Din duygusu ilahi bir kuvvetin varlığından kaynaklanan düşünce, tasavvur ve hareketlerin insanda uyandırdığı duygudur. Dini duygu diğer duygu türlerinden daha kapsamlı ve birbirinden farklı birçok duygu türünü içerisinde barındırmaktadır. Dini duygu; “korku, sevgi, saygı, sempati, hayranlık, şükretme, minnettarlık, bağlılık, güvenme, teslim olma ve sığınma” gibi bazı alt başlıkları içerisinde barındırır.
Bazı psikologlar dini duygunun temelindeki duyguyu açıklamaya çalışmışlardır. Schleiermacher dini duygunun temelini “mutlak bağlılık” olduğunu, Alfred Bertholet dini duygunun temelini “Allah korkusu, teslimiyet ve mutlak bağlılık” şeklinde olduğunu ve Theodule Ribot ise “ iki gamdan meydana geldiğini, birinci gamın korku ağırlıklı olduğunu ve bu gamın içerisinde haşyet, tâzim ve hürmet duygularının olduğunu söyler. İkinci gamın ise huzur ağırlıklı olduğunu ve bu gamın içerisinde hayranlık, güven, muhabbet gibi duyguların olduğu” şeklinde dini duygunun temelini açıklamışlardır.
Din duygusunda en basitinden en dehşetlisine varıncaya kadar korku duygusu derece derece, kademe kademe bulunur. Bu korku istediğinde en büyük nimetleri bahşeden, istediğinde de en büyük eziyet ve zahmetleri verebilen kudretli bir varlığa inançtır. Bu varlıktan yani Allah’tan korkunun nedenleri ise şöyle belirtilebilir.
Genel
- Allah’ın sevgisini kaybetme, sevgisinden mahrum olma, dolayısıyla hem bu dünyada hem de ahirette mükâfat elde edememe korkusu.
- Allah’ın yapılmasını istediği şeyleri yapmamanın, yapmasını istemediği şeyleri ise yapmanın sonucunda cezalandırılacağı korkusu. Bu ceza hem dünyada hem de ahirette cezalandırma şeklinde olabilir.
- Allah’ın razı olacağı bir kul olamamanın korkusu sadece Allah’ın rızasını kazanmayı düşünen, mükâfat ya da cezayı önemsemeyen bazı insanlarda -ki bunlar daha çok peygamberler ve bazı mutasavvıflardır- Allah’ın rızasını elde edememek tek korkudur.
- James, Flournoy, Girgensohn, Remplein, Spranger gibi araştırmacılar dini duygunun kaynağı olarak fıtratı göstermektedirler. Yani dini duygu doğuştandır. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de de “Rabbin Âdemoğullarından -onların sırtlarından- zürriyetlerini alıp bunları kendileri hakkındaki şu sözleşmeye şahit tutmuştu. Ben sizin Rabbiniz değil miyim? "Elbette öyle! Tanıklık ederiz" dediler. Böyle yaptık ki kıyamet gününde, "Bizim bundan haberimiz yoktu" demeyesiniz.” (Araf 172) diye buyurulmaktadır. Bu ayet her insanın yaratılışı esnasında yani fıtratında Yüce Allah’ı tanıma, bilme eğiliminin olduğunu, bu duyguyla bezendiğini göstermektedir. Aynı şekilde Hz Peygamber de şu Hadis-i Şerif’inde “Her çocuk fıtrat üzere (yani Allah’a inanmaya ve İslam’ı kabul etmeye eğilimli olarak) doğar.” diyerek din duygusunun yaratılıştan geldiğini belirtmiştir.
Genel