İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Değerler âlem ve canlılıkla temas kurmamıza yardım eder. Gençleri KGT-D ile tanıştırmak

2019-11-29
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Önce K.G ve T harflerini üç ayrı sayfaya yazarsınız ve bu harfleri bir daire içine alırsınız ve yere koyarsınız. Birbirleri arasında en az birkaç adım yer olsun. Bu noktada neler olup bittiğini anlatmayın. -merak uyandırın-  Genç bireyden sizinle birlikte T harfine yürümesini isteyin; T’ye geldiğinizde şuna benzer bir şey söyleyin. “Bu T, tavsiyecinin baş harfidir. Bu herkesin sahip olduğu bir şeydir. Bende de var, sende de... Her şeyi değerlendiren ve bizim ne kadar iyi ya da kötü olduğumuzu söylemeye çalışan kafamızdaki iç sesi temsil eder. Birinin omuzunda oturup, onun kulağına tavsiyeler fısıldayan küçük bir yaratığın olduğu film izledin mi hiç? Aynı onun gibi bir şey… Tavsiyecinin ne yaptığını canlandıralım. Bunu ikimiz birlikte yapacağız. Kendini değerlendirirken kullandığın eleştirici üslupları düşün ve ben de aynısını yapacağım. “Ben yeterince iyi değilim. Sevilmez biriyim” diyerek başlayacağım. “Burada biriyle durmak nasıl bir şey” diye sorun. Bazı tavsiyeler yapmasını sağlayın. Sonra bir kişi “Ne kadar daha burada durmam gerekir?” ya da “Başka ne yapabiliriz?” gibi bir şey söyleyene kadar bekleyin. Bu söylediklerimize karşılık olarak “Peki, başka ne yapabiliriz, o halde?” gibi bir şeyler söyleyelim. “Şimdi de G harfine yönelelim. Ve orada ne olduğuna bakalım.” Az önce bu işteki en önemli beceriydi. Kendimizi kapana kısılmış hissettiğimizde, başka bir şeye yöneliriz. Sen de kendini ne zaman kapana kısılmış hissedersen, ellerin ve ayaklarınla yeni bir şey yapabilirsin. Tamam, şimdi buradayız. G harfi gözlemciyi temsil eder. Burası kendimizi çıkmazda hissettiğimizde, nerede olduğumuz ve önümüzdeki seçimlerin neler olduğu konusunda daha fazla farkındalık kazanmak için gelebildiğimiz bir yer. Bu kişiye birkaç derin nefes aldırın, kısa bir süre sadece nefesini fark etmesini sağlayın. Nasıl bir his olduğunu sorun. Bir de tavsiyeci ile gözlemci arasında bir ayrım fark edip etmediğini soralım. Sonra K’ye yönelik merak uyandıran; yine şakacı bir üslupla gerekirse bakışlarınızı kullanın. Sonra K harfine yürüyün, karşınızdaki insanı, merakı ve K’yi görmeye yönelik isteğinden dolayı methedin. Hareket etmeniz, durup tavsiyecinin değerlendirmelerine takılmaktan daha esnek bir fiil olduğundan bahsedin. Sonra K hafini şu şekilde izah edelim. K, kâşif kelimesini temsil eder. Burası yeni yerler denediğimiz ve neyin işe yaradığına baktığımız yer. Burada neye değer verdiğimizi ortaya çıkarırız. Akıl hocamız aksini söylese bile hepimiz birer kâşif olabiliriz. Mesela zihninin ya da akıl hocanın sana yapmayacağını söylediği halde yaptığın bir şey olmadı mı hiç? Bunu yaptığında, akıl hocana bel bağlama yerine söz konusu şeyi yapıp yapmadığını ortaya çıkarmış olursun. Şimdi T harfine geri dönelim. T’nin her zaman kötü olduğunu, ayrıca K ve G’nin her zaman iyi olduğunu iddia etmiyorum. Bunlar sadece hareket edebileceğimiz farklı alanlar ya da hepimizde olan becerilerdir. Tavsiyecinin faydalı değerlendirmeler yaptığı örnekler verebilir misin bana? (Alkol içip araba sürmek kötü bir fikirdir” gibi bazı örnekler sunun) Ardından, “Burada ortada, KGT’yi yöneten bir şey vardır.” gibi bir şey söyleyin. Sonra bir kâğıdın üzerine D yazın ve onu dairenin ortasına koyun. K’ye geri dönün ve karşınızdakinden sizinle birlikte yeni kâğıda doğru yürümesini isteyin. Kâğıdın yanına geldiğinizde değerleri tanıtmaya başlayın. KGT becerilerini değer verdiğimiz şeyler uğrunda kullanırız. Buna değer verme ya da değerler diyorum. Eğlenmek, spor yapmak ya da başka insanlarla iletişim kurmak birer değer olabilir. Bu kişiye bağlıdır. Yaptığımız her şey bu uğurda yapılır ve hepimiz için geçerlidir. Burada yaptığımız işteki her şey değer verdiğin şeyleri ve hayatının değerini artırmaya yönelik olacaktır. KÂŞİF Kâşif, dünyada yaşamanın yeni yollarını bulur. İnsanlar kâşif alanındayken büyümelerine, öğrenmelerine ve davranış dağarcıklarını geliştirmelerine imkân tanıyacak davranışlar ortaya koyarlar. Bu alandayken, sözel davranışlar genellikle sınama ve keşfetmeye yönelik fiziksel eğilimlerle sınırlıdırlar. GÖZLEMCİ Gözlemci (G) fiziksel ve psikolojik olayları belirledikleri anda algılar ve çevreden bilgi toplamak için beş duyuyu kullanır. İnsanlar gözlemci yanındayken görme, tatma, duyma, dokunma ve hissetmenin yanı sıra fiziksel tepkileri ve duyguları aracılığıyla dünyadan bilgi toplayacak davranışlar sergilerler. Fark etmek (gözlemcilik) içsel yaşantılar (duygular ve düşünceler) ile dışa dönük davranışlar arasında bir alan yaratarak, sıkıntılı duygu ve düşünceler belirdiğinde bir tepki vermeye “mecbur kalmak” yerine bir davranışçı seçmeye imkân tanır. Gözlemci becerilerimizi geliştirmek, artık bir işe yaramayan eski davranış kalıplarımızdan kurtulmanın anahtarıdır. Gözlemci alanı genelde bir arabanın boş vitesine benzetilir. İnsanlar gözlemciyken ileri gitmek (kâşif) ya da geriye bakmak (tavsiyeci) zorunda değildirler. Bunların yerine sadece etrafa göz atarlar. Ör: Metefor; gözlemci için duygu düşünceler, hava durumu gibidir. Gözlemci bunları gözlemler ve tıpkı hava olayları gibi akıp gitmesine izin verir. Gözlemci sahneden geri durur, hiçbir değişim arayışına gitmeden olup biten her şeye şahidlik eder. Gözlemci tüm duyguları ve bedensel reaksiyonları kullanarak her şeyi içine alır. Duygular tepkileri otomatik bir şekilde kışkırtmadan gelip gider. Öfke otomatik olarak vurmaya; korku kaçmaya veya utanç insanlardan uzak durmaya yol açar. TAVSİYECİ Tavsiyeci, kendi öğrendikleri ve geçmiş şartlarda neyin işe yaradığı temeli üzerinden, mevcut bağlam hakkında sözel çıkarımlar ortaya koyar. Ör: evde fiziksel istismara maruz kalmış gençler okulda da aynı istismar riskiyle karşı karşıya oldukları tahmininde bulunabilirler. Tavsiyeci “insanlar tehlikelidir” kuralını oluşturabilir. Sonuç olarak bu gençler bu kurala uygun olan ev ortamında savunmaya geçerler, geri çekilir ve korkarlar ve fakat genelde bunun daha az uygun kabul edildiği okul ortamında da aynısını yaparlar. Tavsiyeci alanındaki insanlar deneme yanılma tecrübesinden kaçınırlar ve bunun yerine geçmişte kendilerine kazanç sağlamış ya da istenmeyen uyaranlardan uzak tutmuş davranışları sergilerler. Geçmişte öğrendiklerine, öğretilenlere, yargılara ve sözel kurallara, muhakemelere sorun çözümlerine güvenirler. Yani istismarı tecrübe etmiş bir genç insanların güvenilmez olduğunu “bilir” ve dolayısıyla ilişki kurmaktan ve daha fazla istismar riskinden kaçınır. Aynı zamanda arkadaşlık kurma, destek görme ve hayatının sınırlarını genişletme fırsatını da kaçırır. Ör: Metafor; tavsiyeci bir arabadaki GPS gibidir. Varmak istediğiniz yere sizi hızlıca ulaştırmaya çalışır. Yanlış yönlere girmenizi engelleyerek size zaman kazandırır ve bazen tıpkı bir uçurumdan aşağı sürmek gibi ölümcül hatalardan korur sizi. Ne var ki, GPS bazen yararlı değildir. Ör: kumsala gitmek için GPS kullandığınızı, ama sistemin sizi kumsal yerine bataklığa götürdüğünü düşünün. Bu durumda ne yaparsınız! Tavsiyeci alanda kalırsınız, GPS’in sizi götürdüğü yer doğruymuş gibi hareket edersiniz. Size “kumsala ulaştınız” der. Sonuç itibariyle siz de bataklık gerçekten bir kumsalmış gibi hareket eder ve kokuşmuş, yeşil renkli suda “ferahlatıcı bir yüzme” deneyimi yaşarsınız. Ör: tavsiyeci soruları: öngörülerin, değerlendirmelerin ve mazeretlerin, canlı bir hayat yaşamı sağlıyor mu? Akıl hocanı dinlemeye mecbur musun? Bu durumda sana faydalı oluyor mu? Yoksa tavsiyecini bırakıp gözlemci ya da kâşif alanına mı geçmelisin? İnsanlar etrafları güzelliklerle kaplı, yeterince yemeğe sahipken ve tehlikeden emin iken bile ziyadesiyle perişan halde olabilirler. Küçük şeylerin bizi strese sokmasına çok kolay bir şekilde izin veririz. Kaybolmuş anahtarlar, işyerindeki entrikalar, teslim tarihleri, sıkıntılı konuşmalar, trafik sıkışıklığı… liste uzayıp gider. Yetişkinler olarak bizler, bir başka terfi peşinde sonsuz mesai yaparken ve çevremizdeki kişileri etkileme çabası içerisindeyken, ilişkilerimizi geliştirmeyi ve sürdürmeyi ihmal edebiliyoruz. Ne var ki ilişkiler bizim sağlığımıza iyi gelirken uzun saatler boyunca çalışmak genelde sağlıklı değildir. Görev üstlenmek sağlıklıdır, şikâyetleri sürekli gündeme getirmek değildir. Genç bireyleri de anlamsız faaliyetlerle harcayabilir, yetişkinler ayak diretmek adına… Gençleri, bilgiye yönelik susuzluklarını beslemek yerine, ezbere öğrenmeye zorluyoruz. İçlerindeki öfkeye ve arzulara kollarını açmak yerine, onlardan yetişkinler gibi konuşmalarını istiyoruz. Sergilediğimiz örneklerle onları etkiliyoruz, önemsiz, anlamsız ya da hayatımızı mahveden bir şey yaparken onlara da bunun aynısını yapmayı öğretiyoruz. Taklide dayalı öğrenme ve öğretme metodu ile bilimsel kalıcı eğitim yerine ezberciliğe yönlendirerek taklidi robotlaştırıyoruz. Sorgulayıcı birey yerine papağan kültürü eğitimi veriyoruz. Biz insanlar neden değer vermediğimiz şeylere vakit harcamak konusunda bu kadar ısrarcıyız? Bizler harcayacak çok vaktimiz olduğunu sanıyoruz. Tıpkı ayakkabı veya bir araba gibi zamana da sahip olduğumuz yanılgısı nedeniyle ıstırap çekiyoruz. Yani en sonunda önemli olan şeylere odaklanmak için zamanımız kalacağına inanıyoruz. Bu düşünceyle ilgili sorun ise, zamanın, araba ya da diğer maddi varlıklarımızın aksine, sahiplenilmeyen bir şey olmasıdır. Zaman bize küçük artışlarla; her seferinde bir “an” şeklinde bahşedilmiştir. O an içinde neyin önemli olduğuna biz karar veririz ancak ne kadar ana sahip olduğumuzu biz seçemeyiz. İnsanlar gelecekle ilgili konuşurken ondan fiziksel bir şeymiş gibi, bize taahhüt edilmiş gibi bahsetme eğilimindedirler. Yetişkinler, gençlere, bugün yaptıkları şeylerin gelecekte muhteşem bir kariyer için bir hazırlık olduğunu söyler. Genç bireyleri gelecek için hazırlamak adına o kadar çok teşvik edilirler ki gelecek uğruna yaşayan yetişkinler haline gelirler; bu esnada, her gün içindeki anlar uçup gider. Ergenler bir yılda 5900’den fazla yiyecek reklamıyla karşılaşır ve bu reklamların çoğu şekerleme, tatlandırıcılı içecekler ve atıştırmalıklar gibi sağlıksız gıda ürünlerini tanıtmaktadır. Dergilerde, gençlerin taklit etmek için bir sürü çaba harcadıkları hatta bazen hastalanacak kadar ileri gittikleri, idealleştirilmiş beden imgeleri sunulmaktadır. (nitekim, ergen kızların tahmini yüzde % 3,3’ünde yeme bozukluğu semptomlarına rastlanmaktadır; Buna ek olarak ekranlar çoğu zaman, öğretmenlere hakaret etmek gibi kısa vadede onların konumunu yükselten ancak uzun vadede olumsuz sonuçlar doğuran davranışları pekiştirirler. Tüm bu kaos ve karmaşanın arasında gençlerin kendi yollarını bulmaya ihtiyaçları vardır. Ama bu nasıl olacak? Bir sonraki yazımızda KGT becerilerini onlara öğretmeden önce gençleri hızlı bir şekilde değerlere nasıl yönlendirebileceğimiz hakkında tavsiyeler sunacağız. Selam ve dua ile
Genel

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS