İnsanoğlu birçok şeyde tasarrufa gidip kullanımını erteleyebiliyor veya peyderpey kullanma yoluna gidebiliyor. Söz gelimi paranı biriktirip, bir kenara koyup sonradan kullanabiliyorsun. Bazı eşyaları sonradan kullanmaya bırakıp ömrünü uzatabiliyorsun. Ama zaman öyle bir şeydir ki, onu durdurma, saklama veya dondurma gibi bir imkânın olmuyor. Gelip geçiyor. Eriyip gidiyor. Sen farkında olsan da olmasan da, saatler hiç durmaksızın takır takır çalışıyor. Sen kullansan da kullanmasan da, ömür sermayesi an be an tükeniyor. Ama gel gör ki, insanlardan kimileri sayılı ömürden kocaman bir yılın geçmesine, hele bir de isyan, nisyan ve boş bir şekilde geçmesine sevinmekte, yılbaşı safsatası ve yılbaşı eğlencesi adına sebebini ve manasını bilmedikleri bir şeyin eğlencesine kapılmakta, insanı insanlığından tiksindirecek çılgınlıklar sergilemektedir.
Büyük İslam mütefekkiri Hasan-ı Basri ve birçok İslam âlimi dünya hayatının kısalığını şu hakikat ile ifade etmişlerdir: Dünya hayatı üç gündür; dün, bugün ve yarın. Dün geçti, yarının gelip gelmeyeceği belirsiz, kaldı bu bugün; öyle ise bugünün kıymetini bil!
İmam Gazali’nin İhya’sında şöyle bir misal aktarılır: İnsanın dünyada geçirmiş olduğu her gün ahirette-hesap zamanında bir kutu şeklinde karşısında açılır. Kişi gününü hayırlı bir şekilde ihya etmiş ise, o günün sembolü olan sandık çok güzel hediyeler ve mükâfatlarla dolu olarak açılır. Kişi gününü günah ve haramlarla geçirmiş ise, o günün karşılığı olarak yılan-çiyan ve hoşa gitmeyen şeylerle dolu bir sandık kendisine sunulur. Bir de gününü boş ve faydasız şeyler ile geçirmiş ise, o güne ait kutucuk açıldığında, merakla beklediği kutunun bomboş olduğunu görecek ve hayal kırıklığına uğrayacaktır.
Hal bu iken, hayatı yaşadığı gün ve andan ibaret bilen ve yarına Yüce Hakk’ın karşısına çıkıp hesap vereceği bilincinde olan Müslüman’ın, hayatını ve zamanını değerlendirmeye yönelik muhasebesini günü gününe, belki de saati saatine yapması, zamanını en hayırlı ve en verimli şekilde geçirebilmenin gayreti içinde olması gerekir. Bu bağlamda hayatın ve zamanın muhasebesini hassas ölçülerle yapan şuurlu ve salih insanlar, şu meşhur soruyu kendilerine sormadan edememişlerdir. “Bugün Allah (cc) için ne yaptın!?” Allah’ın veli kulları hep bu sualin bilinciyle yaşamış ve bu sualin cevabı olabilecek güzel ameller ile hayatlarını tezyin edip, ömürlerini hayırlı bir akıbet ile taçlandırmışlardır.
Şimdi gelin, kendi nefsimizi aynı sualin muhatabı kılalım. Ve her gün kendi kendimize sormadan geçmeyelim bu manalı suali. Ehlullah’tan bazılarının yaptığı gibi, onu levha haline getirip başucumuzda bir duvara veya hafızamızın bilinç duvarına asalım. Ve soralım kendimize, her akşam yatmadan önce; “Bugün Allah (cc) için ne yaptın!?” diye. Bu suale karşılık olarak verilebilecek elbette ki birçok cevap vardır. Veya şöyle diyelim: Bu sual ışığında veya bu metod üzeri hayatın günlük seyri içerisinde düşünüp yapabileceğimiz birçok hayırlı iş ve amel vardır. Şimdi bu suali kendimize yöneltip, gün içerisinde bir veya bir kaçını kolaylıkla yapabileceğimiz hayırlı amellerden bazılarını zikredelim:
Sual : Bugün Allah (cc) için ne yaptın!?
El-cevap:
- Muhtaç bir aileye yardımda bulundum.
- Küçük de olsa bir sadaka verdim.
- Bir yetimin başını okşadım.
- Allah için bir ziyarette bulundum.
- İyiliği emretme adına, birilerine nasihatte bulundum.
- Kötülükten nehyetme adına, birilerine hikmet ile ikazda bulundum, yanlış ve uygunsuz bir teşebbüsten alıkoydum.
- Annemin ve babamın gönlünü hoş edecek bir davranışta bulundum, onların hayır duasını aldım.
- Bir haksızlığa karşı İslami ve insani tepkimi ortaya koydum.
- Aile efradımın bilgi ve bilinçlenmesine katkıda bulundum.
- Müslüman kardeşimin bir müşkülünü gidermeye çalıştım.
- (Akrabama-komşuma veya arkadaşıma) bir iyilikte bulundum.
- Müslüman kardeşlerimle faydalı bir görüşmede bulundum.
- Hayırlı bir yönlendirmede bulundum.
- Bir haksızlığa mani oldum.
- Allah için bir şeyler okudum veya yazdım.
- Mazlum, mağdur ve çaresiz Müslümanların kurtuluşu için el açıp duada bulundum.
- Allah rızası için misafir ağırladım, ekmeğimi birileriyle paylaştım.
- Faydalı bir paylaşımda bulundum.
- İhtiyaç sahibi birisine kan bağışında bulundum.
- Yolunu kaybetmiş birisine yol gösterdim.
…
Bu bağlamda kişinin seviyesine ve konumuna göre farklı birçok amel ve icraat zikredilebilir. Namaz, oruç, zekât gibi zorunlu yükümlülükleri bir tarafa bıraksak dahi, Allah için yapılması gereken amelleri saymakla bitiremeyiz. Allah (cc) için yapılabilecek amellerin haddi hesabı olabilir mi? Bizim yaşamımız, ölümümüz, işlerimiz, ibadetlerimiz hep O’nun için değil midir? Günlerimizi ve haftalarımızı, aylarımızı ve yıllarımızı, ömrümüzü ve hayatımızı O’na vakfetmeyeceğiz de kime vakfedeceğiz. Bu hayatı, bu ömrü kimin yolunda harcayabiliriz ki? “De ki; şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, yaşamım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.” (En’am 162)
Son olarak mevzuumuza ışık tuttuğuna inandığım Üstad Cengiz Numanoğlu’nun “De ki Allah (cc) için ne yaptın bugün?” şiiriyle yazımı sonlandırmak istiyorum.
Kalbini bağla ki, Hâkk kemendine,
Düşme, mahşer günü, yargı derdine,
Sen, kendi yargıcın, ol da kendine,
De ki; Allah için, ne yaptın bugün ?..
Bir gönül kapısı, bulup çaldın mı?
Bir sevgi seline, boyca daldın mı?
Bir dosta bedelsiz, selâm saldın mı?
De ki; Allah için, ne yaptın bugün?..
Seher vakti kalkıp, vecde daldın mı?
Nûrlar dağılırken, payın aldın mı?
Hâkk aşkına, kâlbi şâhid kıldın mı?
De ki; Allah için, ne yaptın bugün?..
Bilmediğin, bilenlere sordun mu?
İlimle aranda, köprü kurdun mu?
Zarar ve kârını, hayra yordun mu?
De ki; Allah için, ne yaptın bugün?..
Ezelî rızkına, râzı oldun mu?
Sabır sofrasında, lezzet buldun mu?
Îmânla şükredip, huzur doldun mu?
De ki; Allah için, ne yaptın bugün?..
Gafleti, gayretle, yarıştırdın mı?
Alnını, secdeyle barıştırdın mı?
Bir akraba sorup, soruşturdun mu?
De ki; Allah için, ne yaptın bugün?..
Kibir dağlarından, inip geldin mi?
Zorda kalmış, bir kişiyi bildin mi?
Sana borcu vardı, onu sildin mi?
De ki; Allah için, ne yaptın bugün?..
Merhamette, Hâkk serveti buldun mu?
Komşu kederiyle, ortak oldun mu?
Bir yetimin, şevkâtiyle doldun mu?
De ki; Allah için, ne yaptın bugün?..
Acılar görünmez, gözler baksa da,
Her ateş, düştüğü yeri yaksa da ,
Hasta, bir dost bekler, ümit yoksa da,
De ki; Allah için, ne yaptın bugün ?..
Gönül gözlerini, açıp baksana,
Veren, neler vermiş, dünyada sana,
O`na gönderdin mi, bir hamd ü senâ?
De ki; Allah için, ne yaptın bugün?..
Gramla yazılır, yaptığın hasat,
Bir zerre noksansız, çıkar yedi kat,
Tükenen her nefes, kaybolan fırsat,
De ki; Allah için, ne yaptın bugün ?..
Cihan Bozoba / İnzar Dergisi – Ocak 2013
Cihan Bozaba