İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Erdemli Kalabilmenin Yolları ve Hucurât Suresi

2021-12-28
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Bazı sureleri iyi anlayabilmek, o suredeki Rabbimizin genel muradının ve maksadının ne olduğunu kavrayabilmek için o surenin ayetlerini teker teker ele almadan önce yapılması gereken başka şeyler olduğunu düşünüyorum. Elbette neticede varıp yine her bir ayeti ayrı ayrı anlamak durumundayız ama fotoğrafın tamamına bakmak, o sureyi bir bütün olarak biraz daha uzaktan tanımak çok daha önemlidir. Söz konusu surenin İslam toplumunun hangi merhalesinde indiğini bilirsek neleri hedeflediğini de iyi kavrarız. Belki diyeceksiniz ki âlimlerimiz bunu “sebebi nüzul, siyak sibak” başlıkları altında yapmışlardır. Fakat bizim söylemek istediğimiz nüzul sebebini de içine alan daha çok daha geniş bir perspektiften söz etmek istiyorum, sözü fazla uzatmayayım; Hucurât Suresi İslam’ın her açıdan zirve yaptığı bir dönemde nazil olmuştur. İyice dikkat ederseniz hicretin dokuzuncu yılında İslam toplumu birçok açıdan kemale ermiş, imanının imtihanını vererek erdemin zirvesine ulaşmıştır. Medine artık yeryüzünün iman ve irfan merkezi olduğu gibi, ahlakın meyvelerini de devşirmeye başlamıştır. Hicretin dokuzuncu yılına girildiğinde yeryüzüne bir İman ve İslam Kardeşliği sunulmuş durumdaydı. Öte yandan Mekke fethedilmiş, civardaki bütün merkezler de İslam’a teslim olmuş, askeri, siyasi ve birçok açıdan yıkılmaz bir Medeniyet sunulmuş durumdaydı. İşte böyle bir dönemde nazil olan Hucurât Suresini bütün bu durumları göz önünde bulundurarak okuduğumuzda görürüz ki Rabbimiz bizden yakaladığımız bu zirveyi nasıl devam ettirebileceğimizi göstermektedir. Mademki her yönüyle erdemli bir toplum oluşmuş, o halde bu erdem ve fazilet hep böyle devam etmelidir. Çünkü kazanılan bu erdemin devamını sağlamak, kaybetmemek de en azından kazanmak kadar önemli olsa gerek. Biliyoruz, insanımızın kürsülerden, minberlerden ve sohbetlerden en çok duyduğu ve dinlediği sure bu sure ve bu sureden ayetlerdir. Öyle ya, bildiğiniz gibi, “Allah’ın ve Rasûlünün önüne geçmeme” emri bu surede “Fasık birinin getirdiği haberi iyice araştırmadan kabul etmeme” emri bu surede “Müminler arasında bir çatışma çıktığında onların aralarını ıslah etme” emri burada, “Müminler ancak birbirlerinin kardeşidir, o halde aralarını bulun ki rahmete eresiniz” diye dilimizden düşürmediğimiz ayet bu surede “Müminlerin birbirlerini ayıplamaması, kötü lakap takmaması” emredilen ayet burada, “Su-i zannı, ayıp araştırmayı, gıybeti yasaklayan” ayetler Hucurât suresindedir. Ve günümüzün en büyük problemi olan ırkçılığı yasaklayan, üstünlüğün takvada olduğunu ilan eden hükümler bu suremizde. Görüldüğü gibi iki buçuk sayfadan ibaret olan bu sure büyük bir hazineye sahiptir. Şimdi bu emir ve yasakların faziletin zirvesine ulaşmış bir topluma indiğini düşünerek okuyalım. Evet, surenin hemen başında “Ey iman edenler, Allah ve Rasûlünün önüne geçmeyin, Allah’tan korkun, o işiten ve görendir” ayetinin tefsiri ve yorumu hakkında çok şey okumuşuzdur. Ama bilelim ki bu ayet aynı zamanda; erdemli bir toplumun, bir medeniyetin ayakta kalabilmesinin ve bu şekilde sürüp gidebilmesinin birinci şartı; Müminlerin Meşru Otoritesine Saygı Duymaktır, Ardından gelen ayetler bu saygıyı somut örneklerle dillendirmekte, hücrelerin etrafında bağrışan bedevilerin artık yontulmasını istemektedir. Bir fasığın getirdiği haberi araştırmadan hemen kabullenmenin “Erdemli İslam Toplumuna” nelere mal olacağını uzun uzun açıklamaya hiç gerek yoktur zannedersem. Müminlerin kendi aralarında çıkacak kavga ve çatışmada bunun dışında kalan müminlere düşen yükümlülüğü de Erdemli bir Toplum, bir İslam Devleti açısından düşünülmelidir. Ve özellikle şu dilimizden düşürmediğimiz  “innemel’mü’minûne ihvetün…” ayetini de lütfen sadece bireyler arası küslükleri barıştırma noktasından Ümmetin bütününe taşıyalım. Ve ardından gelen diğer ayetlere artık hep bu gözle bakalım. Göreceğiz ki ne ayıplama ne kötü lakap takma, ne su-i zan ne tecessüs ne gıybet hiç birisi bireysel günahlar değil, Erdemli Toplumu, İslam Devletini, Müslüman Ümmeti yıkacak felaketlerdir. Biz buna bir şey daha ilave edelim; sadece devletleri değil daha küçüğü olan cemaatleri, camiaları ve sıradan Müslüman Grupları yıkıp yok edecek hastalıklardır bunlar.      
Mehmet Göktaş

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS