bir çevre edinmesi hususunda bütün alternatifleri denemek durumundayız.

3- Ahlaki Hastalıklar Ve Kötü Ahlak Örnekleri: Yapılanma ve şekillenme aşamasında olan gençler, köklü, fıtri ve dosdoğru bir eğitim ve terbiye almadıklarında, ahlak, mizaç ve karakter noktasında problemler yaşarlar. Ahlak ve adabı bozucu ortam, faktör ve aktiviteler ise, çocuğun eğitsel altyapı ve temeline döşenmiş bomba ve mayınlar mesabesindedir. Bahsini ettiğimiz ideal bir İslami eğitimden geçmemiş gençler, ilerleyen yaşlarında uygunsuz davranışlar ve kötü ahlak örneklerini göstermeye başlarlar. Misalen; huy olarak; cimrilik, korkaklık, bencillik, kıskançlık… davranış olarak; yalancılık, hırsızlık, başkalarına karşı haksızlık, zorbalık ve hakarete varan davranışlar… sergileyebilirler. Bu türden huylar ve davranışlar, yaşın ilerlemesine bağlı olarak, zararlı alışkanlıklar ve daha tehlikeli boyutlara varan davranış ve eylemler şeklinde kendini gösterebilir. 

4- Zararlı Alışkanlıklar ve Madde Bağımlılığı: Toplumumuzda sigara, alkol ve uyuşturucu madde bağımlılığı salgın bir hastalık gibi hızla yayılmakta, yetişkinler gibi, gençlerin de hayatını karartmaktadır. Söz konusu ölümcül illetlere bulaşma yaşı her geçen yıl daha aşağılara düşerken, bu illetlere müptela olanların oranında ise ciddi artışlar gözlenmektedir. Pırıl pırıl ve ömürlerinin baharındaki gençlerimiz açısından çok büyük risk ve tehlike arz eden, onların dünya hayatı gibi ahiret hayatlarını da mahveden bu türden zehirli ve zararlı maddelerin ticari piyasası ise, art niyetli, rantçı, çeteci nesil düşmanları tarafından sürekli canlı tutulmakta, yetkililer ise yeterli tedbirleri alma hususunda çok duyarsız ve pasif kalmaktadırlar.

5- İnternet Bağımlılığı ve Kitle İletişim Araçlarından Kaynaklanan Tehlikeler:   Günümüzde özellikle gençler açısından en fazla risk teşkil eden, tehlike sinyalleri her tarafta hissedilen faktörlerden biri de bilinçsiz bir şekilde kullanılan teknolojik ürünler ve kitle iletişim araçlarıdır. Başta internet olmak üzere, cep telefonu, televizyon, vb. araçlar, bilinçsiz, kontrolsüz ve amacına uygun olmayan bir şekilde kullanıldığında –nitekim büyük oranda bu şekil kullanılmakta-  hem kişinin kendisi açısından hem de başkaları açısından çok büyük zararlara sebebiyet vermektedir. Bahsini ettiğimiz ürünlerin gereğinden çok fazla kullanılması, birçok gencimizin adeta bunların bağımlısı ve tutkunu haline gelmesi, hem sağlık açısından hem sosyal açıdan hem de eğitim ve ahlak açısından ciddi tahribatların oluşmasına yol açmaktadır. Bu türden alışkanlıklar, neredeyse gençlerimizin kimyasını bozmakta, onları fıtratlarından uzaklaştırmakta, gerçek âlemden veya hayatın temel dinamiklerinden koparıp sanal âleme, sahte ve yalancı ilişkilere itmektedir. Böylesi bir gençliğin ne kendisine ne ailesine ne de başkalarına bir faydası olamaz. Düşünelim bir kere, hayattaki tek gayesi bir i phone  cep telefonuna, internet için kullanacağı bir bilgisayara sahip olmak olan gençlerimizin sayısı azımsanacak türden değildir. Çok az okuyan, çok az düşünen, gerçek hayatın sorun ve problemlerine çok az eğilim gösteren, hayatı oyun, eğlence ve gününü gün etmekten ibaret gören bir gençlikten gelecek adına ne beklenebilir ki?  

6- Açık Saçıklık ve İhtilattan (Kız-Erkek Karışıklığı) Kaynaklanan Problemler: Batı medeniyetinin toplumumuza soktuğu en zararlı illetlerden biri de kadın ve kızlara toplumda biçilen uygunsuz roller, biçimler ve kadın erkek karışıklığıdır. Çağdaşlık ve modernite adı altında kızların ve kadınların edep ve hayâ timsalleri olan örtü ve tesettürlerinden sıyrılıp, ölçüsüz bir şekilde açılıp saçılmaları, erkeklerin dikkatlerini celbedecek biçimde türlü türlü şekillere girmeleri, özellikle gençliğimizin manevi bünyesinde derin yaralar açmakta, onarılması çok güç tahribatlar oluşturmaktadır. Erkeklerin aktif olduğu her alanda kadınların da aktif olmaya başlaması, kadınlara mahsus alanlarda erkeklere de yer verilmesi, kızlar ile erkekler arasındaki birliktelik ve karışım, erkekler ile kızlar arasında hiçbir engel, hiçbir perde ve hiçbir mahremiyet ölçüsüne yer verilmemesi… Kokuşmuş batı medeniyetinin toplumumuza ve genç neslimize sunduğu zehirli meyvelerdendir. Sosyal hayatın neredeyse her alanında yaygınlaştırılan bayan açık saçıklığı ve bayan erkek karışımı, gençlerimizin hem ahlak ve mizaçlarını bozmakta, hem de iş ve eğitim alanındaki başarı ve performanslarını ciddi manada düşürmektedir. Bu türden uygunsuz ortam ve ilişkilerin en ağır faturasını ise yine aileler ödemektedir.

7- Sınırsız Özgürlük, Serbestiyet ve Başıboşluk Temayülleri: Günümüz gençliğinin bozulmasında ve gençliğin eksen kaymasındaki en belirgin menfi faktörlerden bazıları da yukarıda sıraladığımız sakat düşünceler ve sinsi hastalıklardır. Bu ve benzeri zehirli tohumlar, iman, İslam ve ahlak düşmanı bir takım çevreler tarafından bilinçli ve sistemli bir şekilde toplumun genç bünyesine saçılmaktadır. Akıldan ziyade duyguları ile hareket eden gençlerden bir kısmı, ölçüsünü ve neticesini tam olarak bilemedikleri içi boş bir takım özgürlük ve serbestiyet sloganlarıyla ortaya çıkmakta, fıtrat ve özgürlüğün ta kendisi olan asırlık manevi değerleriyle çatışmaya girmektedir. Bu türden mesnetsiz ve ölçüsüz temayüller, gençlerimizi zamanla başıboşluğa, sorumsuzluğa, şımarıklık ve tatminsizliğe itmekte, geri dönüşü imkânsız mecralara sürükleyip, şeytana maskara etmektedir.

8- Kültür-Sanat Adı Altında Gerçekleştirilen Tahribat: Şu bir gerçek ki, gençlerimizi inançsızlık ve ahlaksızlık girdabına sürükleyen sistematik faaliyetlerin tümü post-modern üsluplar ve çağdaş argümanlarla yapılagelmiştir. Bunlardan biri de kültür-sanat adı altında gerçekleştirilen ahlaki yozlaşı ve erozyondur. Sanat ve marifet gibi muteber isimler altında gençlerimiz kızlı-erkekli, inancımızda ve örfümüzde kesinlikle yeri olmayan ahlaksızlıklara sürüklenmekte, türlü türlü rezaletler yetkili mercilerin izni ve desteği ile halkın gösterimine sunulmakta, alkışlar, tebrikler ve ödüller ile teşvik edilmektedir.

9-Futbol Ve Gençlerin Enerjilerinin Heba Edilmesi: Spor, sağlık, kardeşlik ve dayanışma gibi faydalı aktiviteler için futbol oynanması tasvip ve takdir edilebilir. Ancak futbolun şu an Türkiye ve dünyadaki sektörel boyutu, bir takım çevreler ve çeteler tarafından dev rant aracı ve sömürü çarkı haline getirilmesi, kesinlikle kabul edilemez. Futbolun sektörel olarak Türkiye ve dünyadaki durumu, bu sektöre aktarılan ve haddi hesabı bilinmeyen maddi kaynaklar, bu kaynaktan beslenen ve palazlanan dev spor kulüpleri, dokunulmaz çeteler, spor toto-loto daireleri… Adeta kutsal bir ibadetmiş gibi, her hafta milyonlarca insanın çılgınca seferber olup stadyumları doldurması, ölçüsüz tazim ve tezahüratlar, futbolun hafta boyunca insanımızın gündemini işgal etmesi, milyonları tv ekranlarına kilitlemesi ve bu yolla gençlerimizin enerjilerinin bütün bütün heba edilmesi kabul edilebilir bir durum değildir. Hakeza kronik ve müzmin bir hastalık halini almış futbol, gençlerimizi birçok faydalı iş ve uğraştan alıkoymakta, hayatın asli amaç ve fonksiyonlarından uzaklaştırmaktadır.

10-Çarpık Eğitim Sistemi ve Ölçüsüz Sınavlar: Eğitim, toplum ve gençlik açısından tuz mesabesindedir. Koruyucu özelliği olan tuz da bozulursa, varın siz düşünün gençliğin halini! Üzülerek ifade etmeliyiz ki, memleketimizdeki eğitim sistemi ve bu sistemdeki aksaklık ve çarpıklıklar gençlerimiz açısından ciddi manada sorun ve problem teşkil etmektedir. Öğretmen arkadaşlarla okulları ve eğitimi konuştuğumuzda, bu alandaki iflası, ifsadı ve israfı anlatırken dillerinden ah’lar, esefler dökülmekte. Okullarda  (özellikle ortaöğretim-liselerde) eğitim namına pek bir şey kalmadığını,  öğrencilerin çoğunun gönül eğlendirmek, gününü gün etmek ve aileden uzak kalmak için okula gittiklerinden, okulların aşk mekânı haline geldiğinden… yakınıyorlar.

Yılları alan içi boş eğitim sürecinden sonra ardı arkası kesilmeyen sınavlar, sınav sistemindeki çarpıklıklar, öğrenciler ve gençler açısından hayatı çekilmez kılmaktadır. Her sınav ayrı bir engel, ayrı bir barikat, aşılması çok zor bir badire olarak gençlerin karşısında durmaktadır. Eğitim ve bilginin her basamakta tedricen verilemeyip öğrencilere hazmettirilemediği, işin başında yeteneklere göre ihtisaslaşmaya gidilemediği, eğitim sisteminde, her şey sınavlara bırakılmakta, böyle olunca da sınav manyakları, sınav mağdurları… şeklinde farklı hezeyanların  yaşandığı görülmektedir. Üniversite ve memuriyet sınavlarının hayat-memat meselesi olduğu memleketimizde, alternatif eğitim ve iş olanaklarının olmayışı tabii olarak gençliği üniversite ve bu süreçteki sınavlara odaklamakta, bu alandaki ölümüne yarış, birçok gencimizi hayal kırıklığına uğratmakta, içtimai hayatın dışına itmektedir. Yine bu gidişat,  gençler nazarında hayatın ölümüne bir yarış, çekişme ve cedelleşmeden ibaret olduğu anlayışı doğurmakta, insani ve İslami erdemler olan kanaat, kardeşlik, cömertlik ve paylaşım gibi olgulardan mahrum bırakmaktadır.

Buraya kadar, gençlerimizin, evlatlarımızın ve yarınlarımızın karşı karşıya bulundukları maddi ve manevi tehlikelerin bazılarına temas ettik. Bunlardan her biri ayrı ayrı irdelenmesi gereken önemli sorun ve problemlerdir. Hal bu iken, ilgililere ve yetkililere seslenmek istiyoruz: Gençliğimizin kızgın bir yangının tam ortasında olduğunu görebiliyor musunuz? Bu yangının umumi bir yangın olduğunu, kuru ile birlikte yaş olan ağaçları da içine alacağını ve aynı tehlike ile sizin evlatlarınızın da karşı karşıya olduğunu düşünebiliyor musunuz? Ve yine avazımızın çıktığı kadar haykırmak istiyoruz: İnanın ki, şahsımızdan yana pek bir endişemiz yoktur. Müslümanlar olarak şu ana dek çok sıkıntılar çektik ve çokça bedel ödedik. Daha fazla bedel ödenmesi gerekiyorsa, bundan da kaçmak durumunda değiliz. Ancak kendi çocuklarımızdan yana endişelerimiz vardır. Hakeza sizin çocuklarınızdan yana endişelerimiz vardır. Endişemiz yarınlarımız, endişemiz geleceğimizdir. Endişemiz koca bir neslin maddi ve manevi helakın eşiğinde olmasıdır. Amacımız imanlı bir neslin yetişmesi, amacımız dindar bir neslin vücuda gelmesi, amacımız özlenen KUR’AN NESLİ’nin ihyası ve inşasıdır. Şayet sizin de amacınız buysa, o zaman haydi bu seferberlikte hep birlikte görev ve inisiyatif almaya!

Cihan Bozaba / İnzar Dergisi - Temmuz 2012


Cihan Bozaba

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS