Elbette her toplumun ve ideolojinin gençlere ilişkin projeleri vardır. Toplumları yönlendirmeyi hedef haline getiren her düşünce gençlik ile ilgili projeler çizer, genç nesillere yeni bir dünya vaat eder. İnsan kaynaklı tüm beşeri ideolojiler gençler için bir yaşam modeli oluştururken sürekli gençlerin belirli duygularını asimile etme, sömürme yoluna gitmiştir. Beşeri ideolojiler gençleri sadece bir duygu yumağı olarak görür ve hayat felsefesini de salt bu duyguların tatmini üzerine kurar. Böylece akıl-his-beden üçlemesinden müteşekkil insanı sadece bir parça olarak, bütün değil bir cüz olarak algılar ve bu parça bütünü ifade etmediği için insanlık buhrandan buhrana sürüklenir. Kamil bir ideoloji insanın aklını engin ufuklarda yüzdürürken, hislerini tatmin edip, bedeni yapısını da koruyabilmelidir.
İslam bu noktada en kâmil hayat nizamıdır. Öyleyse İslâm’ın, gençleri ihmal etmesi düşünülebilir bir şey değildir. Onun da gençliğe yönelik tasarımları ve umutları bulunmaktadır. Ki tarih boyunca İslam bayrağının bayraktarlarının çoğunu gençler oluşturmuştur. Tarihte batıl bütün davalar gençliğin omuzlarında yükseldiği gibi, hak davası da gençliğin elleriyle yükseklere taşınmıştır. Ashab-ı Kehf gençlerden müteşekkil bir grup muvahhit iken, Ashab-ı Uhdudu bir gencin direnişi ayağa kaldırmıştır. Hz. Davut Calut’u yere sererken henüz çocuk denebilecek yaşta biridir. Hz. İsa nübüvvet ile şereflenirken, Musa(a.s.) Tuva vadisinde Rabbiyle karşılaşırken hep genç çağlarındaydılar.
Peygamber(a.s) İslam davasını ilk açıkladığında çağrısına ilk koşanlar yine gençlerdir. O günkü genç nesil İslam davasını gönülden omuzlayıp, batılın zelil edilmesinde Peygamberin yardımcıları, havarileri oldular. Ve günümüze kadar İslam için ayağa kalkan, Hakkın galip gelip, batılın zail olması için mücadele eden mücahitler topluluğunun çoğunluğunu gençler oluşturdu.
İslam, gençlerin her noktada eğitimi örneğin cinsel kültür ve eğitimi, moda, spor, giyim-kuşam, toplum ile ilişkiler, ana-baba ile ilişkiler, erken evlilik gibi birçok konuda fikir bildirmek ile beraber, gençliğin siyasî hayatının nasıl olması gerektiği ile ilgili de muhkem görüşler ortaya koyar. Kur’an’da örnek teşkil edecek genç modelleri zamanın gençliğine nasıl bir genç profilinin oluşması gerektiği ile ilgili apaçık yol göstericidir. Bugünün Müslüman liderleri gençlik ile ilgili olan konularda örneğin sevgi ve aşk, kadın ve şehvet, nargile ve sigara gibi yemek ve içmek ile ilgili konular, şiir ve edebiyat, şarkı ve müzik, gençlerin cinsel yaşamları ve cinsel eğilim ve eğitimleri ile ilgili İslam’ın sözünü mutlak anlamda doğru okumalı ve genç nesiller İslam’ın süzgecinden geçirilmelidir.
Öyleyse sorulması gereken soru şudur: İslam mükemmel bir hayat sistemi sunarken genç nesillere, acaba İslamcılar( veya Müslümanlar ya da farklı hangi isim ile adlandırırsak adlandıralım kısaca İslam’ın bağlıları, İslam davasını omuzlamaya kalkanlar) bu mükemmel nizamı sunabilmişler midir veya taşıyabilmişler midir gençliğin dünyasına… Bu noktayı en iyi anlamanın yolu zamanın meyvesi diyebileceğimiz genç nesillere bakmak ile olur. Bugün gençlik birçok sorunla baş başadır. Ve maalesef bu sorunların çözümünde büyükleri gereken özeni gösterememişlerdir. Yaşanan her durum “Gençlik Havası” adı altında tanımlanmakta ve genç nesiller suyun akışına terk edilmektedirler. Kabul edilmesi gereken bir gerçek şudur ki bugünün dünyasını maalesef Müslümanlar ve en kâmil yol olan İslam oluşturmamıştır. İnsanlığın hayatını kuşatan olguların çoğunun inşası İslam dışı ideoloji ve yaşam felsefelerine aittir. Böyle bir ortamda sorunları zamanın akışına terk etmek sorunları çözümsüzlüğe terk etmek dışında bir anlam taşımaz. Müslüman öncüler toplumu kuşatacak faaliyetler için adım adım ilerlerken toplumsal değişimin en önemli ayağının gençlerin değişimi üzere kurulduğu gerçeğini asla göz ardı etmemelidir. Evet, İslam en mükemmel hayat nizamını insanoğluna sunmuştur. Artık vazife bu gerçeği bir nazariye olarak ispattan çok bu hakikati insanlığın hayatlarına taşımaktır. Gençlik vahyin kaynaklarına yöneltilmeli ve yeniden İslam’ı referans alan dört başı mamur toplumlar inşa edilmelidir.
Müslüman nesiller inşa edilirken günümüz dünyasında en önemli konuların başında gençlerin şehevi arzularının hak ölçüsünde terbiye edilmesi gelir. Bu durum günümüz dünyasında gençlerin sürekli nefsanî arzularına esir edilmek istenmesinden dolayıdır. Nefsin hak yolunda terakkisi, yücelmesi ancak nefsanî arzuların doğru bir şekilde kontrolü ile mümkündür. Bu konu ile ilgili Allah Resülü(a.s.)nden mervi "Âdemoğluna zinadan nasibi yazılmıştır. Buna mutlaka erişecektir. Gözlerin zinası bakmaktır, kulakların zinası dinlemek, dilin zinası konuşmak, elin zinası tutmak, ayağın zinası da yürümektir. Kalp ise heves eder, diler. Ferc (cinsel organ) ise bunu ya uygular veya reddeder." (Müslim, Kader: 21/2657 sayılı hadis) hadisi ile İbn-i Büreyde`den (r.a.) rivayet edilen "Allah Resulü (a.s.m.) Hz. Ali`ye (r.a.), `Ya Ali bakışı bakışa tâbi kılma, kasıtlı olmadığı için birinci bakış sana caizdir, (fakat) diğer bakışlar sana caiz değildir` demiştir." (Ebu Davut,
Nikâh: 43) hadisleri güzel ölçüler beyan etmiştir. Yine Abdullah bin Mes`ud`tan (r.a.) rivayet edilen; "Vallahi sizden hiç kimse yoktur ki, birinizin gördüğü dolunayla baş başa kaldığı gibi Rabbiyle baş başa kalmasın. Sonra Allah ona şöyle buyurur:
Ey Âdemoğlu, benim hakkımda seni ne aldattı?
Ey Âdemoğlu benim için ne amel işledin?
Ey Âdemoğlu, Benden ne kadar hayâ ettin?
Ey Âdemoğlu, peygamberlere ne cevap verdin?
Ey Âdemoğlu, sana helâl olmayana bakarken Ben gözlerinin üzerinde gözcü değil miydim?
Sana helâl olmayan şeyleri dinlerken Ben kulaklarının üzerinde kontrolcü değil miydim?
Âdemoğlu, sana helâl olmayan şeyleri söylerken Ben dilinin üzerinde murakıp değil miydim?
Sen ellerinle helâl olmayan şeyleri tutarken, Ben onların üzerinde gözcü değil miydim?
Ayaklarınla sana helâl olmayan şeylere giderken Ben ayaklarının üzerinde gözetleyici değil miydim?
Sana helâl olmayan şeylerle kalben ilgilenip dururken Ben, kalbinin üzerinde murakıp değil miydim?
Yoksa sana olan yakınlığımı ve sana gücümün yettiğini inkâr mı ettin?" rivayeti ile "Azap bakımından Cehennem ehlinin en hafif olanı, iki ayağının oyuğunda iki ateş bulunan ve bundan dolayı beyni kaynayan kişidir." (Tirmizi, Cehennem: 12) hadisi yapılan ameller ile ilgili ahiret bilincini diri tutacaktır. Hele günümüz ortamında en fazla ön plana çıkarılması gereken gençlere ahiret bilincini aşılamaktır. Çünkü günahın bu kadar yaygın olduğu günümüz ortamında diri bir ahiret bilinci dışında bir duyguyla nefsanî duyguları kontrol etmek zor olacaktır. Her zaman realist olmak yani gerçekleri görmek idealist olmaktan yani hayalci davranmaktan iyidir. Günümüz meselelerini çözümlemeye kalkarken de en ideal olanı konuşmak yerine gerçekçi davranmak ve içinde yaşanılan şartları iyice anlayarak çözümlemeler yapmak daha sağlıklı sonuçlar doğuracaktır. Unutulmamalıdır ki her nebi kendi kavminin dilini konuşmuştur hakikatinin ortaya koyduğu derslerden biri de budur.
Bu konu üzerinde çok konuşulması gereken bir konu olmakla beraber yerimiz buna müsait olmadığı için kısaca ele almaya çalıştık. Ahiretini gençliğin nimetleri ile kazanan bir gençlik dilekleriyle… Wesselam
Zülfikar Fırat / İnzaar Dergisi - Mayıs 2012
Zülfikar Fırat