O’na hamd ederiz. Bütün güzel kemal sıfatların ve güzel isimlerin en zirve noktada O’na layık olduğuna iman eder ve bunu ikrar ederiz.
Ulûhiyet sıfatları hariç ne kadar güzel sıfat varsa hepsinin sahibi Resulüne salat ve selam ederiz. Onun Tahir Ehl-i Beytine ve pak Ashabına da selam ederiz.
“Yusuf(as) Mısır hükümdarının gördüğü rüyayı açıkladığında bu bir hadisti. Sonradan hadise ortaya çıktı… Eğer Mısır hükümdarı rüyasının yorumu hakkındaki Yusuf (as)’un hadisine(sözüne) şüphe ve tereddütle yaklaşsaydı, ülkesini felakete götürürdü… Bunun gibi Peygamberin(sav) hadislerini inkâr eden kimse felakete sürüklenir. Aç kalır. Tedbirsiz ve zevksiz olur.” Abdurrahim Güneş, hocamız bu sözlerle hadisin hem dünya hem de ahiret için hayati önemini ne de veciz ifade ediyor.
Allahu Teâlâ “وما رميت” ayeti ile Hz. Resulullah (s.a.v)’ın amellerine kefil olmuş, attığı zaman Resul atmıyor, Allah (cc) atıyor. Faruk Hamza’nın işlediği ayetlerdeki “إن هو إلا وحي يوحى” ayeti ile de Allah (cc), Resulün sözlerine kefil olmuş. O yaptığı zaman Allah (c.c)’ın gözetimi altında yapar ve konuştuğu zaman da O’nun vahyi ile konuşur. Faruk Hamza’nın “Ey Allah’ın ef’aline ve akvaline kefil olduğu Resul! Sen hevadan konuşmazsın” başlıklı tefsir makalesi, bu konuda İslam âlimlerinin görüşlerini ele alıyor.
Mehmet Şenlik hocamız ise “Kur`an’la iktifa ediniz” diyenlerin görüşlerinin ne kadar çürük olduğunu hem bizzat Kur`an’dan, hem sünnetten ve hem de kabul görmüş ve ümmete mal olmuş âlimlerin görüşlerinden deliller açıklık açıklıyor. Aslında bu görüşü ileri sürenlerin gerçekte İslam’ı temelsiz bırakmaya çalışanların ya gönüllü tetikçileri; ya da bu işe cahilane bir şekilde sürüklenen kimseler oldukları gerçeğini açığa çıkarıyor.
Hepinizin yakından tanıdığı Şeriat ilimlerinde mütehassıs Filistinli âlim Üstat Nevvaf Tekruri Hadis/sünnetin şeriattaki yerini ve önemini ilmi bir yazı ile okuyuculara takdim ederken, Zülfikar Fırat hoca sahabelerden başlamak suretiyle hadis konusunda mütehassıs olmuş ve hayatlarını neredeyse bu ilme adamış büyük önderlerimizin hayatları, hadis ilmine katkılarını ve hadis konusundaki meşhur eserleri hakkında bilgi veriyor. Kamuran Yürekli ise hadis ilminin geçirdiği evreler hakkında araştırma yazısını okuyucuların istifadesine sunmuş bulunuyor.
Bu ay, ana dosya konusu yaptığımız Hadis dosyasının, bir Müslüman’ın ihtiyaç duyacağı asgari birikimi kendisine sunduğuna inanıyor ve temenni ediyoruz.
Bununla beraber içinde bulunduğumuz ay içerisinde, şahsiyetten uzak ve mücadele meydanına inecek kadar yürekleri ve sermayeleri olmayanların adet haline getirdiği Resule saldırı girişimlerine karşı; biri Nurullah Gülsever hocadan, diğeri Mehmet Salih Gönül hocadan olmak üzere Resulün sevgisini yüreklerimizde tazeleyecek iki Naat bulacaksınız derginizde.
Mehmet Göktaş hocamız ise; Susma Orucu’nu işlerken, beşerin takatinin hiçbir şey yapamayacağı durumlara değiniyor. İşte bu durumlarda “tam bir havale” ile işler tamamıyla Allah (cc)’a havale edildiğinde Allah (cc)’ın bu tevekkülü nasıl da karşılıksız bırakmadığını hem Hz. Meryem annemizin kıssasından ve hem de bir alimin başından geçen bir hikaye ile örneklendiriyor.
Malumunuz önümüz Kurban Bayram’ı namı diğer Hacıların Bayramı. Fadıl Şani hoca, kurban ile müsemma olmuş Hz. İbrahim’in kemale adım adım ilerleyişi ile oğlu İsmail(a.s)’in sadakatini işliyor. Mustafa Canan ise Kurban ibadetini yazısının konusu yapmış.
Bu vesileyle Hacc gibi kutsal bir yolculuğa çıkmış tüm hacı anne, baba, bacı, kardeşlerimizin haclarının mebrur, amellerinin meşkur olmasını Allahu Teâlâ’dan temenni ediyor ve tüm İslam âleminin bayramını tebrik ediyoruz.
İsmaillerin değil, koçların kurban olduğu bayramlara hep birlikte kavuşmamız dileği ile…
Allah (cc)’a emanet olunuz.
Editör / İnzar Dergisi – Ekim 2012
Editör