Allah’ın adıylar…
Kerbela faciasının bir yıldönümünü daha geride bıraktık. Kerbela Âdem (as)’den beri bizim güzelliklerin, insaniyet ve İslamiyet’in en güzel en önemli olaylarının vuku bulduğu gün olması dolayısıyla bayram olan günün hüzne gark edilmesidir. Resul (as)’ün torununun ve yarenlerinin zalimane katledildiği, esirlerin ise asırların kin ve hıncının çıkarıldığı bir arenaya dönüştüğü o günden beri bu bayramı matemin ötesinde bir suretle kutlamadık. Bayramların siyahlara büründüğü gündür Kerbela ama aynı zamanda İslam’ın bir şahsın, bir ailenin veya bir ırkın hegemonyasında emperyal bir din haline dönüştürülmesi projelerine en mukaddes canlar pahasına dahi olsa müsaade etmeyeceğimizin, bunun için gösteremeyeceğimiz hiçbir fedakârlığın olamayacağının en güzel ameli örneğidir de... Ne içerden yapılan ve yapılacak dönüştürmelere ne de dışarıdan yapılan boğma girişimlerinin önünde her şart ve zeminde karşı duracağımızın örneğidir.
İşte Filistin… Asırların tüm şer odaklarının gücünü arkasına alan Deccal’in ordularının arka arkaya bütün güçlerini seferber ederek yapılan saldırılara rağmen geçilemeyen, düşürülemeyen bir Kerbela’dır. Savaş azmanı ölüm kusan makinaların, aşkın ve feda olmanın önünde diz çöktüğü, acziyetini itiraf etmek zorunda kaldığı kadim Kerbela’dır. Evet, belki yüreklerimizi en karanlık noktalarına kadar yakıyor, ciğerparelerimiz parçalanıyor, ama tıpkı Hüseyn’in Kerbela’sının medarı iftiharımız olduğu gibi o da medarı iftiharımızdır.
Sadullah Aydın Hocamız, adına ağıt da dese, kahramanlığın maderi olduğunu da dile getirdiği yazısı ile gönlümüze tercüman olmuş. Faruk Hamza Hocamız ise bu zulümlerin karşılığının bu dünyada verilemeyeceğini işlemiş, tıpkı bu fedakarlıkların karşılığının bu dünyada hiç kimse tarafından verilemeyeceği gibi… “Sakın Allah’ı zalimlerin yaptıklarından gafil sanma” ayetinin içerdiği tehdit yüklü hitabı izah etmeye çalışmış.
Mehmet Şenlik Hocamız cami ve cumanın Hz. Resulullah (s.a.v)’ın yanında ne kadar değerli olduğunu, Hz. Resulullah (s.a.v)’ın bu konuda ne kadar vefakâr davrandığını Kûba mescidine karşı olan tavrı ve mescid ve Cuma ile ilgili hadis ve ayetlerle izah etmiş. Arap Baharı olarak müsemma olmuş kıyamlarda Cuma ve caminin ehemmiyeti kanaatimizce bugüne kadar yazılan ve çizilen her kitaptan daha izah edici olmuştur. Bu hakikati dillendirmek istiyor hocamız.
Nurullah Gülsever Hoca, hicretin duygu yüklü atmosferini işlerken, İbrahim Dağılma Hoca da kutsal topraklara yapılan ziyaretteki duygularını bizimle paylaşmaya devam etmektedir.
Zülfikar Hocanın hikmet denizinden bir damla ismini verdiği yazısının nasıl da hikmetin ta kendisi olduğunu, üslubunu Kur`an öğretmenliğinde şekillendirdiğini kullandığı veciz ifadelerde göreceğinizden eminiz.
Sizi derginizle baş başa bırakmadan önce dergi ailesi ile ilgili bir acı haberi duyurmak istiyoruz. Çıktığı ilk günden beri Dergimize büyük katkıları olmuş değerli hocamız Molla Mehmet Şenlik Hocamızın değerli babaları hakkın rahmetine kavuşmuştur. Kendisine Allah’tan rahmet diliyoruz. Hocamıza ve diğer aile üyelerine sabr-ı cemil niyaz ediyoruz. Sizlerden de hem Hocamızın babasının hem de tüm ölmüşlerimiz için dua beklediğimizi ifade etmek istiyoruz.
Allah’a emanet olun.
Editör / İnzar Dergisi – Aralık 2012
Editör