İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

Ahîlik ve günümüz problemleri

2019-10-29
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

Ahîlik, “13. yüzyılda Anadolu’da görülmeye başlayan ve bir süre sonra Osmanlı Devleti’nin kurulmasında önemli rol oynayan dinî-içtimaî teşkilat” olarak tanımlanır. Temelde Kuran’a ve Hz. Peygamber’in sünnetine dayandırılan prensipleriyle Ahîlik, İslami anlayışa doğrudan bağlı olup tasavvufta önemli bir yeri bulunan ‘uhuvvet’i (kardeşliği) hatırlatmasından dolayı kolayca yayılmış ve kabul görmüştür. Ahîlik, İslam iktisadi hayatının müesseseleşmiş bir örneği olarak görünmektedir. ‘Ahîlik’, Arapça ‘erkek kardeş’ anlamına gelen ahî kelimesinden doğmuştur. Ahîlik, 5. yüzyıldan itibaren Türkistan’da Maveraün Nehir’de gelişip yaygınlaşmıştır. Bununla birlikte, Ahilik’teki önemli dönüm noktalarından biri de 13. yüzyılda Ahi Evran’ın ilk defa Kırşehir’de kurduğu Ahi Teşkilatının kısa zamanda Anadolu’ya yayılmasıdır. Ahîlik, temel kaynakları olan fütüvvetnâmelerde yer alan insani erdem ve prensipleri benimsemek ve savunmak esasına dayalı, bireylerin kişilik ve ahlak bakımından da donanımlarını amaçlayan bir kurumdur. Burada sözü edilen fütüvvet; soy temizliği, mertlik, yiğitlik, gençlik, delikanlılık, cömertlik, el açıklığı ve eski esnaf teşkilatı anlamlarına karşılık gelmektedir. Ahîlik, 13. yüzyıldan itibaren yaklaşık 500 yıl Anadolu’da etkili olmuş bir teşkilattır. Ahlaki, askeri ve siyasi alanlar ile birlikte, özellikle sosyal ve ekonomik alanlarda oldukça etkili olan bu teşkilat; günümüzün sosyal güvenlik kuruluşları, esnaf ve sanatkâr odaları, kooperatifçilik, sendikacılık, belediyecilik gibi teşekküllerin işlevlerini görmekle beraber bütün bunların ötesinde, iş ahlakını şekillendiren bir kurum olarak önemli işlevler görmüştür. Hem Selçuklu, hem de Osmanlı sultanlarından bazılarının vezirleriyle birlikte bu teşkilata üye oldukları bilinmektedir. Sadece padişahlar değil, devlet adamları, kadı, müderris ve muhtelif tarikat şeyhlerinin Ahîlik teşkilatının üyesi olması, bu teşkilatın güçlenmesine katkıda bulunmuştur. Anadolu’da Ahîlik teşkilatına ilk giren 1. İzzeddin Keykavus’tur. Daha sonra oğlu 1. Alaaddin Keykubat ise Şeyh Şihâbeddin Ömer Sühreverdi’nin vesilesiyle Ahîlik teşkilatına girmiştir. Sultan Alaaddin Keykubat’ın bu teşkilata girmesiyle çevresindeki insanlar da bu teşkilata girmişlerdir. Ayrıca, Osman Gazi, Orhan Gazi, Şehzade Süleyman, 1. Murat gibi hükümdarların, Ahî lideri olmasının, ahîliğin gelişip kuvvet kazanması ve hatta siyasi güce kavuşmasında etkili olmuştur. Ahîlik, insanı bir bütün olarak ele almış ve onu bütün yönleriyle birlikte geliştirmeyi amaçlamıştır. Bu sebeple Ahîlik, insanın sadece uhrevi hayatını değil, ekonomik, sosyal ve kültürel hayatını kapsayacak biçimde dünyevi hayatını da düzenlemiştir. İlk bakışta bir meslek örgütü gibi görünen, ancak incelendiğinde pek çok toplumsal hususu içerisinde taşıyan bir sivil toplum kuruluşudur. Ahî teşkilatının; toplumun birlik ve beraberliğini, refah ve düzenini sağlayan, halkın maddi ve manevi problemlerini çözen; bunun yanında dönemin şartlarına binaen ortaya çıkan ihtiyaçları karşılayan ve boşlukları doldurmaya çalışan bir kurum olduğu bilinmektedir. Ahîliğin temel felsefesi, doğru, güvenilir ve emin insan olma bağlamında “insanın eline, diline, beline sahip olması”dır. Bu yaklaşım, Ahilerin dünya ve ahiret mutluluğu için dengeli bir hayat sürmelerini sağlamıştır. Ahilik kültürünü alan bireyler, dayanışmacı bir ruh yapısına sahiptirler. Ahîlik, üretmeden tüketmeye, ihtiyaç fazlasını tüketmeye, israfa, güçlünün zayıfı sömürmesine, haksız kazanç sağlamaya, insanları kandırmaya karşı olan bir sistem üzerine kurulmuştur. Dolayısıyla iş gücünün, tüketicinin ve tabiatın sömürülmemesi, aralarında adalet ve denge ilkeleri korunarak ve haksız rekabetin önüne geçilerek, bireysel ve toplumsal huzurun sağlanmasına çalışılmıştır. Ahîlik Teşkilatı’nda, bireye önce insani ve ahlaki değerler öğretilir, daha sonraki aşamalarda ise, meslek eğitimine geçilirdi. Meslek eğitiminde ise teoriden çok “yaparak ve yaşayarak öğrenme” yani pratik boyutu ön plandaydı. Ahîlikte, bilinçli ve sosyal sorumluluğu gelişmiş insan yetiştirilmeye özel bir önem verilmiştir. Bu sistemde, “çalışmak, öğrenmek ve olgun insan olmak” için özel çaba gösterilmiş ve “biri olmadan diğerinin de olamayacağı” yani (ihvaniyet) anlayışı benimsenmiştir. Ahîlik modelinin temelinde insanların birbirini sevmesi, değer vermesi, yardım etmesi, fakir ve yoksulu gözetmesi, iş hayatında ve alış-verişte ahlaki kuralları ölçüt alması temel ilke olarak benimsenmiştir. Günümüz toplumlarında güven ortamını zedeleyen, insanları birbirine düşürüp, düşman eden en olumsuz unsurların başında dedikodu gelmektedir. Dolayısıyla, insanların olumlu yönlerinden çok, hata, eksik ya da kusurlu yönlerinden bahsetmek, onları birbirlerinden uzaklaştırıp düşmanca duygular beslemelerinden başka bir işe yaramamaktadır. Ancak, Ahilikte ise, sır tutmak önemlidir. Sır tutmayı bilen dedikodu etmez ve ettirmez. Örneğin, 1767’de, Ahî teşkilatının bir üyesi olan Hacı Hüseyin’in teşkilat mensupları arasında dedikodu yapması ve esnafı birbirlerine düşürücü davranışlarda bulunması nedeniyle Ahîlikten ihraç edilmiştir. Ahîlik aynı zamanda, birbirini seven, birbirine saygı duyan, yardım eden, fakiri gözeten, yoksulu barındıran, işi kutsal, çalışmayı ibadet sayan bir esnaf ve sanatkâr teşkilatıdır. Dolayısıyla, bu bakış açısında olan kişi manevi olarak yaşamaktan zevk alacak ve psikolojik şiddet yaşamayacaktır. Ahî, kendisine güvenilen, sözüne inanılan kişidir. Davranışlarında yapmacılık, dilinde yalan, yüzünde maske yoktur. Ayrıca, çıkar sevdasında olmadığından kimseye boyun eğmez. Başkalarının hakkını da kendi hakkı gibi korurdu. Günümüzde çok nadir bulunan bir ticari ahlak çizgisidir bu. Hatta günümüzde “yalan olmadan ticaret yapılmaz” anlayışı hâkimdir. Ahîlik Teşkilatı’nda güler yüzlü olmak esastır. Bu çerçevede, Ahî, bir umut kaynağıdır. Yanına her kim düşünceli, kaygılı ve üzüntülü gelse oradan rahatlayarak çıkacaktır. Dolayısıyla, Ahîlikte, başkasının psikolojik sorunları çözme yönünde bir çaba vardır. Günümüzde de, çalışma ortamında böyle kişilere ihtiyaç vardır. Davet ve davetçilik misyonu her daim ahîlerin üzerinde hâkim idi. Ahîlik Teşkilatı’nda güven kazanmak oldukça önemlidir. Hem müşteriye hem de çalışma ortamındaki diğer bireylere güven vermek Ahîliğin önemli bir özelliğidir. Dolayısıyla, günümüz çalışma ortamında da örgütsel güven olarak karşımıza çıkan bu durum, çalışma ortamındaki psikolojik atmosferi önemli ölçüde etkilemektedir. Güvenin tesis edilemediği bir yerde huzur ve sekinet yoktur. Ahî, hırsının esiri olmayan elindeki ile kanaat etmeyi bilen kişidir. Günümüzde de çalışma yaşamında hırsa kapılıp kanaatkârlık göstermeyenler daha fazla stres yaşamaktadır. Sabır gibi sadakat de bir Ahîde olması gereken temel değerlerdendir. Sadakat, öğrenmeye ve başarıya giden yolun temel unsurlarındandır. Sadakat olmaksızın uzun soluklu çalışma sağlanamaz, dolayısıyla, günümüzde de ticarette güvene götüren unsurlardan biri de sadakattir. Ayrıca, bireylerin, birbirinin kusurunu arayarak, ayıplarını ve eksikliklerini ortaya çıkarıp ifşa etmesi, rakibini yok etmeye çalışması, iş hayatımızın en önemli problemlerinin başında gelmektedir. Ahîlikte ise, esnafın birbirine “köstek olma yerine destek olma esası” benimsenmiş ve olumsuz davranış sergileyenler ise, sürekli kınanmış ve lanetlenmiştir. Özellikle, mobbing davranışının temelini teşkil eden düşmanlık ve kin beslemek, Ahîlik de yoktur. Öyle ki, Ahîliğin beslendiği İslam ahlak sisteminde, kişinin kendisine gelmeyene gitmesi, kendine zulüm edeni affetmesi, kendisine vermeyene vermesi ve kendisine kötülük yapana iyilik yapması tavsiye edilir.  Yani Ahîlik teşkilatının temel prensiplerinden birisi de affedici olmaktır. Ahî, doğruluk ve dürüstlüğünden emin olunan kişidir. Eli eksik tartmaz, hak olmayana uzanmazdı. Yalan bilmez ve iftira etmezdi. Ahîlikte doğruluktan asla taviz verilmemiş, aksi davranışlar cezalandırılmıştır. Örneğin, kalitesi bozuk mal üretmek, tüketiciyi aldatmak, yüksek fiyatla mal satmak Ahîlikte en büyük suçlar arasında sayılmış ve cezası birlikten çıkarma olarak uygulanmıştır. Bu tür davranışlarla cezalandırılan suçlulara da “Yolsuz” denilmekteydi. Günümüzde kullanılan yolsuzluk kelimesi de buradan gelmektedir. Ahîlik Teşkilatı’nda çırak olmak için bir ustanın yanında işe başlayan gence, iki tane de yol kardeşi seçilirdi. Böylece, bu gençler arasında ömür boyu sürecek bir kardeşlik başlardı. Yol kardeşliği ile Ahilik kurallarına olan bağlılık yol kardeşlerinin birbirinden sorumlu