Zinnureyn Hz. Osman Radıyallahu Anh

Mehmet Sait Çimen
Hz. Osman, hicret için hareket etmeden önce Resulullah aleyhissalatu vesselama şöyle dedi: "Ey Allah`ın Rasulü! Bir defa hicret ettik. Bu, Necaşi`ye ikinci hicretimiz oluyor. Ancak siz bizimle değilsiniz". Efendimiz şöyle buyurdu: "Siz Allah`a ve bana hicret edenlersiniz. Bu iki hicretin tamamı sizindir." Bunun üzerine Hz. Osman "Bu bize yeter ya Resulullah" dedi.
Alemlere Rahmet olarak gönderilen Aziz Peygamber aleyhissalatu vesselama damat olmak büyük bir onur olsa gerek. Hz. Osman da Efendimiz`e damat olma şerefine nail olanlardandır.

Ama onu farklı kılan bir şey daha vardır.

Hz. Osman radıyallahu anh, “Zinnureyn” idi.

Yani ‘iki nur sahibi`…

CENNETİ ARZU ET!

Hz. Osman`ın künyesini şöyle anlatır tarihçiler: Osman b. Affan b. Ebi`l-As b. Ümeyye b. Abdi`ş-şems b. Abdi Menaf el-Kureyşi.

Akrabalık açısından beşinci atadan itibaren Rasulullah aleyhissalatu vesselam ile buluşmaktadır.

Kureyş`in sözü dinlenen ve değer verilen eşrafındandı.

Diğer birçok sahabi gibi kimsesiz ve fakir bir kimse değildi, aksine Müslüman olduğu dönemde Mekke`nin saygın bir tüccarı ve zengin bir şahsiyetiydi.

İslam`ın mesajını duyduğunda heyecanlandı. İlk iş olarak meselenin aslını öğrenmek için yakın dostu Ebubekir`in yanına gitti. Konuyu açtığında Hz. Ebubekir çok sevindi ve ona İslam`ı anlattı. Daha önceden de Hz. Ebubekir`in çabalarıyla Abdurrahman b. Avf, Sa`d b. Ebi Vakkas, Zübeyr b. Avvâm, Talha b. Ubeydullah`a Allah hidayeti nasip etmiş ve bu kimseler Müslüman olmuşlardı. Hepsi de Hz. Osman`ın arkadaşı ve değer verdiği dostlarıydı.

Bu isimlerin Müslüman olması aynı zamanda İslam`ın mesajının toplumun her kesimine ulaştığının da güzel bir örneğiydi.

Hz. Ebubekir, Hz. Osman`ı da yanına alarak Allah Rasulü`nün yanına gittiler.

Alemlere Rahmet olarak gönderilen Efendimiz, gül yüzünde bir gülümseme ile baktı Hz. Osman`a ve şöyle buyurdu:

“Allah`ın ihsanı olan cenneti arzu et. Ben, sana ve bütün insanlara İslam için yol gösterici peygamber olarak gönderildim!”

Aziz Peygamber onu davet etti ve Hz. Osman, kabul etti.

Hz. Osman, iman edenlerin başına nelerin geldiğini bildiği halde iman etti, teslim oldu ve Müslümanlar cemaatine katıldı.

EZİYET VE NUR ÖDÜLÜ

Dünya karşılığında ahireti satın alıp iman eden müminler, azgın nefislerinin ve şeytanın kölesi olan zavallılar tarafından eziyete uğratıldılar, hakaret edildiler.

İmanın “avuçta kor ateşler taşıma” anlamına geldiği bir dönem yaşandı Mekke`de.

Kimi az, kimi çok; ama her mümin, iman ve teslimiyetinden dolayı işkence gördü, horlandı, tecrit edildi.

Kimi ateşle dağlandı, kimi şiddetli bir şekilde dövüldü, kimi de işkencelerle şehid edildi.

Hz. Osman da saygın şahsiyetine ve zenginliğine rağmen işkenceye maruz kalanlardan biriydi.

Öz amcası Hakem b. Ebi`l-As, kendisini bir halatla bir direğe bağlar, uzun süre öyle tutar ve acımasızca döverdi. Atalarının dininden çıktığı için Osman`a öfkeliydi. Bağırıp çağırır, hıncını alamayınca da tekrar dövmeye başlardı.

Hakem de şirkin diğer elebaşları gibi kararlıydı.

Yine bir işkence seansında…

“Yemin ederim ki” diye başladı Hakem. “Tuttuğun bu dini bırakıp tekrar atalarının dinine dönmedikçe seni serbest bırakmayacağım!”

Ama imanın tadını almıştı Hz. Osman. Eziyetler inancını bilemiş ona azim ve kararlılık kazandırmıştı.

İşkencede bir aslan gibi kükredi:

“Hayır, Vallahi ben dinimi bırakıp batıl peşinde koşmam!”

İman galip geldi ve Hz. Osman`ın kararlılığı karşısında amcası Hakem pes etti. Yeğenini serbest bırakmak zorunda kaldı.

İman ve kararlılığın ilk ödülüyle yüz yüze geldi Hz. Osman.

Efendimizin isteği üzerine Hz. Osman, Aziz Peygamberin muhterem kızı Rukiyye ile evlendi.

Rukiyye daha önce Ebu Leheb`in oğlu ile (nişanlı ya da) evliydi ve İslam`ın mesajı yayılmaya başladıktan sonra hayat onun için zor olmuştu. Ebu Leheb`in teşvikleri ile oğlu Utbe, Peygamber`e hakaretler ederek Rukiyye`yi boşamıştı.

Elleri kuruyasıca Ebu Leheb ve cehennem ateşine odun hamalı olan karısı Ümmü Cemil, oğullarının yaptığına sevinmişlerdi; ama İlahi takdir Rukiyye için de daha hayırlısını nasip etmişti.

Böylece Rukiyye, Hz. Osman ile evlenmiş ve Hz. Osman, Peygambere damat olma şerefine nail olmuştu.

HİCRET VE BİR DAHA HİCRET

Hz. Osman, eşiyle mutluydu; ama Mekke`de baskı ve eziyetler devam ediyordu. Bazı sahabiler için bu durum artık dayanılmaz bir hal almıştı. İşkenceden şehid olanlar vardı.

Allah Rasulü aleyhissalatu vesselam imanları için eziyetle karşılaşan ve hakaretlere uğrayan ashabına hicret için Habeşistan`ı işaret etti.

Müslümanlardan bazıları iki kafile halinde Habeşistan`a hicret etti.

Birinci kafilede daha çok dünyayı bilen ve güngörmüş diye tabir edilebilecek kişiler vardı. Bunlar bir tür öncü grup gibiydi. 16 kişiden oluşuyordu hicret kafilesi. Habeşistan`a gidecekler ve ortama göre diğer Müslümanların da gelmesi için haber vereceklerdi. Bu ilk kafilenin içinde Hz. Osman ve muhterem eşi Rukiyye de vardı.

Efendimiz aleyhissalatu vesselam onları uğurlarken şöyle buyurdu:

"Allah onların yardımcısı olsun. Osman, Allah yolunda, Lut`tan sonra ailesiyle hicret edenlerin ilkidir."

Müslümanlar Habeşistan`da çok iyi bir şekilde karşılandılar. İnançlarını rahatlıkla yaşadıkları, eziyet ve hakaretlere muhatap olmadıkları bir yere geldikleri için sevinçliydiler.

Birinci kafile daha Habeşistan`da üç ay kalmıştı ki, müşriklerin Müslüman olduğu şayiası üzerine Mekke`ye geri döndüler.

Olayın aslı şuydu:

Rasulullah aleyhissalatu vesselam, Kâbe`nin yanında kendisine vahyedilen Necm Suresinin ayetlerini okudu.

Surenin dinleyenleri oldukça etkileyen belagatı, insanı ürperten tasvirleri vardı.

En sonunda “secde” emri okunduğunda Müslümanlar ile beraber müşrikler de secdeye kapandılar. Hatta Ümeyye b. Halef`in çok kilolu olduğu için secdeye gitmediği, bunun yerine yerden bir avuç kum alıp alnına sürdüğü rivayet edilir.

Müşrikler kendilerine geldiklerinde Müslümanlarla beraber secde etmelerine bir mazeret aradılar ve “Muhammed arada bizim putlarımızın ismini de zikrettiği için secde ettik” yalanını uydurdular.

Bu secde olayı çevreye, “Kureyş Müslüman oldu” şeklinde yayıldı. İşte bundan dolayı Habeşistan muhacirleri de Mekke`ye döndüler.

Ama haber doğru değildi.

Çaresiz her bir muhacir bir müşrik akrabasının himayesinde Mekke`ye girmek zorunda kaldılar.

Mekke`de imanın imtihanı ve şirkin eziyeti devam etti.

Birkaç ay geçtikten sonra Rasulullah aleyhissalatu vesselam yine Habeşistan hicretine izin verdi.

Bu kez birinci kafilede bulunanlar da dahil olmak üzere 90 kişi Habeşistan`a gitti.

Hz. Osman ve muhterem eşi Rukiyye de yine muhacirler arasındaydı.

Hz. Osman, hicret için hareket etmeden önce Resulullah aleyhissalatu vesselama şöyle dedi: "Ey Allah`ın Rasulü! Bir defa hicret ettik. Bu, Necaşi`ye ikinci hicretimiz oluyor. Ancak siz bizimle değilsiniz".

Efendimiz şöyle buyurdu: "Siz Allah`a ve bana hicret edenlersiniz. Bu iki hicretin tamamı sizindir."

Bunun üzerine Hz. Osman "Bu bize yeter ya Resulullah" dedi.

Hz. Osman ve muhterem eşi Rukiyye`nin Habeşistan`da iken bir çocukları oldu ve adını Abdullah koydular. Abdullah Hicri 4. Yılda Medine`de bir horozun yüzünü gözünü tırmalaması sonucunda hastalanarak vefat etti.

Hz. Osman ve Rukiyye, bir süre Habeşistan`da kaldıktan sonra yine Mekke`ye döndüler. Allah Rasulü aleyhissalatu vesselam, hicret için ashabına izin verince de Medine`ye gittiler. Medine`de Hassan b. Sabit`in kardeşi Evs b. Sabit`in evinde kaldılar.

Rasulullah aleyhissalatu vesselam, Ensar ve Muhacirler arasında kardeşlik tesis ettiğinde Hz. Osman da Evs b. Sabit ile kardeş oldu.

HÜZÜN VE AYRILIK

Miladi 624 yılı İslam tarihi açısından oldukça önemlidir.

Müslümanlar Medine`de yerleşmiş, bir güç haline gelmişlerdi ve onları yurtlarından çıkaran müşrikler için tehdit olmaya başlamışlardı.

Müşrikler Mekke`yi terk etmek zorunda kalan Müslümanların mallarına el koymuşlardı ve Müslümanlar da bunun hesabını sormak için fırsat kolluyordu.

İşte 624 yılında müşriklerin kervanını basmak isteyen Müslümanlar, Bedir Ovasında Mekkelilerle karşı karşıya geldiler.

Sefere muhacirlerin çoğu ve Ensarın bir kısmı katılmıştı.

Hz. Osman sefere katılamadı. Sevgili eşi, Peygamberin ciğerparesi Rukiyye, ağır bir şekilde hastaydı ve bundan dolayı Hz. Peygamber aleyhissalatu vesselam, Hz. Osman`ın eşinin yanında kalmasını istedi.

Rukiyye radıyallahu anha, biricik oğlunun, Abdullah`ının vefatıyla oldukça sarsılmış ve zayıf düşmüştü. Bu halde iken kızamık ya da humma hastalığına yakalanmış ve çok acı çekmişti.

Meleklerin yardıma geldiği kutlu Bedir Savaşı yaşanırken, Rukiyye radıyallahu anha ruhunu Rahman`a teslim etti.

Müslümanlar Bedir`den zaferin sevinciyle dönerken Hz. Osman, kederli yüreğiyle eşini defnediyordu.

Efendimiz haberi aldığında üzüldü ve kızının kabri başına gelip Rabbine münacatta bulundu. Ardından Hz. Osman`ı ziyaret ederek teselli etti.

Efendimiz, Hz. Osman`ı Bedir`e katılanlardan saymış, ona da ganimetten pay ayırmıştır.

Hz. Osman, Bedir Savaşı dışında bütün savaşlara iştirak etmiştir.

Rukiyye`nin vefatından bir sene sonra Efendimiz aleyhissalatu vesselam, Hz. Osman`ı diğer kızı Ümmü Gülsüm ile evlendirdi.

O artık ZİNNUREYN yani iki nur sahibi idi.

Hicretin dokuzuncu yılında, Peygamberin muhterem kızı Ümmü Gülsüm, Hz. Osman ile evliliğinin 6. Yılında vefat etti.

Hz. Osman radıyallahu anh, Ümmü Gülsüm ile altı mutlu yıl geçirdi.

Ümmü Gülsüm, Rıdvan Biatında, Kaza Umresinde ve Mekke`nin fethinde eşiyle beraberdi. Müslümanlar Tebük Seferinde iken şiddetli bir hastalığa yakalandı ve seferin bitiminde, Müslümanlar Medine`ye girerken vefat etti.

Ümmü Gülsüm vefat ettiğinde Hz. Peygamber aleyhissalatu vesselamın Hz. Osman`a şöyle buyurduğu rivayet edilir: “Üçüncü bir kızım olsaydı muhakkak ki seninle evlendirirdim."

Hz. Osman iki nura sahip olma şerefi kazandı; ama aynı zamanda iki büyük hüzün de yaşadı.

Mehmet Said Çimen | İnzar Dergisi | Kasım 2017 | 158. Sayı


 
24-11-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.