Toplumda ibadet bilincini onun şekil ve niyetini en çok adetler bozar. Cahili adet, ibadetin şekline veya niyetine halel getiren veya tamamen bunun dışında olan mutat(alışılmış), alelade(kanıksanmış), gelenek haline gelmiş her türlü davranış ve fiillerdir. Aslında adet, maada yani istisnai ve harici bir durumdur. Yani adet adi(doğal), makul değil, harici ve arızi bir durumdur. Bu nedenle varlığı hiçbir değer teşkil etmemekte, eksikliği hiçbir boşluk meydana getirmemektedir.
Peygamber (sav)’in “Sizden öncekilere karış karış, adım adım uyacaksınız” hadisi ışığında cahili âdetin belli başlı özelliklerini şu şekilde sıralayabiliriz,
-Alelade(kanıksanmış) olması
-Mutat(Alışılmış) hale gelmesi
-İtiyat(tekrarlanan) haline gelmesi
-Maada(harici) olması
Alelade(kanıksanmış) olması
Başlangıçta insanın cahili adete karşı bir reaksiyonu vardır. Çünkü cahili adet, haci(ihtiyaç) veya tahsini(güzellik) ve doğallık vasfına sahip değildir. (Bu vasıfların hepsine sahip adetler vardır ki bunlar İslam tarafından kabul görmüş ve cahili adetlerden ayırt edilmişlerdir.) Bu nedenle insan fıtratı başlangıçta cahili âdeti kabullenmez ona karşı koyar. Fakat nefse hoş geldiği için zamanla insan bunu kanıksar. Ona karşı savunma refleksini kaybeder.
Mutat(Alışılmış) hale gelmesi
Cahili adeti kanıksayan kimse bir sonraki merhalede ona alışır. Artık içinde buna karşı hiçbir rahatsızlık duymamaya başlar.
İtiyat(tekrarlanan) haline gelmesi
Cahili adet bir seferde olup biten bir hareket değildir. Aksine zamanla tekrarlanan bir özellik kazanır. Bu da bağımlılık yapmasına yol açar. Öyle ki artık onu bırakmak veya bıraktırmak bir hayli zorlaşır.
Maada(harici) olması
Bütün bu özelliklerine rağmen cahili adet hiçbir zaman adi(doğal) bir hale gelmez. Çünkü maada harici ve istisnai bir durumdur. İnsanın fıtratına ve ihtiyacına hitap etmemektedir. Bu nedenle ciddi ve planlı bir mücadele her zaman cahili âdeti bertaraf edebilir. Kanıksanma, alışılma ve bağışıklık durumuna rağmen harici ve arızi bir durum olan cahili âdetin tasfiye edilmesi her zaman mümkündür.
Cahili ibadetin İslam’ın ibadetini etkileme durumu genel olarak üç şekilde değerlendirilebilir,
-Sahih ibadetin şeklini bozan adetler
-Halis niyeti bozan adetler
-Hem şekli hem de niyeti bozuk adetler
Sahih ibadetin şeklini bozan adetler
Örneğin duanın ve belli bir dileğin özellikle bir mezarın yanında yapılması sahih bir ibadetin şeklini bozan bir adettir. Normalde dua etmek ve dilekte bulunmak için mezara gitmeye gerek yoktur. Ancak halk arasında bu tür adetler pek yaygındır ve bu, niyetten ziyade ibadetin şeklini bozan bir adettir. Buna başka örnekler vermek mümkündür.
Halis niyeti bozan adetler
Normalde at yarıştırmak, ok fırlatmak sünnettir. Ancak bu tür faaliyetler kumar ve fal aracı olarak kullanıldığında niyeti bozar.
Hem şekli hem de niyeti bozuk adetler
Hem şekli hem de niyeti bozuk olan adetler ibadetin özünü ve yüzünü bozar ve tamamen ona aykırı bir durum ortaya çıkarır. Buna da Müslüman toplumda yılbaşının kutlanmasını örnek verebiliriz. Çünkü burada hem şekil hem niyet bozukluğu söz konusudur. Bu vasıftaki cahili adet en tehlikeli ve zararlı adet türüdür. Çünkü bir bütün olarak cahili âdetin kanıksanma, alışılmış olma, bağışıklık yapma, tekrar edilme gibi bütün durumları bünyesinde ihtiva etmektedir. Bu nedenle yılbaşı etkinliğinde çok boyutlu, çok cüretli günahlar işlenmektedir. Çünkü bu günahların kanıksanması, sonra alışılmış olması rahatlıkla onların tekrar edilmesinin yolunu açmaktadır. Oysa yılbaşında işlenen günahların tek bir tanesi bile çok ciddi sonuçlara yol açar. Ama buna rağmen bahsettiğimiz sebeplerden dolayı yılbaşında işlenen zina, fuhuş, kumar, içki içme gibi kebairler-büyük günahlar kimsenin tepkisini ve hatta dikkatini pek fazla çekmemektedir. Oysa bunların tek birinin dahi bu denli cüretli bir şekilde işlenmesi büyük tepkilere yol açmalıydı.
Cahili adetlerin bu yönlerine karşı şu mücadele stratejisi izlenebilir,
- Yoğun bir bilinçlendirme ve uyarı faaliyeti yaparak bunların Alelade(kanıksanmış) bir hal almalarına mani olmak.
- Ciddi tepkiler ortaya koyarak, kampanyalar başlatarak Mutat(Alışılmış) hale gelmelerine engel olmak, toplumda farkındalık duygusunu oluşturarak, bunların işlenmesine karşı bir tepkinin olmadığı algısını yıkmak.
-Tedrici olarak tepkiler yoğunlaştırılarak ve çeşitlendirilerek bunların tekrarlanmasını en azından zorlaştırmak
- Bunların Maada(harici) durumlar olduğunu anlatarak, bunlara karşı İslam’ın hikmetini, haci, hikemi ve tahsini yönlerini anlatmak ve bunları bu cahili adetlerin yerine ikame etmek. Hz. Resulullah salallahu aleyhi vesellemin Medineli Müslümanlardan, kutladıkları bayramlarını terk etmelerini isterken, onlara bu bayramlardan daha güzel bayramları Allah’ın kendilerine hediye ettiğini ifade etmesinden sonra cahiliyeden kalma cahiliyenin bayramlarını terk etmelerini istemiştir.
Yetkili ve etkili tüm Müslümanların toplum arasına yerleşmiş ve kitleye tabi olma duygusu ile cahili adetin arkasına vermiş bilinçsiz Müslümanlar için İslami bayram ve kutlamaları daha cazip hale getirmeleri gerekmektedir ki, cahiliyenin bayramlarına tevessül bile etmesinler. Yoksa bu işler yasaklarla baş edilecek bir halden oldukça uzak olan hallerdir.
Abdurrahim Güneş / İnzar Dergisi – Ocak 2014 (112. Sayı)
Abdulhakim Sonkaya