Muhaddisler üzerine kaleme aldığımız bu yazıda öncelikli olarak sahabeden başlayacağız. Aşağı yukarı hadis rivayet etmiş olan bütün sahabelerin hadislerini Müsned adlı eserinde naklettiği söylenen Ebu Abdurrahman Bakıy îbn Mahled, hadis rivayet eden takriben 1300 sahabe ismi zikretmiştir. Îbnu`l-Cevzî`nin aynı kitaba istinaden verdiği sahabe sayısı ise 1060’tır. Yine verilen rakamlara göre, bunlardan 1000 kadarının en fazla ikişer hadis rivayet ettiği göz önünde bulundurulursa, geride kalan 300 sahabenin kısmen hadis rivayetiyle meşgul oldukları söylenebilir. Fakat bu 300 kişiden yalnız yedi kişinin 1000’in, yalnız dört kişinin 500’ün ve yalnız 27 kişinin de 100’ün üstünde hadis rivayet ettikleri göz önüne alınınca, 38 sahabenin 100’ün üstünde hadis ezberlemek suretiyle kendilerini gerçekten bu işe vermiş oldukları ileri sürülebilir. Ortalama 100 bini bulan bir sahabe topluluğu içinde her biri 100’ün üstünde hadis rivayet eden 38 sahabe elbette ki büyük bir sayı değildir.
Sahabeden bin hadisten çok rivayet edenlere müksirin denilir. Bunlar yedi kişi olarak kabul edilir. Bunlar:
1-Ebu Hureyre; 5374 hadis rivayet etmiştir. El-Buhârî ve Müslim, Sahihlerinde bu hadislerin 325’ini ittifakla nakletmişler, el-Buhârî 93, Müslim ise 189 unu tek olarak nakletmişlerdir. Ahmed İbn Hanbel’in Müsned’inde 3848 Ebu Hureyre hadisi yer almıştır. Ebu Hureyre’nin Kütüb-ü Sitte ile el-Müsned’deki mükerrer olmayan rivayetleri, M. Ziyâürrahman el-A’zamî’nin tesbitine göre 1336 hadisten ibarettir.
Resulullah’a en yakın iki sahabeden Hz. Ebû Bekir Mescid-i Nebevî’ye bir hayli uzak mesafede oturduğu (Buhârî, “Cenâ`iz”, 3), Hazret-i Ömer de mescide ancak gün aşırı gelebildiği halde Ebu Hureyre’nin her zaman Resul-i Ekrem’in yanında bulunması ona hadis öğreniminde büyük imkân sağlamıştır. İbn-i Ömer’in Ebû Hüreyre’ye hitaben, “Rasûlüllah’ın sohbetine en fazla devam edenimiz, onun hadislerini en iyi ezberleyenimiz sensin” demesi (Tirmizî, “Menâkıb”, 46) bu gerçeği vurgulamaktadır. Aşere-i mübeşşereden Talha ibn-i Ubeydullah onun bu yönünün takdirle karşılamış, kendilerinin işle meşgul oldukları için Hazret-i Peygamber’in yanına ancak sabah akşam gelebildiklerini, Ebû Hüreyre’nin ise her zaman Rasûl-i Ekrem ile beraber bulunduğunu, onların duymadığı şeyleri Ebû Hüreyre’nin Allah’ın elçisinden bizzat işittiği konusunda hiçbir şüpheye düşmediklerini belirtmiştir (Tirmizî, “Menâkıb”, 9)
Ebû Hüreyre’nin çok hadis rivayet etmesine karşı çıkanlardan biri olan Hz. Âişe, onu yanına çağırarak görmediği ve duymadığı bazı rivayetlerin hesabını sormak istemiş, Ebû Hüreyre de: “Anacağım! Ayna, sürme ve güzel koku gibi şeyler beni oyalayıp da bu rivayetleri Rasûlüllah’tan duymama engel olmadı” deyince Âişe, “Belki de öyledir” (Zehebî, A’lâmün-nübelâ, II, 604-605) diyerek kendisine hak verdiğini ifade etmiştir.
2-Abdullah b. Ömer; 2630 hadis rivayet etmiştir. Ahmed îbn Hanbel onun 2019 hadisini nakletmiştir. Abdullah İbn-i Ömer bir gün bu yere gelir gelmez devesini orada döndürür, sonra onu çöktürür ve aynen daha önce RasûiüIIah`-tan (s.a.v.) gördüğü şekilde Allah rızası için iki rekat namaz kılar. Onun bu konuya çok önem vermesi müminlerin annesi Hz. Aişe`yi de duygulandırmış ve şöyle demiştir: “İbn-i Ömer`in takip ettiği gibi, Rasûlüllah`ın [s.a.v.) odalarındaki izlerini takip eden hiç kimse yoktur.”
3-Enes b. Malik (612-712); 2286 hadis rivayet etmiştir. Enes uzun bir süre Peygamber Efendimizin hizmetinde bulunarak, onun örnek hayatını yakından öğrenmemize sebep olan değerli bir sahabedir.
Peygamber Efendimiz (asm) Medine`ye geldiğinde Enes on yaşındaydı. Okur-yazar ve zeki bir çocuk olduğundan ailesi tarafından Peygamber Efendimizin hizmetine verildi. Resulullah (s.a.v)’ın vefatına kadar hizmetini devam ettirdi. On yıl boyunca bu ulvi hizmette bulunduğundan ötürü "hadim-i Nebevi" olarak anıldı.
4-Hz. Aişe; 2210 hadis rivayet etmiştir. Hz. Aişe, sadece rivayet ettiği hadislerden dolayı değil, aynı zamanda hadis literatürümüzde önemli yeri olan isimleri yetiştirmesi bağlamında da kıymetlidir. Örneğin rivayet ilimlerinin tedvininde hayati rol oynayan İbn Şihab ez-Zührî`nin hocası Amre binti Abdurrahman`ın da hocasıdır. Ebu Musa el-Eşari, “Muhammed’in ashabı olan bizler, ne zaman çözmekte zorlandığımız bir meseleyi Aişe’ye sormuşsak, mutlaka o mesele hakkında bir bilgisinin olduğunu görmüşüzdür.” demektedir.
5-Abdullah b. Abbas; 1660 hadis rivayet etmiştir. İbn-i Abbas eline yazı malzemeleri alarak sahabeleri kapı kapı dolaşmış ve onlardan duyduğu hadisleri yazmıştır. Abdullah bin Abbas, Eshab-ı Kiram arasında ilminin üstünlüğü ile tanınmıştı. İlimdeki yüksekliği sebebiyle, kendisine Bahr-ül-İlim yani ilim deryası veya Hibr-ül-Ümme yani Ümmetin Alimi denildi. Bilhassa Kur’an-ı kerimin tefsiri ve ayet-i kerimelerin izahında yüksek bir dereceye sahipti. Bu vasfından dolayı Tercüman-ül-Kur’an denilmişti. Tefsire dair nakledile gelen rivayetlerinden bir kısmını Firuzabadi, Tenvir-ül-Mikbas min Tefsir-i İbn-i Abbas adlı eserinde toplamıştır.
Onun rivayet ettiği hadisler 1660`a varır. Bunlardan 75`i müttefekun aleyh`dir, Buharî 18 hadisi nakl ile infirad eder. Müslim de 49`unu nakl ile infirad etmektedir. Rasûl-i Ekrem`in kölesi Ebû Rafi`, Rasûl-i Ekrem`in birçok ahvâl ve ef`aline vâkıf bulunuyordu. İbn-i Abbas bütün bu malûmatı ondan öğrenmiş, onun bütün bildiklerini ihata etmişti. Hazret-i İbn-i Abbas`ın başlıca talebeleri şunlardır.Saîd ibn-i Cübeyr, Mücâhid ibn-i Cebr, İkrime, Atâ ibn-i Ebî Rebah, Amr ibn-i Dinar
6-Cabir b. Abdullah; 1540 hadis rivayet etmiştir. Cabir ibn Abdullah bizzat kendisinin Resulullah (s.a.v)’dan işitmediği, fakat ravisinin Abdullah ibn Uneys olduğunu öğrendiği bir hadisi kaynağından öğrenmek için Şam’a bir ay süren yolculuk yapmıştır. Bir defasında da bir tek hadisi öğrenmek için Mısır’da bulunan Ukbe İbn Amir’e yolculuk etmiş, hadisi öğrendikten sonra tekrar Medine’ye dönmüştür.
Hz. Cabir, hadis öğrenim ve öğretimini sistemli hale sokanlardan biridir. O Medine’de Mescidün-Nebi’de kurduğu ders halkasında muntazaman hadis okutmuştur. Onun bu halkası tavsiye edilen bir meclis olmuş, kendisine muhtelif yerlerden ilim öğrenme maksadı ile gelinmiştir. Ebuz-Zubeyr kendisini Ata’nın Cabire gönderdiğini ve onlar için hadisler öğrendiğini ifade ettikten sonra Cabir ibn Abdullah, sika ve çok hadis biliyordu demek süreti ile onun rivayetlerinin sağlamlığına ve ilminin genişliğine işaret etmektedir.
7-Ebu Said El- Hudri; 1170 hadis rivayet etmiştir. Bunlardan kırk üç tanesi Buhâri ve Müslim’de yirmi altısı yalnız Buhâri’de, elli ikisi yalnız Müslim’de, diğerleri öteki hadis kitaplarında bulunmaktadır. Ebû Saîd, Rasûlullah`tan her duyduğunu her zaman rivayet etmemiş, ihtiyaç duyduğu zamanlarda, sünnetin yanlış uygulandığını gördüğünde hadis rivayet etmiştir
8-Abdullah b. Mesud; 848’e yakın hadis rivayet etmiştir. İslâm`ı kabul ettikten sonra hep Kur`ân-ı Kerim ezberlemiştir. Kendi ifadesiyle hıfzettiği yetmiş sureyi Hz. Peygamber (s.a.s.)`in huzurunda okumuştur, daha sonra Abdullah Kur`an`ın tamamını ezberlemiştir.
9-Abdullah b. Amr b. As; 700 hadis rivayet etmiştir. Beş binden fazla hadis rivayet ettiğini bildiğimiz Ebû Hureyre, Abdullah İbni Amr`ın kendinden daha fazla hadis bildiğini ifade ve; çünkü o yazardı, ben yazmazdım, demektedir. Abdullah`ın es-Sahîfetü`s-sadıka diye bilinen kitabında bin ile yedi yüz tane arası hadis bulunduğu bilinmektedir. Bu sahife Resûlullah Efendimiz zamanında hadislerin yazıldığını gösteren en sağlam vesikalardan biridir. es-Sahîfetü`s-Sadıka`daki rivayetlerin tamamı, Ahmed İbni Hanbel`in Müsned`i vasıtasıyla günümüze gelmiştir.
10-Ebu Zer El-Ğifari;281 hadis rivayet etmiştir.
11-Sad b. Ebi Vakkas; 270 hadis rivayet etmiştir. Sa`d (r.a)`dan çok sayıda hadis rivayet edilmiştir. Ondan, İbn Ömer, İbn Abbas, Cabir b. Semure, Sâib b. Yezid, Aişe (r.a), Said İbn Müseyyeb, Ebu Osman en-Nehdî, İbrahim b. Abdurrahman b. Avf, Kays b. Ebi Hazm ve diğerleri hadis rivayet etmişlerdir. Ayrıca, Amir, Mus`ab, Muhammed, İbrahim ve Aişe`de babaları olan Sa`d (r.a)`dan hadis rivayetinde bulunmuşlardır (Üsdül-Gâbe, II, 369). O hadis rivayeti konusunda çok itimat edilenlerden birisidir. Rasûlüllah (s.a.s)`e atfedilen hadisler hakkında çok titiz ve hassas davranan Hz. Ömer (r.a)`in oğluna söylediği; "Oğlum, sa`d, Rasûlûllah`dan bir rivayette bulundu mu, artık o meseleyi bir başkasına sorma" sözü onun bu konudaki güvenilirliğini açıkça ortaya koymaktadır.
B- TABİİNDEN OLANLAR:
1-Said B. El Museyyeb; Hadîs ve fıkıhtaki ilimleri, Eshâb-ı kirâmdan birçok zevat ile görüşerek, onların ilmî sohbetlerinde bulunarak elde etmiştir. O, hazret-i Ebû Bekr`den mürsel olarak, hazret-i Ömer`den, hazret-i Osman`dan, hazret-i Ali`den, Sa`d bin Ebî Vakkâs`tan, Abdullah ibni Abbâs`tan, Abdullah bin Ömer`den, Ebû Katâde`den, Ebû Hüreyre`den, hazret-i Âişe`den ve babası Müseyyeb`den daha birçok Sahâbiden hadîs-i şerîf rivâyetinde bulunmuştur. En çok Ebû Hüreyre`den hadîs rivâyet etmiştir. Kendisinden de, oğlu Muhammed, Sâlim bin Abdullah bin Ömer, Zührî, Katâde, Ebü`z-Zemân, Târık bin Abdurrahman ve daha pek çok âlim hadîs rivâyetinde bulunmuşlardır. Onun ilmi hakkında Ali bin el-Medenî dedi ki: "Tâbiînin içinde ondan daha âlim birini bilmiyorum. O, Peygamberimizin sünneti böyle olmuştur dese, bu sana yeter!..." İmâm-ı Şâfiî: "Onun mürselleri, (Sahâbiyi saymadan bildirdiği hadîsleri), bizim için huccettir, sağlam bir delildir." demiştir. İbn-i Mende, el-Vasiyye adlı eserinde; "Saîd bin Müseyyib`in yanında idim. Bana hadîs-i şerîf bildirdi. Ona; "Ey Muhammed, bunu sana kim söyledi" dedim. "Ey Şamlı kardeşim, sormadan al. Zîrâ biz sika olan ravilerden hadîs-i şerîf alırız" dedi. Bütün âlimler, onun mürsel olarak bildirdiği hadîs-i şerîflerin sahih hadîs olduğunda ittifak etmişlerdir.
2-Said b. Cübeyr; Tefsir, hadis ve fıkıh ilimlerindeki ihatası kadar cesaret ve celadeti ile de İslam tarihine imza atmış bir sahabedir. O gayri islami olarak kurulan saltanat rejimine karşı izzetli bir tavır sergilemiştir. Kufe’de iken Bölge valisi Haccac’a karşı hazırlanan İbnu’l Eş’as isyanına faal bir direnişçi olarak katılmış, isyanın bastırılmasından sonra (H.81/ M.701) Haccac’ın takibinden uzun süre kaçmış, fakat sonunda Mekke’de yakalanarak Kufe’¬de Haccac’ın makamına çıkarılmış kısa bir sorgulamadan sonra boynu vurularak şehid edilmiştir. (H.94/ M.713).
C- ETBAUT TABİİNDEN OLANLAR
1-İmam Malik B. Enes; İslam tarihinde ilk hadis kitabı Muvatta’nın yazarıdır. İmam-ı Malik, Nafi` vasıtasıyla Hazret-i Ömer`in ve oğlu Abdullah`ın ilimlerini öğrendi. Ayrıca İbni Şihab ez-Zühri`den ve Said bin el-Müseyyib gibi Tabiin`lerden ilim öğrenmiştir. Bu hocalarından da ders almak için üstün bir gayret ve edep gösterirdi. İmam-ı Malik, Cafer-i Sadık hazretlerinden de ilim almış, onun sohbetinde bulunmuştur. Bu hususta kendisi şöyle anlatır:
"Cafer bin Muhammed`e giderdim, o çok yumuşak ve güler yüzlü idi. Yanında Resulullah anılınca yüzü sararırdı. Onun meclisine uzun zaman devam ettim. Her görüşümde ya namaz kılar ya oruçlu olur veya Kur`an-ı kerim okurdu. Abdestsiz hadis-i şerif rivayet etmezdi. Manasız sözleri hiç ağzına almazdı. O takva sahibi, zahid, abid ve âlimlerdendi. Yanına geldiğim zaman yaslandığı yastığını alır, mutlaka bana ikram ederdi."
2-İmam Şafii; İmam Şafiî mutlak, bağımsız bir müctehid olup, fıkıh, hadis ve usûlde imamdı. O, Hicaz ve Irak fıkhını birleştirici bir yol izledi. Ahmed b. Hanbel onun hakkında; "Şafiî, Allah`ın kitabı ve Rasûlünün sünneti konusunda insanların en fakihi idi" demiştir. Yirmi yaşında İmam Mâlik`e giderek bizzat ondan Muvatta`ı okumuştur. Daha önce de Mekke`de Müslim b. Hâlid (v. 179/795) ve Süfyân b. Uyeyne (v. 195/811)`den fıkıh ve hadîs okumuştu.
3-Sufyanus Sevri; O, güvenilir bir hadîsçi, fakih ve zâhid bir kişi idi. Bir mezhebin kurucusudur. Fakat kurduğu mezheb devam etmemiştir.
4-Sufyan b. Uyeyne; İlim tahsili için Medine, Kufe, Yemen, Bağdat ve Aden gibi yerlere yolculuklar yaptı. îbnu Hacer el-Askalânî der ki: "Sika, hafız, fakih, imâm ve hüccettir. Ne var ki, ömrünün sonlarına doğru hafızası bozuldu. Pek az da olsa tedlîs yapardı; fakat hep sikalardan tedlîs yapmıştır".
Yedi bin kadar hadîs rivayet etmiştir. eş-Şâfi onun geniş ilmini takdir ederek der ki:
"Mâlik ve îbnu `Uyeyne olmasaydı, Hicaz beldesinin ilmi yok olup giderdi’ demektedir. Fıkıh ilminde, İmâm-ı Şâfiî hazretlerine ders verdi.
D- ETBAU ETBAUT TABİİNDEN OLANLAR
1-İmam Buhari( Ölm. 256 / 869); Buhari olarak bilinen Ebu Abdullah Muhammed b.İsmail, İslam âleminin en büyük hadis bilgini olarak kabul edilir. Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat geleneği onun ana eseri el-Cami es-Sahih`i Kur`an`dan sonra en muteber İslam kaynağı ve hadis kitaplarının en büyüğü olarak sayar. Buhari`nin, bu eserini 600.000 hadis içinden seçtiği 7275 hadisten vücuda getirdiği biliniyor. 16 yılda tamamlanan bu eser 97 kitaba ve 3730 baba ayrılmıştır. Buhari, baş eseri Sahih`deki hadisleri, kendilerinden aldığı kişilerin biyografilerini tetkik için et-Tarih el-Kebir adlı bir eser yazmış, daha sonra bu eseri et-Tarih es-Sagir adıyla özetlemiştir.
Hadis ilmine başlamasıyla ilgili bir soruya cevap verirken şunları söylüyor: "On bir yaşına geldiğim sırada Abdullah b. Mübarek, vs. gibi hadis bilginlerinin kitaplarını ve sözlerini ezberlemiştim. Bunun ardından annem ve kardeşim Ahmet`le birlikte, hac maksadıyla Mekke`ye gittik. Hacdan sonra ben, hadis tahsili için orada kaldım. On sekiz yaşına geldiğim sırada Sahabe ve Tabi`in bilginleriyle ilgili eserlerimi yazmaya başladım. Tarih adlı eserimi de, yine o sıralarda Medine`de kaleme aldım. Bu eseri, Hz. Peygamber (s.a.)`in Ravzası yanında ve mehtaplı gecelerde yazmışımdır."
Dostlarından Muhammed b.Yusuf anlatıyor: "Kendisiyle birlikte kaldığım bir gece tam 18 defa kalkıp kandili yaktığını gördüm: Her seferinde aklına gelen, çözdüğü bir problemi kaydediyordu."
