İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Bir Kardeşlik Hareketi: İhvan-ı Müslümin

2013-09-27
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Mısır’da yaşanan olaylar tüm dünyanın dikkatlerini Müslüman kardeşler teşkilatının üzerine çekti. 1928 yılında kurulan ve ortalama bir asırdır mevcudiyetini muhafaza eden bu teşkilat, İslam ülkelerinde Müslümanların oluşturduğu cemaatlere de esin kaynağı oldu. bu nedenle küfrün baskı ve şiddetinden nasibini yeterince aldı.
Mısır’da yaşanan olaylar tüm dünyanın dikkatlerini Müslüman kardeşler teşkilatının üzerine çekti. 1928 yılında kurulan ve ortalama bir asırdır mevcudiyetini muhafaza eden bu teşkilat, İslam ülkelerinde Müslümanların oluşturduğu cemaatlere de esin kaynağı oldu. bu nedenle küfrün baskı ve şiddetinden nasibini yeterince aldı.

Teşkilatın Oluşumu:

Osmanlı İmparatorluğu Birinci Dünya Savaşından mağlup olarak ayrılmış ve orduları dağılmıştı. Devletin enkazı üzerinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti, yönünü Batı’ya çevirmiş ve Halifeliği 3 Mart 1924’te ortadan kaldırmıştı. İmparatorluktan koparılan devletlerin tepesine Batı’nın memuru sayılacak liderler atanmıştı. Batı tarzı yaşam biçimi tüm Müslüman topluluklara dikte ettiriliyordu. Kısacası İslam ümmeti başsız kalmış ve Batı açısından iştah kabartacak bir sofra niteliğindeydi.

İşte böyle bir dönemde Hasan el-Benna diye bir öğretmen, 1928 yılında, Mısır’ın İsmailliye kentinde Müslüman Kardeşler cemaatinin temelini attı. İsmailliye kenti İngilizlerin kaldığı ve Batı tarzı yaşam biçiminin en çok uygulanmaya çalışıldığı bir yerdi. Öyle ki buranın İngiltere’nin herhangi bir şehrinden farkı kalmamıştı. Benna, İslam’ı sofistçe yaşanılacak bir din olmaktan çıkarıp, dışarıya müdahale eden, politik bir din olarak yorumladı. İslam camide hapsedilecek bir din değildi. Artık dışarı çıkması ve sokağa hâkim olması gerekiyordu.

Yayılması:

İsmailliye’de altı yıl kalan Hasan el-Benna, buradan Kahire’ye gitti. 1934 ve 1946 yıllarında Kahire’de öğretmenliğe devam etti. Artık teşkilat Mısır’ın merkezine taşınmıştı. Hareketin siyasallaşmasında Siyonizme karşı mücadele önemli bir katkı sağladı. Aynı zamanda Benna’nın karizmatik kişiliği de cemaatin yayılmasına vesile oluyordu. Meryem Cemile, İslam ve Çağdaş Öncüleri adlı eserinde Hasan el-Benna’nın şunları söylediğini kaydeder: “Gecemizi gündüzüme katarak milletin meselelerini anlamaya çalışıyorduk; acaba hastalıkları ne idi, çareler ne olabilirdi? Gözlerimiz dolu dolu konuşur, uzun boylu kararlar alırdık.”

Bu şekilde toplumun gidişatından rahatsızlığını dile getiren el-Benna, cemaat fertlerinin eğitim ile işe başladı. Takipçilerini sadece dinsel konularda değil, Mısır’ın yerel meseleleri, İslam dünyasının genel sorunları üzerinde söz sahibi olmaları için gereken tedbirleri aldı. Cehaletle savaşmak için akşam okulları, hastaları tedavi amaçlı sağlık merkezleri, muhtaçlara yardım için sosyal iyileştirme yerleri açtı.

Mısır’ın dışında ilk şubesini 1937’de Suriye’de açtı. Bunu Lübnan, Filistin, Ürdün ve Sudan, Pakistan ve Afrika gibi ülkeler takip etti. 1936’ya gelindiğinde cemaatin üye sayısı 200 bin civarındaydı. Mısır’ın pek çok yerinde siyasi etkinlik yapar hale geldiler. 1938’de siyasal bir kimlik kazanan teşkilat, 2. Dünya Savaşı sonrasında ülkenin en önde gelen siyasi gücüydü. 1948’de üye sayısının yarım milyon civarında olduğu ifade ediliyor. Aynı yıl Filistin savaşına aktif destek vererek, İslam Dünya’sında epey popüler hale geldi.

Hasan el-Hudeybi Dönemi:

Fakat 1949 yılında teşkilat Hasan el-Benna’ya düzenlenen suikastla sarsıldı. Şehadet ayı olan Şubat’ın 12’sinde düzenlenen bir suikastla Hasan el-Benna şehid oldu. Bu arada teşkilatın İsrail karşısındaki cihad çağrısından sonra yapılan bu suikastın zamanlamasının dikkatlerden kaçmaması gerekir. Yukarıda da dediğimiz gibi bu suikast cemaati sarsmıştı. Fakat gün toparlanma ve yeni hamleler yapma günüydü.

Bu zor zamanda bir İslam mücahidesi devreye girdi. Müslüman Kadınlar Cemiyeti sorumlusu Zeynep Gazali teşkilatı toparlama çalışmalarına başladı. Bu hususta en çok emek harcayanlardan bir Abdulfettah İsmail idi. Bu şahıs Mısır’ı adım adım dolaştı. Bu arada Genel mürşidliğe Hasan el-Hudeybi getirilmişti.

Seyyid Kutub ve Yoldaki İşaretler:

Hareket içinden tüm dünya Müslümanlarına hitap edebilecek kapasiteye sahip ve o derecede samimi bir âlim çıkardı ki, ismi Seyyid Kutub idi. Hasan el-Benna’nın şehadetinden sonra yazdığı “Yoldaki İşaretler” kitabı ile harekete bir ivme kazandırdı. Basımı yapılan kitap bir manifesto niteliğinde hazırlanmıştı. Ancak cezaevinden yeni çıkan Kutub için bu kez idam ile neticelenecek yeni bir tutuklanma oldu. İdam’ın adı geçen kitaptan dolayı yapıldığı yazıldı. Bu arada hareketin önde gelenlerinden Yusuf Havvaş ve Abdulfettah İsmail’de idam edildiler.

Nasır Dönemi:

1952’de Albay Cemal Abdunnasır liderliğinde bir darbe gerçekleşti Mısır’da. Hür Subaylar dönemi de denilen bu dönemde kurulan “Devrim Komuta Konseyi” Hasan el-Hudeybi’nin Kur’an temelinde bir anayasa talebini olumsuz karşıladı. Bu da Müslüman Kardeşler ile Hür Subaylar rejimi arasında mücadelenin zeminini hazırladı. Cemal Abdunnasır döneminde bir tutuklanma ve işkence furyası başlatıldı. Pek çok üye idam veya müebbet hapisle cezalandırıldı. Binlerce üye de yurtdışına hicret etmek durumunda kaldı. Ancak yine de mücadele yer altından devam etti.

Enver Sedat Dönemi:

Nasır’ın 1970’te ölümünden sonra Enver Sedat devletin başına geçti. Aslında ilk etapta Müslüman Kardeşler cemaati ile iyi ilişkiler kurmak istedi. Sedat, göreve gelince cezaevinde bulunan teşkilat üyelerini serbest bıraktırdı. Fakat bu durum pek fazla uzun sürmedi. Çünkü Enver Sedat, İsrail ile barış görüşmeleri yaptı. Bu gelişme Müslüman Kardeşleri çok kızdırdı. Ayrıca ABD ile yakınlaşmaya çalışması da yine Cemaat tarafından şiddetle eleştirildi. Bu gelişmeler İhvan üyelerinin tekrar yakalanması ve cezalandırılması sürecini başlattı. İsrail’den gelen baskılarla yaklaşık iki bin insan hapsedildi. Ordudan 200 subay atıldı. Bu sertlik karşılığını bulmakta gecikmedi. Enver Sedat, 1981 yılında bir askeri geçit töreninde düzenlenen suikastla öldürüldü.

Sedat’ın ölümünden sonra tahta Hüsnü Mübarek geçti. Mübarek dönemi Müslüman kardeşler açısından zor geçti. Çünkü teşkilata yeni bir şiddet fırtınası başlattı. Sedat’a suikast yapanları idam ettirdi. İslami olmayan muhalefetin (laik) önünü açtı. Mübarek rejimi otoriter bir diktatörlük rejimine dönüştü. Sadece Müslüman Kardeşlere değil, tüm Mısır halkına baskı uygulanıyordu.

Hudeybi Sonrası Dönem:

Hudeybi, 17 yıl cezaevinde kaldı. 1973 yılında vefat eden Hudeybi’nin yerine Ömer Tilmisani geçti. Tilmisani 1986’da vefat edince yerine Muhammed Hamid Ebu’n-Nasr geçti. O da 20 yıl hapis yattı. 1996 yılında vefat eden Ebu’n-Nasr’ın yerine Mustafa Meşhur getirildi. Meşhur da üç kez hapse mahkûm edildi ve 20 yıl cezaevinde kaldı. 2002’de vefat edince yerine ikinci Hudeybi olan Memun Hudeybi geçti. Memun Hudeybi, Nasr zamanında uzun yıllar hapis edilmişti. 2004 yılında 83 yaşında vefat etti ve yerine Muhammed Mehdi Akif geçti. Kendi isteği ile görevinden ayrılan Akif’in yerine ise Muhammed Bedii getirildi.

Hiç kuşkusuz bu mürşidlerden her biri çok ağır şartlarda görev ifa etmiş ve cezaevinde uzun yıllar kalmışlardı. Mürşidlik ateşten gömlek gibi bir şeydi. Mürşidler genelde aynı çizgide yer almakla birlikte kendi karizmatik yapılarını teşkilata yansıttılar. Uzun bir süreç sonrasında bu mürşidler, hareketi günümüze getirip en son Mursi’nin Cumhurbaşkanlığına kadar vardılar. Ancak Abdulfettah Sisi, Batı’lı organizatörlerle birlikte yaptıkları askeri darbe sonrası hareket yeni bir sürece girmiş görünüyor.

Mehmet Emin Özmen / İnzar Dergisi – Eylül 2013 (108. Sayı)
 

 


Mehmet Emin Özmen

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS