“Allahu Teâlâ’nın gönderdiği her peygamber, ümmetini Deccal konusunda muhakkak uyarmıştır. Nuh ve ondan sonraki peygamberler de ümmetlerini bu konuda uyarıp sakındırdılar. Şüphesiz ki o sizin aranızda çıkarsa onun daha önce gizli kalmış olan hali artık size gizli kalmaz!(ila ahiri rivayet…)” (Buhari, Megazi, 77/ Müslim, iman, 274, Fiten 100)
Lisanımızda, maddi-manevi herhangi bir felakete maruz kalanlar için ‘zede’ tabiri vardır. Afetzede, depremzede, taunzede ve garbzede gibi tabirler, bu tür faciaları anlatır… Mesela, aslen doğu menşeli olduğu halde, bilahare aldığı eğitim ve çevre tesiri altında kalarak batının batıl hayat tarzını benimseyen Frenk mukallidlerine ‘garbzede’ tabiri okka gibi oturmuştur… Son zamanlarda sıkça kullanılan ‘mankurt’ tabiri de aynı mefhumu ifade cihetiyle revaç bulmuştur. Her çağda bir şekilde uzantısı bulunan, Kur`an-ı Azumü’ş-Şan’da ‘tağut: azgın, zorba’ namıyla anılan deccal’ın yalancı vaatlerine aldanıp hidayetten sapmış ve ahiretini deccal sisteminin dünyada vaad ettiği sahte cennetinde bir müddet dahi olsa yaşayabilmek için satmış gafillere de aynı manada deccalzede diyoruz… Bir imtihan unsuru olarak her çağda, o zamanın imkân ve vasıtalarını kullanarak ve en zayıf noktalarından yakalayarak insanları aldatıp yoldan çıkaran deccal avanesi bir nevi cehennem dolmuşçuluğu yapmakta; ekseriyetle belden aşağı vurup avladığı deccalzedeler, dünyada kurduğu sahte cennetinde yaşatmak vaadiyle bölük bölük toplayıp cehenneme taşımaktadır. Gafilleri avlamak için zoka olarak bilinen dünya zevklerini kullanır.
İmtihan gereği her çağda uzantılarıyla ve insanları avladığı zokalarıyla (aldatma aracı olarak kullandığı tuzaklarıyla) ortaya çıkan deccalizm, belki hiçbir zaman, günümüzdeki kadar dünya çapında bu denli geniş kapsamlı bir etkinlik kuramamıştır! Teknoloji marifetiyle, hızlı ulaşım vasıtaları ve basın yayın kanallarıyla neredeyse girmedik ev bırakmayan deccal, global tahtına oturmuş vaziyette adeta altın çağını yaşamaktadır.
Deccalın sahte cennetinden daha fazla parsa kapmak isteyen deccalzedeler de canla başla çalışmakta; anlık fani hazların verdiği sahte mutluluklarla ölümü ve akıbeti unutup cehennemin yolunu tutmaktadır.
Haberleşme vasıtalarından, gıda ve ilaç sanayisine kadar hemen her yeni sözde icadın ardında bir deccal imzası aramak mübalağa olmayacaktır. Belki bu tespite deccalzedeler çok kızacaktır ama maalesef her geçen gün ortaya çıkan yeni gelişmeler bu tespiti doğrulamakta, adeta her yeni buluşla birlikte deccalın bir uzvu daha zahir olmakta, deccal böylece parça parça meydana çıkmakta ve global ifsad projesini son haddine ulaştırmaya çalışmaktadır… Gafil deccalzedelere karşı kullandığı başlıca zokası, “hayatı kolaylaştırmak, daha rahat, lüks ve konforlu yaşamak ve maddi dünya zevklerinden daha fazla, doyasıya ve tıka basa faydalanmaktır…”
Çağdaş deccal avanesinin medyatik kanalizasyonlarla gece gündüz her koldan ve her kanaldan yaptığı reklam propagandalarına aldanan şuursuz kalabalıklar, global deccalın sahte cennetinde mutlu olmak hayaliyle yanıp tutuşmakta, çılgınca deccalın alışveriş merkezlerine ve eğlence yerlerine koşmaktadır.
Çağdaş deccalizmin teknolojik narkozlarıyla beyinleri uyuşturulmuş; artık ölümü ve akıbeti düşünemez olmuş, akıntıya kapılmış şuursuz kütük gibi, adım adım cehenneme doğru sürüklenip giden gafil deccalzedelerin, zevklerine yeni bir zevk katmak, evlerine daha fazla eşya almak ve çok yıldızlı otellerde dünyanın tadını çıkarmaktan başka hedef ve gayeleri kalmamıştır. Yani cenneti bu dünyada peşinen ve hemen yaşamak ve her arzusuna bu dünyada ulaşmak arzusuyla, deccal propagandalarına aldanmış kitleler akın akın deccalın sahte cennetine rezervasyon yaptırmakta yarışmaktadır. Su diye ateşe; cennet diye cehenneme koşmaktadır. Her geçen gün kârını ve kazancını artıran deccal avanesi de global hegemonyasını yaygınlaştırmak ve kitlelerin uyanmasına engel olmak için daha farklı narkozlar, yeni oyun ve oyuncaklar icad etmeye çalışmaktadır.
Teknoloji, ihtiyaçları karşılamak için değil, lüks ve israfı artırmak, nefsanî ihtirasları kamçılayarak Pazar payını ve kârını çoğaltmak ve deccalzedeler kervanına yeni tüketici köleler katmak için kullanılmaktadır.
Çağdaş deccalizmin tüketici kölelerine armağanı; bir yığın lüzumsuz oyun ve oyuncak; fuhuş kokulu bol kanallı kablolu çanaklı teledeccal; cep telefonları, interrezalet bağlantıları; GDO’lu hormonlu hazır paket gıdaları; uyuşturucu, alkol, faiz, fuhuş, futbol şeytan üçgeninde, vur patlasın çal oynasın anlayışıyla har vurup harman savurmak, ahireti ve akıbeti unutup anlık hazların sarhoşluğuyla gününü yaşamak!
Hedef; insanlar sadece yiyip içip eğlenmek için yaşasın, mide altı faaliyetlerle meşgul olsun, herkes deccal avanesinin emir kulu olsun!.. Deccalın sahte cennetinde süfli adi zevklerle avunarak ömrünü bitirip cehennemin yolunu tutsun!..
Çağdaş deccalın sahte cennetinde durmak ve düşünmek yasak; sadece hız ve haz eksenli mide altı bir yaşam var… Hızlı yaşa, genç öl, felsefesi var… Hep dokunmatik, her şey elinin altında, bir düğmeye dokunmakla ne istersen, kredi kartına taksitli ve hemen kapıda teslim… Ekrana bak, seç beğen al; eskisini beğenmezsen çöpe at, hemen yeni modelini al… Emeksiz, zahmetsiz köşe dönmece oyunları, piyangodan havadan paralarla zengin olma umutları, at yarışları, spor toto kumarları… Gazinolar, barlar, pavyonlar, plajlar, operalar, sinemalar, tiyatrolar, biri bitince diğeri başlayan festivaller, şölenler, karnavallar, cadde ve sokakları dolduran giyinik çıplaklar, müzik, şamata, laklak, her köşede bir kafe ve kahvehane, meyhane ve kumarhane, yollarda hızlı arabalar, mesafeleri kısaltan uçaklar, stadları dolduran şuursuz deccalzede kalabalıklar, daha bir yığın oyun ve oyuncaklarıyla sahte mutluluk hapları, deccalın sahte cennetinin ayrılmaz parçalarıdır.
Maksad, akılları uyuşturmak, ölümü, akıbeti ve ahireti unutturup insanları deccal sisteminin eli kolu bağlı kölesi ve hizmetçisi yapmaktır.
Şarkıcılar, çalgıcılar, topçular, popçular, hapçılar, artistler, mankenler, spikerler, dj’ler, sekreterler ve daha nice müptezel roller deccal sisteminin şuursuz deccalzede kölelerine gaye ve hedef noktasında gösterdiği örnek model şahsiyetlerdir. Deccal sisteminin duayenleri, basın-yayın ve sözde eğitim kurumlarıyla, çocukluktan itibaren başlatılan eğip-bükme ve yönlendirme çalışmalarıyla genç nesilleri o tip müptezel rollere özendirirler… Konferanslarla, alkışlarla, bol keseden burslarla teşvik edip desteklerler… İnsanın fıtratına ve yaradılış amacına aykırı ne kadar rezalet varsa, deccal sisteminde onlar revaçtadır.
İnsanı bozan, azdıran, saptırıp yoldan çıkaran ve yaradılış gayesinden uzaklaştıran her şey deccalın sahte cennetinde serbestçe satılır ve pazarlanır, her kepazeliğin bol bol reklamı yapılır ve aklı tutulmuş kalabalıklar ömür boyu bunlarla oyalanır.
Deccalın sisteminde insanı insan kılan bütün ahlaki faziletler, iffet, takva, edep ve hayâ gibi imani ve fıtri değerler hor görülüp aşağılanır; insanı ifsad edip yozlaştıran bütün rezaletler hararetle alkışlanır… Fakülte panellerinde genç dimağlara imansızlık aşılanır, podyumlar da defilelerle ve müstehcen filmlerle genç kızlar ayartılıp yoldan çıkarılır, iffetsizliğe alıştırılır.
Deccalın sisteminde insanı hayvanlaştıran her şey serbest, insanı iffetli ve faziletli kılan her şey yasaktır. Deccal düzenlerinde cehenneme götüren bütün kanallar açıktır; heva ve heves, zulüm ve israf kaçınılmazdır.
Deccal teorisyenleri, kullanım süresi dolmuş ideolojilerin yerine yenilerini ihdas etmek üzere entelektüel sentez çalışmaları yaparken, deccal mühendisleri de toplumsal dönüştürme projeleri tasarlamakta; genetik bilim uzmanları, değiştirme-geliştirme adına sebze ve meyvelerin yapısını bozmakta, deccalın tabibleri doku ve organ nakli palavrasıyla ölüme çare aramakta; deccalın silah tüccarları kitle imha silahları satışıyla kasalarını doldurma yarışında, zavallı gafil deccalzedeler de yuttukları zokaların tesiriyle uyuşmuş ve nereden gelip nereye gittiklerini unutmuş vaziyette, yalan rüzgârlı dizilerle oyalanmaktadır.
Azgınlıkta ve zorbalıkta sınır tanımayan ve insanların gaflet, cehalet ve zafiyetinden faydalanarak yeryüzünde ilahlık taslayan deccal, tıpkı hadis-i şeriflerde bildirildiği gibi, gönüllü taraftarı ve elemanları olan Yahudi şirketleriyle ahtapot misali dünyayı sarmış, insanların ihtiyaç duyduğu her sahaya el atmış, hegemonyası altına aldığı devletlerin siyasi ve askeri desteğiyle yeryüzünün yer altı ve yerüstü kaynaklarını yağmalamaya, yaşam alanlarını kurutmaya, her koldan ve kanaldan, insanları kontrol altına almaya, harsı ve nesli bozmaya çalışmakta; karşı çıkanlara ise hayat hakkı tanımamakta, ölüm, işkence, mahrumiyet ve zindanla korkutmaktadır.
Ahir zamana doğru her geçen gün başka bir çehreyle ortaya çıkan deccalın fitne ve fesadı saymakla bitmez. Cenneti bu dünyada yaşamak hayaliyle sistemine dâhil ettiği deccalzedelerin hayranlıkla izledigi ve bilimsel buluş zannedip desteklediği, ne işe yaradığı meçhul bir yığın teknolojik deccal icadı insanların felaketini artırmaktan ve azdırmaktan başka hiçbir işe yaramamıştır. Yaşanan maddi-manevi çevre, aile ve cemiyet felaketleri de bu icadlarla irtibatlıdır. Her geçen gün toprak, hava, su daha fazla kirletilmekte, kaynaklar acımasızca tüketilmekte, dünya zorbaca talan edilmekte, insanlık bir avuç deccal çetesinin sevk ve organize ettiği “yenidünya düzeni” denilen deccalın sahte cennetinde, yalancı mutluluk haplarıyla uyuşturulmuş vaziyette, cehenneme doğru sürüklenmektedir.
Bu ümmetin uyanık ve ayık olduğu dönemlerde hafızalarda yaşayan canlı bir deccal şuuru vardı; ana babalar çocuklarına; camide imam cemaatine deccalı tanıtır ve onun fitne ve fesadına karşı uyarırdı. İstiaze dualarında, deccalın şerrinden Hakk’a sığınılırdı…
Zamanımızda bu şuur kayboldu; kimse artık deccalden bahsetmez oldu… Müminler hakkıyla imana sarılırsa deccalın düzeni yıkılacak, büyüsü bozulacak ve tuzakları boşa çıkacaktır. “Zaten şeytanın düzeni zayıftır.” (Nisa: 76)
Yusuf Akyüz / İnzar Dergisi – Ağustos 2012
Yusuf Akyüz