İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Bir borcumuz var bizim

2011-02-26
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

O seni yetim bulup barındırmadı mı?”(1) ve “Öyleyse sakın öksüze kötü muamele etme”(2) hitabının muhatabı olan bir peygamberin ümmetiyiz biz… Yani bir Yetim Peygamber’in, anne-baba sevgisinden, şefkatinden, bakım ve koruyuculuğundan mahrum kalmış, ama Allah (cc)’ın yardımıyla sevginin odağı olmuş bir peygamberin takipçileriyiz hepimiz. Genelde toplumun, özelde bir davanın, daha özelde aile ve akraba çevresinin şefkat ve merhamet duygularını kabartması beklenen önemli kesimdir yetimler… Daha açık bir ifadeyle, korunması ve üzerinde titrenmesi gereken latif emanetlerdir yetimler, rabbimizden bize bırakılan… Kalbimizde insanlığa, sevgiye, şefkat ve merhamete dair duygular barındırdığımızı, eminlik vasfına liyakatimizi, yardımlaşma ve dayanışma ahlakına sahip olduğumuzu test eden bir imtihandır yetimler aynı zamanda… Dünyadan ahrete uzanan kısacık yolculuğumuz sona erdiğinde, önümüze çıkacak o zor geçidi” aşmak için bir can simididir yetimler bizim için… “O zor geçidin ne olduğunu sen bilir misin? O geçit, bir köle ve esir azat etmek yahut açlık gününde, yakını olan öksüzü yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır.”(3) diye buyuran Rabbimiz; yetimlerin, ahirette zorlukları kolaylaştıran ya da daha da zorlaştıran bir unsur olduğunu sermiştir gözlerimizin önüne… Peygamberi yetim olan, peygamberinin gidişiyle toptan yetim kalan bir ümmetin fertleriyiz hepimiz… Yetimliğin acısını, yetimliğin yüreklerdeki iz düşümünü, kulakların ‘baba’ kelimesine olan duyarlılığının genzin yanmasına, gözlerden süzülen yaşlara, kalpte oluşan sızıya dönüştüğünü en çok bilmesi gerekenler bizleriz bu yüzden… Her bir yetim çocuğu gördüğümüzde, Âlemlerin Efendisi’nin yetim ve öksüzlüğüne bin ayrı gözle ağlayıp onun hatırına başını okşamıyor, sevgi ve şefkatle bağrımıza basmıyorsak eğer… Yüzünü güldürecek bir dost eli, gözyaşlarını silecek bir mendil olamıyorsak eğer… Karnı açken, çocuklarımızla beraber doyuyorsak, üzerindeki eskimiş, yamalı elbiselerini, yırtık pabuçlarını görmezden gelip çocuklarımıza üst-baş alıyorsak ve ikişer-üçer çift ayakkabısı varsa çocuklarımızın eğer… Böyle bir vurdumduymazlığın, emanete ihanetin, katı kalpliliğin, vicdansızlığın hesabını nasıl vereceğiz acaba Yetim Peygamber’e?!.. Daha Peygamberlikten önce evinde barındırdığı çocuklar ve yetimlere olan şefkatinden dolayı “Ebu Yetema” yani “Yetimlerin Babası” diye ünlenen bir peygamberin ümmetinden oluşumuzun verdiği şefkat ve merhametin yetimlere yansıması, çok daha farklı olmalıydı oysa bugün… Yetimleri himaye etmek, onlara kol kanat germek ve ihtiyaçlarını gidermek dini bir zorunluluktur aynı zamanda… Yetimlere iyilik yapmak, Rabbimiz tarafından ısrarla tavsiye edilmiştir kutsal kitabımızda çünkü… “Yetimi itip-kakan, yoksulu doyurmaya yanaşmayan kimse”(4), “Dini yalan sayan”(5) kimse olarak adlandırılmışsa eğer Kur’an-ı Kerim’de, o halde dinimizdeki samimiyeti göstermek ve ahiret hayatına azık biriktirmek için yetimlere karşı duruşumuzu yeniden gözden geçirmeli değil miyiz acaba? “Ben ve yetime bakan kimse cennette şöyle yan yanayız” (6) müjdesi, yetimlerin cenneti kazanma iddiasındaki bizler için ne bulunmaz bir vesile olduğunu fısıldıyor yüreklerimize… Bu müjdeyle yüreklerimiz merhametle dolmalı ve gücümüzün el verdiği ölçüde, ardına kadar açılmalıdır yetimlere kapılarımız… Çünkü “Müslümanlar arasında en hayırlı ev, içerisinde yetim olan ve yetime de iyi muamele yapılan evdir. En kötü ev de, içinde yetim bulunup da ona kötü muamele yapılan evdir.”(7) Yetim Peygamber’in nazarında… Bundandır ki, bir davanın müntesibi olanların, İslam’a hizmetten sonraki en büyük görevleri, kol-kanat germek olmalıdır yetimlere… Uhrevi sevaplarına talip olmanın yanı sıra, onlara kendi çocuklarına duyduğu sevgi ve şefkati göstermek, bir zorunluluktur cemaat fertleri için… Çünkü bir davanın müntesibi olmak, aynı anlamı taşır ölümün kıyısında dolaşmakla… Her bir Cemaat mensubunun aklının bir köşesinde, her an Allah (cc)’a kavuşacağının ve kendi çocuklarının da yetim duruma düşeceğinin hesabı vardır ve olmalıdır bu yüzden… Böyle bir hesabı olanın, kendi dava kardeşinin emanetlerini, kendi çocuklarından ayırt etmesi düşünülebilir mi acaba? Zira bugün şefkat ve ilgiye muhtaç olan bu çocukların babaları da, sırf bizler çocuklarımızı rahatça öpüp koklayabilelim, evlerimizde korkusuzca oturup çocuklarımızı bağrımıza basabilelim, baba kucağından yoksun kalmadan çocuklarımızı büyütebilelim diye feda ettiler canlarını bir zaman önce… Feda ettikleri canları değildi sadece onların… Kundaktaki yavrularını, halen doğmamış çocuklarını, gelinlik kınaları daha solmamış eşlerini de feda ettiler kendileriyle birlikte… Feda ederken bir beklentileri vardı onların hiç şüphesiz… Geride bıraktıklarını sahiplenecek, onlara yokluğunun acılarını hissettirmeyecek, beşikteki yavrusunu kendisi gibi öpüp koklayarak bir baba sıcaklığıyla bağrına basacak emin ellerdi onların beklentileri… İman, İslam ve dava kardeşliğinin bu beklentilere cevap vereceğinin güveniyle, hiç tereddüt etmeden verdiler canlarını bu yüzden… Onlara karşı bir borcumuz var bizim… Sokakta gördüğümüz bir yetimin hüzün dolu gözlerine baktığımızda, yeterince ödemediğimizi hatırlayıp utanacağımız bir borcumuz var bizim… Bir vefa borcudur, bir kardeşlik borcu, dava sorumluluğunun üzerimize yüklediği bir borçtur bu… Bu nedenle bir sözümüz olmalıdır onlara, cennetten dünyaya yönelen gözlerini arkada bırakmamak için… İster şehid, ister mahkûm olsun, kendisini davasına kurban veren her dava kardeşimizin geride bıraktıklarına sahip çıkacağımız üzerine bir ahdimiz olmalı… Ve bir yeminimiz olmalı, acılı ve buruk her bir yetimin, her bir bacımızın dertlerine derman, yaralarına merhem, acılarına deva olacağımıza dair… Onları kendi çocuklarımız, kendi ev halkımız kadar, hatta daha aziz ve daha değerli göreceğimize dair bir sözümüz, bir ahdimiz, bir yeminimiz olmalı bizim… Her bir Müslüman bakıma ve himayeye muhtaç bir yetimi, bir öksüzü, bir yoksulu, bir fakiri, bir dul kadını himayesine alsa, ihtiyaçlarını giderse, kendi ev halkından biri gibi görse, rızkından bir azalma, malında bir eksilme, kazancında bir gerileme olmayacaktır kesinlikle… Bilakis Allah (cc) rızkını artıracak, malına bereket koyacak, gelirini çoğaltacaktır onların yüzü suyu hürmetine… “Biz onun için iki göz, bir dil ve iki dudak var etmedik mi? Biz ona eğri ve doğru iki yolu da göstermedik mi? Ama o, zor geçidi aşmaya girişemedi. O zor geçidin ne olduğunu sen bilir misin? O geçit, bir köle ve esir azat etmek yahut açlık gününde, yakını olan öksüzü yahut toprağa serilmiş bir yoksulu doyurmaktır.”(8) diye ferman etmişse Rabbimiz ve “Kim Müslümanlar arasından bir yetim alarak yiyecek ve içeceğine dâhil ederse, affedilmez bir günah (şirk) işlememişse, Allah (cc) onu mutlaka cennete koyacaktır.” (9) diye buyurmuşsa Resul-i Ekrem aleyhi’s-salatu vesselam, o halde yetim, öksüz, dul, fakir, yoksul ve muhtaçlara karşı görev ve sorumluluklarımızı bugünden daha iyi bir şekilde yerine getirmek için ne duruyoruz hala?!.
Naşit Tutar

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS