Ötelerden bir ses duyulur anne…
Duvarlar sessizce yürür üstüme,
Her gece yarısı kalkarım anne…
Hayalin canlanır bir rüya gibi,
Sesini duyunca ağlarım anne…
Kederli yüzünü gördüğüm gece,
Ateşler içinde yanarım anne…
Bakmaya doyamam nurlu yüzüne,
Hasret, bir demet gül içimde anne…
Dualarla süslü güzel sözüne,
Her zaman müştakım, dinlerim anne…
Geceler karanlık, gündüzler soğuk,
Gönüller daralmış, bakışlar donuk…
Zift dökülmüş gibi, karanlık gece,
Zindanda yaşamak çok garip anne…
Acı ve ıstırap, gözyaşı, çile,
Burada merhamet, şefkat yok anne…
Beton duvarlar hiç, acımasız bize,
Uzat ellerini, sar beni anne…
Zindan bir garip yol, biçilmiş çile,
Bu yoldan da geçmek nasipmiş bize…
Boş yere üzülme, artık gam yeme,
Nasipten öteye geçilmez anne…
Zindanda seneler geçip giderken,
İçimdeki hasret büyür gittikçe…
Şu fani dünyada yalansız seven,
Sevgini özledim, vefalı anne…
Mevsimler geçse de ömür bitse de,
Bugün dünya, yarın ahiret bize…
Bugünler de geçer, acılar biter,
Ellerimiz bir gün kavuşur anne…
Sabırla yoğrulur müminin aşı,
Sen öğrettin bize, sevdirdin sabrı…
Sabır mektebinde okunan çile,
Elbet bir gün olur, son bulur anne…
Yağmurda ıslanmış beyaz tülbendin,
Ziyaret sabahı beklerim anne…
Sen dua et yine, bütün kalbinle,
Bir gün olur, çıkar gelirim anne…
Yusuf Akyüz / İnzar Dergisi - Aralık 2013 (111. Sayı)
Yusuf Akyüz