Zinnureyn Hz. Osman Radıyallahu Anh -3

Mehmet Sait Çimen
Vefatına kadar Rasulullah aleyhissalatu vesselamdan ayrılmadı Hz. Osman. Veda Haccı`nda da Efendimiz ile beraberdi. Hz. Osman, Rasulullah`ın vefatından sonra başa geçen Hz. Ebubekir döneminde, halifeye ve Müslümanlara elinden gelen yardımları esirgemedi. Halifenin istişare ettiği ve görüşlerine değer verdiği kişilerden biriydi Hz. Osman. Bir ara Medine`de kıtlık yaşanmaya başlandı.
Müminlerin annesi Hz. Aişe anlattı:

“Rasulullah (aleyhissalatu vesselam), yorulmuş, istirahat ediyordu. Bu sırada babam Ebubekir içeri girmek için izin istedi. Efendimiz izin verince içeri girdi. Rasulullah halini değiştirmedi. Sonra, Ömer b. Hattab izin aldı ve içeri girdi. Rasulullah uzanmış vaziyette iken onlarla sohbet etti. Kısa bir süre sonra Osman b. Affan kapıya gelip içeri girmek için izin istedi. Efendimiz oturdu ve Osman`ı bu şekilde kabul etti.”

Hz. Aişe radıyallahu anha, yaşananları izlemiş ve dikkatini çekmiştir.

Anlatmaya devam etti:

“Hepsi gittikten sonra sordum:

Babam Ebubekir ve Ömer içeri girdiklerinde hiç halinizi bozmadınız. Fakat Osman içeri girince, oturdunuz. Bunun sebebi nedir?”

Efendimiz aleyhissalatu vesselamın cevabı Hz. Osman`ın kişilik ve saygınlığını anlatması açısından son derece önemlidir:

“Meleklerin hayâ ettikleri bir kimseden ben nasıl hayâ etmem.”

ZORLUK ORDUSU

Hava sıcak ve ürünlerin hasadının yapılma zamanıydı.

Hasadın dışında yılın bu günlerinde herkes gölgeliklerde oturur, güneşin rahatsız edici etkilerinden kurtulmak isterdi.

Hava rahatsız edici; ama Medine`ye düşen haber daha da rahatsızlık vericiydi.

Rumlar, bazı Arap kabilelerin verdiği yanlış bilgilerden yola çıkarak Müslümanların çok zor durumda kaldıklarını, dağılmakla karşı karşıya olduklarını düşünmüş, bu yüzden de büyük bir ordu hazırlayarak Medine üzerine yürümeye karar vermişlerdi.

Peygamber aleyhissalatu vesselam seferberlik ilan etti ve özrü olmayan herkesin orduya katılmasını istedi.

Zor bir mevsimde zorlukla toplanan bir ordu…

Ceyşu`l Usre demişlerdi adına, yani Zorluk Ordusu…

Ordu toplanmaya başladı; ama fakir Müslümanların ne bineği ne de silahı vardı.

Herkes imkanları ölçüsünce İslam ordusuna yardım etmeye çalıştı.

Hz. Ebubekir, Hz. Ömer, Hz. Abdurrahman b. Avf, Hz. Abbas gibi sahabiler yüksek meblağda yardımda bulundular. Bunun yanı sıra imanı ve içtenliğiyle sefere katılmak isteyen ve çok kıymetli bir infakta bulunan kimi sahabi vardı ki, onların da zikredilmesi gerekir.

Her gün Rasulullah`ın yanına gelip sefer için binek isteyen, Efendimiz`in “Elimde yok” dediği için ağlayarak geri dönen Ulbe b. Zeyd ve arkadaşları…

Bir de Ebu Ukayl var tabii.

Hiçbir şeyi olmayan fakir Müslümanlardandı Ebu Ukayl.

Allah Rasulü`nün çağrısına uyan Ebu Ukayl, gece sabaha kadar iki ölçek hurma için su taşımış, eline geçen iki ölçekten birini İslam ordusuna infak etmişti.

Çünkü Efendimiz aleyhissalatu vesselam “Zorluk ordusunu donatana cennet vardır” diye buyurmuştu.

Rabbimiz Kur`an-ı Kerim`de şöyle buyurmuştur:

“Rabbinizden bir mağfirete ve genişliği göklerle yer arası kadar olan, takva sahipleri için hazırlanmış bulunan cennete koşun!” (Al-i İmran/133)

Ashab-ı Kiram, cennet ve salih ameller için durmadan koştu.

Bu koşanların öncülerinden biriydi Hz. Osman.

Hz. Osman, Zorluk Ordusu için, 900 deve, 100 at bağışladıktan sonra, her birine birer altın harcayarak 10.000 askeri techiz etti.

Daha açık bir ifadeyle İslam Ordusunun üçte biri Hz. Osman tarafından teçhiz adildi.

Bununla da yetinmedi Hz. Osman radıyallahu anh, 1000 dirhem daha getirip Allah Rasulü`ne teslim etti.

Efendimiz aleyhissalatu vesselam çok sevindi ve şöyle buyurdu: “Allah`ım! Ben Osman`dan razıyım. Sen de razı ol!”

Zorluk Seferi bir imtihandı ve ne mutlu onlara ki, o imtihandan alınlarının akıyla çıktılar ve Allah Rasulü`nün duasına mazhar oldular.

Ne mutlu Sıddık`a, ne mutlu Faruk`a, ne mutlu Zinnureyn`e, ne mutlu Ashab-ı Kirama!

BİRE YEDİYÜZ VEREN VAR

Vefatına kadar Rasulullah aleyhissalatu vesselamdan ayrılmadı Hz. Osman.

Veda Haccı`nda da Efendimiz ile beraberdi.

Hz. Osman, Rasulullah`ın vefatından sonra başa geçen Hz. Ebubekir döneminde, halifeye ve Müslümanlara elinden gelen yardımları esirgemedi. Halifenin istişare ettiği ve görüşlerine değer verdiği kişilerden biriydi Hz. Osman.

Bir ara Medine`de kıtlık yaşanmaya başlandı.

Müslümanlar satın almak için bile yiyecek bulmakta zorlanır oldular.

Hz. Osman, o sıralarda yine ticaretle meşguldü ve farklı yerlere büyük kervanlar gönderiyordu.

Tam da kıtlığın ciddi biçimde hissedildiği sıralarda Şam`dan büyük bir kervanın geldiği ve kervanda yükü buğday olan yüz devenin bulunduğu haberi yayıldı.

Kervan develerinin Medine`ye girişi heyecan ve coşkuya neden oldu.

Kısa süre içerisinde halk kervanın Hz. Osman`a ait olduğunu öğrendi. Hemen sahabenin önde gelenleri Hz. Osman`a gelip buğdayı kendilerine satmasını söylediler. Tabii bu arada güncel olan fiyatı da söyleyip buğdayı istediler.

Hz. Osman, olumsuz cevap verdi:

“Sizden daha fazla veren var ve ben buğdayı ona vereceğim.”

Sahabenin Hz. Osman`dan hiç beklemediği bir cevaptı. Fedakârlığı, cömertliği ve büyük meblağlarda infakı ile tanınan Osman b. Affan, Peygamber`in defalarca cennetle müjdelediği Osman b. Affan, Zinnureyn olan Osman b. Affan ne söylüyordu böyle!

Şaşkınlık içindeki Rasulullah`ın ashabı durumu Hz. Ebubekir`e bildirme kararı verdiler.

“Müslümanların bu kadar sıkıntı çektiği bir kıtlık zamanında böyle yapması uygun mu?”

Hz. Ebubekir temkinliydi. Hz. Osman`ı ve fedakârlığını en iyi bilenlerden biriydi. Aziz Peygamber`in Hz. Osman ile ilgili övgülerini, ona verdiği değeri iyi biliyordu.

“Siz onun sözünü yanlış anladınız herhalde” dedi. “Buyurun beraber gidelim ve onunla konuşalım.”

Hz. Ebubekir, Peygamberin ashabıyla beraber Hz. Osman`ın yanına varıp meseleyi sordu.

“Evet” dedi Hz. Osman. “Evet, ey Müslümanların halifesi! Bu Müslümanlardan daha iyi bir alıcı var ki, O bire iki değil, bire yedi değil, bire yedi yüz veriyor. İşte ben de tüm bu buğdayı O bire yedi yüz verene sattım!”

Kur`an aşığı olan Hz. Osman radıyallahu anh, Hz. Ebubekir`e ve yanına gelen sahabeye şu ayeti hatırlattı: “Mallarını Allah yolunda harcayanların örneği, her bir başağında yüz tane olmak üzere yedi başak çıkaran bir taneye benzer. Allah dilediğine kat kat verir. Allah lütfu geniş olandır, bilendir.” (Bakara/261)

Kervanın getirdiği yüz deve yükü buğdayı Medine`de bulunan fakirler başta olmak üzere sahabeye dağıttı ve hiç para almadı. Ardından da yüz deveyi kesip etini de Medine halkına dağıttı.

Malını Allah yolunda harcadı Hz. Osman ve ticaretinden kazançlı çıktı.

Mehmet Said Çimen | İnzar Dergisi | Ocak 2018 | 160. Sayı


 
24-01-2018 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.