Bediüzzaman Said-i Nursinin Risale-i Nur adlı eseri iman hakikatlerini ispatı dolayısıyla büyük önem ifade eder. O risalelerde bugünün insanının zihninde oluşan veya oluşturulmuş olan şüphe ve evhamlara akli deliller ile cevap verilerek imanda itminanın yolu gösterilir.
Bediüzzaman Said-i Nursi’nin Risale-i Nur adlı eseri iman hakikatlerini ispatı dolayısıyla büyük önem ifade eder. O risalelerde bugünün insanının zihninde oluşan veya oluşturulmuş olan şüphe ve evhamlara akli deliller ile cevap verilerek imanda itminanın yolu gösterilir. Bu deliller bilimsel verilerle ispat edilen deliller olmaktan ziyade aklın imani hakikatleri anlaması için ortaya konulmuş delillerdir. İmani gerçekleri akli delillerle ispat etme metodunda şüphesiz ki Bediüzzaman’ın onlarca selefi vardır. Lakin Bediüzzaman’ın bizim halkımızın insanı olması, insanımızın sorunlarını daha iyi algılama ve verilen örneklerde daha bir yakınlık hissettirmesi dolayısıyla bizler açısından önemi daha da büyüktür.
Ahiretin var olduğunu ispat etmek için kaleme aldığı 10. Söz yani “Haşir Risalesi”ni 1926`da Isparta’nın Eğirdir İlçesine bağlı Barla kasabasında kaleme alan Bediüzzaman hazretleri bir bahar mevsiminde Eğirdir Gölünün yakınlarında gezerken hatırına gelen "Şimdi bak Allah`ın rahmet eserlerine... Yeryüzünü ölümünün ardından nasıl diriltiyor. Bunu yapan, elbette ölüleri de öylece diriltecektir. O her şeye hakkıyla kadirdir" ( Rum Suresi 50. Ayet) ayetini defalarca yüksek sesle tekrar etmiş ve ondan sonra bu ayettin cilvelerini 10. Söz yani Haşir Bahsi olarak kaleme almıştır.
Bu risalede ele aldığı temsili bir hikâyeden yola çıkan Said-i Nursi, aşağıda derlediğimiz deliller sistemi ile haşrin gerekli olduğunu, ahiretin ise mutlaka var olması gerektiğini ispata yönelmiştir. Bu delilleri kısaca ele alalım...
YAZININ TÜMÜNÜ OKUMAK İÇİN TIKLAYIN!
Zülfikar Fırat