Büyük hadis otoritelerinden bazılarının Buhari`yle ilgili sözleri şöyledir:
Şu gök kubbenin altında, Buhari`den daha iyi hadis bilen bir insan görmedim. (Muhammed b.İshak)
Ey hadis ilmiyle uğraşanlar, Buhara`lı şu gencin etrafında toplanın ve muhtaç olduğunuz her şeyi ondan öğrenin. (İshak b.Rahuye)
Buhari`nin, doğduğu kenti terk etmesi şu olay yüzünden olmuştu: Buhara Emiri Halid b.Ahmed O`ndan sarayına gelip ders okutmasını istedi. Buhari şu cevabı verdi: "Ben ilim adamıyım; şunun bunun kapısına ders vermeye giderek ilmi zelil edemem. Eğer bir şey öğrenmeye niyet ve ihtiyacın varsa ders verdiğim yere veya evime gelirsin." Bunun üzerine Emir`le araları açıldı ve Buhari doğup büyüdüğü kenti terk edip Hartank`a gitmek zorunda kaldı. Bu olay üzerine O, şöyle yakarmıştır: "Allah’ım! Artık yeryüzü bana dar gelmeye başladı, beni yanına al." Ve aradan bir yıl geçmeden Buhari vefat etti.
2-İmam Müslim(Ölm. 261 / 875); Tam adı Ebu Hüseyin Müslim b.Haccac en-Nisaburidir. H.206 senesinde Nisabur’da doğdu. H.261 tarihinde burada vefat etti. İmam Buhari ile birlikte İmameyn olarak anılırlar. Bu iki muhaddisin Sahih`lerini birlikte ifade etmek için de Sahihayn ismi kullanılır. Ünlü fıkıh bilgini Ahmed b.Hanbel başta olmak üzere Yahya b.Yahya, Kuteybe b.Said, İshak b. Rahuye, Muhammed b. Amr, Muhammed b.Mihran, İbrahim b. Musa, Halef b. Hişam, Süreyc b. Yunus, Ömer b. Hafs, Ahmed b. Yunus, İbrahim b. Münzir ve Mansur b. Muhammed gibi ünlülerden dersler almıştır. Onun, ders almanın da ötesinde feyz ve ilham aldığı kişilerden biri de büyük hadisçi Buhari`dir. Müslim`in Sahih`i, bizzat kendisinin belirttiğine göre, 300.000 hadis arasından seçilmiş olup 52 kitaptan (ana bölüm) oluşmuştur. Buhari`nin eserinin aksine Müslim`in Sahih`i, hadis ilmine dair bir girişle başlamakta ve Kur`an`ın faziletlerine dair bir bölümle sona ermektedir. Müslim`in daha başka eserlerinin olduğu söylenmekte ise de bugün elimizde yalnız Sahih`i mevcuttur.
İmam Müslim´in Sahih´i diğer hadis kitaplarından farklı olarak hocalarından sema (dinleme) yoluyla aldığı hadisleri naklederken, özellikle haddesenâ" tabirini; kendisinin hocalarına okumak sûretiyle hocalarının tasvibine arz ettiği hadisleri naklederken de, "ahberanâ" tabirini kullanmıştır.
İmam Müslim, kitabını bablara (bölümlere) ayırmamış, Sahih-i Müslim´in baskılarında bugün görülen bab başlıkları, Sahih-i Müslim´in meşhûr şârihlerinden İmam Nevevî tarafından konulmuştur.
İmam Müslim, rivayet edilen lafzı aynen edâya büyük itina gösterir. Ravilerin bir harfte de olsa ihtilaflarını kaydetmiştir.
3-İbnu Mace (Ölm. 273 / 868); Tam adı Ebu Abdullah Muhammed b. Yezid el-Kazvini`dir. Fars bir ailenin çocuğu olup babası Majeh(ay)’den dolayı İbnu Mace olarak nam salmıştır. Hayatı hakkında fazla bilgi bulunmamakla beraber, Kazvîn şehrinde H. 209 yılında dünyaya geldiği ve 273 yılında Ramazan’ın bitimine sekiz gün kala Pazartesi günü vefat ettiği rivayet edilmiştir.
Hadis ilminin imamlarından biri sayılır. Bağdat, Basra, Kûfe, Şam, Mekke, Mısır gibi ilim merkezlerini dolaşıp bir yandan bilgisini geliştirdi, bir yandan da hadis topladı.
Bu eserde hadisler fıkıh bablarına göre tertip edilmiştir. Eserin mukaddime bölümünde ise sünnete ittibanın önemi, bidat’ten sakınmanın gereği ve bu meselelere taalluk eden konularla ilgili hadisler bir araya getirilmiştir. Bundan dolayı da "Sünen" grubundan kabul edilmiştir.
İbn Mâce`nin Süneninde 37 kitap, 1515 bab ve 4341 hadis vardır. Sünende bulunan hadislerin 3002 tanesi Kütüb-ü Sitte`nin diğer beş kitabında mevcuttur. İbn Mâce`nin eserinde bulunan zevaidin miktarı is 1339`dur. Bu hadislerin sıhhat derecesi de şöyle tespit edilmiştir. Ricali sika ve isnadı hasen olanlar 199 tane, isnadı zayıf olanlar 613 tanedir.
4-Ebu Davud (Ölm. 275 / 888); Tam adı Süleyman b. Eş`as es-Sicistani olup, künyesi olan Ebu Davud`la meşhur olmuştur. Kütüb-i Sitte`den üçüncüsü ve ünlü dört Sünen kitabının birincisinin müellifidir, ilmi, irfanı kadar zühd ve takvasıyla da ünlüdür. Tıpkı Buhari ve Müslim gibi, o devir İslam dünyasının hemen tamamını dolaşmış ve 50`den fazla bilginden ders almıştır.
Hocalarının en ünlüleri Müslim b. İbrahim, Süleyman b. Harb, Musa b. İsmail, Abdullah b. Mesleme, Yahya b. Muin, Ahmed b. Hanbel, Hişam b. Ammar, Amr b. Avn, Ahmed b. Yunus ve Osman b. Ebi Şeybe`dir.
Ebû Dâvûd eseri için mukaddime yazmamasına rağmen, Mekkelilere yazdığı "Risâletün ilâ ehli Mekke" adlı mektubunda eserinden şöyle söz etmektedir: "Eserin tamamının bildiğim en sahih hadislerden müteşekkil olduğuna emin olabilirsiniz. Kitabın hacmi büyümesin diye bir konudaki birçok sahih hadisten bir veya iki hadis verdim. Kitapta bir hadisi iki veya üç değişik senedle tekrar etmişsem, sebebi, farklı ve fazla bilgi ihtivâ etmesindendir. Çoğu kez uzun hadisleri kısalttım.(…) Kitabımda, hadisi terk edilmiş raviden alınma herhangi bir rivayet yoktur. Aynı konuda kendisinden başka ona benzer herhangi bir hadis bulamadığımdan dolayı münker bir hadise yer vermişsem onun münker olduğunu mutlaka açıkladım. (…) Fıkhi meseleler, Süfyân es-Sevrî, Mâlik ve Şafii`nin meseleleridir. Topladığım hadisler de bu meselelerin nassını teşkil etmektedir. Sünen`e aldığım hadislerin büyük çoğunluğu meşhur hadislerdir. Eserde mevcut dört bin sekiz yüz hadisin tamamı ahkâma âittir"
5-İmam Tirmizi (Ölm. 279 / 892); Tam adı, Ebu İsa Muhammed b. İsa`dır. Ceyhun Nehri, diğer adıyla Belh Nehri kıyısındaki Tirmiz kentinde doğup büyüdü. Tirmizi`nin yaşadığı devir başta İmam Şafii olmak üzere, hadis ve fıkıh bilginlerinin yaşadığı ve hadis ilminin zirvede bulunduğu bir devirdir. Tirmizi, Kütüb-i Sitte`nin diğer müellifleriyle birlikte bu devir bilginlerinin 10`dan fazlasından ortaklaşa dersler gördü.
Tirmizi, ayrıca başta Buhari olmak üzere 20 civarında İslam bilgininden de dersler aldı. Tirmizi, bilgisini geliştirmek üzere, Horasan`ın diğer illerini, Irak`ı, Hicaz`ı da dolaştı. Hadis bilginleri onun için: "Buhari`nin geriye bıraktığı en değerli eser, Tirmizi`dir" derler. Hatta bizzat Buhari`nin şöyle dediği rivayet edilir: "Ey Ebu İsa, benim senden istifadem senin benden istifadenden daha fazla olmuştur."
Değişik eserler bırakmışsa da büyük ününü es-Sünen de denilen el-Camiu`s-Sahih adli eseriyle kazandı. Tirmizi, câmi` türündeki bu eserde yalnız hadisleri derlemekle kalmamış, her hadisten sonra "Ebu İsa der ki" diyerek hadise ilişkin düşüncelerini açıklamış, değerlendirmeler yapmıştır. Hadisleri İslam hukukunun konularına uygun bir düzen içinde sınıflaması ve tekrarlardan sakınması, eserine yararlanma kolaylığı kazandırır. Hadis bilginlerine göre es-Sünen`in diğer hadis derlemelerine üstünlük sağlayan baslıca özellikleri şunlardır: Hadislerin güvenilirlik derecelerini belirtmesi, taşıdığı zaaflara dikkat çekmesi, ravilere ilişkin bilgi vermesi, hukukçuların hadislerden çıkardığı sonuçlara değinmesi ve mezheplerin görüşlerine yer vermesi. Kendisine kadar hadisler sahih ve zayıf olmak üzere ikiye ayrılıyordu. Tirmizi ise üçüncü bir kısmı ilâve etmiştir: hasen.
6-İmam Nesai (214- 303); En-Nesai, Hadis âlimi ve Kütüb-i sitte adı verilen altı hadis mecmuasından beşincisinin müellifi. Asıl adı Ahmed İbnu Şuayb, lakabı Ebu Abdurrahman’dır. Hicri 214 veya 215 (M.830) yılında Horasan’da, çok değerli âlimlerin yetiştiği Nesa kasabasında doğdu. Küçük yaşta başladığı eğitimini 15 yaşında iken hadis üzerine yoğunlaştırdı. İlk derslerini çevresinden aldıktan sonra rıhle denilen hadis derleme seyahatlerine katılarak Horasan, Irak, Hicaz, Mısır, Şam, Cezire gibi yerleri dolaştı. İlk hadis derslerini, muammerinden olan, Enes b. Malik (r.a) de dâhil pek çok Hadis otoritesine talebelik yapmış olan büyük muhaddis Kuteybe b. Saîd`den aldı. Bu zatın yanında kaldığı bir yıl iki aylık sürenin feyzini ömrü boyunca taşıdı. Hayli yekûn tutan eserlerinin içinde en önemlisi `El-Mücteba` da denilen meşhur hadis mecmuası Sünen-i Nesai’dir.
Hadis rivayetinde çok titizdi. Hattâ bu konuda Müslim`den daha saglam oldugunu söyleyenler vardir. Nakd-i Ricâl ilminde asiri titiz olan Zehebi bile onu Müslim, Ebû Davûd, Tirmizi gibi Hadis otoritelerinden önde sayar ve söyle derdi: "Nesâî, Buhârî ve Ebû Zür`a ayarindadir."
Ömrünün son zamanlarını Mısır`da, hadis ve ilim öğreterek geçirdi. Hacc görevi için oradan çıktığında Şam`a uğradı. Emevi Camii’nde Ali hakkında `Fî Fadli Ali` adıyla te`lîf etmiş olduğu eserini okutmaya başladı. Orada kendisine Muaviye ile ilgili sorular soruldu. İstenildiği gibi cevaplar vermeyince Emevi taraftarlarınca fena halde dövüldü. Hırpalanmış ve yaralı olarak Hicaz’a vardı ve 303 (915–916) yılının Şaban ayında Mekke`de vefat etti. Safa ile Merve arasına defnedildi.
Nesâî`nin "es-Sünen"i elli bir kitaba ayrilmis olup her kitap çesitli bablardan meydana gelmistir. Diger hadis mecmualarinda bulunmayan Kitabul-Ihbâs, Kitabu`n-Nuhl, Kitabu`r-Rukba ve Kitabu`l-Umra gibi konulari içeren bölümler Nesâî`nin süneninde mevcuttur. Ayrica diger hadis mecmualarinda bulunan Kitabul-Fiten, Kitabul-Kiyame, Kitabul-Merakib ve Kitabü` t-Tefsîr de Nesâî`de mevcut degildir.
Zülfikar Fırat / İnzar Dergisi – Ekim 2012
Zülfikar Fırat