İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Cezayir neden yarım yüzyıllık içişlerine karışmama politikasından vazgeçiyor?

2020-07-12
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Geçen hafta Cezayir’in anayasa değişikliğinin ön taslağı yayınlandı. Bu tasarıya göre Cezayir, “Birleşmiş Milletler, Afrika Birliği ve Arap Ülkeleri Teşkilatı” çerçevesinde barışı korumak için yapılacak operasyonlara katılabilecek. Hatta parlamentoda üçte ikilik çoğunluk sağlanırsa cumhurbaşkanı ordu birimlerini yurtdışına da gönderebilecek. Bu iki yasa kabul edilip onaylanırsa dikkate değer bir değişiklik başlamış olacak. Cezayir, Fransa’dan bağımsızlığını kazandığı 1962 yılından beri başka ülkelerin içişlerine karışmama politikası gütmekte, hatta Tunus’taki İslamcı Nahda da dâhil olmak üzere askeri müdahale hususunda tüm aktörlerle arabuluculuk, katılım ve diyalog politikası gütmektedir. Bir tabuyu kaldırma Sınırlarındaki devasa tehditlerin karakterize ettiği yeni bölgesel mühendisliklerden dolayı Cezayir başka ülkelerin içişlerine karışmama politikasını terk ederek yeni bir pozisyon almaya çalışıyor. Bu yeni doktrinin şekillendirilmesi zamana ve çabaya ihtiyaç duyarken dikkate değer bir tabu da kaldırılıyor. Başka ülkelerin içişlerine karışmama politikasından vazgeçilmesiyle Cezayir’in hem devletlere hem de devlet dışı aktörlere karşı caydırıcılığı artacak ve komşuları tarafından kendisine yönelik tehdit ve saldırganlıklara karşı eli güçlenecek. Ayrıca Cezayir’in eylemlerini daha az tahmin edilebilir kılacak ve ülkeye taktiksel bir avantaj sağlayacaktır. En önemlisi de Cezayir’in askeri gücüne ışık tutarak iyi hazırlanmış ve kaynakları yeterli bir ülkenin ordusunun gün yüzüne çıkmasını sağlayacaktır. O halde Cezayir yakın çevresinde cereyan eden çok sayıdaki olayda tam olarak belirleyici bir aktör mü olmaya hazırlanıyor? Kesin olan şu ki ülke bilhassa Libya gibi güvenlik kaygılarının kaynağı haline gelen komşu coğrafyasında arka bahçesinin güvenliğini maksimum düzeyde tutmak için buna teşebbüs ediyor. Cezayir’in Libya’da ciddi bir fark yaratması için artık çok geç. Siyasi uzlaşıya varılması çabası başarısızlığa uğradı. 2011’de başlayan Libya krizi kaçırılan bir fırsattı-öyle bir fırsattı ki Cezayir diplomatik ve askeri çabayla bu süreci şekillendirebilirdi. Bunun yerine başka ülkelerin içişlerine karışmama politikası güderek Libya kapılarının yanlış düşünülmüş Nato askeri operasyonlarına açılmasına neden oldu çünkü Cezayir’in güçlü bir karşılık vermeyeceğini biliyorlardı. Yabancı müdahale Bu duruş yabancı müdahalesini ve bunu gözleyen çeşitli bölgesel ve uluslararası aktörün (Mısır, BAE, Katar, İtalya, Rusya ve Türkiye) müdahalesini kolaylaştırdığı gibi Cezayir’in başkenti (Trablus) “geçilmemesi gereken kırmızıçizgi” olarak adlandırmasına rağmen aylardır milli mutabakat hükümetinin kontrolünde olan Trablus’u kuşatan ve almak isteyen Halife Hafter gibilerinin de yolunu açmış oldu. Aynı şeyler Cezayir’in Ankara’nın Ocak ayındaki Libya müdahalesine karşı durmasında olduğu gibi herhangi bir sonuç elde edilmeyen diplomatik manevralar için de söylenebilir. Sonunda Türkiye askerlerini yeniden mutabakat hükümetine geri gönderdi. Anayasa değişikliğiyle ilgili çalışmalar Cezayir’in 2011’den beri Libya’dan dersler çıkarmış olduğunu gösteriyor. Komşu ülkelerden herhangi birinde benzer bir durum oluşursa daha proaktif olmaları gerektiğini öğrenmiş oldular. Cezayir’in komşusu olan ülkeler olan Mali, Nijer ve Moritanya gibi ülkeler böylesi kargaşaların çıkabileceği kırılgan bir yapıya sahipler. Böylesi bir senaryoda Cezayir artık potansiyel tehditlerini ve üçüncü tarafın askeri maceracılığını caydırmak için müdahale edebilecektir. Cezayir’in hasımları artık ülkenin komşularına müdahale etmek istediklerinde veya içişlerine karışmak istediklerinde yahut Cezayir’in komşuları tehdit altında olduklarında seçeneklerini daha iyi tartmak zorunda kalacaklardır. Çalışmalar caydırıcılık çabalarında başarı yahut başarısızlığı etkileyen en önemli hususun algılar olduğunu ortaya koymaktadır. Dikkate değer miktarda askeri gücü direkt olarak devlet veya devlet dışı unsurlara karşı konuşlandırmak sadece Cezayir’in askeri yönden ve dış politika açısından öngörülebilirliğini engellemeyecek aynı zamanda açık ve yüksek bir mesaj olarak işitilecektir. Stratejik değişim Cezayir, bunu yapmak için planlama yapmalı ve bu stratejik değişim için nüfusunu buna hazırlamalıdır. Planlama tarafı açık çünkü ülkenin belli bir savunma bütçesi var ve lojistik kapasite ve askeri eğitim için yıllarını adadı. Halka gelince, vatandaşları bu doktrinel değişimi yapmaya ikna etmek için ciddi bir milli tartışma yapılması gerekiyor. Diğer ülkelerin de açık biçimde alması gereken mesaj Cezayir’in sadece kapasiteye değil ihtiyaç duyulması halinde bu kapasiteyi kullanacak iradeye de sahip olduğunun gösterilmesidir. Herhangi bir zayıflık algılanışı caydırıcılık çabalarını zayıflatacaktır. Diplomatik tarihi, askeri gücü ve bölgesel hevesleri dikkate alındığında bu değişim Cezayir’in kendini ilan eden siyasal ağırlığı ve bölgesel dengeleyiciliğiyle ilk adımda dış politikasında yapacağı bir değişiklikle artık bölgesel güvenliğin koruyuculuğuna uygun olarak bölgesel istikrar koruyucusu olacağı aşikârdır. Cezayir’in dış politikasında belirgin bir değişiklik olup olmayacağını söylemek için henüz çok erken olsa da bir şey çok kesin görünüyor: içişlerine karışmama doktrini Cezayir’in güvenliği ve milli çıkarları için sürdürülebilir değil. Cezayir, kendi gerçek kapasitesiyle orantılı olarak kaynaklarını mobilize etmeli ve başka bir seçeneği kalmadığı takdirde karşılık vermek için daha büyük kararlılık yüklenebileceğini göstermelidir. Bu makale Süleyman Kaylı tarafından İnzar için tercüme edilmiştir. Dalia Ghanem
inzar

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS