İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

EMANET MİSİNİZ EMANETÇİ Mİ?

2022-02-10
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Bismillah… İslam, doğru bir araştırma neticesinde düşmanlarının dahi reddedemeyeceği bir şekilde kusursuz indirilmiş bir dindir. Bu bağlamda İslam’ın her karesinde sosyolojik ve psikolojik sorunlara çözüm bulunabileceği gibi fizyolojik sıkıntıların da önüne geçilmesi kapsamında yapılması gerekenler hakkında emirler/tavsiyeler mevcuttur. Hâlihazırda insan ise kendisine ve çevresine zarar vermekte pek mahirdir. Kimi zaman tüketirken tükenmesi, tükettiklerinden ya da üretemediklerinden ötürü etrafa gerek psikolojik gerek fizyolojik şiddet yayması gözlemlenir. Buradan itibarla diyoruz ki; İslam’da, tüm yeryüzü halkında en fazla yaygın olan “şiddet” sorununa neden bir çözüm olmasın? Şiddete karşı İslam’ın aldığı önlem nedir? Bu önlem ne şekilde aktif olabilir? Esasen gündeme getirilmesi gereken de tam olarak sorunun sonuçları değil kaynağının nasıl kurutulacağıdır. Akşam haberlerinde yayınlanan ve sosyal medyada sansasyon oluşturan “erkek terörü” temalı haberlerin/paylaşımların yanı sıra manen çöküntüye uğrayan toplumları ıslah çalışmaları yapılsa, muhakkak ki durum bundan daha iyi olacaktır. İslam’ın konuyla ilgili önlemlerine gelecek olursak; İslam, şiddeti önlemek için öncelikle bireylere birey olarak saygı duyulmasını salık verir. Muhatap kim olursa olsun, bir birey olarak fikirleri dinlenmeli, davranışlarında ahlaki bir sorun barındırmadığı müddetçe müsamahalı olunmalıdır. Yanı sıra bugün toplumda en çok şiddet görenler listesinin başında çocuklar ve kadınlar geliyor. Öyleyse İslam’ın çocuğa ve kadına bakışı, kadına, çocuğa ve erkeğe bakan yönleriyle irdelenmelidir. Bu noktada İslam’ın çocuk ve kadın tanımı iyi öğrenilmelidir. Resulullah’ın (SAV) veda hutbesinde buyurduğu üzere İslam’da kadın ve dahi çocuk emanettir. Emanet; “güvenilen bir kimseye koruması için geçici olarak tevdi edilen şey” olarak tanımlanır. Böyle bir tanımlama sonucunda kadın ve çocuk, “emanet” korumasından daha iyi bir korumaya alınamaz. Elektronik kelepçelerin sağlayamadığı faydayı sağlayacak bir hükümdür bu. Kuşkusuz şiddetin yegâne sorumlusu ne şiddeti uygulayandır ne de tek mağdur şiddete maruz kalan. Belki de tek suçlu, emanet kavramını idrak edemeyen dimağlardır. Bundan ötürü toplumsal şiddeti ele alırken emaneti irdelemeden geçmek meseleyi nakıs bırakır. Öyleyse emaneti iki farklı boyutuyla ele alalım.
  • Emanetin Erkeğe Bakan Yönü
Erkek, -istisnalar olmak kaydıyla- genellikle bir eşin ya da bir kız çocuğunun emanetçisi olduğunda kendisini emanetçi gibi değil de sahip gibi görüyor. Bu hissiyatın verdiği rahatlıkla eşi ve çocukları üzerinde dilediği muameleyi yapabilme hürriyeti olduğuna inanıyor ve fiiliyata döküyor. Hâlbuki yukarıda da değindiğimiz gibi halihazırda emaneti, verdiği şekilde almak isteyen bir sahip var. Ondan sonrası ancak emanetçi olacaktır ki kadın ve çocuklar açısından bu emanetçi erkektir. Bu noktada emanete bireysel bir tanım yapalım: Bir kadınla yuva kuran ve bu yuvada huzur devşireceği evlatlara sahip olmayı uman bir erkeğin öncelikle idrak etmesi ve fiillerine, zihnine nakşetmesi gereken hayati bir olgudur emanet. Hayatını birleştirdiği ve tüm mesuliyetini üstlendiği hanımı ve çocuklarının bir emanet olduğunu bilmesi erkek için “bilinecekler listesi”ndedir. Bu listenin en başında ise emanetin sahibinin kim olduğu yazar. Emanetin kimden alındığı bilindiği zaman kişi, emaneti çok daha özenle koruyacaktır. Zira emanet, öncelikle alınan zattan ötürü kıymetlidir.
  • Emanetin Kadına Bakan Yönü
Öncelikle kadın, bir emanet olduğunu idrak etmeli ve haklarını bilmelidir. “Biz kimsenin emaneti değiliz” türü söylemler, kuşkusuz kadını eşinden ve evlatlarından koparma çalışmalarının bir ürünüdür. Akabinde bu bilgi “ben kimin emanetiyim?” sorusunu da kadına sordurmalıdır. Emanet olgusu kadın tarafından “her istediğini yapmak” olarak anlaşılmamalı. Emanet olarak teslim eden zatın azametine ve şanına yakışan bir hal ve tavırda olunmalıdır. Değil mi ki; bir çocuğu bir kimseye emanet etseniz orada sizi küçük düşürmemek için devamlı olarak davranışlarına dikkat eder. “Falanın oğlu, filanın kızı” unvanına yakışmaya gayret gösterir. Tıpkı bu temiz niyetli çocuğun hassasiyetiyle kadın da kimin emaneti olduğunu bilmeli ve bu kıymet üzerinden toplumda yıkıcı davranışlarda bulunmamalıdır. Şiddete mani olacak en belirgin husus olan emanet kavramından sonra bu noktada ıslah adına neler yapılabileceğine de değinelim. Öncelikle şiddete mani olmak için toplumsal bir “ahlak yasası” olmalıdır. Dikkat edilirse toplumda örf ve adetler nezdinde “ayıp” kabul edilecek birçok yanlış, şu anda “bana ne”cilik kanalıyla hızla yaygınlaşmaya devam ediyor. Elbette caydırıcı cezalar olmalıdır. Fakat ahlakın hüküm sürmediği bir toplumda cezalar bireyleri suç işlemekten korumak yerine kimi zaman daha da kışkırtabilir. Bu noktada evvela yetkili birimlerin, akabinde toplumdaki her bir ferdin, yazılı olmayan fakat hayatı hayati ölçüde etkileyen “ahlak yasası” hakkında ciddi atılımlar yapmaları gerekir. “Nasıl yapar da güzel ahlakı insanlara öğretebilir, hayatlarında yaşanılır kılabiliriz” derdiyle dertlenmek gerekiyor. Öyle sanıyorum ki; ahlaklı olmak ve bu güzelliği yaymak için devletin bir kurumunda yetkili olmak ve bir doğrunun yasalara eklenmiş olması gerekmiyor. Elbette büyük vazife yetkili birimlere düşüyor fakat bu noktada kadın-erkek herkes elini taşın altına koymalıdır. Dört bir yanımızı gerek görünen gerekse görünmeyen şiddetin sardığı günümüzde şiddetin her çeşidinin insanlardan uzak olduğu bir dünyada yaşamamız temennisi ve duasıyla…  
inzar

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS