İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

"Allahın zikri daha büyüktür."

2019-11-19
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

"Kitap'tan sana vahyolunanı oku; namaz kıl; muhakkak ki namaz hayâsızlıktan ve fenalıktan alıkor; şüphesiz Allah'ın zikri (Allah'ı anmak) daha büyüktür! Allah Yaptıklarınızı bilir." (Ankebut:45) Ebû Saîd El-Hudrî ve Ebû Hureyre’den (Radiyallahu anhuma) rivayet edil­miştir. Dediler ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyur­du: "Allah'ı zikretmek için (bir araya gelip) oturan bir topluluğu muhakkak ki, melekler çevreler, rahmet onları örter, üzerlerine huzur iner ve Allah Teâlâ oun­ları, kendi katında olanlara (meleklere) anlatıp över." (Müslim, Tirmizi) Zikr: anmak, hatırlamak, düşünmek, ifade etmek gibi manalara gelir. Zikrullah (Allah’ın zikiri): belli duaları, kelime ve ibareleri okuyarak Allah’ı anarak hatırlamak, onu unutmamak ve gaflette olmamaktır. Ehemmiyeti ve insan hayatındaki müsbet tesiri nedeniyle İslam zikre çok önem vermiş ve zikri her vesile ile teşvik etmiştir. "Ey iman edenler! Allah'ı çokça zikredin ve O'nu sabah-akşam tesbih edin." (Ahzab, 41/42) "…Siz beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim, anayım." (Bakara, 152) Zikir vesilesi ile kul Rabbini hatırlayarak, kudret ve azametini düşünerek ve O’nun her zaman hazır ve nazır olduğunu zihninde tutarak, emir ve yasaklarına hakkıyla riayet eder. Nefsin heva ve hevesine sorumsuzca tabi olmaz. Dili ilahi zikir ile ter-u taze olan kişinin imanı kuvvetli, Allaha güveni tam, kalbi huzur dolu ve tabiî ki daha çok merhametli, saygılı, alçak gönüllü ve çevresine faydalı olur. "Onlar ki iman etmiş ve kalpleri Allah'ı anmakla huzura kavuşmuştur. Dikkat edin, kalpler ancak Allah'ı anmakla huzura kavuşur." (Ra’d, 28) Girişteki ayet-i kerimede geçen "Allah'ın zikri daha büyüktür." Cümlesinin manası hakkında âlimler tarafından değişik görüşler ileri sürülmüştür. Konumuzla ilgili bazıları şöyledir: - Allah'ın zikri devam ile birlikte hayâsızlıktan ve fenalıktan nehyetmekte namazdan daha büyüktür. - Allah'ın zikri fahşa (hayâsızca işlenen çirkin işleri) ve münkeri nehyetme konusunda büyüktür. Ayet-i kerimede geçen "ekber" lafzı "kebir" manasına gelmiştir. - Allah'ın zikri günah işlemekten men eder. Çünkü Allah'ı zikredip O’nu hatırlayan kimse O’na muhalefet etmez. - İbnu Atiyye şöyle demiştir: Bana göre mana şöyledir: Allah'ın zikri mutlak sûrette daha büyüktür. Yani asıl fahşa ve münkerden nehy eden Allah'ın zikridir. Zira fuhuş ve münkeri bırakıp terketmek ancak Allah'ı hatırlayıp O’nu gözeten kişide meydana gelir. Bunun sevabı da Allah'ın onu zikretmesidir. Nitekim hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur: "Kim Beni nefsinde zikrederse ben de onu nefsimde zikrederim. Kim Beni bir toplulukta zikrederse Ben onu daha hayırlı bir toplulukta zikrederim." Asıl faydalı zikir ise şuurla ve kalbin hazır olup Allah'ın dışında her şeyden temiz olduğu anda yapılan zikirdir. (Kurtubi tefsiri) İbnu Hacer der ki: "Burada zikirden maksad kâmil zikirdir, bu ise dille zikrederken kalble hamdetmeyi ve zihnen de Allah'ın azametini tefekkür etmeyi beraberce sağlayan câmî bir zikirdir. İşte böylesi bir zikre hiçbir şey muâdil olamaz. Cihâd vs.'nin üstünlüğü sadece dille yapılan zikre nisbetledir. (Kütüb-i sitte açıklamasından) Demek ki zikrullahı böylesine değerli kılan, Allah’ı âdetâ görürcesine ve O’nun huzurunda olduğunu hissedercesine bir şuur haliyle yapılmasıdır. Dil Allah’ı zikrederken kalbin de ona katılması insanı âdeta melekleştirir. Hatta onun meleklerden de üstün bir seviyeye çıkmasına imkân hazırlar. Zira böyle bir şuur haliyle Allah’ı zikreden kimse, devamlı surette Rabbiyle beraber olduğu için ne bir fenalık düşünebilir  ne de elinden kötülük gelir.  (Riyazussalihin açıklamasından) Üstad Bediüzzaman rahmetullahi aleyh bu konuya şu şekilde değinmektedir: Ey aziz dostum şunu bil ki: Zikreden adamın İlahi feyzi celbeden değişik incelikleri vardır. Bir kısmı kalb ve aklın şuuruna bağlıdır, bir kısmı da şuursuz. Yani şuurlara tabi değildir. Hiç beklemediği ve düşünmediği yerden ortaya çıkar. Binaenaleyh gaflet ile yapılan zikirler dahi feyizden hali değildir. Ey aziz dostum şunu bil ki: Tohum olacak bir danenin kalbi, yani içi delindiği zaman, elbette sünbüllenip neşv-ü nema bulamaz, ölür gider. Aynen öyle "ene" ile tabir edilen enaniyetin kalbi, "Allah, Allah" zikrinin parıltı ve hararetiyle yanıp delinirse, büyüyüp gafletle firavunlaşamaz. Ve göklerin ve yerin yaratıcısına isyan edemez. O zikr-i İlahî sayesinde "ene (nefsin kibir ve gururu)" mahvolur. İşte Nakşibendîler, zikir hususunda metot edindikleri gizli zikir sayesinde kalbi fethederek, ene ve enaniyet mikrobunu öldürmeğe ve şeytanın emirberi olan nefs-i emmarenin başını kırmağa muvaffak olmuşlardır. Aynı şekilde Kadirîler de sesli zikir sayesinde tabiat tağutlarını tar û mar etmişlerdir.  (Mesnevi-i Nuriye) Evet, Allah Teâlâ'yı zikreden gönüller diri ve canlıdır. Diri olan kalbin sahibi de diri olur. Ebû Mûsâ el-Eş‘arî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Rabbini zikreden ile zikretmeyenin farkı, diriyle ölünün farkı gibidir." (Buhârî) "İçinde Allah’ın anıldığı ev ile Allah’ın anılmadığı evin farkı, diriyle ölünün farkı gibidir." (Müslim) Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Cenâb-ı Hakk’ın ism-i şerîfi ve zikr-i cemîliyle parıldayan mü’min gönülleri, damarlarında kan dolaşan diri vücutlara benzetmiştir. Allah’ı zikretmediği için paslanan ve mânevî kirlerle örtülen gafil kalbleri de ölülerin hareketsiz bedenlerine benzetmiştir. Demekki zikir kalplerin canı, ruhu ve hayatıdır. Günün muhtelif saatlerinde ibadet mecburiyetinin getirilmesi yani sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazlarının kılınması kalpleri diri tutmak içindir. Bu zorunlu ibadetler kalbin can suyudur. Kalbin daha huzurlu olması, mevlâsını daha fazla anmasıyla mümkündür. Kur'ân-ı Kerîm’de, Allah’a yönelen ve doğru yola eren kimselerden söz edilirken "Bunlar iman edip kalpleri Allah’ın zikriyle huzur bulan kimselerdir; haberiniz olsun ki, kalpler sadece Allah’ın zikriyle huzur bulur" [Ra‘d sûresi: 28] buyurulması bu gerçeği göstermektedir. Kalpleri kaplara benzetmek de mümkündür. Boş sandığımız bir kap, esasen boş olmayıp hava ile doludur. İçine sıvı doldurduğumuz zaman, kaptaki hava yerini sıvıya bırakır. Kalpleri de ya Allah’ın zikri veya şeytanın oyunları meşgul eder. Bunun değişmez bir ilâhî kanun olduğunu şu âyet-i kerîme açıkça göstermektedir: "Kim Allah’ın uyarısına karşı gözlerini kaparsa, yanından ayrılmayan bir şeytanı ona musallat ederiz" [Zuhruf sûresi: 36]. Demek ki kalpler hiçbir zaman boş kalmaz. Orayı ya zikrullah veya gaflet doldurur. Şu halde şeytana fırsat vermemek ve böylece gülleri hiç solmayan ebedî hayatı kazanmak için ebedî olan Allah’ın zikriyle gönülleri canlı ve diri tutmak gerekir. Müslim'in rivayetindeki "İçinde Allah’ın anıldığı ev ile Allah’ın anılmadığı evin farkı diriyle ölünün farkı gibidir" ifadesiyle Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem evin kendisini değil içinde oturanları kastetmiştir. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem "Namazınızın bir kısmını evlerinizde kılınız da oraları kabirlere çevirmeyiniz" buyurmuş ve kendi evi mescide bitişik olduğu halde, özellikle sünnet namazları evinde kılmıştır. Yine “Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz. Şüphesiz şeytan, içinde Bakara sûresi okunan evden kaçar” diye uyarmıştır. Şu halde evlerimizi canlandırmanın, oraları bir kabir olmaktan kurtarmanın yolu, içinde ibadet etmek, namaz kılmak, Kur’an okumak ve Allah’ı anmaktır. Allah’ı zikretmek, kurtuluşa ve büyük mükâfatlara nail olmaya vesiledir. "Nefsini temizleyen, Rabbinin adını anıp O'na kulluk eden kimse kuşkusuz kurtuluşa ermiştir" (A’la, 14/15) "Namaz bitince yeryüzüne yayılın; Allah'ın lutfundan rızık isteyin; Allah'ı çok anın ki saadete erişesiniz" (Cum'a, 10) "Allah'ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar var ya; işte Allah, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır" (Ahzab, 35) Ebû Ümâme radiyallahu anh anlatıyor: "Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki: "Kim yatağına temiz (abdestli) olarak girer ve uyku bastırıncaya kadar Allah'ı zikrederse gecenin herhangi bir saatinde uyanıp da Allah'tan dünya veya ahiret hayırlarından bir şey isterse Allah Teâlâ, istediğini mutlaka ona verir." (Tirmizî) Muâz bin Cebel radiyallahu anh diyorlar ki: "Kul, kendini Allah'ın azabından kurtarmada zikrullahtan daha tesirli bir ameli işlememiştir." (Muvatta, Tirmizî) Allah’ı zikretmek güçlü bir imana sahip olmaya, düşman karşısında başarı elde etmeye vesiledir: "Müminler ancak, Allah anıldığı zaman yürekleri titreyen, kendilerine Allah'ın âyetleri okunduğunda imanlarını artıran ve yalnız Rablerine dayanıp güvenen kimselerdir" (Enfal,2) "Ey iman edenler! Herhangi bir topluluk ile karşılaştığınız zaman sebat edin ve Allah'ı çok anın ki başarıya erişesiniz." (Enfal, 45) Allah'ın zikri ile meşgul olmak kişinin Allah tarafından sevildiğine işarettir. Allah-u Teâlâ'nın kulunu sevmesi “Kulu için hayrı murad etmesidir. Zira Allah, kulunu sevdiği zaman onu kendi zikir ve ibadetiyle meşgul ettirir, onu şeytandan muhafaza eder, tüm azalarını ibadetinde isti’mal ettirir, Kur’an-ı Kerim’i ve zikri dinlemeyi ona sevdirir, gayr-i meşru müzik ve çalgıları dinlemeyi nefret ettirir, Allah Teâlâ'nın haklarında: "Boş şeyleri işittiklerinde ondan yüz çevirirler." (Kassas: 55) buyurduğu kimselerden kılar ve gözlerini haramdan muhafaza eder. Onun bakışı tefekkür ve ibret için olup gördüğü tüm varlıkları yaratıcısının varlığına delil kılar.” Allah'ın zikrinden uzak kalmak töhmet altında kalmaya sebeb olur. "…(Münafıklar) Allah'ı pek az hatıra getirirler" (Nisa, 142) "…Sen bizi anmaktan yüz çeviren ve dünya hayatından başka bir şey istemeyen kimselere yüz verme" (Necm, 29) Ebû Hureyre radiyallahu anh anlatıyor: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdular ki: "Bir topluluk ki bir yerde oturur ve orada Allah’ı zikretmezler ve peygamberine salâvat getirmezlerse o toplantı onların günahlarını artırıp onlara vebal olur. Allah dilerse onlara azab eder, dilerse onları bağışlar." (Müsned, Tirmizî) Yine Ebû Hureyre radiyallahu anh anlatıyor: "Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki: "Kim bir yere oturur ve orada Allah'ı zikretmez (ve hiç zikretmeden kalkar) ise Allah'tan ona bir noksanlık vardır. Kim bir yere yatar, orada Allah'ı zikretmezse, ona Allah'tan bir noksanlık vardır. Kim bir müddet yürür ve bu esnada Allah'ı zikretmezse, Allah'tan ona bir noksanlık vardır." (Ebû Davud, Tirmizi) Allah-u Teâlâ her zaman ve tahir olan her mekânda zikredilir. Hz. Aişe annemiz radiyallahu anha'nın da söylediği gibi Efendimiz aleyhissalatu vesselam her fırsatta Allah’ı zikretmiştir. Yüce Allah şöyle buyuruyor: “Namazı kıldıktan sonra, Allah'ı ayakta iken, otururken, yan yatarken de anın” (Nisa, 103) Allah'ım bize hakiki manada zikretmeyi ve zikir vesilesi ile fahşa münkerden uzak durmayı nasib eyle! Âmîn!...
Abdulkuddus Yalçın

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS