Bütün dinler ve felsefi bir görüşten beslenen ideolojiler nihayetinde bir medeniyet kurma iddiası taşırlar. Bütün medeniyetlerin hayata, insana, topluma, ekonomiye ve ilişkilere dair planları, önermeleri ve iddiaları vardır. Medeniyetler bu iddialarını eğitim vasıtasıyla kişilere ve toplumlara taşır. Ardından belirlenmiş bir müfredat ve pedagojik usuller göz önünde bulundurularak, bireysel ve toplumsal dönüşüm gerçekleştirilmeye çalışılır. Böylece hedeflenen toplum mühendisliği eğitim vasıtasıyla gerçekleştirilmiş olur.
Platon’dan Spencer’e, Karl Marx’tan John Locke’e, Aziz Thomas’tan Descartes, Hegel, Kant, Durkheim ve John Dewey’e kadar bütün filozoflar arzuladıkları iyi ve güzel toplum modeline ulaşmak için en etkili araç olarak eğitimi görmüşlerdir. Aynı şekilde Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam gibi semavi dinler de eğitim aracılığıyla kişilikleri ve toplumları dönüştürmeye çalışmışlardır.
Kendi medeniyet tecrübemizi incelediğimizde, temel iddia ve önermelerimizi aynı şekilde topluma taşıdığımız görülecektir. Hz. Cebrail tarafından Efendimize getirilen ilahi buyruklar, İslam davetinin daha başlarında kurulan Darü’l Erkam’da muhataplara iletiliyor; orada eğitilen ve dönüştürülen Müslümanlar aracılığı ile de topluma yayılıyordu. Risalet ve eğitim eş zamanlı olarak başlamıştır. Müslümanlar Medine’ye hicret eder etmez Daru’l Erkam’la başlayan eğitim, Suffe denilen ve aynı zamanda ilk İslami üniversite olma özelliğini taşıyan yerde devam etti. İslam orada toplumsallaşmaya başladı. Geleceğin tohumları atıldı. Öncü, lider ve daveti taşıyıcı kadrolar yetiştirildi.
Mekke ve Medine’de atılan tohumlar o kadar hızlı meyve vermeye başladı ki sadece üç çeyrek asır da İslam fiilen dünyanın yarısına, İslam’ın sesi ise dünyanın tamamına ulaşmıştı. 8. yüzyıla gelindiğinde bir benzeri görülmemiş atılımlar ve iştiyaklarla dünyanın bütün birikimi, Müslüman dünyanın kalbi olan Bağdat’a akmaya başladı. 8. yüzyılın sonlarına doğru Bağdat’ta kurulan ve “Hikmet Evi” anlamına gelen “Beytü’l Hikme” kuruldu. Dünyaya ilim, irfan ve hikmet buradan yayılmaya başlandı. İslam’ın temel önermeleri ve iddiaları bu eğitim kurumu ile yayılıyor ve dünyada karşılık buluyordu.
Said Özdemir
- yüzyılda Mısır’da kurulan “Ezher Üniversitesi” ile eğitim daha da ileri boyutlara ulaştı. O dönemde İslam medeniyeti dünyanın yarısında hâkimiyet kurmuştu. İslam’ın medeniyet iddiası, Selçuklular aracılığı ile merkezi Bağdat olan ve İslam dünyasının kilit yerlerinde de açılan “Nizamiye medreseleri” ile güçlü bir şekilde yoluna devam etti. İlhanlı ve Osmanlı devletlerine de ruh ve ilham veren bu medreseler ile Müslümanlar olarak yüzyıllarca bizi biz yapan iddialarımızı sürdürdük.
- Mağlup olanlar, öncelikle galip olanın baskısını üzerinde hisseder.
- Bu, zamanla mağlup olanlarda bir rehavete yol açar. Bu rehavet, kendi içinde çözülmelere götürür.
- Yabancı kültürün etkisinde kalmış taraftarlar kendi kültür ve medeniyetinin simgesel değeri olan bazı öğeleri değiştirmeye ve dönüştürmeye çalışarak iç direnci kırar.
- Zamanla toplumsal tabana yayılacak şekilde yabancı kültüre öykünme ve taklit başlar.
- Nihayetinde mağlup milletler, galip milletler karşısında erir ve zamanla yok olur.
Said Özdemir