Ümmete Kurtuluşun Yolunu Gösteren Önder Şeyh Şamil

Sadullah Aydın
Şeyh Şamil Çeçenya direnişinin efsanevi önderidir. Kafkasya cihadının babasıdır. Şeyh Şamil Rus emperyalizmine karşı 50 yıl boyunca destansı bir mücadele verdi. Rusya o zamanlar da dünyanın büyük güçlerinden biriydi. İmam Şamil tüm imkânsızlıklara rağmen, ihanetlere, tuzaklara rağmen tam elli yıl boyunca Rus kâfirlerine kök söktürdü. Binlerce işgalci Rus askeri Kafkasya`nın aşılmaz dağlarında cehennemi boyladı.
Şubattayız. Şehitlerin mübarek kanlarıyla bereketlendirdiği bir ay. Yaşantısı ve vefat şekliyle ümmete örnek olan İmam Şamil de bu ayda hakkın rahmetine kavuşan büyüklerden… Tarihte İslam ümmetine önderlik eden büyük insanlar var. Şeyh Şamil bu önderlerden biri… Ancak ne yazık ki birkaç roman ve biyografinin dışında bu büyük insanı tanıtan doğru dürüst bir araştırma yok. Özelikle gençlik Şeyh Şamil`i tanımıyor. Onun birkaç sözünü ezbere bilmekle, hakkında birkaç slogan atmakla onu tanımış olmuyoruz.

Şeyh Şamil Çeçenya direnişinin efsanevi önderidir. Kafkasya cihadının babasıdır. Şeyh Şamil Rus emperyalizmine karşı 50 yıl boyunca destansı bir mücadele verdi. Rusya o zamanlar da dünyanın büyük güçlerinden biriydi. İmam Şamil tüm imkânsızlıklara rağmen, ihanetlere, tuzaklara rağmen tam elli yıl boyunca Rus kâfirlerine kök söktürdü. Binlerce işgalci Rus askeri Kafkasya`nın aşılmaz dağlarında cehennemi boyladı. Ruslar defalarca büyük ordularla Şeyh Şamil ve dostlarının üzerine geldiler. Ama Allah`ın izniyle her defasında destansı bir direniş ve şehadete koşan aslanlarla karşılaştılar. Zelil bir şekilde yenildiler.

O bir sabır timsaliydi. Şeyh Şamil denildiği zaman akla sabır gelir. Sabrın ne olduğunu bize öğretti bu büyük insan. Sabrın, direnişin, adalet ve özgürlük uğruna ölüme koşmanın ne olduğunu ondan öğrendik.

Yüce Allah, kendisine güvenip bağlanan imanlı nice az toplulukların kendilerinden çok daha güçlü, devasa ordularla savaşabileceklerini, zafer kazanabileceklerini buyuruyor yüce kelamında. Yüce Allah`ın bu müjdesinin ete, kemiğe büründüğü, bir fenomen olarak karşımıza çıktığı hareketlerden biridir İmam Şamil`in hareketi. O, nice az topluluğun, iman ve ihlasla donanmak şartıyla nice çok toplulukları yenebildiğinin, bir avuç müminin devasa güce sahip şeytani orduları tarumar ettiğinin ispatıdır.

Bugün İslam Ümmeti tarihinin en mazlum ve ezilmiş dönemini yaşıyor. Bu Müslümanların azlığından, yoksulluğundan, güçsüzlüğünden mi kaynaklanıyor? Elbette ki hayır... Müslümanlar dünya nüfusunun dörtte biri kadar bir kalabalığa sahipler. İki milyar Müslüman yaşıyor yeryüzünde. Belki de tarihin hiçbir döneminde Müslümanlar bu kadar kalabalık değildiler. Müslümanların onlarca devleti var. Dünyayı besleyen zenginlik kaynaklarının büyük kısmı İslam topraklarında… Bugün İslam ümmetine ait topraklarda çıkan petrol dünya halklarını doyuracak kapasitede.

Tüm bunlara rağmen Müslümanlar perişan, aç, sefil, zulüm altında… Neden? Toprakları işgal edilmiş, ülkeleri işgal edilmiş. En mukaddes beldeleri, medeniyetlerinin beşiği sayılan tarihi kentleri, maddi ve manevi zenginlikleri tecavüze uğramış. Mescid-i Aksa, hatta Kâbe, Kudüs, Mekke ve Medine İslam düşmanı rejimlerin, zalim diktatörlerin tahakkümü altında. Birkaç milyonluk terör çetesi israil iki milyarlık İslam ümmetine meydan okuyor, ona zulmediyor, ilk kıblesini işgal altında tutuyor.

Bütün bunlar neden oluyor? Hani az sayıdaki Müslümanlar kendilerinden çok daha güçlü ve kalabalık düşmanları yenebilecekti. Neden yenemiyor? Bu zillet ve zavallılık niçin?

Çünkü az sayıda olmalarına rağmen zafer ve fetih ikliminde yürüyen o yiğit Müslümanlardan değiliz. Şeyh Şamil ve onun dostları gibi kahramanlarımız ya yok ya da çok az. İmanla donanmayı unuttuk. Allah`a dayanmayı, O`na güvenmeyi unuttuk. Allah`ın ipine sımsıkı sarılan, vahdet ve uhuvvet içinde düşmanla savaşan, Allah`ın adını yüceltmek için savaş meydanlarında şehadete koşan, İslam kardeşliğini her şeyin üstünde tutan, Ümmetin kadın ve çocuklarına acıyan, kendilerini insanlığın, mustazaf halkların kurtuluşuna adayan cennet âşıkları olmayı başaramadık. Dünyayı sevdik, dünyaya daldık, kalplerimiz dünya sevgisi hastalığıyla ifsada uğradı, birliğimiz ve kardeşliğimiz yok olup gitti.

İmam Şamil, bize, Müslümanlara, İslam ümmetine kurtuluşun yolunu hayatı ve mücadelesiyle gösteren bir önderdir. Bir insan-ı kâmildir. Ondan öğreneceğimiz çok şey var. Yoldaki işaretleri, kurtuluş ve özgürlüğe götürecek yoldaki işaret taşlarını onun gibi önderlerden öğrenebiliriz ancak.

Şeyh Şamil, `Benim kavgam ne onur kavgası ne de çıkar kavgasıdır! Benim kavgam inanç ve iman kavgasıdır. İnancım için yaşıyor, inancım için gülüyor ve inancım için ağlıyorum" diyen bir adamdır. `İnancım yoksa ben de yokum! İnancım, imanım için ölmek en büyük mutluluktur benim için" diyen bir adamdır Şeyh Şamil. Onun tek bir ideali vardı, o da Kafkasya`ya İslam`ın hâkim olmasıydı"

Biz de dert sahibi olmalıyız. Âlimlerimiz, hatiplerimiz, aydınlarımız, liderlerimiz, Müslümanım diyen her bir ferdimiz dert sahibi olmalı. İslam`ın derdiyle dertlenmeliyiz. Kavga sahibi olmalıyız. Kavgamız, derdimiz, endişemiz İslam olmalı, İslam`ın hâkimiyeti olmalı, İslam`ın şahlanışı olmalı.

Şeyh Şamil gibi derdimizin, kavgamızın inancımız için, imanımız için, dinimiz için, Ümmetin kurtuluş ve vahdeti için, yüce İslam şeriatının yeryüzüne hâkimiyeti için, cahili düzenlerin yıkılışı için olduğunu haykırmalıyız. Ve bunu eylemlerimizle, amellerimizle ispat etmeliyiz.

Şeyh Şamil öyle bir insandı ki İslam şeriatının en küçük bir hakikati uğruna öz annesini, öz evladını bile feda etmekten, gönül rızasıyla, gülümseyerek gaddar kırbaçların altına uzanmaktan çekinmiyordu. Zamanın süper gücünden asla korkmuyor, Allah`ın sonsuz kudretine dayanarak zamanının süper gücünü küçümsüyor, aşağılıyordu. Allah`ın kudreti karşısında sen kim oluyorsun diyebiliyordu. Rusya hiçbir halt edemez diyordu. Ve elli yıl boyunca bu şeytani güce kök söktürerek sözlerinin arkasında duruyor, destanlar yazıyordu.

Ümmet İmam Şamil gibi liderler yetiştirirse eğer, işte o zaman özgürlük ve kurtuluş yoluna girdiğini anlayacaktır. Âlimlerimiz birer İmam Şamil olmalılar ki ümmetin evlatlarını özgürlük ve adalet yolunda harekete geçirebilsinler.

O büyük mücahidi, o özgürlük aşığı devrimciyi rahmetle anarken özgürlük ve adalete susamış genç nesilleri onu tanımaya, onun yolunu yol edinmeye çağırıyorum.

Sadullah Aydın | İnzar Dergisi | Şubat 2018 | 161. Sayı


 
16-02-2018 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.