Veda Hutbesi Ümmete Ve İnsanlığa En Büyük Emanettir

Mehmet Göktaş
Tarih boyunca insanoğlu ırkı ve kavmi için döktüğü kanı hiçbir zaman dökmemiştir. Yüz yıllar boyu yapılan ırkçılık savaşlarını bir tarafa bırakalım, sadece birinci ve ikinci dünya savaşında ölen insanların sayısı en az elli beş milyondur ve ulus savaşlarıdır, kavim ve ırkların savaşlarıdır. Bugün bu ümmetin başında dolaşan en kötü kara bulut da yine ırkçılık, kavmiyetçilik değil midir? Yine Veda Hutbesinde Allah`ın Rasûlünün üzerinde titrediği en önemli konu kadınlardır. Onları Allah`ın emaneti olarak nitelendiriyor.
Herkes konuşur ve bir şeyler söyler. Fakat bir insanın söylediklerinin içerisinde olgunluk çağının zirvesindeyken en son söyledikleri çok daha önemlidir.

Artık böyle birisinin böyle bir zamanda ağzından çıkanlar onun bütün tecrübelerinin toplamıdır.

Eğer bu son hitabe Son Peygamber`in (s.a.v) hitabıysa bu çok daha büyük önem kazanır.

Hele bir de “Bilmiyorum, belki bugünden sonra sizinle bir daha bir araya gelemeyeceğiz” diye başlıyorsa bu hitabeyi insanlık hafızasına çok iyi kaydetmelidir.

Neresinden bakarsak bakalım Veda Hutbesi öylesine önemli ve muhteşemdir. Zaten bu ümmetin en büyük bayramı olan Arafat`ta gerçekleşmiştir.

Belki insanlık âlemi Veda Hutbesi çapında bir emanet yüklenmemiştir.

Üstelik buna Allah Teala da şahit tutulmuştur.

Hz. Peygamber bu hutbesini irad ederken arada kesiyor ve

“Dikkat edin, tebliğ ettim mi?” diye soruyor, insanlar hep bir ağızdan “Evet, tebliğ ettin” cevabını alınca Âlemlerin Efendisi mübarek parmağın önce gökyüzüne kaldırıyor ve indiriyor, “Allah`ım şahid ol” buyuruyordu.

İyi düşünün, bir ümmet için, bir insanlık için bundan daha büyük bir emanet olabilir mi?

İlginç olan, bu hutbenin muhatapları sadece o gün orada dinleyenler değildi, çünkü “Bu sözümü burada bulunanlar bulunmayanlara ulaştırsın, olur ki kendisine ulaştırılanlar belki daha iyi anlar ve uygular…” buyuruluyordu.

Tarih boyunca ve özellikle yaşadığımız çağın en büyük problemine işaret ederek başlıyor; insanların canlarının, mallarının, namuslarının mukaddes olduğunu, dokunulmazlığını dile getirerek başlıyor, hem de Arafat ne kadar mukaddes ise, Kâbe ne kadar mukaddes ise bunların da aynı şekilde mukaddes olduğunu üzerine basa basa ifade ediyor.

“Benden sonra tekrar cahiliyeye dönerek birbirinizin boynunu vurmayın” buyuruyor.

Bu topraklarda şirke, putperestliğe yeniden dönme konusunda artık şeytanın ümidini kestiğini; fakat küçük gördüğümüz günahlarla tatmin olacağına işaret ediyor, hani bizim “şeytan teferruatta gizlidir” sözümüz var ya…

Ve yine yaşadığımız dünyayı kasıp kavuran faiz belasını ayaklarının altına alıp eziyor, sadece haram olarak nitelemekle kalmıyor, “kaldırılmıştır, ayaklarımın altındadır” buyuruyor. Daha da önemlisi bunu sözde bırakmıyor, en yakınının, amcası Abbas`ın (r.a) faiz alacaklarını kaldırdığını ifade ediyor.

İnsanlık hiç olmazsa onun bu emanetini yerine getirse, bu tavsiyesine uysa yeryüzünün huzura kavuştuğunu görecektir.

Ve gelelim insanlık âleminin en büyük belasına, ırkçılığa, kavmiyetçiliğe, Veda Hutbesinin en can alıcı noktasına:

“Ey insanlar! Rab`biniz birdir. Babanızda birdir. Hepiniz Adem`in çocuklarısınız. Adem ise topraktandır. Arap`ın Arap olmaya Arap olmayanın da Arap üzerine üstünlüğü olmadığı gibi kırmızı tenlinin siyah üzerine siyahında kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak Takvada, Allah`tan korkmaktadır. Allah yanında en kıymetli olanınız Ondan en çok korkanınızdır. Azası kesik siyahi bir köle başınıza amir olarak tayin edilse, sizi Allah`ın kitabı ile idare ederse, onu dinleyiniz ve itaat ediniz.”

Tarih boyunca insanoğlu ırkı ve kavmi için döktüğü kanı hiçbir zaman dökmemiştir. Yüz yıllar boyu yapılan ırkçılık savaşlarını bir tarafa bırakalım, sadece birinci ve ikinci dünya savaşında ölen insanların sayısı en az elli beş milyondur ve ulus savaşlarıdır, kavim ve ırkların savaşlarıdır.

Bugün bu ümmetin başında dolaşan en kötü kara bulut da yine ırkçılık, kavmiyetçilik değil midir?

Yine Veda Hutbesinde Allah`ın Rasûlünün üzerinde titrediği en önemli konu kadınlardır. Onları Allah`ın emaneti olarak nitelendiriyor. Daha ne söylenebilir bu konuda! Bir insan Allah`ın kendisine özel bir emaneti konusunda titiz davranmayacaksa başka nasıl uyarılabilir, başka nasıl engellenebilir bu konudaki taşkınlıkları.

Nereden bakılırsa bakılsın Veda Hutbesi insanlığın en büyük emanetidir. Hem birey olarak hem de toplum olarak, özellikle devletler olarak. İyice dikkat ederseniz Veda Hutbesinde muhatap daha çok devlettir, ancak devletler bu yükümlülükleri yerine getirebilir.

Bugün Müslümanlar Veda Hutbesini duvarları süsleyen bir tablo olarak değil, girip çıkıp okuyacağı ve uygulayacağı bir emanet olarak baş tacı edinmelidir.

Ve nasıl ki bize bizden öncekiler tarafından emanet edilmişse biz de bizden sonrakilere güzel bir şekilde aktarmalıyız.

Mehmed Göktaş | İnzar Dergisi | Şubat 2018 | 161. Sayı


 
10-02-2018 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.