Bir mümini en çok ilgilendiren bazı kavramlar vardır. Bunlara siz İbrahim (a.s)in sınandığı kelimeler de diyebilirsiniz. İman.. teslimiyet.. ihlas.. itaat.. takva.. tevekkül
gibi
Muhammed Şakir
1
Bir mümini en çok ilgilendiren bazı kavramlar vardır. Bunlara siz İbrahim (a.s)’in sınandığı ‘kelimeler’ de diyebilirsiniz. İman.. teslimiyet.. ihlas.. itaat.. takva.. tevekkül… gibi… Gerçek şu ki, her mümin bunları aynı derece ve manada anlamaz ve yaşamaz veya anlamayabilir ve yaşamayabilir. Mücadele iklimini bütün yoğunluğuyla yaşayan bir mücahidin bunlara vereceği mana ile köşesine çekilip inzivayı benimseyen birinin vereceği mana arasında farklar olacaktır. Hakeza Allah`ın geniş arzına çıkmış bir muhacirin bu kelimelerden anlaması ve onları yaşaması ile esaretin zulümleri altında kayıtlara vurulmuş birinin bunları anlaması ve yaşaması arasında da farklar vardır, olacaktır. Bu şekilde, müminin yaşadığı hallerden her birinin kendine özgü makamından bunlara verdiği çeşitli derece ve içerikte manalar vardır. açıkçası kendi halimi merak etmeden edemedim…..
2
Fikir ve harekette öncü tarihi iki şahsiyet okudum. İkisi de da’va sahibi.. ikisi de fikir insanı.. ve ikisinin de sürükleyen eserleri vardır. Takipçileri ve sevenleri tarafından her ikisi de kahramandır. Buraya kadar normal… Anormal gibi öne çıkan şey şu: da’vaları uğrunda muarızları tarafından zindana konulunca, bunlardan birinin asil duruş ve kahramanlığını doruğa doğru yükseltmesi ve bundan dolayı düşmanları tarafından dahi takdir görmesi, öbürünün ise can havline düşmesi, ruhi bunalım ve fikri çelişkilerle boğuşması ve ennihayet da’va temsiliyeti bakımından yıkılıp dağılmasıdır. Bu birbirine zıt iki ruh ve iradeden da’vaya akacak enerjiye dikkat!...
3
Arifler: “Nimete nimet ile nail olunmaz, rahat rahat ile ulaşılmaz.” Demişlerdir. Bu, kâinat bünyesinin hassas damarlarına, adeta sinir uçlarına yerleştirilmiş bulunan zıddiyet kanunuyla iç içe duran bir şeydir. “Dolayısıyla güzellik”in kokusunu buradan alabiliriz. Mesela siz hayır ve güzel olana doğru giderken, şer ve çirkin olanın direnciyle karşılaşabilirsiniz. Fayda, kemal ve ziyaya doğru yürürken zarar, noksan ve zulmetin yolunuza çıktığını ve önünüzü kesmeye çalıştığını görebilirsiniz. Aynı şekilde siz iman, nur ve hidayete doğru koşup o dairede cehd ve sa’y içine girerken dalalet, nâr ve küfrün büyük engellemesiyle yüz yüze gelebilirsiniz. Bunlar yaşadıklarımızdır… engelleyici birer unsur olarak karşımıza çıkan şer.. çirkin.. zarar.. noksan.. zulmet.. dalalet.. nâr ve benzerleri “Dolayısıyla güzel”liğin açık örneklerindendir. Bizzat güzelliğe vesiledirler, oraya götürürler. Şimdi bunlar var diye bir Müslümanın İslami cehd ve faaliyetlerinden geri durmazsa ya da çekilmesi doğru olur mu? Zorlukları var diye cihaddan geri durulur mu? “Hoşunuza gitmediği halde Savaş size farz kılındı. Bazen hoşunuza gitmeyen bir şey hakkınızda hayırlı olabilir, buna karşılık hoşunuza giden bir şey de hakkınızda kötü olabilir. Allah bilir, fakat siz bilmezsiniz.” 2/216
4
El-Benna`ya göre cesaretin en faziletlisi “insanın hakikatı söylemesi, sır saklaması, hatasını kabul etmesi, insaflı davranması ve şiddet anında kendine hakim olabilmesidir.” Aliya’ya göre cesaret “insanın sakınamayacağı sorunlarla makul bir şekilde yüzleşme istekliliğidir.” Bediüzzaman ise daha kökten yaklaşıyor meseleye… Ona göre “her hakiki hasenat gibi, cesaretin dahi menbaı imandır, ubudiyettir. her seyiat gibi, cebanet (Korkaklık)in dahi menbaı dalalettir.” Bediüzzaman bu tespitini Kur`an`daki 3/178 ve 8/12. ayetlere dayandırıyor. Anladığım: İmam el-Benna daha çok teşkilatçı-davetçi cesaretinin tarifine atıfta bulunuyor. Aliya, sorumlu-yönetici cesaretini nazara verir. Üstad ise ihatalı bir cesaret tarif ile meşğul.
5
Bilgi kesinlikle bakışa te’sir etmeli. Ve bakış açı, bilgi ile rüşdünü kazanmalı, gelişip serpilmelidir. Bütün çabalara rağmen bilgi bakıştaki açılara yeni bir ruh ve derinlik vermiyorsa, artık ona bilgi değil, başka bir şey demeli… Bakışın oluşması ve açıların onunla muvafık gelişmesi ise fikirler/kavramlar yoluyla ancak elde edilebilir. Biz ne yapıyoruz?
6
Medeniyetin kurucuları arasında çok sıradan insanlar vardır. Ammar, Bilal, Habbab.. gibi olanlar vardır. Bir da’va veya bir hareket, mensubu olan binlerce veya milyonlarca kalabalık kitlelerin değil, çok sınırlı sayıda, mesela yüz-ikiyüz fedakârın fedakârlıkları ile ayakta durmaya, gelişmesini ve büyümesini tahakkuk ettirmeye çalışır. Bu çoğu kimsenin gözünden kaçan.. ve ama inkarı Kabil olmayan bir hakikattir. Farkında mıyız?..
7
Tıkanma ve dolayısıyla çözümsüzlüğün ortaya çıkardığı arayışın neticesi arzulanandan çok farklı bir şekilde tezahür edebilir. Her iyi niyet, iyi bir sonuca götürmeyebilir…
8
İlahi! Aczimi İtiraf ediyorum. Bana, aczde kalmış salih ibadına gönderdiğin gibi yardım ve kuvvet gönder. Ta ki aczimle da’vama zarar vermemiş olayım… (Amin)
Muhammed Şakir / İnzar Dergisi – Kasım 2015 (134. Sayı)
Bir mümini en çok ilgilendiren bazı kavramlar vardır. Bunlara siz İbrahim (a.s)’in sınandığı ‘kelimeler’ de diyebilirsiniz. İman.. teslimiyet.. ihlas.. itaat.. takva.. tevekkül… gibi… Gerçek şu ki, her mümin bunları aynı derece ve manada anlamaz ve yaşamaz veya anlamayabilir ve yaşamayabilir. Mücadele iklimini bütün yoğunluğuyla yaşayan bir mücahidin bunlara vereceği mana ile köşesine çekilip inzivayı benimseyen birinin vereceği mana arasında farklar olacaktır. Hakeza Allah`ın geniş arzına çıkmış bir muhacirin bu kelimelerden anlaması ve onları yaşaması ile esaretin zulümleri altında kayıtlara vurulmuş birinin bunları anlaması ve yaşaması arasında da farklar vardır, olacaktır. Bu şekilde, müminin yaşadığı hallerden her birinin kendine özgü makamından bunlara verdiği çeşitli derece ve içerikte manalar vardır. açıkçası kendi halimi merak etmeden edemedim…..
2
Fikir ve harekette öncü tarihi iki şahsiyet okudum. İkisi de da’va sahibi.. ikisi de fikir insanı.. ve ikisinin de sürükleyen eserleri vardır. Takipçileri ve sevenleri tarafından her ikisi de kahramandır. Buraya kadar normal… Anormal gibi öne çıkan şey şu: da’vaları uğrunda muarızları tarafından zindana konulunca, bunlardan birinin asil duruş ve kahramanlığını doruğa doğru yükseltmesi ve bundan dolayı düşmanları tarafından dahi takdir görmesi, öbürünün ise can havline düşmesi, ruhi bunalım ve fikri çelişkilerle boğuşması ve ennihayet da’va temsiliyeti bakımından yıkılıp dağılmasıdır. Bu birbirine zıt iki ruh ve iradeden da’vaya akacak enerjiye dikkat!...
3
Arifler: “Nimete nimet ile nail olunmaz, rahat rahat ile ulaşılmaz.” Demişlerdir. Bu, kâinat bünyesinin hassas damarlarına, adeta sinir uçlarına yerleştirilmiş bulunan zıddiyet kanunuyla iç içe duran bir şeydir. “Dolayısıyla güzellik”in kokusunu buradan alabiliriz. Mesela siz hayır ve güzel olana doğru giderken, şer ve çirkin olanın direnciyle karşılaşabilirsiniz. Fayda, kemal ve ziyaya doğru yürürken zarar, noksan ve zulmetin yolunuza çıktığını ve önünüzü kesmeye çalıştığını görebilirsiniz. Aynı şekilde siz iman, nur ve hidayete doğru koşup o dairede cehd ve sa’y içine girerken dalalet, nâr ve küfrün büyük engellemesiyle yüz yüze gelebilirsiniz. Bunlar yaşadıklarımızdır… engelleyici birer unsur olarak karşımıza çıkan şer.. çirkin.. zarar.. noksan.. zulmet.. dalalet.. nâr ve benzerleri “Dolayısıyla güzel”liğin açık örneklerindendir. Bizzat güzelliğe vesiledirler, oraya götürürler. Şimdi bunlar var diye bir Müslümanın İslami cehd ve faaliyetlerinden geri durmazsa ya da çekilmesi doğru olur mu? Zorlukları var diye cihaddan geri durulur mu? “Hoşunuza gitmediği halde Savaş size farz kılındı. Bazen hoşunuza gitmeyen bir şey hakkınızda hayırlı olabilir, buna karşılık hoşunuza giden bir şey de hakkınızda kötü olabilir. Allah bilir, fakat siz bilmezsiniz.” 2/216
4
El-Benna`ya göre cesaretin en faziletlisi “insanın hakikatı söylemesi, sır saklaması, hatasını kabul etmesi, insaflı davranması ve şiddet anında kendine hakim olabilmesidir.” Aliya’ya göre cesaret “insanın sakınamayacağı sorunlarla makul bir şekilde yüzleşme istekliliğidir.” Bediüzzaman ise daha kökten yaklaşıyor meseleye… Ona göre “her hakiki hasenat gibi, cesaretin dahi menbaı imandır, ubudiyettir. her seyiat gibi, cebanet (Korkaklık)in dahi menbaı dalalettir.” Bediüzzaman bu tespitini Kur`an`daki 3/178 ve 8/12. ayetlere dayandırıyor. Anladığım: İmam el-Benna daha çok teşkilatçı-davetçi cesaretinin tarifine atıfta bulunuyor. Aliya, sorumlu-yönetici cesaretini nazara verir. Üstad ise ihatalı bir cesaret tarif ile meşğul.
5
Bilgi kesinlikle bakışa te’sir etmeli. Ve bakış açı, bilgi ile rüşdünü kazanmalı, gelişip serpilmelidir. Bütün çabalara rağmen bilgi bakıştaki açılara yeni bir ruh ve derinlik vermiyorsa, artık ona bilgi değil, başka bir şey demeli… Bakışın oluşması ve açıların onunla muvafık gelişmesi ise fikirler/kavramlar yoluyla ancak elde edilebilir. Biz ne yapıyoruz?
6
Medeniyetin kurucuları arasında çok sıradan insanlar vardır. Ammar, Bilal, Habbab.. gibi olanlar vardır. Bir da’va veya bir hareket, mensubu olan binlerce veya milyonlarca kalabalık kitlelerin değil, çok sınırlı sayıda, mesela yüz-ikiyüz fedakârın fedakârlıkları ile ayakta durmaya, gelişmesini ve büyümesini tahakkuk ettirmeye çalışır. Bu çoğu kimsenin gözünden kaçan.. ve ama inkarı Kabil olmayan bir hakikattir. Farkında mıyız?..
7
Tıkanma ve dolayısıyla çözümsüzlüğün ortaya çıkardığı arayışın neticesi arzulanandan çok farklı bir şekilde tezahür edebilir. Her iyi niyet, iyi bir sonuca götürmeyebilir…
8
İlahi! Aczimi İtiraf ediyorum. Bana, aczde kalmış salih ibadına gönderdiğin gibi yardım ve kuvvet gönder. Ta ki aczimle da’vama zarar vermemiş olayım… (Amin)
Muhammed Şakir / İnzar Dergisi – Kasım 2015 (134. Sayı)
Muhammed Şakir