Ben yaralı bir çepiç arkansıra meleyen
Sevgilimsin, sermayemsin, ocağımsın Annem
Hayalim, rüyam, sımsıcak kucağımsın Annem
Hasretine kor olup yanacağımsın Annem
Bir kuş olup dalına konacağımsın Annem
Bir rüya gibi güzel yüzünü özlüyorum
Göçmüş olsan da Anne, yolunu gözlüyorum
Ben aşka kement atmış bir annenin çocuğu
Ben kaderin alnına değen nazar boncuğu
Can yakan hasretinin odunu közlüyorum
Bir rüya gibi güzel yüzünü özlüyorum
Hayal meyal umutlar, hayal meyal kucağın
Avuntusu kayboldu plastik oyuncağın
Alnımda öpücüğün benim zafer sancağım
Dön artık Anne bana, dön yoksa yanacağım
Sana olan aşkımı kıskanıyor süreyya
Yıldızlar dökülüyor mehtabın düşse suya
Bir Yasin kadar sıcak seslenişindir Anne
Melekçe yüreğime nur inişindir Anne
Cihanı aşkla örmek senin işindir Anne
İnsanı insan etmek senin düşündür Anne
Yusufum Anneciğim, zindanda ara beni
Aşkın esrarı attı kör kuyulara beni
Sen Meryem gibi kutsal Fatımaca berraksın
Beni gurbetler değil senin kucağın yaksın
Hoyratlık değil aşkın, düşürdü dara beni
Yusufum Anneciğim, zindanda ara beni
Kulakların kapıda gözlerin ufku bekler
Yeni doğan umutlar boşa giden emekler
Sabır saati durdu direncin kalbi tekler
Sensiz arılar yorgun balsız kaldı petekler
Tüm anneler melektir, derdi hep öğretmenim
Hangi melek ölse de öksüz kalan hep benim
Ruhum üşüyor Anne, sensizlik ayazında
Dilim cennette senle vuslatın niyazında
Hiç gülmedim gurbetin baharında yazında
Anneler yanar mı hiç ölümün alazında?
Sahi öldün mü Anne, gözlerim niye ağlar?
Annem öldü diye mi virane bahçe bağlar
Viran oldu gülistan, andelip göçtü gitti
Sen de kahrol ey firak, gayrı bu zulmün yetti!
Ayrılığına Anne, titriyor koca dağlar
Sahi öldün mü Anne, gözlerim niye ağlar?
Kustu diye zehrini, sitemin zamana mı?
Feleğin oku değmiş; cana mı canana mı?
Hangi zulüm ağlatmış sitemkâr, can Anamı?
Çarkıfelek bizden mi zalimlerden yana mı?
Hüznünde bulut Anne, hüznünde hafakanlar
Hüznünde yürek harap, iki gözüm kan ağlar
Gözlerinde terennüm gözlerinde buğu var
Pembe düşümü bölen ecelin soluğu var
Dermanda kıtlık vakti dertlerin bolluğu var
Her derde derman olan Rahman’ın buyruğu var
Bir ömür sabır imiş sırrı sendeki aşkın
Sensiz ben harabeyim, sensiz denizler taşkın
Istırabı ne zaman bitecek bu gurbetin?
Bizar düştü umutlar, içinde harabetin
Anılar sensiz solgun, nostaljilerim şaşkın
Bir ömür sabır imiş sırrı sendeki aşkın
Parça parça umutlar, parça parça hülyalar
Firak poyrazı her gün vuslat koyunu yalar
Umut teknemizi de aldı azgın dalgalar
Cennet sana râm olmuş, olmasa da dünyalar
Ayrıldı sevgililer ben ve sen kaldık Anne
Meryem’in yüreğinde ölmez ki asla Hanne
Sen kahır küpü Anne sen matemin otağı
Bu şehir elem şehri, bu sokak dert sokağı
Melal yakmış yüreğin bekler nurlu şafağı
Mazlumlar nice bekler bir huzurlu afağı
Bir adın Meryem olsun, ötekisi Asiye
İsa, Musa nerdeler, tan doğar ölesiye
Kehkeşandan yıldızlar dökülsün eteğine
Cenetten bal süzülsün mükerrem peteğine
Mazlumlar bayram etsin, mazlumlar gülesiye
Bir adın Meryem olsun ötekisi Asiye
Beni doğuran Annem, seni kim doğuracak?
Asrın hamuru bozdu, yine kim yoğuracak?
Üşüyen benliğimi ısıtmaz hiçbir kucak
Sen ısıtırsın Anne, senle tüter her ocak
Her fecirde cenneti kalbiyle seyreyleyen
Ey sabrıyla dünyanın kahrını kahreyleyen
Nurullah Gülsever / İnzar Dergisi – Eylül 2012
Nurullah Gülsever