İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
    • 260.SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Cerrahi Eğitim mi Cerheden Eğitim mi?

2014-09-18
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Hem avlayan hayvana(Maide:4) hem de insanın el ve ayaklarına “cevarih” adı verilir(Enam:60). Cevarih ile cerh, cerrah v.s aynı köktendir.
Hem avlayan hayvana(Maide:4) hem de insanın el ve ayaklarına “cevarih” adı verilir(Enam:60). Cevarih ile cerh, cerrah v.s aynı köktendir.

Yakaladığının yenilebilmesi için avcı hayvanın terbiye olmuş olması gerekir. Gönderildiğinde gidecek, çağrıldığında geri gelecektir. Ayrıca yakaladığını parçalamadan ve ondan hiçbir şey yemeden bir bütün olarak sahibinin önüne bırakacaktır. Ancak bu şartlarla o av helaldir, temizdir. Bunun gibi, insanın elinin yaptığının helal olması için o elin terbiye edilmiş, vicdana bağlanmış olması gerekir.

Zarar vermek kastıyla yaralayan kimseye “cerrah” denildiği gibi tedavi amacıyla ameliyat yapan kimseye de “cerrah” denilir. İkisi de yara açar. Ancak şu var ki birincisinin maksadı kötüdür, eli yırtıcıdır. İkincisinin eli ise şifa aracıdır. Tedavi edicidir. Çünkü bu el terbiye olmuştur.

Cerh, hem tedavi amacıyla yarma hem de zarar kastıyla yaralama manasındadır. Allah (c.c), “insanın gün içinde yaptığı bütün amellere “cerahat” ismini verir(Enam:60). Aslında insan gün içinde cerrahtır. Ya iyi bir amaç ve niyetle insanları cerh ederek içlerindeki cerahati çıkarıp atmış ya da onları cerh ederek yaralamıştır. Ya cerrah meziyetiyle insanların kalplerinde tıkanan damarları açmış onların kalplerinin sağlıklı çalışmasına, gönüllerinin ferahlamasına yardımcı olmuş ya da onları güvensiz ve hayırsız kılmıştır.

Hakikatte her insan gün içinde bir cerrahtır. Bazen cerh ederek tedavi eder, bazen de cerh ederek yaralar. Bunun öyle veya böyle olması onun terbiyeli olmasına bağlıdır. Av hayvanına da “cerrah” denilir. Çünkü onlar da sahiplerinin terbiyesine bağlı olarak ya yırtıcı bir hayvan ya da terbiyeli bir avcı olurlar.

İslami ilimlerde özellikle hadis usulünde bir haberi nakletmenin şartına sahip olmayan kimse cerh edilir. Yani ona yaralı damgası vurularak onun güvenli olmadığına hükmedilir. Burada “cerh” “adaletin” zıddıdır. Çünkü onun dili ya da gönlü adaletten saparak yanlış yapmıştır.

Ahlaka ve edebe uygun olmayan eğitim sistemi talebeleri cerh eder, yaralar. Onları güvensiz kılar. Çocuklar adalet ve zapt yönünden sürekli yara alıyorsa onların bilgiyi nakletmelerinin bir anlamı yoktur. Çünkü kendileri cerh olmuş olarak “sika-güvenilir” olma şartlarını kaybediyorlar. Bizim mukaddes usulümüz bilginin nakledilmesinde Ravi’nin(nakilcinin) sika yani güvenilir olmasını şart koşuyor. Güvenilir(sika) addedilmesi için de zapt ve adalet yönünden düzgün olması gerekir. Zapt; zihnin selametini, adalet ise kalbin ve vicdanın selametini ifade eder. Karma eğitimin, açıklığın, hayasızlığın olduğu yerde zihinlerin mazbut(kurulu), ahlakın düzgün olması beklenebilir mi? Bu sistem içinde kimsenin “sika-güvenilir” olması beklenebilir mi? Çocuğun söyledikleri ne kadar makul ve muteber olur. Böyle bir nesil nasıl ilmin hamili, güzel ahlakın timsali olabilir. Ümmet, zapt(hafıza) ve adalet(ahlak) yönünden cerh olmuş(yaralanmış) olanın hiçbir şeyine güvenmez. O halde çocuklarımızı, gençlerimizi aile içinde ve toplumun müesseselerinde tadile tabi tutarak zapt ve adalet yönünden tam olmaları için çalışmamız gerekir. Öğretim ve eğitim faaliyetini böyle uzman ve ehil olmayan cerrahlara havale edersek yararlı bir toplum yerine yaralı bir toplum haline geliriz. Güvenli bir şekilde mirası bizden sonrakilere devredemeyiz.

Cerh, tadilin zıddıdır. Yani her gün cerh olup dengeleri bozulduğu için çocuklarımız, gençlerimiz tadile yani düzeltilmeye ihtiyaç duyuyorlar. Karma eğitim içinde çocuklarımız ya acımasız bir avcı oluyor ya da gaddar avcıların hedefi haline geliyor. Bu sistem, çocuklarımızı terbiyesiz avcılar yaparak onların tuttuklarının haram olmasına sebep oluyor. Bu nedenle çocuklarımız, gençlerimiz her gün eve yaralanmış vaziyette geliyorlar. Fikri ve ahlaki olarak cerrahi müdahalelere maruz kalmış, bir yerleri cerh olmuş(yaralanmış) olarak eve dönüyorlar.

Çocuklarımızın yaralı değil yararlı olabilmeleri için evden gönderilirken iyi bir terbiye almış olmaları gerekir. O zaman hem tuttukları helal olur hem de kimseye av olmazlar.

Bize cerh eden bir eğitim değil, eğitim cerrahı lazımdır. Eğer bir eğitim insanların nefislerini terbiye etmiyor, bütün organlarını ıslah etmiyorsa bu eğitim cerheden, güven bunalımı oluşturan bir eğitidir. Binaenaleyh bu eğitim fertleri topluma yararlı kılmaz. Aksine yaralı hale getirir.

İnsanları cerheden böyle bir eğitim sistemi çocukların şu tehlikelerle karşı karşıya kalmasına sebep olabilir.

1) Yalancılık: Ahlaki terbiyeden geçmeyen kimsenin yalancı olması pek muhtemeldir. Yakaladığı halde yakalamadım, yakalamadığı halde yakaladım der. Yakaladığının mı yoksa kaçırdığının mı hayırlı olduğunun farkında değildir.

2) Fısk: Ahlaki olmayan şartlarda eğitim gören kimse yolundan sapar. Sadece nefsi için avlanır. Fakat avlarken kendisi avlanır.

3) Bid’at: İçinde yetiştiği topluma, ailesine yabancılaşır. Onları gericilikle suçlar. Yenilik adı altında her tülü sapkınlığa ve inhirafa açıktır. Ailesini ve toplumu geri kalmakla itham eder.

4) Cehalet: Cahil ve meçhul olduğu halde kendisini bilmiş zanneder. Meçhul bir iç âleme sahiptir.

5) Çok yanılmak: Bilgi kaynakları sağlıklı olmadığı, öğretmenleri cerrah meziyetine sahip olmadığı için doğru bildiklerinin çoğu yanlış, yanlış bildiklerinin çoğu doğrudur.

6) Aşırı Gaflet: Talim ve terbiyeye uymayacak derecede gafildir. Dünyada, etrafında olup bitenlerden haberdar gibidir ama aslında habersizdir.

7) Vehim: Sahip oldukları malumat vehim ve zandır. Çok iyi bir düşünceye sahip olduğunu zanneder ama aslında düşüncesinde vehim hâkimdir.

8) Hafıza bozukluğu: Modern yaşam, hayatın içine gafilce ve cahilce dalması onu kötü bir hafıza sahibi yapmıştır. Ne bilginin hafızı, ne de erdem ve değerlerin muhafızıdır. Tuttu mu bırakmaz, bıraktı mı da bir daha tutmaz.

Abdurrahim Güneş / İnzar Dergisi – Eylül 2014 (120. Sayı)
 

 


Abdulhakim Sonkaya

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS