İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

FEYRUZ ED-DEYLEMî (radiyallahu anh)

2022-07-02
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

SAHABE HAYATINDAN TABLOLAR “Mübarek bir adam!” FEYRUZ ED-DEYLEMî (radiyallahu anh) -Ne dedi ne dedi? Odadan çıkınca teşrifat salonundan dış kapıya yöneldi. Toplanmış olan yakınlarına baktı. Kendisine yönelen meraklı bakışları süzdü. Düşünceliydi: -Hakkımdaki her şeyi biliyor. Tarlalarımı, hayvanlarımı her şeyimden haber verdi. Ona vahiy getiren melek, yıllar önce ölen çocuğumdan dahi bahsetmiş. Sorunumu da çözdü. Hararetle yaşadığı şoku anlatan adamı, üst katın penceresinden yüzü peçeli biri izliyordu. İri gövdeli, güçlü, son derece kötü, katı kalpli biriydi. Peçeli yüzüyle insanlara gizemli bir etki bırakıyordu. Öğrendiği kahinlik numaraları ile insanların gözlerini bağlıyor, etkileyici hitabetiyle ikna edici oluyordu. Halk, onu peygamber olarak görüyor, sorunlarını anlatıp çözümler alıyordu. Yemen’in San’a şehrinin yöneticilerinden olan bu adam, aşağıya bakarken yardımcısının sesiyle döndü: -Efendim, dedi yardımcısı. Adam hakkında casuslarımızın getirdiği bilgiler işe yaramış görünüyor. -Benim yeteneğimi de unutma, dedi böbürlenerek. -Ona ne şüphe efendimiz. -Hazırlıklar tamam mı? -Beni Mezhic kabilesi bize katıldığından bu yana Hadramevt’ten Taif’e, Aden’de Bahreyn’e kadar her taraf ele geçirildi efendim. Her geçen gün halkın desteği ve peygamberliğinize iman artıyor. Pencereden bakarken son derece kindar bir şekilde konuştu: -Muhammed’in valisi Şehr b. Bazan’ı öldürüp hanımı Azad’la evlendiğim gibi, diğer yerleri de topraklarıma katıp eşlerini alacağım. Muhammed, bana Valisi olan Feyruz’a itaat etmemi istiyordu. Yakalasaydım itaat nasıl olurmuş gösterirdim. * -Nedir bu? -Allah’ın Resulü göndermiş. Sana ve senin gibi on kişiye. Saygıyla eline aldığı mektubu açıp okumaya başladı. Yaşadıkları sıkıntılardan kurtulmaları için çözüm yazılmıştı. Oysa Allah’ın Resulü hastaydı ve bu haldeyken kendilerini düşünmesi onu duygulandırdı. Başını mektuptan kaldırıp kendisine merakla bakanlara gülümsedi. -Allah’ın Resulü Esvedu’l Ansî, yani bu yalancı peygamberi ister çarpışarak ister tuzağa düşürerek mutlaka yok etmemiz gerektiğini emir buyuruyor. Allah’a yemin ederim ki; bu yalancı, isyan ettiğinden bu yana ondan kurtulmak için bu fırsatı gözlüyordum. Kim benimle?... Oturup aralarında konuştular. Buna göre bir plan yaptılar. Feyruz aklına gelen fikri teklif etti: Önce Ansî’nın ordu komutanı Kays ve karısı olan amcasının kızı ile konuşacak ona göre planı şekillendireceklerdi. Amcası Dazeveyh ile gizlice yola koyuldular. Aracılar vasıtasıyla Ansî’nin ordu komutanı olan Kays b. Yağus’la bir araya geldiler. Herkes heyecanlıydı. -Ey Kays! dedi Feyruz. Ansî’nin gittikçe kibir ve büyüklüğe kapıldığını sen de biliyorsun. Doğrusu sana karşı da tavırlarının değiştiğine şahitsin. Oysa Resulullah, Allah’ın son peygamberidir. Bunu sen de biliyorsun. İslam’a girmekte gecikmemen sana yakışır. Bize gönderdiği mektupta Resulullah’ın… Kays, Feyruz’un sözünü tamamlamasına fırsat vermeden: -O’nun davetini kabul ediyorum, dedi.  Doğrusu sizi gökte ararken yerde buldum. Bu yalancı mürtede karşı iş birliği yapmalıyız… -Öyleyse Azad’ın da desteğini almalıyız. -Evet amca! Onunla buluşup konuşacağım. Ona göre planımıza son şeklini veririz inşallah. Esvedü’l Ansî’ye karşı her üçü anlaştıktan sonra Feyruz, gizlice saraya girip Azad ile görüştü. Önce tedirgin bir hali vardı. Bir kadına kocasının öldürülmesi gerektiğini nasıl söyleyecekti. -Ey amcamın kızı! Bu adam yüzünden başımıza gelenleri biliyorsun. Kocan Şehr’i, o öldürdü. Kadınlarımızın namusuna el uzattı. Kimi kardeşlerimizi öldürdü kimi yöneticilerimizi de görevlerinden alıkoydu. Resulullah bize ve Yemen halkına bu zulmü ve isyanı yok etmemiz için mektuplar yolladı. Bize yardımcı olur musun? -Hangi konuda? -Bu yalancıyı buradan uzaklaştırmakla… -Hayır!.. Feyruz, başını kaldırıp Azad’ın yüzüne baktı. -Hayır, onu ancak öldürmekle size yardımcı olabilirim. Yüzünde yayılan tebessümle güldü Feyruz. -Vallahi ben de bunu kast etmiştim, sadece sana açıklamakta tereddüt ettim. Azad, Feyruz’a bakıp içini dökercesine konuştu: -Resulullah’ı gönderen Allah’a yemin ederim ki, dinim hususunda bir an bile tereddüt etmedim. Yüce Allah, bu yalancıdan daha çok nefret ettiğim birini yaratmamıştır. İlk andan beri onu zalim ve kötü olarak bildim. -Peki! Onu nasıl öldüreceğiz. Bir fikrin var mı? -Elbette. Yine de şunu bilin ki o, çok tedbirli ve dikkatlidir. Sarayda her yere muhafız yerleştirmiş. Sadece dışa bakan oda metruk olup muhafız bulunmamaktadır. Yatsı zamanı o odanın duvarını delerseniz, oraya koyacağım lamba ve silahları bulacaksınız. Ben de sizi bekleyip onu öldürmeniz için yol göstereceğim. -Doğrusu böyle bir sarayda hem de geceleyin odanın duvarını delmek zor. Muhafızlar fark ederse hoş olmaz. Azad, Feyruz’un söylediklerini tasdik etti. Ardından: -Haklısın amca oğlu. Aklıma şu fikir geldi: Yarın işçi kılığında güvendiğin birini gönder. Odanın duvarını incelterek bırakalım. Siz hafif zorladığınızda delip içeri girersiniz. -Çok iyi dedi Feyruz, memnun bir şekilde. Azad’ın yanından ayrılıp amcası ve Kays ile istişarede bulundular. Buna göre plan, şekillenmişti. Hazırlıkları yaptılar. Üçü içerden, haber verdikleri halktan diğer direnişçiler de dışardan saraya sabahın alaca karanlığında buluşacaklardı. Parola, ezan ve kelime-i şahadet olacaktı. Gecenin ilerlemiş bir anında gölge gibi süzülen üç kişi, sarayın metruk odasının incelmiş duvarı önünde soluk aldılar. Sessizce deldikleri duvardan odaya girdiler. Bırakılan silahları kuşanıp lambayı yaktılar. Koridorda parmak uçlarına basarak Esvedu’l Ansî’nin yatak odasına doğru yol aldılar. Azad, kapıda onları bekliyordu. Feyruz’a işaret etti. İçeri girdiğinde horuldama seslerinden Ansî’nin yattığını anladı. Yine de Azad’a dönüp uyuyup uyumadığını işaret etti. -Gece sarhoş geldi ve geç yattı, cevabını aldı. Anlaşılan derin bir uykudaydı. Oda karanlık olduğundan başının ne taraf olduğunu bilemedi. Azad’ın işaret ettiği tarafa yaklaştı. Başını tuttuğu gibi sertçe yana çevirdi ve boynunu kırdı. Dışarı çıkıp olanları anlatınca itirazlar yükseldi: -Öldüğünden emin misin? -Evet! Boynunu kırdım. -Hayır hayır! Başını kes. Aksi halde sarayı ele geçiremeyiz. -Kays doğru söylüyor yeğenim. Kimse bize inanmaz. Başını kes! Feyruz tekrar içeri daldı. Arkasından Kays da girince: -Sen kes şu mürtedin boynunu, dedi. Kays titredi: -Ben, dedi. Böyle durumlarda titrer, beceremem. Feyruz, elindeki bıçakla hırıltılar içinde olan Esvedu’l Ansî’ye yöneldi. Hala ölmemiş, hırıldıyordu. Bıçağı boğazına sonuna kadar sapladı. Garip sesler altında adeta böğürürcesine bir ses çıktı. Aniden kapı vuruldu. Muhafızlar sesleri duymuştu anlaşılan: -Neler oluyor? İçerde ne oluyor? Azad, parmağını dudaklarına götürerek her üçüne de sessiz olmalarını işaret etti. Kapının arkasına yanaştı. Sesini yükselterek: -Allah’ın peygamberine vahiy geliyor. Sorun yok. Gidebilirsiniz. Uzaklaşan ayak sesleriyle başını gövdesinden ayırıp sabah namazı vaktini beklediler. Birazdan sarayın surlarından “Allah’u Ekber, Allah’u Ekber…” diye Feyruz’un okuduğu ezan sesi duyuldu. Bitiminde Feyruz’un gür sesi tekrar yükseldi: -Allah’tan başka ilah olmadığına şehadet ederim. Muhammed’in Resululllah olduğuna şehadet ederim. Esvedu’l Ansî’nin yalancı olduğuna şehadet ederim… Saraydan yükselen parola sesiyle tetikte bekleyen kalabalıklar, muhafızlarla çatışmaya başladı. Feyruz ağaran gün ışığında saray duvarlarından bağırarak Esvedu’l Ansî’nin başını muhafızların ortasına fırlattı. Tekbir sesleri yükseldiğinde muhafızlar, direnmektense kaçmanın daha iyi olduğunu anlamışlardı. Güneş doğarken yalancı peygamberin olmadığı bir dünyaya doğuyordu. Müslümanlar sevinç içinde birbirlerini tebrik ederken gün içinde müjdeli haberi Resulullah’a götürmek için bir heyet yola koyuldu. * Günlerdir yollarda olan heyet Medine’ye girdiğinde Hz. Peygamber vefat etmişti. Medine, Peygambersiz bir şehirdi. Kafileyi Halife olan Hz. Ebubekir karşıladı. Anlattılar ki, son demlerindeymiş Allah’ın peygamberi. Ashabına buyurmuş: -Esvedu’l Ansî dün gece kardeşlerimizden biri tarafından öldürüldü. Onu salih ve mübarek ehlibeytten mübarek bir adam öldürdü. Bakışlar Allah’ın peygamberine odaklanmıştı. Herkes bakışlarını kelimelere döktü: -Kimdir o, ya Resulellah? -Feyruz! Feyruz ed-Deylemî!   Selam olsun sözünde duran erlere… Selam olsun Allah ve Resulünü sevenlere… Selam olsun Feyruz ed-Deylemi’ye…  
inzar

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS