Ekonomisi
Eritre’nin kişi başına düşen milli geliri 360 Dolar civarındadır. 1990’lı yılların sonunda Etiyopya ile savaşması ve 2005 yılının ortalarına kadar uzun yıllar boyunca devam eden kuraklık, Eritre’nin ekonomisini olumsuz yönde etkilemiştir. Ülkede halen büyük ölçüde gıda ithalatı yapılmaktadır. Eritre’de ekonomi halkın kendi gıda ihtiyacını karşılamak için yaptığı tarıma dayanmaktadır. %75 kadarı kırsal alanda yaşayan halkın %80’i tarım ve hayvancılık alanında çalışmaktadır. Ülkedeki enflasyon oranı 2001-2009 yılları arasında %12 ile %18 arasında dalgalanmış, 2010 yılında % 20 civarında olmuştur. 2009 yılı bütçe açığının 212 milyon Dolar olduğu tahmin edilmektedir. Eritre’nin döviz rezervleri ise 104 milyon Dolar dolaylarındadır. Ülkede altın, gümüş, bakır, sülfür, nikel, bazalt gibi madenler bulunmakta, başta altın olmak üzere bu madenlerin çoğu ham olarak ihraç edilmektedir. Eritre; Afrika Birliği Örgütü, Doğu ve Güney Afrika Ortak Pazarı (COMESA), ve Sahil ve Sahra Devletler Örgütü’ne üyedir. 2010 yılında Eritre’nin ihracatı 25 milyon Dolar, ithalatı ise 738 milyon Dolar olarak gerçekleşmiştir. Eritre’nin ihracat alanındaki başlıca ortakları Hindistan (25.3%), İtalya (20.7 %), Sudan (14.1 %), ÇHC (12.9 %), Fransa (5.5 %) ve Suudi Arabistan’dır (5.4%) (2008). Ülkenin ithalat alanındaki başlıca ortakları ise Suudi Arabistan (20.7 %), Hindistan (13.6 %), İtalya (12.6 %), ÇHC (9.9 %), Türkiye (8.3%) ve Almanya’dır (4.6 %) (2008).
Siyasi Görünümü
1993 yılında Etyopya`dan ayrılarak bağımsızlığına kavuşan Eritre Devleti’nde tek parti rejimi bulunmaktadır. 1997 yılında çok partili sisteme geçilmesi kararlaştırılmış, ancak bu karar henüz uygulamaya konulmamış, 24 Mayıs 1997 tarihinde kabul edilen yeni anayasa da halen yürürlüğe girmemiştir. Devlet Başkanı Geçici Milli Meclis tarafından seçilmektedir. Bu görev 8 Haziran 1993 yılından bu yana Isaias Afwerki tarafından deruhte edilmektedir. Isaias Awferki hem Devlet Başkanı, hem Bakanlar Kurulu Başkanıdır. Devlet Başkanı, aynı zamanda Geçici Milli Meclis Başkanlığı’nı da yürütmektedir.
Halen Yasama görevi 150 üyeli Geçici Milli Meclis tarafından deruhte edilmektedir. Geçici Milli Meclis’in üyelerinin 75’i tek yasal parti olan Demokrasi ve Adalet için Halk Cephesi’ne (PFDJ) mensupturlar. Diğer üyelerden 60`ı, yeni Anayasa taslağını görüşmek ve onaylamak için 1997 yılında kurulmuş olan 527 üyeli Kurucu Meclis’in üyeleri arasından Eritre`nin altı idari birimini temsilen seçilmişlerdir. Kalan 15 üye ise yurtdışında yaşayan Eritreliler arasından seçimle belirlenmiştir. 21 Nisan 2007 tarihine dek Hükümetlerarası Kalkınma Kurumu’na (IGAD) da üye olan Eritre, Somali’ye barış gücü gönderilmesi konusunda özellikle Etiyopya temsilcileri ile örgüt bünyesinde yaşanan sert tartışmaların ardından IGAD’dan çekilmiştir. Eritre’nin uluslararası alanda karşılaştığı en önemli sorun, Eritre için bir yaptırım rejimi öngören 1907 sayılı BMGK kararının 23 Aralık 2009 tarihinde kabul edilmiş olmasıdır.
Afrika`nın Stratejik Noktası Eritre
Eritre, Etiyopya`nın kuzeyinde, Afrika`nın Asya`ya en çok yakınlaştığı Babül Mendep Boğazı`na kadar olan kıyı boyunca uzanan bir ülkedir. Afrika kıtasında binlerce yıldır ticari ve askeri olarak önemli bir noktadır. Koloni Afrikası`nın çoğu gibi bu ülke de yerli halkların taleplerine bakılmadan sömürgeci Avrupalı güçlerin kendi aralarında paylaşımlarıyla ortaya çıkmıştır. Eritre`yi elinde tutan güç, Kızıldeniz`in güney girişini ve dolayısıyla Akdeniz`den Hint Okyanusu`na yapılan tüm çıkışları da kontrol altına almış olur. Tüm bunların yanı sıra Etiyopya için Eritre bir anlamda denizlere açılan liman konumundadır.
İşte Eritre`nin sahip olduğu bu stratejik önem nedeniyle, İngilizler II. Dünya Savaşı esnasında Amerika`ya Eritre`nin haberleşme üssünü kiralamışlar ve ABD, Etiyopya ile arasındaki bir savunma sözleşmesine dayanarak 25 yıl boyunca burayı kullanmıştır. Burası dünyanın en önemli haberleşme üslerinden birisidir ve Kore Savaşı boyunca Washington`a haber akışında çok önemli rol oynamıştır. Mevcut stratejik öneminin yanı sıra sahip olduğu altın kaynakları ve mineraller, muhtemel petrol ve gaz kaynakları da (halen Kızıl Deniz`de petrol arama çalışmaları devam etmektedir) bölgeye ilgi duyan güçlerin gözünde Eritre`yi daha da değerli hale getirmektedir. II. Dünya Savaşı öncesinde nüfusu 1 milyon olan Eritre`nin şimdiki nüfusu yaklaşık 6 milyondur. Ve bu nüfusun büyük bölümünü Müslümanlar oluşturmaktadır.
Eritreli Müslümanların Mücadelesi
Osmanlı yönetiminden koparıldıktan sonra İtalya tarafından işgal edilen Eritre, 1952`de Birleşmiş Milletler kararı ile Etiyopya ile birleşik bir federe devlet haline geldi. Ancak halk tarafından kabul görmeyen bu durum, geniş halk ayaklanmaları ile neticelendi. 14 Kasım 1962`de ise Etiyopya`daki iç karışıklıkları bahane eden İmparator Haile Selassie, Eritre`yi Etiyopya topraklarına kattığını ilan etti. Selassie dönemiyle birlikte Müslümanlara karşı büyük bir baskı ve işkence politikası başlatıldı. Etiyopya rejimine karşı koyan pek çok Müslüman katledildi. Etiyopya`nın şiddet ve terör uygulamalarının neticesinde, 1967`den 70`lerin başına dek yüz binlerce Eritreli yurtlarından sürüldü.
Tarihin en kalabalık mülteci gruplarından birini oluşturan bu insanlar kadın, çocuk, yaşlı demeden ölüme terk edildiler. Bu durumu, yönetimin uyguladığı yanlış tarım politikaları sonucu 200 bine yakın insanın da kıtlıktan ölmesi izledi.
Tüm bu gelişmeler neticesinde Haile Selassie yönetimi 1974`de yapılan bir darbe ile devrildi. Marksist görüşe sahip bir cuntanın yönetimi ele geçirmesi Müslümanlar açısından herhangi bir değişikliğe neden olmadı. Faşist bir diktatörlüğün yerine Marksist bir diktatörlük kurulmuştu. Müslümanlar için yine baskı, yine işkence, yine gözaltılar, yine zorluk ve sıkıntılar devam etti.
Haile Selassie`nin halefi Marksist Mengistu Haile-Mariam, yönetimi boyunca tam anlamıyla bir şiddet politikası izledi. Sadece kendisine muhalif olan görüşü yok etmekle kalmadı, yönetimde kaldığı 17 yıl içerisinde ülke nüfusunun da büyük bir çoğunluğunu yok etti. Bölgede süregelen anti-İslami çizgiyi, genel olarak tüm ülke üzerinde terör uygulayan Mengistu da devam ettirdi. Mengistu`nun 17 yıl süren Marksist yönetimi esnasında 10 bin cami yıkıldı, yaklaşık 500 bin Müslüman çareyi Sudan`a sığınmakta buldu. Bir o kadar Müslüman ise Somali`ye iltica etti. Mayıs 1991`de Etiyopya yönetimi bir kez daha el değiştirdi, ancak Mengistu`nun geride bıraktığı bilanço oldukça ağırdı:
- 60 Bin çocuk sakat ve 45 bin çocuk da ana-babasız kalmıştı.
- 750 Bin mülteci vardı ve bunların 500 bini Sudan`da açlık sınırında yaşamaktaydı.
- Nüfusun %80`i gıda yardımına muhtaçtı.
- 48 Bin kişiye bir doktor düşmekteydi ve ülkede ortalama yaşam süresi 46 yıl idi.
Eritre bağımsızlığına kavuşuyor ancak zulüm bitmiyor
Doğu Bloğu`nun yıkılması, Etiyopya`daki komünist Mengistu rejiminin de sonunun geldiğini gösteriyordu. Nitekim Issayas Afeworqi ve Meles Zenavi gibi isimlerin önderliğinde gelişen muhalefet, komünist yönetimi 1991 yılında devirdi. Yönetime geçen Meles Zenavi, Eritre halkının bağımsızlık talepleri karşısında fazla dayanamadı ve 25 Nisan 1993`de gerçekleştirilen halk oylaması neticesinde Eritre, Etiyopya`dan ayrılıp bağımsızlığını kazandı.
Issayas Afeworqi, ülkeyi 20 yıldır zulümle yönetiyor
Bağımsızlıkla birlikte, Issayas Afeworqi, Eritre`nin yeni lideri olarak ortaya çıktı. Ancak Afeworqi`nin iktidarıyla birlikte hem iç hem de dış politikada ciddi sorunlar oluştu. Uygulamalarıyla diktatör Mengistu`nun katı rejimini hatırlatan Afeworqi tüm ülke çapında dindarlara karşı büyük bir terör estirmeye başladı. Hem devlet başkanlığını hem de parlamento başkanlığını üstlenmiş olan Afeworqi`nin baskısı, Eritre muhalefetini silahlı mücadeleye sevk etti. Bu yüzden özellikle ülkenin dağlık kesimlerinde muhalefet güçleriyle Eritre askerleri arasında yoğun çatışmalar başladı. Afeworqi döneminde özellikle Müslüman halka karşı yapılan zulüm de had safhaya çıktı. Yargısız infazlar, sorgusuz sualsiz gerçekleştirilen idamlar birbirini izledi. İslami okullar kapatıldı, camiler yıkıldı, Arapça resmi dil olmaktan çıkarıldı, yüz binlerce insan evini terk edip komşu ülke Sudan`a sığındı. Üstelik yönetimi eleştirmeye kalkışan herkes de Afeworqi`nin teröründen nasibini aldı.
Afeworqi hem kendi vatandaşlarına karşı zalim bir politika izledi, hem de komşularına karşı mütecaviz girişimlerde bulundu. Hatta Eritre`yi, komşuları Yemen ve Cibuti ile savaşın eşiğine getirdi, bir diğer komşusu olan Sudan`a karşı düşmanca bir politika izledi. Hatta aynı düşmanca tavrını siyasi ve stratejik pek çok ortak politikası bulunan Etiyopya`ya karşı da kullandı ve Etiyopya topraklarını işgal etti. Afeworqi`nin Etiyopya işgali, 18 Haziran 2000 tarihinde imzalanan ateşkes anlaşmasına kadar yüz binlerce insanın evsiz ve yurtsuz kalmasına, on binlercesinin ölümüne, uygulanan ekonomik ambargolar neticesinde de binlercesinin açlık sınırında yaşamasına neden oldu.
Eritre`de Son Durum
Bugün, bu zulüm daha da şiddetlenerek devam etmektedir. Eritre`de Müslümanların hiçbir gerekçe gösterilmeden gözaltına alınıp tutuklanmaları, adaletsiz mahkemelerde yargılanıp idamla cezalandırılmaları, yargısız infazlar yapılması gibi durumlar artık sıradanlaşmış durumda. Ülkede her türlü muhalefetin yasak olması nedeniyle Müslümanların düşüncelerini özgürce dile getirememeleri, ibadet etme özgürlüklerinin kısıtlanması, Müslüman nüfus arasında kayıpların sayısının gün geçtikçe artması gibi baskı, şiddet ve sindirme politikaları tüm hızıyla devam etmektedir. Müslümanların çocuklarına dini eğitim verecekleri okullar kapatılmakta, ibadetlerini yapacakları cami ve mescidleri yıkılmaktadır. On binlerce Müslüman göçe zorlanmakta, yönetimin zulmünden kaçan bir milyona yakın mülteci evlerinden uzakta, açlık ve kıtlık içinde yaşamlarını idame ettirmeye çalışmaktadır.
Eritre İhvan liderlerinden Muhammed Osman anlatıyor…
Geçtiğimiz aylarda Türkiye’ye bir ziyaret gerçekleştiren Eritre Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Sekreteri Salih Muhammed Osman’la sohbet etme fırsatı bulmuş, Eritreli Müslümanların durumu ile ilgili konuşmuştuk. İhvan Hareketi’ne bağlı olduklarını belirten Muhammed Osman Eritre’de dikta yönetimin Müslümanlara yönelik zulümleri için şöyle konuşmuştu:
“Eritre’de Müslümanların durumu gerçekten kötü diyebiliriz. Müslümanların ciddi sorunları ve sıkıntıları var. Şu an Eritre zindanlarında yıllardır unutulan Müslümanlar var. Bağımsızlıktan sonra Müslümanlara hiçbir hakları verilmedi. Medreseleri kapatıldı. Hiçbir siyasi hakları yok. Toplumsal olarak hiçbir varlık göstermelerine izin verilmiyor. Sivil toplum kuruluşları olarak da hiçbir şekilde varlıklarını ortaya koyamıyorlar. Ne siyasi bir yapıya, yapılanmaya izin veriliyor, ne de muhalefete izin veriliyor. Müslümanlar Eritre’de tamamen asimile ediliyor, baskıya maruz kalıyor. Tam anlamıyla bir baskı var. Her türlü etkinlikten, devlet içindeki görevlerden ve toplum içindeki etkinliklerden mahrum bırakılıyorlar. Oysa Eritre’de Müslümanlar büyük bir mücadele vermiştir. 30 yıl kadar devam eden bağımsızlık mücadelesine büyük katkılar sağlamıştır. Ancak daha sonra Müslümanlar bütün haklarından mahrum bırakılmışlardır. Sudan’da, Yemen’de ve Etiyopya’da bir milyona yakın Müslüman Eritreli mülteci var. Hiçbir hakları yok. Eritre içinde Arapça ana dilimiz olduğu halde konuşulmasına resmi olarak izin verilmiyor. Ülkede çoğunluğun dili olmasına rağmen şu anda Hıristiyanların Garri adını verdiği dil, resmi dildir ve şu anda bu dil kabul ediliyor. Şu anda hiçbir sosyal, siyasi varlık göstermelerine izin verilmiyor. Kısacası Müslümanların şu anki durumu içler acısı.”
Eritreli Müslümanların en büyük sorununun maalesef ümmetin kronik bir sorunu haline gelen ayrılık ve bölünmüşlükler olduğunu belirten Muhammed Osman, bu durumun Eritre’de devam eden dikta yönetimin zulmünün devam etmesine olanak sağladığına da dikkat çekmişti. Ancak her şeye rağmen Eritreli Müslümanların dikta yönetimin zulüm uygulamaları karşısında var güçleriyle çalışarak birleşmeye doğru gittiğine değinen Muhammed Osman, “Bu sıkıntılar belli bir oranda Müslümanların bir araya gelmesine de vesile olmuştur. Artık Müslümanlar daha gür bir sesle seslerini duyurabilmek için şu anda çalışmalar yapıyorlar, birleşmeye çalışıyorlar, güçlerini toplamaya çalışıyorlar. Şu anda İslami Cephe adıyla bir çatı altında bir yapı oluşturulmuştur. Ve bunun altında fiilen bulunan İslami Hareketler ve cemaatler var. Milli Cephe adı altında 600 kadar şahsiyetin içinde bulunduğu Birlik Meclisi kuruldu. Müslümanların silahlı mücadelesi ve cihadı da devam ediyor. Toplumsal mücadele de devam ediyor. Her alanda mücadele ediyorlar” diyerek Eritreli Müslümanların durumunu özetlemişti.
Günümüzde çoğu insanın neredeyse ismini dahi bilmediği bir Afrika ülkesi olan Eritre’de Müslümanlar, 20 yıldır hüküm süren diktatör Isaias Afwerki’nin zulmü altında inliyor. İslam âleminin birlikte hareket edemeyişinin sonucuna acı bir örnek teşkil eden Eritreli Müslümanların durumu dünyanın birçok bölgesinde olduğu gibi İslam beldelerinin işgal edilmesine, katliamlar yapılmasına, kan ve gözyaşlarının sel olmasına neden oluyor. Bu durum Müslümanların Kur’an ve Sünnet çerçevesinde hareket etmesi gerektiği vazgeçilmez gerçeğini hatırlatıyor. Başta Türkiye olmak üzere tüm dünya Müslümanlarından kendilerini unutmamalarını isteyen Eritreli Müslümanlar, dünyanın bir diğer ucunda da olsalar Müslümanlar arası karşılıklı ilişkilerin oluşturulması ve kardeşlik hukukunun canlı tutulması gerektiğini hatırlatıyorlar.
Furkan Can / İnzar Dergisi – Aralık 2013 (111. Sayı)
Furkan Can