“De ki: Rabbim! ilmimi artır!” (Taha: 113)
Hz. Ebu Zer radiyallahu anh anlatıyor: Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bana dedi ki: “Ey Eba Zer! Allah’ın kitabından bir ayet öğrenmen yüz rek’at (nafile) namaz kılmandan daha hayırlıdır. Ve ilimden bir konuyu öğretmen -kendisi ile amel edilsin veya edilmesin- senin için bin rek’at namaz kılmandan daha hayırlıdır.” (İbn-u Mace)
İslam, tabiatı gereği onu kabul edip ona sarılan ümmete eğitimli olmasını, içindeki kültürlü olanların yüksek oranda olmasını, cahillerin düşük ya da sıfır oranda olmasını farz kılar. Çünkü bu dinin prensipleri öyle gerçeklerdir ki hikmet dolu bir kitaptan ve kapsamlı bir sünnetten çıkarılıyor. Bu prensiplerin çıkarılması da sadece okumakla olmaz aksine içinde bol miktarda zeki anlayışların, yüksek üslupların ve güzel edeplerin bulunduğu bir ümmet olmalıdır.
Doğrusu İslam için ilim, insan için hayat gibidir. Bu din ancak olgunlaşmış eğitime ve isabetli düşünceye sahip olanların yanında karar kılabilir.
Kur’an-ı Kerim’den ilk nazil olan ayetler Allah Teâlâ’nın Peygamberine (sallallahu aleyhi ve sellem) söylediği şu buyruktur:
Oku! Yaratan Rabbinin adıyla. O, insanı pıhtılaşmış bir kandan yarattı. Oku! Rabbin, en büyük kerem sahibidir. O Rab ki kalemle (yazmayı) öğretti. İnsana bilmedikleri şeyi öğretti. (Alak: 1-5)
İşte bu, kalemin değerini yükselten, ilmin kıymetini vurgulayan, gafil cahilliğe savaş açan ve okuyup öğrenecek her büyük adamın inşasına ilk tuğlayı yerleştiren ilk haykırıştır. (Huluk-ül Müslim: Muhammed Gazali)
Bu naslardan ve açıklamalardan İslam’ın cehalete tahammülünün olmadığını, cehaletle hep savaştığını ve cehalet ile hiçbir zaman barışmadığını anlıyoruz.
Ayrıca Kur’an-ı Kerim’de buyuruluyor:
Abdulkuddus Yalçın
- “Cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım!” (Bakara: 32),
- “Sakın cahillerden olma!” (En’am: 35),
- “Sana cahillerden olmamanı tavsiye ederim.” (Hud: 64)
Abdulkuddus Yalçın