olması yoluyla denetim altında tutuluyordu. Günümüzde ise, işletmeler, yol kardeşliğini, “Buddy Building” adı altında uygulamaktadır. Bu sistemde, işe başlayan herkese, şirkete adım attığı andan itibaren, önceden belirlenen tecrübeli bir personel eşlik etmektedir. Ayrıca Ahîler, yanlarında çalışan çırak ve kalfalara emekleri sömürülecek varlıklar gibi değil, yetiştirilecek ve ileride işyeri açabilecek bir insan gibi bakmışlardır. Günümüzde ise tam tersi bir durum mevcut olup işçi bir sömürü elemanı gibi görülmektedir. Ahîlik Teşkilatı’nda, ilişkiler, mesainin bitmesi ile sona ermemekte, mesai sonrasında da devam etmektedir. Bu ilişkilerin sürdürüldüğü mekânlar ise, “Yâran Odaları” olmuştur. Bu mekânlar, özellikle, mesai sırasında konuşulamayan sorunların rahatlıkla dile getirildiği ortamlar olmuştur. Günümüzde de iş esnasında konuşulamayan gerek iş ile alakalı gerek özel hayat ile alakalı problemlerin konuşulabildiği Yâran Odaları misali sosyal etkinliklere ihtiyaç duyulmaktadır. İşveren ile işçi arasındaki ilişki bu münasebet ile daha fazla artmakta ve yakınlaşılmaktadır. Ahîlik Teşkilatı, çalışanların sanat ve zanaat erbaplarının iş ve sosyal güvenliğini korumayı amaçladığı için, işsizliği de önlemiştir. Bu çerçevede, her yeteneğe bir iş bulma, her yeteneği ilerleyebileceği son aşamaya kadar desteklemek Ahîliğin önemli bir amacıydı. Ve daha üst tarafta sıralayamadığımız birçok husus Ahîliğin özellikleri arasında idi. Sonuç olarak; Ahîlik Kurumu, tarih boyunca sahip çıktığı değerler doğrultusunda var olmuş ve aynı zamanda bu değerleri gelecek nesillere aktarma gayreti göstermiştir. Bu doğrultuda, günümüz çalışma hayatındaki problemlerin çözümünde bu değerlere sahip çıkma gereği apaçık ortadadır. Çünkü zaten bu değerler, Batı dünyasındaki gelişmeler paralelinde dolaylı olarak bizlere aktarılmaktadır. Önemli olan da, bu değerleri Batı değerleri olarak değil, kendi öz değerlerimiz olarak kabullenmek ve hayata geçirmektir. İlgili değerlere sahip çıkan ve uygulayan hiçbir toplum, bundan zarar görmemiştir. Dolayısıyla, yozlaşılan ve insani değerlerin kaybolduğu günümüz toplumsal yaşamımız, doğruluk, dürüstlük, ahlak ve kalite kavramlarının tekrar içlerinin doldurulması ile hayat bulacak, çalışma yaşamı da bu süreçten olumlu etkilenecektir. Sözümüzü Ahi Evran-ı Velinin bu teşkilata girenlere verdiği öğütler ile nihayete erdirmek istiyoruz. Nitekim bunlardan ilk üçü kapalı olmayı diğer üç tanesi de açık olmayı öğütler.  Bunlar:
  • Elini açık tut,
  • Sofranı açık tut,
  • Kapını açık tut,
  • Gözünü bağlı tut,
  • Dilini bağlı tut,
  • Belini bağlı tut.
Bu münasebet ile Ahîlik Haftanızı (14-21.10.2019) kutlar, İslami ahlak ile ahlaklanan bir ticari ve mesleki hayat temenni eder ve örnek olması münasebetiyle Ahîlik ruhunu yaşayarak diriltmek dileğiyle Allah’a emanet olunuz.
inzar

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS