İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Dualarımızın kabul olduğunu, yardımın Allah’tan olduğunu unutmak

2020-08-11
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Dualarımızın kabul olduğunu, yardımın Allah’tan olduğunu unutmak “Maşaallah sizin çocuk güzel bir bölümü kazanmış, çok sevindim. Zaten ta baştan beri hep başarılı bir çocuk. Aile olarak neler yapıyorsunuz, nasıl bir program uyguluyorsunuz?” Siz de başlıyorsunuz yaptıklarınızı en ince detayına kadar anlatmaya, karşınızdaki de dikkatlice dinliyor, söyledikleriniz yanlış da değil. Fakat bir şeyi unutuyorsunuz. Siz aslında çocuklarınız için durmadan dua eden bir kişisiniz, onların iyi bir Müslüman olmaları, güzel ahlaklı ve özellikle ilim sahibi olmaları için ısrarla Allah’a yakaran birisiniz. Nedense bu iş gerçekleştiğinde dualarınızın kabul olduğunu unutuveriyorsunuz, başlıyorsunuz yaptıklarınızı bir bir anlatmaya. İşin garip tarafı siz Allah’a iman eden, her şeyi O’ndan isteyen birisiniz. Fakat öyle bir an geliyor ki bu işin neticesini Allah’a bağlamıyorsunuz, kerameti kendinizde veya bazen de çocuğunuzda görüyorsunuz. Günümüz dünyasında sınavlar hiç eksik olmadığı gibi anne babalar da bunun üzerinde durdukları için anlattığım sahneler çokça yaşanıyor. Artık İslam’la alakası olmayan ebeveynlerden beklemiyoruz ama dindar olanlarımız da çocuklarının ulaştığı bu durum için; “Rabbimizin lütfu ve ihsanıdır, onlar için çokça dua ettik ve ediyoruz, inşaallah kabul olmuştur...” demeyi unutuyoruz. Keşke sadece unutmuş olsak, kerameti kendimizden biliyorsak bu çok daha kötüdür. Malumunuz normal hastalıkların yanı sıra şu günlerde bir de salgınla boğuşuyoruz. Tamam, Müslümanlar olarak yapılması gerekeni yapıyoruz, hiç durmadan Rabbimizden şifa istiyoruz, sağlık ve afiyet istiyoruz. Fakat işin sonunda yaptığımız duaları unutuyoruz, kerameti doktorlara, ilaçlara ve korunma yöntemlerimize bağlıyoruz, nasıl iyileştiğimizi soranlara da hararetli bir şekilde anlattıkça anlatıyoruz; “Elhamdülillah Rabbimize çokça yalvarmıştık, dualarımızı kabul buyurdu ve sıhhatimize kavuştuk” demiyoruz. Ekonomik sıkıntılarımızda da durum aynı. Bu konuda Allah’a yalvarmayan hiç kimse yok. Fakat netice aynı, dualarımızın kabul olduğunun farkına varamıyor ve bunu dile getiremiyoruz. Dualarımızın kabul olduğunu niçin anlamıyoruz? Bunun için illa ki postacı tarafından kapımızın çalınmasını, “yaptığınız dua kabul olmuştur, çocuğunuz sınavı kazanacak, borçlarınızdan kurtulacaksınız, bu hastalığı atlatıp şifa bulacaksınız...” diye bize bir evrak verilmesini mi bekliyoruz? Allah Teala’nın böyle bir adeti yoktur, onu sen bilip takdir edeceksin ve anlayacaksın. Zaten iman da budur. Bu noktada kâfirleri, inançsızları konu etmiyoruz, biz kendi hatamızı masaya yatırıyoruz. Fakat iş öyle bir noktaya geliyor ki ister istemez onlara benziyoruz, kedimizi onlardan ayırmakta zorlanıyoruz. Çünkü Kur’an’da çokça verilen gemi örneği bizimle de örtüşüyor. Dağlar gibi büyük dalgaların sardığı gemideki insanların kurtuluş için ihlas ve samimiyetle Allah’a yakardıkları, karaya çıktıktan sonra Allah’a şirk koşmaya, yani kendilerini kurtaran zahiri sebeplere yöneldiklerini görüyoruz. Müslümana düşen, hem Rabbine dua etmek hem de nail olduğu bütün güzellikleri Rabbinden bilmek, itiraf etmek, dile getirmektir. Rabbimizin nimetlerini dile getirmek de ayrı bir yükümlülüktür.
Mehmet Göktaş

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS