İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

ALLAH’A VE HAYRA ÇAĞIRANLAR

2022-03-08
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Bizim buralarda Cuma sohbetleri adında haftada bir gün düzenlenen herkese açık sohbetler var. Mahallenin dini duyarlılığı olan sakinleri, bu sohbetlere iştirak eder, imanlarını tazelemeye gelirler. İman tazelenir mi diye sormayın. Evet, iman da pas tutar ve zaman zaman yağlanmaya ihtiyaç duyar. Uzun bir demlenme süresi geçirmişse yeniden demlenmesi, tazelenmesi gerekir. Müslüman kişi de zaman zaman sorun teşkil eder, sorun olur. Bunun sebebi de iman çarklarının pas tutmasından kaynaklanır. İşte böylesi hallerde Müslümandan gıcırtılar gelmeye başlar. Sorun olmaya başlar ve sorunların parçası veyahut parçaları olurlar. Yağlanmazsa çatırdamalar baş gösterir. Eğer bizden gıcırtılar veya çatırdamalar geliyorsa en yakın sanayi hükmünde olan dini sohbetlerin yapıldığı derneklere uğramalıyız. Gidiyoruz ama pek bir faydasını görmüyoruz, diyorsanız yazının son bölümünde size kötü bir haberim olacaktır. İmkânlar elverdiğince bu sohbetleri kaçırmamaya çalışırım. Geçen ayın cuma vaizi genç bir imamdı. Birkaç ayet okuyup tefsirlerini yaptı. Bir ayet dikkatimi çok çekti. Uzun yıllarımızı zindanda geçirdiğimiz, toplumsal hayattan yıllarca uzak kaldığımız için olsa gerek bu ayet bu kadar çok dikkatimi çekmemişti. Sanki ilk kez dinliyor gibiydim. Zindan hayatı Allah’a çağırmaya fazla müsait olmayan, -fazla müsait olmayan dedim- bir mekândır. İşte bu yüzden genç vaizimizin okuduğu ayet daha doğrusu ayette geçen “Allah’a çağıranlar” ibaresi dikkatimi çok çekti.  ومن أحسن قولا ممن دعا الى الله وعمل صالحا وقال انني من المسلمين  Allah’a çağıran, dine ve dünyaya yararlı iş yapan ve “Ben Müslümanlardanım” diyenden daha güzel sözlü kim vardır? (Fusilet 33) Zaman zaman sıkıntılarımızın olduğunu söyler dururuz, eskisi gibi tebliğ faaliyetlerimizin olmadığını, eskisi gibi Allah’a pek çağırmadığımızı söyler dururuz, aktifleştirme butonumuzun bozuk olduğunu söyler dururuz, artık mekanik olmadığımızı statik olduğumuzu söyler dururuz, üzerimize bir tembelliğin çöktüğünü söyler dururuz. Nasıl olmasın ki? Allah’a çağırmaktan, hayra çağırmaktan vazgeçmişiz. Yani rotamızı şaşırmışız. Allah’a çağırmanın, hayra çağırmanın manevi bir getirisi vardı. Bu noktaya riayet etmeyince de Allah’a çağırmamanın bizden götürüsü oldu. Mesele bu. Allah’ın belalarıyla karşılaşmazsak o da bir kazanımdır. İster psikolojik olsun ister sosyolojik olsun birçok belki de her rahatsızlığımızın temelinde okumama sorunu yatar. Çünkü ruhu besleyen ana su kaynağı, bedeni harekete geçiren dil okumaktır. İlk ayetin “Oku” emriyle başlaması tesadüf olamaz. Her şey oradan başlar. Sonra Hira’dan çıkılır ve sahaya inilir. Okumak veya oku emri arabadaki kontak mesabesindedir. Yolculuk, hareket, korna, tekerlerin dönmesi ve sair şeyler o kontak çevirme işleminden sonra ortaya çıkar. İşte okumak da aynı şekilde bizde bazı aktiviteleri otomatikman oluşturur. Okuma yapmayan ruh beden kafesinde sıkılır. Onun gıdası okumaktır. Okumayınca Allah’a çağırmayı da bilemeyiz veya unuturuz. Allah’a çağırmayı bilmezsek ortalığın karışmasından şikâyet etmemeliyiz. İsra Suresinde geçtiği üzere bize  إقرأ كتابك denilmeden önce uslu uslu bu dünyadaki kitaplarımızı okusak bizim için yararlı olacaktır. Bir arkadaşımdan duydum, şöyle diyordu: “Bir komşumuz vardı. Hoşuma giden güzel bir kitabı ona vermek istedim. Al şu kitabı oku, dedim. Kabul etmedi. Sebebini de hemen söyledi. Okursam sorumluluğum artacak” Allah’a çağırmayı bilmenin de önemli bir nokta olduğunu belirtmek durumundayız. Şöyle ki; قل هذه سبيلي أدعوا الى الله على بصيرة انا ومن اتبعني Dedi; bu benim yolumdur. Ben ve bana tabi olanlar insanları ha yallah körü körüne değil, basiret üzere delillere dayanarak ve ne yaptığımızın farkında olarak Allah’a çağırıyoruz. (Yusuf Suresi 108) Öyle miyiz? Şu bir gerçek ki bazılarımızın Allah’a çağırmasının öyle bir şekli var ki… Keşke bu yazıyı Allah’a çağıran kaç kişi kaldık ki? Diye bitirebilseydim… Önemli Not: Eğer bizi Allah’a çağıranlar, hayra çağıranlar oluyorsa ve hiç etkilenmediğimizi düşünüyor isek size kötü bir haberim var. Kur’an’ın delaleti ile eğer Allah’ın ayetleri ve uyarılar bize fayda vermiyorsa durumumuz iyi değildir.  
inzar

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS