صِبْغَةَ اللّٰهِ -1-
Hristiyanlar, bir çocuk olduğu zaman doğumunun yedinci gününde onu "ma'mûdî" adını verdikleri, sarı renkli bir suya sokarak vaftiz ederlerdi. Müslümanların çocuklarının sünnet ettirmeleriyle, onların bedenlerine dini bir damga vurmaları gibi; onlar da bu işlemi çocuklarına dini bir kimlik ve renk olarak değerlendirirlerdi. "Bu, sünnet etmenin yerine geçen temizlemedir” der, sonra da: "Çocuk ancak bu suya sokulup vaftiz edildikten sonra gerçek hristiyan olur" derlerdi. İşte Allahu Tealâ bunun üzerine bakara suresinin 138. Ayetini indirdi:[1]
صِبْغَةَ اللّٰهِۚ وَمَنْ اَحْسَنُ مِنَ اللّٰهِ صِبْغَةًۘ وَنَحْنُ لَهُ عَابِدُونَ
"Biz Allah'ın boyasıyla boyanmışızdır. Boyası Allah'ınkinden daha güzel olan kimdir? Biz ona ibadet edenleriz" (deyin).[2]
Sözlükte “boyamak, suya batırmak” anlamındaki sabğ (sıbğ, sıbağ) kökünden sıbga (boya, renk) ile Allah lafzından oluşan “sıbgatu’llāh“tamlaması “Allah’ın boyası” demektir. Cevherî bu terkibi “Allah’ın dini”[3], Râgıb el-İsfahânî ise “Allah’ın insanda yarattığı, onu diğer canlılardan ayıran akıl ve fıtratı”[4] diye tanımlamıştır. Dilciler Allah’a yaklaştıran her şeyi kastederek söz konusu terkibin “Allah’ın dini, şeriatı, hilkati” anlamlarına geldiğini de belirtmiş,[5] boyanın kumaşı süslemesi gibi dinin de onu benimseyen için bir tür ziynet olduğuna işaret etmişlerdir.[6] Sıbganın aynı mânalara gelen, fakat zamanla Filistinli Hristiyanların lehçesinde “vaftiz” anlamı kazanan Ârâmîce bir kökten gelmiş olması ihtimaline de işaret edilmiştir.[7]Taberî söz konusu terkibînde “Allah’ın insan fıtratına yerleştirdiği hak din”[8], Zemahşerî terkibin “Allah’ın arındırması”[9] Fahreddin er-Râzî “Allah’ın dini, insanın yaratılışına koyduğu fıtratı”[10] manasına geldiğini söylemişlerdir.
Şu kâinatta her şeyin bir rengi vardır. Cenabı Allah her şeyi bir renkte yaratmıştır. Allah’ın isimlerinden biri de “El-Musavvir”dir. El-Musavvir, tüm mahlûkatın biçimini, renklerini, takdir eden demektir.
اَللّٰهُ الَّذ۪ي جَعَلَ لَكُمُ الْاَرْضَ قَرَاراً وَالسَّمَٓاءَ بِنَٓاءً وَصَوَّرَكُمْ فَاَحْسَنَ صُوَرَكُمْ وَرَزَقَكُمْ مِنَ الطَّيِّبَاتِۜ ذٰلِكُمُ اللّٰهُ رَبُّكُمْۚ فَـتَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَم۪ينَ “Allah, yeryüzünü sizin için karar kılma yeri, göğü de binâ yapan; size şekil verip de şekillerinizi güzel kılan ve sizi temiz şeylerle rızıklandırandır. İşte Rabbiniz Allah! Âlemlerin Rabbi Allah ne yücedir!”[11] Her bahar mevsiminde, Musavvir olan Allah, yeryüzünü renkten renge boyar. Baharda yeryüzünü yeşil renge boyayan Allah, onu güzün sarıya, kışın beyaza boyar. Bir kitabın değişik renklerdeki sayfalarını çevirdiği gibi, kâinat sayfalarını da renkten renge çevirir. İnsanlar, ressamların yaptığı tabloları, tabiatta Allah’ın yarattığı ilahi manzaraların taklidi olan, cansız, ruhsuz, kokusuz manzaraları hayret ve hayranlıkla temaşa ederlerken, Allah’ın kâinatta yarattığı ve o ressamların ilham kaynağı olan bu canlı tabloya, onların orijinaline bigâne kalırlar.
Kâinattaki varlıklar gibi, cenabı Allah, insanları da renk renk yaratmıştır. İnsanların ten renkleri farklı farklıdır. İnsanların derilerinin rengi gibi ahlak ve yaşantılarının da bir rengi vardır. 28 Şubat sürecinde, tüm mal varlıklarına el konulan dindar Müslümanlara, yeşil sermaye denmesinin sebebi de budur. Yeşil, kırmızı, bir de hem yeşil hem de kırmızı olanlar var. Peygamber Efendimiz (a.s.v.) döneminde rengin ne senin? denildiğinde Yahudi mi yoksa Hıristiyan mı olduğu öğrenilmek isteniyormuş.
Estetik ameliyat sektörü ve makyaj sektöründeki gelişmelerle insanlar, kendi ten renklerini ve vucüt şekillerini değiştirmek suretiyle olduklarından farklı bir şekilde görünmek istemişlerdir. Onlara göre bu yaptıkları değişiklik onları gençleştirecek. Kendileri de, bunun böyle olduğuna kendilerini inandırmışlardır. Yüzleri gençleşmiş olarak gözükseler de yürümekten dahi aciz oluşları, onları ele vermektedir. Değişim sadece yüzün şeklini değiştirmekle olmamaktadır.
İnşallah, bir dahaki ayda kaldığımız yerden konumuza devam edeceğiz. Bir dahaki ayda buluşuncaya dek Allah’a emanet olun. Dualarınızda bu kardeşinize de yer vermenizi istirham ediyorum.
Kaynakça
1 el-Vâhidî, Esbâbu'n-Nüzûl, s. 33
2 Bakara 138
3 Cevheri Es-Sihah, “s-b-ğ” maddesi
4 El-Müfredat, “s-b-ğ” maddesi
5 Lisanul Arab, “s-b-ğ” maddesi
6 Kāmus Tercümesi, c.2, s.712
7 TDV Ansiklopedisi, c.37, s.85
8 Câmiu’l-beyân, 1, 570-572
9 el-Keşşâf, 1, 195
10 Mefâtîĥu’l-ġayb, 4, 86-87
11 Mümin 64
[1] el-Vâhidî, Esbâbu'n-Nüzûl, s. 33
[2] Bakara 138
[3] Cevheri Es-Sihah, “s-b-ğ” maddesi
[4] El-Müfredat, “s-b-ğ” maddesi
[5] Lisanul Arab, “s-b-ğ” maddesi
[6] Kāmus Tercümesi, c.2, s.712
[7] TDV Ansiklopedisi, c.37, s.85
[8] Câmiu’l-beyân, 1, 570-572
[9] el-Keşşâf, 1, 195
[10] Mefâtîĥu’l-ġayb, 4, 86-87
[11] Mümin 64
Mühacid Haksever
Mühacid Haksever