Toplumsal Dayanışmada Sıla-i Rahim

Mehmet Şenlik

İslam’da insanlar arası ilişkilere önem verildiği gibi özellikle yakınlardan başlayarak anne ve babanın yanı sıra diğer akrabaların da ziyaret edilip gözetilmesi son derece önemli bir prensiptir. Davette dahi evvela onlardan başlanması ve iyilik mülahaza ettiği her konuda onlara rehberlik edip yardımcı olması gereken hukuki ve ahlaki bir görevdir.
Sözlükte ‘sıla’ kelimesi, mastar olup, ulaşmak, kavuşmak, bağ kurmak gibi anlamlara gelir. Rahim ise, acıma, koruma, şefkat manalarına gelmektedir. (İbnü’l Esir, II, 210)

Istılahta ise, yakınlık derecesine göre nesep veya sıhriyet (evlilik) bağı olan akrabalarına karşı, imkân nispetinde maddi ve manevi anlamda faydalı olmak, hizmet etmek, ilgi ve alaka göstermek, daha çağdaş bir ifadeyle yerine göre iletişim araçlarıyla da olsa onlarla irtibatı devamlı hale getirmek gibi anlamlara gelmektedir.

İslam’da insanlar arası ilişkilere önem verildiği gibi özellikle yakınlardan başlayarak anne ve babanın yanı sıra diğer akrabaların da ziyaret edilip gözetilmesi son derece önemli bir prensiptir. Davette dahi evvela onlardan başlanması ve iyilik mülahaza ettiği her konuda onlara rehberlik edip yardımcı olması gereken hukuki ve ahlaki bir görevdir.

Sıla-i rahmi terk etmek, Allah’ın şu açık uyarısını dikkate almamak demektir: “Ey iman edenler; Allah`tan korkun ve akrabalık bağlarını kesmekten sakının. Şüphesiz Allah, sizin üzerinizde gözetleyicidir.” (Nisa, 1)

Allah’u Teâlâ, iyi kullarının vasıflarını sayarken şöyle buyurur: “Onlar ki, Allah’ın gözetilmesini emrettiği hakları gözetirler (akrabalık bağlarını devam ettirir ve iyilikte bulunurlar); Rablerine saygı besler ve kötü hesaptan korkarlar...” (Ra’d, 21)

Kötü kulların vasıflarını anlatırken de şöyle buyurur: “Allah’a verdikleri sözü, kuvvetle pekiştirdikten sonra bozanlar; Allah`ın riayet edilmesini emrettiği şeyleri (akrabalık bağlarını) terk edenler ve yeryüzünde bozgunculuk çıkaranlar; işte lanet onlar içindir. Ve kötü yurt (cehennem) onlarındır.” (Rad, 25)

Sıla-i rahmi gözetmeye teşvik, onu kesenlere de tehdit mahiyetinde Resulullah sallallahu aleyhi vesellemin birçok hadisi şerifi vardır. Bir gün adamın biri Hz. Peygamber`e gelerek: “Ya Resulellah; beni Cennete sokacak bir ibadet söyler misiniz?” diye sorunca Resulullah sallallahu aleyhi vesellem şu cevabı verdi: “Allah’a ibadet eder ve O`na hiç bir şeyi ortak koşmazsın, namaz kılar, zekâtı verir ve
sıla-i rahim edersin.” (Buhari)

“Her Cuma gecesi insanoğlunun amelleri Allah`a arz olunur: her müminin ameli kabul olunur, ancak sıla-i rahimde bulunmayanların amelleri kabul olunmaz.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 484)

“Yoksula yapılan sadaka bir sadakadır. Bu sadaka akrabaya yapılmışsa iki sadaka demektir. Biri sadaka, diğeri sıla-i rahimdir ki bu da sadaka sayılır.” (Tirmizi)

“Akrabalık bağlarını kesip koparan kimse Cennete giremez. Her kim rızkının bol olmasını ve ecelinin gecikmesini istiyorsa akrabalarını görüp gözetsin!” (Buhari)

Gerek ayeti kerimelerde ve gerekse de hadisi şeriflerde bunun, namaz, zekât gibi farz ibadetlerden hemen sonra zikredilmesi, İslam’daki büyük önemini göstermektedir. Âlimlerin cumhuru, sıla-i rahimde bulunmanın vacib olduğunu, bunun, terkedilmesinin ise, büyük günahlardan olduğunu söylerler.

Sıla-i rahim yapmanın birkaç derecesi vardır. En aşağı derecesi akrabalarımıza karşı tatlı sözlü, güler yüzlü olmak; karşılaştığımızda selamlaşmayı, hal-hatır sormayı ihmal etmemek; daima kendileri hakkında iyi şeyler düşünmek ve hayır dilemektir.

İkinci derecesi ise ziyaretlerine gitmek ve çeşitli konularda yardımlarına koşmaktır. Bunlar daha çok bedeni hizmetlerdir. Özellikle yaşlıları zaman zaman yoklayarak, yapılacak işleri varsa onları takip etmek kendilerini son derece sevindirir.

Sıla-i rahmin üçüncü ve en önemli derecesi akrabalara mali yardım ve destek sağlamaktır. Allah’u Teâlâ’nın: “onlar ki akrabaya verirler” müjdesine nail olmaya çalışmak lazım. Bu tür yardımlar hibe şeklinde olabildiği gibi, borç şeklinde de olabilir.

Elbette bu yardımlar herkesten beklenemez. Hasta ve yatalak bir kişiden akrabasını ziyaret etmesini istemek anlamsızdır. Fakir birisinden başkalarına mali yardımda bulunmasını beklemek de yanlıştır. Hakeza zengin, hali vakti yerinde olan bir Müslümanın, sadece ziyaret ve hal-hatır sormakla bu görevi yerine getirebileceği de söylenemez. Böyle birisi için sıla-i rahim, yoksul akrabalarına elinden geldiğince mali destekte bulunmaktır.

Şu halde, yakınları görüp gözetmek deyince, yukarıda belirtilen üç derecedeki yardımdan hangisine güç yetiriliyorsa, onun yapılması anlaşılmalıdır. Yapabileceği görevi yapmamak Müslümanı bu konuda sorumlu kılar. Yukarıdaki ayeti kerimede, Allah’u Teâlâ`nın bu görevi yerine getirmeyenlere yönelttiği lânet ve cehennem tehdidi unutulmamalıdır.

Akrabalarımız, özellikle hala, teyze, amca, dayı, gibi yakınlarımız aileden sayılır. Onları kendi yakınlarımız bilerek davranışlarımızı ayarlamakta büyük fayda vardır. Nitekim Resulullah sallallahu aleyhi vesellem: “Teyze, anne yerindedir, amca da baba yerindedir” buyuruyor. (Tirmizi)

Ziyaretler akrabalar arasındaki sevgi ve muhabbet bağlarını güçlendirir, dargınlıkları sona erdirir. Sevinç ve üzüntülerin karşılıklı paylaşılmasına, sıkıntılara birlikte çareler aranmasına vesile olur.
Özellikle yaşlılar toplumda yalnız kalmadıkları, çevrelerinde kendilerini seven, arayıp soran birilerinin bulunduğu inancı ile kalan ömürlerini huzur ve mutluluk içinde geçirirler.

Sıla-i rahim konusunda dikkat edilecek hususlardan biri de: Karşılık bekleyerek iyilik yapmaktan kaçınmaktır. Sadece görüp gözeten yakınlara karşı sıla-i rahimde bulunmak da doğru değildir. Bilakis unutan, akrabalık bağlarını koparanlara karşı da bu görevi yerine getirmemiz gerekir. “Mademki onlar bunu yapmıyor biz de yapmayalım” düşüncesi hissidir, İslami değildir.

Bu konuda peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem, şöyle buyuruyor: “İyiliğe benzeriyle karşılık veren kişi, tam anlamıyla sılayı görüp gözetmiş olmaz. Hakiki sıla, kişinin kendisi ile ilgiyi kesenleri dahi görüp gözetmesidir.” (Buhari)

İslam’ın temel hedeflerinden biri de insanları geniş bir kitle olarak güçlü bir şekilde bir araya getirmek ve bunu devamlı bir şekilde birtakım vesilelerle dinamik hale getirmektir. Bu bakış, öncelikle aralarında akrabalık ilişkisi bulunan insanları hedefler. Sıla-i rahim ilişkisi farklı şekillerde meydana gelir. Bu ilişki kan hısımlığıyla meydana geldiği gibi, evlilik sebebiyle de gerçekleşebilir. Bu yönüyle ele aldığımızda daha geniş bir boyut kazanmaktadır.

İslamiyet`in ilk yıllarında inen Mekkî ayetlerde, Peygamberimize akrabalık ilişkilerinin gözetilmesi ve bu hususa dikkat edilmesi, ibretle takip etmemiz gereken bir husustur. Peygamberlik vazifesiyle görevlendirilen bir elçinin içinde yetiştiği toplumun bir ferdi olarak akrabalık ilişkilerinden istifade ederek tebliğ ve irşad görevine başlaması en tabii ve en akılcı bir yoldur. Bunun kendisine bir avantaj sağlayacağı muhakkaktır. Bu nedenle Efendimiz aleyhissalatu vesselamın, ilk tebliğ konuşması en yakın akrabalarını toplayıp onlara bir ziyafet vermekle başlamıştır.

Nitekim bütün peygamberler, “Ya Kavmi!” deyip sevimli bir ifadeyle ilk tebliğlerine akrabalık bağını vesile edinerek başlamışlardır. Demek ki, tebliğ ve irşatta akrabalık bağını vesile ederek öncelikli olarak bu hedef kitleden başlamak ayrı bir önem arz ediyor. Zira toplumsal yardımlarda ister maddi isterse manevi anlamda olsun ilk ulaşılacak kimseler yakın akrabalardır.

Sosyolojik olarak her toplumda düzen ve ahenk en öncelikli mesele olarak kabul edilir. Bunu bozan insanlar toplumun tabiatına aykırı düşer ve her ne şekilde olursa olsun kınanır ve dışlanır. Biz Müslümanlar hem ferdî olarak inanç ve davranışlarımızın, hem de iyi bir topluma üye olmuş olmamızın mükâfatını dünyada da ahirette de göreceğimize inanırız.

Sonuç olarak Sıla-i rahim, dini bir vecibedir. Akrabalar arası birçok problemin halledilmesinde çok önemli bir dinamizmdir. Kişiye hem ferdî hem de toplumsal olarak birçok getirisi vardır. Bu vesileyle en azından akrabalarımıza karşı tatlı sözlü, güler yüzlü olmak, karşılaştığımız zaman selamlaşmayı hal hatır sormayı ihmal etmemek, daima kendileri hakkında iyi şeyler düşündüğümüzü ima etmek ve ihtiyaç durumunda yardımlarına koşmak gerekir. Özellikle yaşlıları zaman zaman arayarak, yapılacak işleri varsa onları takip etmek kendilerini son derece sevindirecektir.

Üzülerek ifade etmek isterim ki, son dönemlerde toplumumuzda kaybolmaya yüz tutan değerlerimiz arasında bir de sıla-i rahmi görmekteyiz. Akrabalar arası ilişkiler son derece zayıflamış yeni yetişen nesil artık birbirlerini tanımaz hale gelmiştir. Sosyal, ekonomik ve kültürel ne tür problem olursa olsun bu vecibe ihmal edilmemelidir. Bilmemiz gerekir ki, Rahmete mazhar olmak yine Rahman’ın arzu ettiği işlere bakar.

Sıla-i rahmi hakkıyla gözetenlerden olmanız dileğiyle.

Mehmet Şenlik / İnzar Dergisi – Şubat 2017 (149. Sayı)
 
06-02-2017 0 Yorum

Yıldız imi (*) ile işaretlenmiş alanlar gereklidir.