İnzar Dergisi İnzar Dergisi
E-dergi
Giriş Yap
İnzar Dergisi İnzar Dergisi
  • Kurumsal
    • Hakkımızda
    • Künye
    • Banka Hesapları
  • Abonelik
  • Sayılar
    • 237. SAYI
    • 239. SAYI
    • 240.SAYI
    • 241.SAYI
    • 242.SAYI
    • 247. SAYI
    • 248.SAYI
    • 252.Sayı
    • 253.SAYI
    • 254.SAYI
    • 255.sayı
    • 256.SAYI
    • 257.SAYI
    • 258. Sayı
    • 259. SAYI
  • Konular
    • Öykü | Deneme
    • KİTAP
    • PORTRE
    • AİLE
    • EKONOMİ
    • Bilim | Sağlık | Teknoloji
    • MAKALE
    • GEZİ YAZISI
    • RÖPORTAJ
    • DENEME
    • ŞİİR
    • DİĞER YAZILAR
    • MİSAFİR YAZAR
  • Başyazı
  • Yazarlar
    • Faik Enes Demir
    • Zülküf Er
    • Özkan Yaman
    • Bildane Kurtaran
    • Hüseyin Şenlik
    • Furkan Aslan
    • Mehmet Tahir Özsoy
    • Abdullah Tanrıverdi
    • Muhammed Şakir
    • Mehmet Baran
    • Mehmet Ziya Gümüş
    • Dr. Abdulgani YILDIRIM
    • Abdullah CAN
    • M. Salih Gönül
    • Mehmet Sait Özcan
    • Nurullah Titiz
    • Mehmet Zeki Ergin
  • İletişim

AFGANİSTAN İSLAM EMİRLİĞİNE YARDIM GÜNLÜĞÜ -1-

2022-06-13
DİĞER YAZILAR

Paylaş

Icon

9 Mart 2022: Bugünü 10 Mart'a bağlayan gecede İstanbul Havalimanı'ndan Afganistan İslam Emirliği’nin başkenti Kabil'e gitmek için Umut Kervanı ve Avrupa Yetim Eli’nin yardım çalışmalarını yapmak için yola koyulduk.  Gece yarısı 03.05'te olan uçuş için olabilecek olumsuzlukları hesaba katarak ekibimiz ile birlikte saat 23.00 gibi İstanbul Havalimanı'nda hazır bulunduk. Türk hava Yolların’ın uçuşları olmadığından Afganistan İslam Emirliği'ne ait özel bir kuruluş olan KAM AİR haftada sadece 2 uçuşu olan firma ile gidecektik. Kısa bir gecikme ile 03.30 gibi hareket eden uçak 5 saat 30 dakikalık bir uçuşun ardından başkent Kabil'e (eski adıyla Hamit Karzai) havalimanına iniş yaptı. Havalimanının çıkışında partner kurumumuz olan Çeşm-i Ümit Vakfı (Chashm-e Omid Charity Organization-COCO) Başkanı Seyyid Nimetullah Sadat bizi karşıladı. Havalimanından mihmandarımız olan Nimetullah hocanın evinde öğle yemeği yiyip namazımızı kıldıktan sonra yerel saat ile 14.00'da (Türkiye saati ile 12.30) başkentte daha önceden belirlenen bir mevkide 100 ihtiyaç sahibi aileye gıda kolisi dağıtımı gerçekleştirmek için yolu koyulduk. Ülke, işi olmadığı için eve ekmek götüremeyen insanlarla dolu. Bu sebeple kuru bir ekmeğe muhtaç olan insanlar, çok zor şartlar altında hayatlarını sürdürüyorlar. Dağıtım esnasında insanların hayat hikâyelerini dinleme fırsatımız da oldu. Eve ekmek götüremeyip intihara kalkışan bir babanın hüznü, çocukları yetim kalmış annenin hüznü ve daha nicesi… Faaliyetlerimiz esnasında ve gidiş gelişte gözlemlediğimiz manzara karşısında ülkenin Türkiye'ye göre belki 40-50 yıl geride olduğunu gördük. Ne başkentte ne de diğer illerde altyapı, kanalizasyon adına hiçbir çalışma yoktu. Evlerden, işyerlerinden akan atık sular sokaklarda kazılan 40-50 santimlik kanallarda birikiyor, kanallardaki çöpler, katı atıklar küreklerle kenara çıkarılıp birkaç gün bekletiliyordu. Ardından temizlik ekipleri atık su tahliye araçları ile binaların ve sokakların sularını geniş hortumlarla çekerek tahliye ediyorlardı. Altyapının olmaması hem kirli görüntüye hem hastalığa hem de yaz aylarında ciddi ciddi pis kokuların meydana gelmesine sebep oluyor. "Asya'nın kalbi" diye anılan, bir zamanlar İslam dünyasının önemli ilim ve kültür merkezlerinden olan Afganistan İslam Emirliği, son 40 yılda yaşadığı işgal ve iç savaşlar nedeniyle dünyanın en fakir ülkeleri arasında yer alıyor. Binlerce yıllık geçmişine rağmen, olumsuzlukları bir türlü üzerinden atamayan ülkenin büyük çoğunluğunda, işgal ve savaşların izleri her alanda görülebiliyor. 40 yıldır savaşın gölgesinde hayatlarını idame ettiren, 20 yıl Rusya, 20 yıl Amerika ile savaşan Afganistan halkı yaşadığı bunca olumsuzluğa, acıya rağmen ayakta kalabilmeyi başarmış; ancak maalesef 40-50 yıl geri bırakılmış durumda. Daha önce birçok ülkeden öğrencilerin ilim tahsil etmek için geldiği Afganistan'da olumsuz hayat şartları sebebiyle yaşam zorlaşmış, halkın büyük çoğunluğu bir kuru ekmeğe dahi muhtaç duruma düşürülmüş. Savaştan önce 1980-1985 yıllarında Türkiye, İran ve birçok ülkeden teknoloji ve ilim merkezi olması hasebiyle çok daha önde bir ülke iken ve Kabil üniversitesinde okumak için birçok ülkeden öğrenci gelirken, maalesef şimdilerde ise çok ciddi ekonomik sorunlarla karşı karşıya kalmış durumda. O dönemlerde İngiltere ile arasında vize dahi yokken batılı ülkelerin baskısı, yeraltı kaynaklarını sömürmek istemesi, halkı kendilerine köle etmek istemeleri sebebiyle ülke maalesef içinden çıkılmaz bir hal aldı. Sokaklarda gezdiğimizde her köşe başında Taliban güçleri ellerinde keleşlerle güvenliği sağlamak için bekliyorlardı. Şehrin havalimanı ve büyük camilerinde üst düzey güvenlik önlemleri alınıyordu. Caddelerde araçlar için belli şeritlerin, trafik ışıklarının olmadığı hemen gözümüze çarpan detaylardan bir başkası oluyordu. Ülkenin birçok yerinde olduğu gibi başkent Kabil'de de insanların çoğu bisiklet kullanıyordu. Araba kullanıcılarının neredeyse tamamı Toyota markayı tercih ederken araçların bir kısmının İngiliz usulü direksiyonlarının sağ tarafta olduğu da göze çarpan detaylardan birisiydi. Cadde boyunca seyyar tezgâhlarda sebze ve meyve satan insanlar göze çarpıyordu. Seyyar büfe işletenlerin yanı sıra gün boyunca inşaatlarda harç taşımak için kullanılan tek tekerlekli el arabalarında oturup birkaç kuruş para kazanmak adına yük taşımak için bekleyen her yaştan yüzlerce insan vardı. Taliban askerleri, şehrin her yanında güvenliği sağlamak için görev yapıyor, insanlara oldukça yumuşak davranıyordu. Çoğu basın kuruluşunda çıkan haberlerin aksine insanlara muamele ederken güler yüzle, tebessüm ederek muamele ediyorlardı. 10-11 Mart 2022: Şehirde sıkça kesilen elektrik ve zor bela çeken internet sebebiyle 10 Mart'ta yaptığımız faaliyetin haberini 11 Mart tarihinde Chinar Medya isimli kurum vasıtasıyla gönderebildik. Kurumda çalışan Hafizullah Habip adlı gencin Antalya'da okuduğunu öğrendik. İyi derecede Türkçesi olan Hafizullah, Cemal Çınar hocanın Skype üzerinden Rehber TV’ye bağlanması adına stüdyosunu ve kameralarını ücret almadan hizmetimize sundu. Haber ve canlı yayın işleri sonrasında merkezdeki büyük bir camide Taliban askerleri tarafından üstlerimiz arandıktan sonra, camiye giriş yaparak Cuma namazını kıldık. Namaz kıldığımız camide Taliban öncesindeki yönetimde imamlık yapan ve verdiği bir vaaz sebebiyle Amerika tarafından şehid edilen (Dr. Muhammed Ayaz Niyazi) imamın kabri bulunuyordu. Namaz sonrasında söz konusu imamın kabrini ziyarete edip bir Fatiha okuduk. İkindi vakti Kabil'i tepeden gören bir seyir terasına çıktık. Şehrin biraz dışında sayılan bölgeye giderken yol kenarlarında Cuma gününün resmi tatil olması sebebiyle de insanların aileleriyle piknik için çıktıklarını gördük. Piknik derken sakın halkın kamelyalarda, banklarda, parkların içerisinde masalarda oturup bir şeyler yedikleri anlaşılmasın. Zira böyle bir yer yoktu. Şehrin en büyük parkı diye bize gösterilen bir alanda sadece boş bir arazi vardı. Arazide tek bir tane ağaç bile yokken birçok bölgede yağmur ve kar sonrasında torağın henüz ememediği su birikintileri bulunuyordu. Şahit olduğumuz bu manzaraların ardından çıktığımız seyir terasında birçok kişi uçurtma uçuruyor, gençler ise henüz yeni yeşermeye başlayan otların üzerinde oturarak muhabbet edip tatilin tadını çıkarıyorlardı. Dönüşte mihmandarımızın söylemiyle halkın 40 yıldır evlerinden güven içerisinde dışarı çıkamadıklarını, ilk defa böylesine bir kalabalığın dışarıda güven içerisinde gezip oturabildiklerini ifade etti. Taliban ile birlikte sağlanan güven ortamında ailece dışarı çıkabilmek dahi halk için büyük bir lütuftu. 12 Mart 2022: Çalışmalarımızın geri kalanının yapacağımız Mezar-ı Şerif ve Kunduz vilayetlerine gitmek için 12 Mart Cumartesi gününe uçak bileti almıştık.  Kabil'e 427 kilometre uzakta olan ancak yolların bozuk olması sebebiyle karayolu ile 10 saat süren bir yolculuk yapmak yerine uçakla gitmeyi tercih etmiştik. Cumartesi saat 14.00'daki uçuş için olabilecek bir olumsuzluğa karşı saat 11.00'da evden çıktık. İşlemlerimizi bitirdiğimizde henüz saat 12.00 olmuştu. Kalkış saatini beklerken öğle vaktinin girmesiyle namazlarımızı eda edip uçağa bindik. Yaklaşık 45 dakikalık uçuşun ardından ülkenin 4 büyük vilayetinden (Kabil, Herat, Kandehar, Belh-Mezar-ı Şerif) biri olan Mezar-ı Şerif'e vardık. Pansiyon tarzı bir otele yerleştikten sonra çarşıda dış görünüşü çok basit, hatta kendi başımıza olsak uğramayacağımız bir mekânda öğle yemeği yedik. Dışarıdan çok basit görünse de şehirde çok eski bir işletme olan ve ürünlerinin tazeliğiyle bilinen mekânda yemeğimizi yedikten sonra Hazreti Ali'ye ait olduğu söylenen ve çok sayıda ziyaretçi akınına uğrayan bir türbeye gittik. Ardından dinlenmek ve bir sonraki gün yoğun olarak yapacağımız çalışmalar için yeniden otele döndük. 13 Mart 2022: 13 Mart Pazar günü Mezar-ı Şerif'te bulunan ve birbirine çok yakın olan bir alanda 4 kampta yaklaşık 1.200 çadır bulunuyor. Çadırlarda kalan insanların durumu gerçekten içler acısıydı. Çocukların yırtık olan üstleri, soğuktan kalınlaşıp renk değiştiren elleri, yüzleri, simalarındaki mahcubiyet insanı derinden etkiliyordu. Aldıkları kuru bir ekmeğin dahi yüzlerde oluşturduğu tebessüm, insanların ne kadar ihtiyaç sahibi olduklarını gözler önüne seriyordu. Bir banyo ve tuvaletleri dahi bulunmayan kamplarda, bu ihtiyaçlarını karşılamak adına ev olarak kullandıkları çadırlar gibi küçük çadırlardan banyo ve tuvalet yapmışlardı. Banyo ve tuvalet ihtiyaçlarını bu şekilde gidermeye çalışıyorlardı. İlk yardım çalışmamız 1.265 aileye hayırseverlerin vermiş oldukları ekmekleri çadır çadır dolaşarak teslim ettik, dualarını aldık. Havaların soğuk olması sebebiyle aynı gün yine yüzlerce aileye yakacak odun yardımında bulunduk. Bir mezbahaneye giderek 3 firma tarafından verilen büyükbaş kurbanları 3 deve olarak kestirdik. İkindi vaktine yakın bir zamanda hazırlanıp yüzlerce kişiye pay edilen etleri, yine aynı bölgede farklı kampta dağıtmaya başladık. Çadırlarda kalan insanların ne kadar ihtiyaç sahibi olduklarını kendi gözlerimizle gördük. Kamplarda yaşayanların tamamı Müslümandı ve olması gerektiği gibi her zaman hallerine şükredip namaz gibi temel kaideleri yerine getiriyorlardı. Yaklaşık 30 metrekarelik bir çadırı mescit olarak kullanan çadır kamp mağdurları, aynı yerde çocuklara Elif-Ba ve Kur'an-ı Kerim dersi de veriyorlardı. Şehirlerde olduğu gibi çadırlarda da Türkmen olan veya bir şekilde daha önce Türkiye'ye gelen ve Türkçe konuşabilen mutlaka birkaç kişiyi görmek mümkün oluyordu. Gerek bizim götürdüğümüz gerekse de farklı STK'lar üzerinden gelen yardımlar, ihtiyaç sahiplerinin sürekli olarak ihtiyaçlarını karşılayamasa da pansuman niteliğinde yardımlardı. Bu bile yardım alanları ziyadesiyle mutlu ediyor, Afganistan İslam Emirliği halkı ile ciddi bir gönül bağının kurulmasına vesile oluyordu. Nurullah Günaydın / Umut Kervanı Vakfı
Genel

Paylaş

Son Eklenenler

2023-11-23 DİĞER YAZILAR

KUDÜS MESELESİ IRKİ DEĞİL AKİDEVİDİR

[...]
2023-11-22 DİĞER YAZILAR

KUDÜS DAVASI ALELADE BİR DAVA DEĞİLDİR

[...]
2023-09-22 DİĞER YAZILAR

Şeytan’ın Saptırma Hırsı

[...]
İnzar Dergisi

Aylık İlim ve Kültür Dergisi

Menü
  • Kurumsal
  • Abonelik
  • Sayılar
  • Konular
  • Başyazı
  • Yazarlar
  • İletişim
Konular
  • MAKALE
  • DENEME
  • ŞİİR
  • DİĞER YAZILAR
  • MİSAFİR YAZAR
İletişim
  • Göztepe Mah. Mahmutbey Cad. İstoç Oto Ticaret Merkezi 3. Cadde N Blok No:6/103 Bağcılar/İstanbul
  • (0212) 562 60 06
  • inzardergisi@inzardergisi.com

© Tüm Hakları Saklıdır | İNS AJANS