İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Bir disiplin unsuru olarak zikir

2019-11-21
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Kur’an-ı Kerim'de "zikir" kelimesi, 76 yerde geçer. Sadece emir halinde 37 yerde geçer. İslam terminolojisinde anlamı en çok daraltılan kavramlardan biri de kuşkusuz zikir kavramıdır. Kur'an-ı Kerim'de zikir kelimesi, çok geniş bir anlama ve muhtevaya sahip olduğu halde, içi boşaltılarak neredeyse tek anlama indirgenmiştir. Kur'an'da zikir kelimesi, çok farklı anlamlarda kullanılmaktadır. Zikir kelimesiyle ifade edilen bu anlamlar şunlardır: Zikretmek, söylemek, bahsetmek, konuşmak, hatırlamak, hatırlatmak, anmak, gereğini yapmakla birlikte hatıra getirmek, kadrini bilmek, tefekkürle birlikte hatıra getirmek, mükâfatlandırmak, övmek, şükrünü edâ etmek, tekbir getirmek, telbiye, dua ve yakarış, söz, laf, kıssa, haber, kitab, kitab indirme, Kur'an, ilahi kitaplar, peygamber, şan, şeref, şeref verici husus, nasihat ve düşünceye sevk eden husus, düşünce, ikaz, delil, hatırlamaya sevk eden vaaz ve öğüt anlamlarına gelir. (Kur'an Lügatı, Timaş Y. s. 193-195) Kur'an'da bu kadar farklı anlamlarda kullanılan, dolayısıyla çok boyutlu ve insan hayatının bütününü kuşatan zikir, aynı zamanda insanın farklı şekillerde icra edebileceği ibadettir. Zikir, dille, kalple, düşünce ile ve bedenin diğer organları ile yerine getirilebilen bütüncül bir ibadettir. İnsanın sadece dil ile bazı kelimeleri tekrarlaması, filin sadece bir organını tutup onu o parça ile değerlendiren körün tarifi gibi olur. Otuzdan fazla anlamından birini almak ve sadece dil ile bazı kelimeleri tekrar etmek zikirden sadece bir bölümdür. Zikir; sadece "Allah!" demek veya O'nu hatırlatan kelime veya cümleleri tekrarlamak değildir. Allah'ın güzel isimlerini hatırlamak, anmak, O'na hamd ve şükürde bulunmak, O'nu tesbih etmek, tekbir ile ululamak, Allah'ın kitabını okumak ve dua etmek zikrin yalnızca lisana ait olan bölümüdür. Allah'ın varlığına delâlet eden delilleri, O'nun sıfat ve isimlerini düşünmek, Allah'ın ahkâmını, emir ve yasaklarını, O'na kulluk vazifelerini ve bunların hikmet ve delillerini düşünmek, enfüsi ve âfaki bütün ayetleri ve yaratılışın sırlarını düşünmek, varlığın her zerresinde mevcut olan ilahi hikmetleri görmek de kalbi ve fikri zikirdir. Zikir, marifet ve bilgi ile birlikte olmalıdır. Allah'ın zikir emri karşısında ilk duyulan şey, acizlik ve Yaratıcı'nın kudretine teslim olma arzusudur. İmanın ve kulluğun başı, bu anlayıştır. En faziletli zikir, "La ilahe illellah (Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur" kelime-i tevhididir. Bu tevhidin ve teslimiyetin gereği de bu acizlik içinde kendini Allah'ın emirlerinin tek yürütme vasıtası bilerek, istenilen görevleri en güzel şekilde ve azami derecede yerine getirmek için yalnız Allah'tan yardım dileyip en iyi şekilde yapmaya çalışmaktır. İşte bu anlayış, zikrin ve şükrün ta kendisidir ki, yüklenen sorumluluk, imkân ve kabiliyet şartına bağlanmıştır. Ancak o yetenek, Allah'ın bir yardımı olduğu için onun da işin aslında bir sınırı ve sonu yoktur. Bundan dolayı kul, Allah'ı zikirle O'ndan yardım diler ve kendine verilen kabiliyeti sarf eder. Şu halde, her mü'min Allah'ın: "Beni zikredin!" emri karşısında acizliğini hissederek önce: "Ancak Sana ibadet eder ve ancak Senden yardım dileriz." (Fâtiha, 4) şeklindeki kesin sözünü hatırlayacak; zikir ve şükür için Allah'tan yardım isteyecektir. Kur'an-ı Kerim, ilk insanın yani Âdem aleyhisselamın hata yaptıktan sonra Rabbinden bir takım kelimeler telaki ettiğini ve onlarla Rabbine tevbe ettiğini haber veriyor. İlk insan, bu kelimelerle Rabbini zikretmiş, unuttuğunu hatırlayabilmişti. Levh-i Mahfuz'dan 'zikir' olarak indirilen Kur'an âyetleri, insanlara Allah'ı hatırlatan ilahi belgedir. Öyleyse en büyük 'zikir' Kur'an'dır ve Onu okumak, Onunla meşgul olmak, Onun ilkelerini hayata uygulamak, Onun çizdiği sınırları korumak ve Onun hükmüne uymak, zikrin en güzelidir. Zikrin en güzeli insanın telaffuz etiği veya tefekkür ettiği kelimelerin manalarını anlayıp kavramaktır. İnsan Kur'an okur, onun ayetleri üzerinde tefekkür eder. Sonra kainata bakar ve Allah'ın oradaki sayısız ayetlerini düşünür. O ayetlerin yaratıcısı ve sahibi olan Allah'ın büyüklüğünü, ölümü ve ölüm ötesini aklına getirir. Kıyamet sahneleri gözü önünde canlanır, cenneti ve cehennemi düşünür. Oradaki yalnızlığı, yardımcısız ve dostsuz kalmayı, hesabın çetin oluşunu anlar. Sonsuz kurtuluşun ve ebedî saadetin nasıl kazanılacağını hesap eder. Bütün bunları insana vahiy yoluyla haber veren Rabbini hatırlatır. Zaman zaman 'el-hamdu lillah, Allahu ekber, lailahe illellah Muhammedu'r Resulüllah, sübhanellah' ve benzeri zikir cümlelerini söyler. Böylece her an Rabbini hatırlar, O'nu hiç aklından çıkarmaz. O'nun adını, azametini, Rabbliğini, kahrını ve gücünü, ni'met verici oluşunu ve insana olan sevgisini, merhametini ve affını hatırına getirir. Bütün bu hatırlamaların tesiri önce kalpte duyulur, sonra kalpten sair organlara sirayet eder ve organlar da bunların uzantısı olan amelleri yapmaya koyulurlar. İşte bu şekilde Allah'ı zikretme ve hatırlamanın sonucu kalp takvaya ulaşır. Kalbin böylece Allah'ı ve O'nunla ilgili şeyleri hatırlayıp zikretmesi; bedenin de Allah'ı zikretmesine yol açar. Bedenin sürekli zikir hali üzerinde olmasını sağlar. Böyle davranan bir mü'min; Allah'ın insanlara indirdiği 'eşsiz zikr'i olan Kur'an-ı anlamaya başlar, Ona teslim olur, tahkiki manada Ona iman eder. Sonra da Onun ilkeleri doğrultusunda salih amel işlemeye başlar. Böylece insan unutkan olmaktan çıkar, yakíni iman sahibi olur. İşte bu makam kul için 'zikir' makamıdır. Allah Teâlâ, Resulü Musa aleyhisselama ilk hitabı olarak şöyle ferman buyurmuştu: "Gerçekten Ben, Ben Allah'ım. Ben'den başka ilah yoktur; şu halde, Bana ibadet et ve Beni zikretmek için dosdoğru namaz kıl." (Taha, 14) Bu ayette Allah'ı zikretmek üzere namaz emrediliyor. Çünkü namaz, zikrin ve kulluğun bütün unsurlarını bünyesinde toplayan bir ibadettir. Namaz; hazırlığından tutunuz da sonundaki selama kadar her bir rüknü, her bir unsuru birer zikirdir. Kıyam, kıraat, ruku', secdeler, tesbihler, salavatlar, dualar ve diğerleri, zikirden başka bir şey değildir. Öyleyse en büyük zikir namazdır, zaten namazın bir ismi de zikirdir. Ancak namaz zikr'in bir şekli, bir bölümüdür. Zikir, namazı da içine alan çok daha kapsamlı bir ibadettir. Zikir ibadetinin yerine getirilmesinde belli bir şekli ve zaman kaydı yoktur. Bazı mutasavvıflar tarafından gizli mi, açık mı, toplu halde mi, tek başına mı yapılmalı? Gibi tartışmalara da ihtiyaç yoktur. İslam, mü'minlerin nasıl ibadet edeceklerini göstermiştir. Emredilen ibadetlerin dışında dileyen, bid'at olmamak şartıyla, selefi salihin'in yaptığına ters düşmemek kaydıyla, istediği kadar ve istediği zaman zikrini yapabilir Ancak şunu da belirtmek isteriz ki, İslam'ı bize öğreten Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellemin ve ashabının hayatında, kol kola verilmiş bir şekilde, yatıp kalkarak, bağırıp çağırarak, kendinden geçerek bir zikir yapma şekli yoktur. İlla zikir yapılacaksa bu şekilde yapılmalıdır diye onu belli kalıplara dökmek zikrin alanını ve mefhumunu daraltmaktan başka bir şey değildir. Kur’an-ı Kerim, bilinçli müminlerin vasıflarını anlatırken şöyle buyurmaktadır: "Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah'ı zikrederler, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünüp tefekkür derler: Ey Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru! Derler."  (Ali İmran: 191) Allah'ı zikretmekten yüz çeviren insan, şeytanın saldırılarına açık olur. Çünkü zikir, kalbi, şeytanın vesveselerinden koruyan bir zırh gibidir. Allah'ın zikrini terk eden bu korumadan yoksun kalır. Kur'an-ı Kerim'de bu husus şöyle açıklanmaktadır: "Kim Rahman'ı zikretmekten gafil olursa, yanından hiç ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz. Şüphesiz bu şeytanlar onları doğru yoldan alıkoyarlar da onlar, kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar. O şeytan dostu kimse, en sonunda bize gelince arkadaşına: Keşke benimle senin aranda doğu ile batı arası kadar uzaklık olsaydı, sen ne kötü arkadaşmışsın! Der." (Zuhruf, 36-38) Zikir, kalpleri itmi'nana erdiren, doyuran, iştahların aç gözlülüğünü gideren, susuzları suya kandıran, akılları hedefine ulaştıran bir ibadettir. Zikir kul için uyanıklıktır, şuurdur, bilinçtir, disiplinli ve düzenli bir hayattır. Zikir takvaya ulaştırır, takvayı öğretir, takvaya arkadaş eder. Zikir şuurları diri tutar, kalpleri gafletten korur. Zikir ilaçtır, iksirdir, ab-ı hayattır, canlara can katan merhemdir. Zikir yoksullukları kanaat zenginliğine, yalnızlıkları ebedi dostluğa, mahrumiyetleri ilahi ilgiye dönüştürür. Zikir dünyalık korkuları giderir, endişeleri umuda çevirir, boş hayalleri götürür; onun yerine solmaz gerçekleri yerleştirir. Zikir boş kuruntular yerine Allah'ı bilme, takdir etme, önünde kul gibi eğilme ve O'ndan isteme cesareti arama ümidini verir. "Dikkat edin, kalpler ancak Allah'ın zikriyle mutmain olur (huzura kavuşur)." (Ra'd, 28) "Kim benim zikrimden yüz çevirirse şüphesiz onun için sıkıntılı bir hayat vardır ve biz onu, kıyamet günü kör olarak haşredeceğiz." (Taha: 124)
Mehmet Şenlik

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS