İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Dünyanın toru topu ne ki, küçücük bir bölümü ne olacak?

2013-11-11
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz ashabından birileriyle Medine’nin dış mahallelerine doğru çıkmışlardı. Ölmüş ve çürümüş bir koyun leşine rastladılar, biraz durakladılar. Efendimiz (s.a.v) söz konusu koyuna işaret ederek buyurdular ki:
Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz ashabından birileriyle Medine’nin dış mahallelerine doğru çıkmışlardı. Ölmüş ve çürümüş bir koyun leşine rastladılar, biraz durakladılar. Efendimiz (s.a.v) söz konusu koyuna işaret ederek buyurdular ki:

-Sahibinin yanında şu anda hiçbir değeri olmayan şu koyunu görüyor musunuz?

-Evet, görüyoruz, dediler.

-Eğer Allah katında bu dünyanın sivrisineğin kanadı kadar değeri olsaydı kâfirlere bu dünyadan bir yudum su içirmezdi” buyurdular.(İhya)

Gerçekten anlatılmak istenen bir şey ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi.

Öyle ya, Allah Teâlâ demek ki bu dünyaya söz konusu koyunun leşi kadar, sivrisineğin kanadı kadar değer vermiyor. Yoksa kâfirlere bunca dünyalığı verir miydi hiç? Gördüğümüz kadarıyla bugün dünyanın tamamına yakın çok büyük bir kısmını kâfirlere vermiş durumda. Hâlbuki Allah katında yaratılmışların en kötüsü o kâfirlerdir.

“Yeryüzünde Allah katında kıpırdayanların en kötüsü o kafirlerdir ki, iman etmezler” (8/22,55)

“Ey iman edenler, müşrikler ancak bir necasetten ibarettir…” (9/28)

Malumunuzdur yine birçok ayet-i kerimede Allah (c.c) kâfirlerden, müşriklerden “leş, murdar, pislik…” diye bahsetmektedir.

Bir yandan böyle söylüyor, öbür yandan da neredeyse bu dünyanın tamamına yakınını onlara veriyor.

Demek ki gerçekten Allah katında dünya beş para etmez bir değere sahiptir. Yoksa kâfirlere zırnık koklatmazdı o dünyadan.

Peki, burada bizim yapmamız gereken nedir? İşte bizden de dünyaya bu gözle bakmamız isteniyor.

Yukarıdaki hadis-i şerife yeniden dönelim. Rivayete göre Selçuklu’nun önemli veziri Nizamülmülk, hem o günün, hem bugünün en büyük âlimlerinden olan İmam Gazali’ye bir mektup gönderir ve eğer medreselerinde ders verecek olursa kendisine büyük dünyalıklar vereceğini söyler. İmam Gazali de cevaben bir mektup yazar ve der ki:

“Ey Vezir! Eğer söylediğini yerine getirirsem bana büyük dünyalık vereceğini söylüyorsun. Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz’in haber verdiğine göre Allah katında bu dünyanın sivrisineğin kanadı kadar bir değerinin olmadığını, eğer öyle olsaydı kâfirlere bir yudum su içirmeyeceğini buyuruyor. Şimdi söyle ey Vezir! Allah katında sivrisineğin kanadı kadar değeri olmayan bu dünyanın ne kadarı sana aittir? Ve bana ne kadarını vereceksin?”

Mükemmel bir kavrayış ve mükemmel bir cevap… Öyle ya, zaten bu dünyanın tamamı sivrisineğin kanadı kadarsa, sen bunun ne kadarına sahipsin? Sahip olduğunun ne kadarını bana vereceksin. Dünya matematik olarak ancak bu kadar küçültülebilir öyle değil mi?

Rabbimiz bizden bu dünyaya bu gözle bakmamızı istiyor, ancak bu kadar değer vermemizi istiyor.

Kur’an-ı Kerim’in önemli bir bölümü, özellikle Mekke’de nazil olan bölümü bu dünyanın ne idüğünü, kaç paralık olduğunu bize hatırlatıp duruyor. Başta Rasûlünü ve tabi onunla birlikte bizleri uyarıp duruyor.

“Sakın öyle şeylere gözünü dikme ki, biz kâfirleri denemek için onunla bazılarını dünya hayatının süsünden faydalandırmışızdır. Hâlbuki Rabbinin rızkı hem daha hayırlı ve hem daha süreklidir.” (Taha 131)

“Sakın (o kâfirlerden) bazılarını sevindirdiğimiz şeylere gözünü dikme…”(Hicr 88)

“O kâfirlerin refah içerisinde diyar diyar dolaşmaları sakın seni aldatmasın. Bu az bir zevk, sonra varacakları yer cehennem, ne kötü bir durak.”(Al-i İmran:196,197)

Sizin de aklınıza şu anda konuyla ilgili nice ayet-i kerime gelmiştir, burada hepsini zikretmemize gerek yoktur.

Mesele, dünyanın Allah katında hiçbir değerinin olmaması meselesidir ve bizim de bu gözle bakmamız istenmektedir.

Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz ashabını ve biz ümmetini terbiye ederken kullandığı ölçülere iyi dikkat edelim.

Bir takım ibadetleri ve yapmamızı istediği güzel şeyleri bizden isterken “Hayruddünya vema fiyha…” buyuruyor. Yani dünyadan ve dünyada olan her şeyden daha hayırlıdır buyuruyor. Bunu sadece birkaç şey için değil, çok yerde kullanmaktadır.

Mesela herkes uyurken geceleyin kalkıp iki rekât namaz kılmayı “Hayruddünya vema fiyha” ölçüsüyle ölçüyor.

Hendek savaşında eline sancak tutuşturduğu Hazreti Ali Efendimize, önce onları İslam’a davet etmesini istiyor. Yemin ederek devam ediyor: Ey Ali! Vallahi Allah’ın senin elinle bir kişiyi hidayete erdirmesi Hayruddünya vema fiyha-dünya ve dünyanın içinde olan her şeyden daha hayırlıdır buyuruyor. Bir başka rivayette de: Sayısız kırmızı develere sahip olmandan daha hayırlıdır, buyuruyor.

Bu ölçü, Allah’ın en önemli ölçülerinden birisidir ve müminler de bu ölçüyle ölçmeli ve tartmalıdır. Aksi takdirde asla mutluluğa erişemez ve hidayete ulaşamaz.

Çünkü bir insanın dünyada yapa geldiği hataların başı, işlediği günahların varıp dayandığı nokta Dünya Muhabbetidir.

İşte Muhammedî ölçü: “Dünya muhabbeti, bütün hataların başıdır!”

Bu tehlike bütün insanlar için böyledir, sıradan insanlar için de.

Ya bir de bu dünya muhabbeti hastalığına yakalananlar sıradan insanlar değil de âlimler olursa…

Şimdi bir düşünün artık işin nerelere varacağını.

Eğer dünya muhabbetine yakalanan insanlar sıradan insanlarsa, kendilerine zarar verebilirler, biraz da birinci derecedeki yakınlarına, komşularına.

Yok, eğer kalbine dünya muhabbetini yerleştiren kişi bir İslam âlimiyse, fetva makamındaki bir kişiyse, zalimlerin karşısına dikilecek diye gözüne bakıp beklediğimiz bir kişiyse…

Şimdi düşünün artık bu işin sonu nerelere varır. O zaman vay haline bu ümmetin!

Mehmet Göktaş / İnzar Dergisi – Kasım 2013 (110. Sayı)
 

 


Mehmet Göktaş

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS